You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Bektaşilik ile Hristiyanlık arasında ne ilişki var?

Bektaşilik ile Hristiyanlık arasında ne ilişki var?

Posting Freak
Bektaşilik ile Hristiyanlık arasında ne ilişki var?
Alevi çalıştaylarının ortaya çıkardığı tartışmalı sonuçlar; bütün tarihleri boyunca, ’Sünni İslam’la bağdaşmamayı başarmış bir dizi, heterodoks inanış, fırka (secte) ve cemaati İslam içinde eritmeye-tek tipleştirmeye yönelik kaygının ifadeleridir.

Çalıştay raporlarında, ’Çerçevelendirme Sorunları’ alt başlığında, Alevilik şöyle tanımlanıyor;
’Aleviliğin İslam üst başlığı altında ’Hak-Muhammed-Ali’ kavramları etrafında oluşan bir inanç ve erkan yolu olduğu konusunda tam bir uzlaşma sağlanmıştır.’
Rapora göre, Alevilik, kendi şahsına özel farklı bir inanış/felsefe veya din olarak tanımlanmadığı gibi bir mezhep olarak da adlandırılmıyor. Aleviliğin kendini çerçevelendirme, İslam içinde ’makulleşme’ gibi sorunlar yaşadığını düşünmüyoruz. Alevilik gibi bir inanışı ve ona yakın kurum, fırka(secte) ve tarikatları ’İslam içi’ tanımlamak, bu inanışı ve ona yakın bütün oluşumların sahiplerinin yüzyıllarca gördüğü zulm ve inkarın bir daha ikrarıdır.

Anadolu’daki kadim inanışlar (Hıristiyanlık öncesi), Doğu Hıristiyanlığının heretic tezahürleri ile Horasani ve Türki (Asyatik) dini ritüeller zaman içinde harmanlanmış, Anadolu Aleviliği, İslam’la buluşmadan çok evvel bu günkü form ve ritüellerini kazanmıştı. Nitekim, Anadolu’ya İslam’ın gelişi ile beraber, heretic Hıristiyanlık ve antik dinlerin mensuplarının zaman zaman İslami bir cila altında eski din ve kimliklerini koruduklarını biliyoruz. A.Yasar Ocak’ın da belirtmiş olduğu gibi; Anadolu’da Hıristiyanlığın Heterodoks inanışları, İslam’ın kabulünden sonra da İslam’ın Heterodoks kanadını oluşturdular.
Selçuklu ve Osmanlı Devletleri, resmi Sünni din (Şeriat ve Sünnet) hususunda tavizkar görünüme sahip değilken, Alevilik ve Bektaşiyyenin de aralarında bulunduğu heterodoks inanç ve tarikatlar, kadim inanç bakiyelerine yakınlık duymaktan asla çekinmemişlerdir. Hatta, Anadolu Aleviliği ve Bektaşiliği oldukça verimli bir bağdaştırmacılık (Syncretisme) ile Şeriat ve resmi dinin (Sünniliğin) tamamen reddi ile kendilerini koruyabilmiş, kurum ve inançlardır.(...)
Özellikle Bektaşilik, İslamiyet’ten daha çok kendisini Hıristiyanlığın kardeşi olarak addetmektedir.

Hıristiyanlık ve Bektaşilik İlişkileri:
Herhangi bir Bektaşi hareketi, Müslüman ve Gayri Müslüman’a karşı bir fark gözetmez. Gayri İslam dinlere mensup olanlar da Bektaşiyye’ye kabul edilirler. Bu yasanın Bektaşilikte nasıl işlediğine dair bir örnek verecek olursak; 19. yüzyılda, Antonaki Varsamis isminde bir Rum, Bursa vilayetinde mahalli bir Bektaşi locasının reisi olmuştur. Antonaki Varsamis, önemli ve ciddi nüfuza malik bir Bektaşi’ye ait büyükçe bir araziyi satın alınca, hem tekkenin reisi olmuş hem de‚ Al Nabi Dostu, Muhib (Dost)’ gibi unvanlarla anılmıştır.
Diğer bir örnek ise; Arnavutluk’taki birçok Bektaşi tekkesinde, Hıristiyanlar bulunmaktadır. Onlara tarikatın sırları ifşa edilirken, bunun karşılığında dinlerini feda etmeleri istenmemiştir. Hem Hıristiyanlık ibadetlerini hem de Bektaşi ritüellerini birlikte yaparlar.
Şeyh Bedreddin İsyanından kalma rivayet-vesikalarda, Hıristiyanlar arasında da propaganda yapıldığı anlatılıyor. Bu isyanın, kısmen dini kısmen de içtimai bir hareket olduğunu biliyoruz. Şeyh Bedreddin taraftarları, isyan sırasında dini anlamda Bektaşi, Hurufi ve bir takim heterodoks Hıristiyan fırkalardan en büyük desteği almışlardı. Rivayet odur ki, Hıristiyanları bu isyana davet eden bizzat Şeyh Bedreddin ve Bektaşiyye tarikatıdır.
Bektaşiler, her zaman Hıristiyanlarla çok iyi diyalog kurmuşlar, Hıristiyan müritleri sevk ve vecd ile karşılamışlardır. Hıristiyan dinin, hakk din olduğunu söylemeyen-inkar eden Müslümanların asil kendilerinin dinsiz olduğunu savunmuşlardır.

