You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

'Ben hep Aleviydim'

Posting Freak
'Ben hep Aleviydim'
Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan önemli açıklamalarda bulundu.



[Resim: 2.gif] Posta gazetesi'nden Berivan Tapan, Aleviliğin Değişen Yüzü başlıklı yazı dizisinde bugün Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan 'ı konuk etti. Doğan önemli açıklama larda bulundu.

İŞTE O RÖPORTAJ

CEM Vakfı Genel Başkanı
İzzettin Doğan , AKP'nin okullarda okutulmak üzere kendisine hazırlattığı Alevilik ders kitabını anlattı. Doğan, bazı Alevi kesimlerce AKP'ye yakınlığı yönündeki eleştirilere de yanıt verdi: "Ben ne CHP'liyim ne de AKP'liyim. CHP, Alevilerin talepleri noktasında hiçbir zaman öne çıkmadı. Buna rağmen bütün Aleviler gibi benim oyum da CHP'ye gitti"

Cem Vakfı Genel Başkanı izzettin
İzzettin Doğan ile Alevilerin değişim sürecini, kendisine yönelik eleştirileri ve Alevilik ders kitabını konuştuk.

Değişen dünya ile birlikte Aleviler de değişiyor. Peki, inançlar da mı değişiyor?

Bugün insanlar artık eskisi kadar inançlarına sahip çıkmıyorlar. Bazı Dedeler de kendilerini maddi alemin çekiciliğine kaptırabiliyor. Ama bu gidişatın, çoğalmanın doğal sonuçlan. Oysa toplumlar neyi kaybettiklerinin farkına büyük badireler atlatınca vanyor. Örneğin dünya Sovyetler Marksist-Leninist düşüncenin etkisi altına girdiğinde Türkiye'de devleti yönetenler dini konularda abartıya gitti. Bu abartı, yüzbine yaklaşan cami, yüzbinlerce Kuran kursu, yüzbini aşan Diyanet İşleri kadrosu, 600'ün üzerinde imam hatip okulu ve bütçeden ödenen milyarlarca dolar para ile kendini gösterdi. Devlet, o dönem 'toplumda dini egemen kılarsanız Marksizm daha zor girer' düşüncesindeydi. Bu, Türkiye'de çarpık bir din anlayışını doğurdu. Bu durum da ülkeyi Sünni radikal İslam anlayışına doğru sürüklemeye başladı ve ülkenin laik yapısını tehdit eder noktaya geldi.

Bu durumun Alevilerde yankısı ne oldu?

Marksist teorilerin o dönem her şeyi madde ile açıkladığı propagandalan ister istemez Dedeleri de tedirgin etti. Dedeleri 'sömürücü' gibi göstermeye başladılar. Dedeler, 'halka hizmet eden, onun yaralarını saran insanlar' olarak değil 'saz çalan, vaaz veren, üç beş kuruş para toplayan insanlar' gibi sunuldular. Bu da Dedeleri itmenin, toplumdan dışlamanın da kaynağını oluşturdu. O dönem komünist düşüncelerin etkisiyle Alevileri dinden imandan uzaklaştırmak için Dedeleri kötülemeleri sonucunda Aleviler kendi inançlanyla ilgili bilgileri gerektiği gibi alamadılar.

'Mum değil 'elektrik söndü'

Kentlerde Alevilerin durumu için ne söylenebilir?

Göçle birlikte en büyük travmayı Aleviler yaşadı. Alevi toplumu özellikle kentlerde kendi değerlerine doğru değişti. Bu ilginçtir. Bir anlamda 'aslına dönüş' var. Kentlerde Alevilerin ve Sünnilerin ilişki haline geçmesinin altında Aleviliğin tanınmaya başlanması yatıyor. Son 20 yıldır televizyondan, radyodan her perşembe yaptığımız canlı yayınlarda cemevlerinin içini, orada yapılan ibadeti gösterdik. Bu da Aleviliğin tanınması sürecinde çok etkili oldu. Böylece Sünni kesim de 'mum söndü' gibi iftiralann tamamen yalan olduğunu anladı. Devlet bu tür iftiralan, belki de Aleviliğin o güzel yanlarını Sünni kesimden saklamak, Sünnilerin Alevi olmasını önlemek için uydurdu. Eskiden mum vardı tabii, şimdi artık lambalan söndürüyoruz. Buna artık 'elektrik söndü' desinler.

