You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Benim Sesim Anadolu’nun Bağrından Geliyor

Benim Sesim Anadolu’nun Bağrından Geliyor

Posting Freak
Benim Sesim Anadolu’nun Bağrından Geliyor
Cumhuriyet
10.11.2009
MALİYECİ GÖZÜYLE / MUSTAFA PAMUKOĞLU

Onun Sesi Batı’dan, Benim Sesim Anadolu’nun Bağrından Geliyor

İflas etmiş ve batırılmış bir imparatorluktan doğan Anadolu’yu da bugün parçalama peşinde olanların hesaplarını görmek için, sadece Osmanlı’nın son dönem ekonomisine bakmak bile yeterlidir.

Sultan Abdülaziz’in dünyanın ikinci büyük donanmasını dış borçlarla finanse ederek kurarken, bu donanmayı nerede kullanacağını, Akdeniz’de sıkışan bu donanmanın Haliç’te çürümeye terk edileceğini hesap edememesi, asker, siyaset ve para üçlemesinde Osmanlı yönetiminin son yıllara özgü hesapsızlığının en çarpıcı örneği idi. Tütün Rejisi nedeniyle Balkan Savaşları yenilgisi ardından düşmanın çekildiği Edirne’ye gönderilecek askeri birlik için bile para yoktu ve bunun için Reji İdaresi’nden borç alınmıştı.

Dünya ticaret hacmi 1800’de 320 milyon lira,1860’ta 1.450 milyon lira, 1913’te 8.360 milyon lira iken Osmanlı İmparatorluğu’nun nispi payı yüzde 1 bile değildi. 1914 yılında Osmanlı tam anlamıyla bir tarım ülkesi olup Batı’ya göre ekonomik olarak çok geri kalmış durumda idi. Kişi başına gelir, Batı Avrupa’da 170 dolar, Çarlık Rusyası’nda 68 dolar, Osmanlı İmparatorluğu’nda 44 dolardı. Geri kalmışlığın içsel nedenleri arasında girişim fikrini baltalayan eski sistemin hüküm sürmesi yer alıyordu. Ülkeyi yerel pazarlara bölen iç gümrükler geniş bir piyasanın oluşmasını engellemiş ve bu nedenle de büyük sanayi 1873 yılına kadar kurulamamıştı. İş hayatına yöneltecek eğitim sistemi yoktu. Dış nedenler içinde ise en büyük yeri, emperyalizmin olumsuz etkileri almakta idi. Emperyalizm dış rekabeti ortadan kaldırmıştı. Osmanlı pazarı her yöne açık ve zayıf bir durumda idi. Bu cılız pazarda deneyimsiz kuruluşların gelişmesi mümkün olamadı ve milli burjuvazi oluşamadı.

Temmuz 1915’te kâğıt para basıldığında 1 Osmanlı lirası ile satın alınan bir birim mal, savaşın üçüncü yılında ancak 5.50 lira ile satın alınabiliyordu. Milli gelirden en az pay alan İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri Kurtuluş Savaşı’nı finanse edecekti ki vergileri sağlayacak kaynaklar bu bölgelerde yoktu. İstanbul halkına ekmek sağlamak için 3 milyon liralık ek ödenek isteği 18 Aralık 1918 günlü Meclis oturumunda istendiğinde, Sinop Milletvekili Fehmi Efendi’nin şu sözleri o günün acı gerçeklerini ve vahametini ortaya koyuyordu “...Efendiler, rica ederim, başkent ne demektir? Hükümet merkezidir, değil mi?Burada yaşayanlar aç kalma tehlikesiyle karşı karşıya iseler, bu milletin asıl fedakâr ve çilekeş kitlesi olan Anadolu halkının büyük çoğunluğu yıllardır açtır, sefildir. Köylerde ancak dullarla tüyü bitmedik yetimler, sakat ihtiyarlar çalışmaktadır.”

Osmanlı 1854’ten itibaren mali sorunlarını hep dış borçlanma ile çözmeye çalışmış ve dış borçlanmayı geleneksel maliye politikası haline getirmiştir. Her dış borçlanmanın iç gelir kaynaklarının teminat olarak gösterilerek alınması nedeniyle, iç kaynaklar ve varlıklar üzerinde yabancının etkisi artmış ve nihayetinde Düyunu Umumiye ve Tütün Reji İdaresi gibi yabancı kuruluşlar kurularak devletin gelirleri yabancılara terk edilmiştir. 19 Mayıs 1919 tarihinde dış borçlanma stoku 303.7 milyon lira idi. 42 kez alınan dış borç toplam tutarı 402 milyon lira olup bunun yüzde 60.4’ünü oluşturan 243 milyon lirası ancak Osmanlı yönetimine geçmişti. Ayrıca her 100 Osmanlı lirasının ancak 16 lirası yatırımlara harcanmış, gerisi verimsiz harcamalara tahsis edilmişti.

Özetle Birinci Dünya Savaşı sonunda Anadolu’da Osmanlı’dan miras kalan, yıkıntı, açlık ve yoksulluktu. Peki, şimdi ne var? Bu yıkıntıdan Anadolu’yu alıp çıkaran büyük Mustafa Kemal’in yıkılması için her türlü çaba var. Onun tarihten siliniş özlemi var. Ama bir şey daha var. “Nefes” filminde gördüğümüz gibi kırılmış(!) Atatürk büstünü eline alıp “Kırılma bize Atatürk” diyecek binlerce askerimiz var.

Ama unutmayalım: “Yurdun korunması askersiz olmaz/Asker parasız toplanamaz/Para yurt mamur olmadıkça kazanılamaz/Yurt imarı, iyi siyaset olmadıkça mümkün olmaz/Siyaset ise adaletten başka bir şeye dayanamaz.”

Sen rahat uyu Mustafa Kemal... Seni bugün tarih sahnesinden silmek isteyenleri ve Batı’dan ses verenleri, Anadolu’nun bağrından çıkan ses boğacak ve Anadolu parçalanmayacaktır.
Sana söz veriyoruz…

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.