Bektaşilikteki Hıristiyan Unsurlar:
Bektaşiyye tarikatındaki Hıristiyan unsurlar, kısmen Bektaşilerin Anadolu’daki Hıristiyan selefleri, kısmen de tarikata kabul edilmiş Hıristiyan gruplardır.
Bektaşiyye tarikatına yeni bir talibin kabulü sırasında ’şarap-ekmek ve peynir’ dağıtılırdı. Bu ritüel, Hıristiyan kutsal komünyonunun bekasıdır. Ayrıca müritler, Bektaşi Babalarının önünde suç-günah itirafında bulunurlar, Babalar ise onları affederler. Tıpkı kiliselerdeki günah çıkarma ritüeli gibi.
Bektaşiler, İslami amel, ibadet ve ritüellere ilgisiz kalmakla birlikte, seri kaidelere asla uymazlar. (’)
Anadolu’da, Hayderiler, Kalenderiler ve Abdallar gibi çeşitli heterodoks tarikatlarla birlikte, Bektaşiyye her ne kadar takdis etmemişse de, Yeniçeri ocağında resmi bir kült mahiyetini almıştır. Bunda Yeniçerilerin, Hıristiyanlık kökenlerinin dahli vardır.
Birçok ünlü Bektaşi ozanın Ermeni olduğunu ve bu kişilerin din değiştirmeksizin tekkelerde kabul gördüğünü takdis edildiğini de biliyoruz. (Başlıcaları; Aşık Vartan, Harabi, Hayrani, Nikabi, Civanaga, Coşkuni, Zeki’)

Bektaşi Tekkeleri, Hıristiyanlığın Kutsal Mekanlarıdır:
Bulgaristan, Bosna, Arnavutluk gibi Paulician, Tondrakli ve Bogomil merkezleri zaman içinde Bektaşi merkezlerine dönüştüler ve günümüze kadar da böyle kaldılar.
Nevşehir yakınlarındaki Bektaşi Tarikatının merkezi Hacı Bektaş Tekkesi, Hıristiyanlar tarafından da yoğun bir şekilde ziyaret edilir. Hıristiyanlar, vaktiyle burada Ayios Haralambos isminde bir Hıristiyan manastırı olduğunu iddia ederler.
Babaeski’deki, Bektaşi evliyası Saltık Baba Türbesi de Hıristiyanlar tarafından yoğun şekilde ziyaret edilir. Hıristiyanlar, Türbedeki mezarın, Hıristiyan bir azize ait olduğunu, türbenin ise eski Aya Nikola kilisesi olduğunu söylemektedirler.

Bektaşilik ve Hieros Gamos:
Bektaşi talibi, son olarak ’marifet kapısı’ ndan geçer, ikrarı; ’atam gök anam yerdir’. Bu ibare, eski Yunandaki ana tanrıçanın göke çıkarılıp, evlendirilmesidir (Hieros Gamos).
Bu antik öykü, Türklerde, Gök Tengri Ülken ile, Toprak tanrıça Umay’ın birleşmesine dönüşmüştür.
’Marifet Kapısından’ gecen talip, su dizeleri okuyacaktır;

