İŞTE O YAZI Türkiye’de Alevi ler ‘tek parça’ değil. Kendi içlerinde bölünmüş durumdalar, değişik örgütler tarafından temsil ediliyorlar.
Yeni de değil bu bölünmüşlük.
Yıllardır böyle...
Ama şimdi bir değişiklik var.
Bugün artık birbirlerine kulak vermeye başladılar.
Bir başka deyişle:
Diyalog kurabiliyorlar!
Hem birbirleriyle...
Hem de siyasal iktidarla...
Olumlu bir gelişme bu.
Sorunların çözümü konusunda, en nihayet tek taraflı olmayan bir arayış yaşanmaya başladı siyaset sahnesinde.
Bunun adı Alevi açılımı.
Dün Ankara’da Devlet Bakanı Faruk Çelik’in başkanlığında toplanan Alevi Çalıştayı’nın konusu sorun ların çözümüne ilişkin bir yol haritası çizebilmek...
Evet, çetrefil bir iş bu.
Bir yandan devlette yer etmiş, derinliği olan bir zihniyet, öte yandan Alevi lerin kendi içlerindeki bölünmüşlüğün yarattığı engeller söz konusu...
Kimi Alevi lerde solculuk, demokratlık ağır basıyor.
Kimileri devletçi, Atatürkçü.
Kimileri İslami kesimlerle uzlaşmaya yatkın.
Kimileri AKP içinde...
Farklılıklar doğal.
Ama ortak noktalar da var, özetlenebilir:
Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması... Zorunlu din derslerinin kaldırılması... Alevi leri dışlayan resmi zihniyet, söylem ve uygulamalara zamanla son verebilecek adımların atılması...
Ama aynı zamanda Alevi ler arasında mesela Diyanet İşleri’ne ilişkin farklı bakış açıları varlığını sürdürüyor. Bazı Alevi örgütleri, laik devlette Diyanet’in yeri olmadığını savunuyor.
Bunun gibi, Alevi dedelerinin devlet tarafından maaşa bağlanması konusu da tartışmalı. Kimi istiyor, kimi karşı çıkıyor. Anlaşmazlık, laiklik anlayışından kaynaklanıyor.
Ya da örneğin türban yasakları, Kürt ve Ermeni sorun ları ile ilgili olarak da Alevi ler arasında farklı yaklaşımlar dikkati çekiyor.
Bütün bunlar gerçek.
Ama bir gerçek daha var.
Alevi dünyasında bir süredir fikri bir olgunlaşma yaşanmaya başladı.
Geçmişte çatışma yaratan ayrılıkların bugün artık törpülenmesine ve bazı uzlaşma noktalarının yakalanmasına yönelik ciddi arayışlar uç vermiş durumda.
Bunlar umut verici işaretler.
Kısacası:
Çatışma değil diyalog...
Fanatizm değil uzlaşma...
Farklılıklarla birlikte yaşamayı öğrenmekten geçiyor barış yolu. Korku ve önyargıları aşmadan huzur olmaz ki.
Alevi ler çok çekti bu topraklarda. Büyük haksızlıklara uğradılar. Çok uzun zamanlar baskı altında yaşadılar.
Kimlikleri inkar edildi. İnançlarını özgürce yaşamaları ne yazık ki yıllar yılı kösteklendi.
Türkiye’ye birinci sınıf demokrasi ve hukuk devletini çok görenler, Türkiye’de darbe düzenlerini kalıcı kılmak isteyenler bu ülkede yıllar yılı Sünni- Alevi çatışmasını körüklediler. Alevi ler bu yüzden kıyımlar yaşadı Anadolu’da...
Bütün bu acılardan, bütün bu kopuşlardan sonra artık barış zamanı!
Hepimiz olgunlaşmak zorundayız!
Bu nedenle, Ankara’da dün toplanan Alevi Çalıştayı’nı önemsiyor, başarılı olmasını diliyorum.