'İbadette erkeğin gözü kaymaz mı?'

Ama asıl Alevileri Sünnileştirmeye çalıştığınız söyleniyor. Bu eleştiriye ne diyorsunuz?

Bunu cahiller söyler. Ateizmi, Aleviliğe mal etmeye çalışıyorlar. Bu olsa olsa fanatik bir Sünninin görüşü olabilir. Ancak bir Sünni, Aleviliğin Sünni kesim içinde yayılmasını engellemek için bunu söyleyebilir. Bu Aleviliği yanlış tanıtmak, Tannsız bir inanç gibi sunmaya çalışmaktır. Büyük Alevi düşünürleri yüzyıllardır insan ile Tann'nın birlikteliğini savunmuş. Bunu da Kur'an'ın bir ayetine dayanarak yapmışlar. Ayette, 'Seni kendi özümden yarattım' diyor. Yani 'Aleviyim' demekle olmuyor.

Bunları bilmek gerekir. Alevilik, insan ile Tann'nın en çok özdeşleştiği İslami bir inanç biçimidir. Bunu böyle kabul eden Sünni de Alevidir. Alevilik, Kur'an'ın hayata geçirilmesidir. Bazı kendini bilmezlerin İslam'ı şekilciliğe boğması bugünkü bu temel yanılgının nedenidir. Alevilik, göçebe topluluklannın benimsedikleri Kuran yorumudur.

Bir Diyanet İşleri Başkanı bana, "Kadın erkek yan yana ibadeti de hoş değil, insanın gözü kaymaz mı" demişti. "Eğer sen o düşünceyle gelirsen kayar" diye yanıt vermiştim. Çünkü ceme Tann ile buluşmaya gelirsin. Orada kadın da erkek de değilsindir.

'Ben hep Aleviydim'

AKP'ye yakın durduğunuz yönünde de eleştiriliyorsunuz. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

İnsanlar öyle şartlandı ki ya sağcı olacaksın ya solcu. Ben hayatımda hiçbir zaman sağcı da solcu da olmadım. Ama hep Alevi oldum. Öğrencilik yıllanmda da ne sağcı gruplara girdim ne de solcu. Orada da yine Aleviydim. Ben gerçeğin orta yolda olduğuna inananlardanım. Siyasi anlamda da orta yolu savundum. Roma Hukukunda da bu söylenir 'Gerçek, orta yoldadır'. O anlamda ben ne CHP'liyim ne de AKP'liyim. Düşünün CHP, Alevilerin talepleri noktasında hiçbir zaman öne çıkmadı Ama buna rağmen bütün Aleviler gibi benim oyum da dahil CHP'ye gitti.

AKP'nin verdiği iftar yemeklerinin birincisine katılmadınız. İkincisine katıldınız. Ne değişmişti?

İlk yemeğin daveti geldiğinde "Başbakan ile yalnızca yemek mi yiyeceğiz yoksa Alevilerin sorunlannı mı konuşacağız" diye sordum. İkisinin de olacağı iletildi. Ama daha sonra Tayyip Bey, böyle bir konuşma yapmaktan kaçındı. Ben de katılmadım, ikincisinde ise durum farklıydı. Yemekten önce Dolmabahçe'de karşılıklı bir toplantı yaptık ve bazı noktalarda taleplerimizin karşılanacağını öğrendik. O yüzden de ikinci yemeğe katıldım. Önemli olan katılma nedeniydi benim için.

Başbakan Erdoğan ile yakınlığınız da çok göze batıyor. Neden Alevilik ile kitap hazırlamak için size gelindi?

Daha önce başka Alevi kurumlanyla böyle bir ilişkiye girmeyi denediler. Ama dikkate alınmadılar ve bize döndüler. Ben de bu teklifi makul karşıladım.

Sizce bunlar samimi girişimler mi?

