You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ben soysuzum, sen soysuzsun, o soylu

Ben soysuzum, sen soysuzsun, o soylu

Posting Freak
Ben soysuzum, sen soysuzsun, o soylu
Mehmet Ali Kılıçbay yazdı..


Türkiye’de yaşayan insanların büyük çoğunluğu, yazıya, arşive, belgeye dayalı değil de, neredeyse tamamen sözel bir kültürün içinde yer aldığı için, efsaneler çok kolay üremekte ve bunlar, inananlarının çokluğundan ötürü gerçeklerin kendilerini göstermelerinin önünü tıkamaktadırlar. 27 Nisan 2007’de Akşam gazetesinde Elif Aktuğ imzasıyla yayınlanan, “Çemberlitaş hamamı ve saraylı babaannem” başlıklı yazıdan küçük bir alıntı, bu olguyu açıklar niteliktedir: “Saraylı olmasıyla övündüğüm, her davranışı ve hareketiyle, düzgün Türkçesi ve dahası mağrurluğuyla, Kraliçe Elizabeth’den daha bir havalı olan İstanbullu babaannem Vasfiye Hatunoğlu (babaannem bana altı yaşına kadar beyaz eldiven giydirmiştir, ne sandınız, kendimi prenses zannetmem boşuna değildir)…”.
Saraylı, varlığını 1960’lara kadar sürdüren kılıç artığı bir insan kategorisidir. Cumhuriyetin ilânı ve saltanatın kaldırılmasıyla, Osmanlı sarayında cariye, uşak, aşçı, bahçıvan vb konumundaki birçok insan, kent halkının içine karışmak zorunda kalmış ve bunlar kendilerini “saraylı” olarak adlandırarak, sözüm ona bir “soyluluk” pâyesi edinmeye çalışmışlardır. İçlerinden talihli birkaç tanesi iyi evliliklerle canını kurtarmışsa da, çoğu İstanbul’un fakir mahallelerinde zor bir hayat sürdürmüş ama “saraylı” unvanıyla mahalle halkına üstünlük taslamış, mahalle de ona çoğu zaman bu garip aristokratçılık oyunundan ötürü “deli saraylı” etiketini yapıştırmayı ihmal etmemiştir.
Zaten Osmanlıda hiçbir zaman bir soyluluk olmamıştır. Padişahlar bile, babalarıyla nikâhlı olmayan cariyelerden (köle) doğmuşlardır. Tüm devlet görevlilerinin kaderinin padişahın iki dudağının arasında olduğu ve servetlerin her an müsadere edilebildiği bu sistemde, elbette soyluluğa benzer bir şeyin oluşması imkânsızdı.
Ama saray ortadan kalktıktan sonra, her ne şekilde olursa olsun bir süre sarayda bulunmuş olmayı halkın geri kalanına ayrıcalıklı bir soyluluk olarak yutturmaya çalışan zihniyet, bugün de ne yazık ki çeşitli biçimlerde karşımıza çıkmaya devam ediyor. Bunun en tipik göstergesi, özellikle havaalanlarındaki VIP uygulaması. Sadece Atatürk Havaalanından yılda 200 binin üzerinde VIP yolcu geçiyor. Türkiye’deki bütün havaalanları, limanlar ve garlar hesaba katıldığında, bu rakam yılda bir milyonun iyice üstüne çıkıyor.
Oysa dünya uygulamasına bakıldığında, VIP bir yer hizmetidir, uçağı kapsamaz. Yani VIP’ten geçen yolcular önde oturmaz, ayrıcalıklı ikram almaz, bunlar için first veya business class bileti almak, yani daha fazla para ödemek gerekir. Üstelik VIP hizmeti paralıdır. İngiltere’nin 17 havaalanında VIP’ten yararlanmanın bedeli 16,5 pound’dur. ABD’de ise, “VIP pass” denilen biletler özel firmalar tarafından satılmakta ve istenilen hizmete göre fiyatları 12-50 dolar arasında olmaktadır. Fransa, İsveç gibi daha eşitlikçi ülkelerde ise hiçbir VIP uygulaması yoktur.
İstanbul’a gelen, İngiltere’nin AB’den sorumlu bakanı Chris Bryant’ın, VIP’ten değil de olağan salondan geçmesi şaşkınlık yarattı. Bu şaşkınlığa şaşıran Bakan, “İngiltere’de biz VIP kullanmıyoruz. Biz zaten halkın içindeyiz” dedi. Haklıydı, çünkü Çok Önemli Kişi anlamına gelen VIP kavramının içine, bizde olduğu gibi binlerce memur değil, yalnızca devlet başkanları, ünlü sanatçı, sporcu, iş adamı gibi kişiler girer. Yani Güler Sabancı, Orhan Pamuk veya Türkân Şoray gibileri, başta ABD olmak üzere tüm Batı aleminde VIP sayılırken, bizde yeşil pasaport bile alamazlar. Bizde eski milletvekillerinin çocukları bile VIP olurken, Batılı ülkelerde Başbakan bile VIP değildir. Daha da kötüsü, dünyaca ünlü Yaşar Kemal’in veya Tarkan’ın yeşil pasaportu yokken, her nasılsa 1. dereceye gelmiş bir ayniyat kâtibinin olabilmektedir.
]Soyluluğu olmayan ve hiç olmamış bir ülkenin, vergi mükelleflerinin sırtından bir “devlete mensuplar soyluluğu” yaratmaya çalışması acı veriyor.
'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'


[Resim: image.php?type=sigpic&userid=470&dateline=1289541562]
Posting Freak
Ben soysuzum, sen soysuzsun, o soylu
Burasi Türkiye ne istersen var.Ayirimlar ülkesi eşitlikler ülkesi değil.
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size


PİR ZÖHRE ANA

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.