Bilimden Uzak Siyaset... Kültürden Kopuk Eğitim... Sanattan Yoksun Yaşam...
Bir toplum için en büyük felaket budur.
Bu büyük güç bir toplumdan uzaklaştığı zaman o toplum artık bağımsız olamaz.
Bilimden uzak siyaset.
Bugünün siyasal iktidarı bir “inanç temelli siyaset iktidarıdır”.
Kitleleri böyle yönetiyor.
Kitleler gün geçtikçe “inanç temelli yaşam” etkileşiminde.
Açığa çıkan yolsuzluklara “iftira” diye bakıyor.
Yapılan yanlışlara hiçbir eleştirisi yok.
Sadece “bizden mi, onlardan mı” ayrımına dayalı bir karar verme işlemi.
Bu yola girildiği zaman Darwin de sürülür, Kopernik de reddedilir.
Her türlü bağımlılık kabul edilir, rahatlatır, istenir.
Kültürden kopuk eğitim.
Salt test çözerek başarmaya odaklanmış bir eğitim.
Düşünmenin öğretilmediği.
Eleştirinin dışlandığı.
Bilginin ezberlemek sanıldığı.
Mantığa dayalı bilim dallarında başarısızlığın “normal” sayıldığı.
Kitap okumanın zaman kaybı yerine konduğu.
Kültür geçmişinin artık adının bile duyulmadığı.
Bir meslek kazandırma eğitimi.
Hiçbir mesleğin, iş güvencesinin olmadığı bir ortam.
İş bulmanın “bağlılık ve yandaşlıkla olmasının” olağan sayıldığı bir toplum.
Bu eğitimle buraya gelinmenin kimseyi irkiltmediği bir duyarsızlık.
Sanattan kopuk yaşam.
Her türlü sanatı eğlence sanan, eğlence yapan, eğlence olunca ilgilenen bir anlayış.
Müzik kültürünü sahne gösterilerine indirgeyen bir basitlik.
Klasik çoksesli müziği matemlere yakıştıran bir cehalet.
Müzisyeni gösteri şovmeni yapan bir görgüsüzlük.
Tiyatroyu güldürüden ibaret sanan bir yüzeysellik.
Komedinin esprisini anlamakta zorlanan bir zihinsel tembellik.
Sanatı kafa boşaltma aracı yerine koyan bir aymazlık.
Düşünmeyi “kafayı üşütmek” olarak algılayan bir bağnazlık.
Bilimin, kültürün, sanatın dışlandığı bir toplum olmak mı?
HAYIR dememiz gereken budur.
Erdal Atabek