Siyasetçide samimiyet aramamak lazım. Talepler karşılanıyor mu karşılanmıyor mu ona bakmak gerek. Siyasetçi bugün vardır yann yoktur. Ama kurallar kalıcıdır. Bu taleplerin kurallara bağlanması gerekir. Bunu yaparken dostça mı, kardeşçe mi, düşmanca mı davranmış bunlar önemli değildir.

Alevilik ders kitabı ne aşamada?

Kitap çalışmasını bitirdik. Aleviliğin ustası kişilere de okumaları için gönderdik. İlahiyat kökenli kişiler, pedagoglar, psikologlarla birlikte çalıştık. 3 Haziranda da hükümetle ilk çalıştayı yapacağız. Başbakan, önümüzdeki öğretim yılında bu kitabın okutulacağı sözünü verdi. Tabii bu dersi okutacak Dedelere de ihtiyaç var. Ama sayılan bunun için yeterli değil. Bana bıraksalar ne Sünni ne de Alevi diye bakmam yalnızca edebiyat ve felsefe öğretmenleri tarafından okutulsun isterim.

Çoğunluğunu Alevilerin oluşturacağı bir siyasi partiye nasıl bakıyorsunuz?

Geçmişte Necmettin Erbakan da Sünniliğin partisini kurdu. Onun karşısına Aleviliğin partisini kurmakla sonuç alınmaz. Bu Aleviliğin istisman olur. Bunu Alevi partisi gibi göstermemek için de kamufle etmek adına başka bir şey diyebilirsiniz. Erbakan da 'Sünniliğin partisini kuruyorum' demedi sonuçta. Elbette Aleviler taleplerini karşılamak için siyasal zeminde de bir araya gelebilirler. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Ama biz hükümete de bu anlamda "Yanlış yapıyorsunuz, Alevi Sünni aynmı yapıyorsunuz" diyoruz, baskı kurmaya çalışıyoruz.

'Sünni oylarını kaybederiz'

Diyanet'in kaldırılması talebine nasıl bakıyorsunuz. Bu bir hayal mi?

Ben rahmetli Bülent Ecevit'e de Tansu Çillere de Mesut Yılmaza da söyledim bu talebi. Ama bana Diyanet'i aşamadıklarını söyledi. Bir tek Süleyman Demirel daha açık bir ifade kullandı: "Bunu yaparsak Sünni oylannı kaybederiz. Önce halkı hazırlamak gerek." 1997 yılında Hacı Bektaş şenliklerinde Ecevit ve Yılmaza "Bana artık kapalı kapılar arkasında sözler vermeyin, ne söyleyecekseniz halkın önünde söyleyin, güvenemeyecek hale geldik" dedim. Onlar da kabul ettiler ve Türkiye tarihinde bir dönüm noktası olan o konuşmalan yaptılar. "Bundan böyle din hizmetlerine bir pay aynlacaksa ki bu pay 2 milyar dolardır halka eşit şekilde bölüştürülerek dağıtılacak" dediler.

CEM Vakfı'nın açılımı aslında Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı. Ama bu çok da bilinmiyor. Baştaki amacınız bir eğitim vakfı mı kurmaktı?

Hayır, Alevi anlayışını su yüzüne çıkarmak amacıyla kuruldu. Ama açılımının 'Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı' olmasının da bir anlamı var. Şöyle ki, Aleviler, cumhuriyetin kumlusuna büyük destek verdiler. 10 bine kadar burs verdiğimiz öğrenci oldu. Ama bu yalnızca vakfın faaliyetleri arasında yer alıyor, hedeflerinden biri değil.

Posting Freak
'Ben hep Aleviydim'
dogrusun izettin.sen Alevi idin.$imdi ise.........Cool
YESILDIR GÖKYÜZÜNDE GÖRDÜGÜN GÜNES
SICAKLIGI SENI,HAKIKATI BENI YAKAR...


"ZAMANA ZAMAN EVLIYASI"
Bir sıfatı Allah olan
Bir sıfatı Ali inan
Bir donu var Şahımerdan
Duyanlara Helal Olsun

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.