’Ey tecella-i Cemal (görünen yüz)
Ey vech-i Süphan i resid (Tanrının olgun yüzü)
Lütuf ve kahrın bana bir, hepsi de siyan (Eşit görünür)
Zulmet ve nurun ile alıştı ruhum,
Tavr-ı aşktır görünen, didede (gözde) Yezdan’ (Zerdüşt dininde ilah-i Hayr/ Hayr ilahi)
Bu dizeler, Zerdüşti Maniheist Karanlık-Aydınlık düalizminin Bektaşilikteki tezahürleridir. (’)
Yukarıda ayrıntılarıyla değindiğimiz gibi Bektaşilik, özel bir Syncretismedir. En kuvvetli öğesi Hıristiyanlık olmakla birlikte, çok değişik kökenli öğelerin harmanlandığı bir gnose tur (Bilinç birikimi).
Bin yılı aşan renkliliklerin korunduğu bu zenginliği, 21. yüzyılda ’Demokratlık’ adına, tümüyle uzağında durduğu İslam’la tanımlamak, ’İslam içi’ görmek, ne kadar doğru ve hakkaniyetli bir tavırdır, sormak isteriz.
Bu açıklamaları, Alevi Bektaşi nefeslerinin en önemli figürlerinden biri, kutsi bir yere sahip Şah İsmail Hatayi’nin dizeleriyle bitirmek isterim.
’Hakikat gizli bir şiirdir
Açabilirsen gel beri
İşte İncil İşte Kur’an
Seçebilirsen gel beri’

Lena Umay
Odatv.com

Kaynakça:
- Franz Babinger, Anadolu’da İslamiyet
- İsmet Zeki Eyüboğlu, Bütün Yönleriyle Bektaşilik
- Irene Melikoff, Uyuridik Uyardılar, Alevilik Bektaşilik Araştırmaları
- F.W Husluck, Christianity and Islam under the Sultans
- Karin Vorhoff, Zwischen Glaube, Nation und Neuer Gemeinschaft. Alevitische Identität in der Türkei der Gegenwart.

(alıntıdır.)
Söyle Zöhrem söyle sen söyle durma
Dervişin kalemi nurundan yaza
Kahi atar kahi yüzü kızara
Mustafa Kemal’in özü Allah’a




MUSTAFA KEMAL ATATÜRK




<Mustafa Kemal'in İzinden Gidiyor Olmamız Sizi Rahatsız Mı ediyor ? Daha Çok Rahatsız Olacaksınız!..>.
Senior Member
Bektaşilik ile Hristiyanlık arasında ne ilişki var?
Artık çalıştay denilince bende bir ürperti baş gösteriyorSmilezira hiçbir derinliği,yaptırımı,manifesto özelliği olmayan alelade sadece hükümetin ne zaman başı sıkışsa başvurduğu bir yöntem,toplantıya katılanların kendi egolarını tatminden öteye geçememiş ve geçemeyecek olan beyhude çabalar bunlar...
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse,
Güzel kokmak.
Kekik misali,
Lavanta çiçeği misali,
Fesleğen misali,
Itır misali,
Yunus misali,
İsa misali.
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)
Posting Freak
Bektaşilik ile Hristiyanlık arasında ne ilişki var?
Alevi Çalıştayı 1992 yılında Zöhre Ana tarafından başlatılmış olup, yolun kurucuları tarafından öğretilmektedir.
Çalıştayın Modaretörü Zöhre Ana'dır.
Kaynakları tarih boyunca yaşamış evliyalardır.
Çalıştayın süresi sonsuzdur.
Sonuçlarına gelince: İmansız kafirlerde karın ağrısı yapmıştır.
Din, dil, ırk, mezhep ayrımcılığı yaparak halkı sömüren sülüklerde hazımsızlık yapmıştır.
Türkiye Cumhuriyetini önce bölmek sonra parçalamak sonra da yutmak isteyen ahtapotların hevesleri kursaklarında kalmıştır.
Yol uğrunda değil yal uğrunda koşanların çanına ot tıkamıştır.
Binlerce gencimizin önce yüreğini sonra da gözünü açmıştır.
Atatürk'ü ve eserlerini; ölümüne sahiplenen yeni bir nesil yaratmıştır.
Muhammed- Ali sancağını gururla dalgalandırmıştır.
İman, ikrar, itikat, ibadet, sevgi, saygı, bağlılık, fedakarlık, hoşgörü, ilim,irfan, doğruluk, dürüstlük, işbirliği, paylaşma, birlik, beraberlik gibi insanı insan yapan erdemleri yeniden topluma mal etmiştir.
Vatana fadakarlık, millete bağlılık, Atatürk'e vefa gösteren bir gençliği yeniden tesis etmiştir.

Kurulan bu insanlık düzenini bozmak isteyen iktidar sahipleri, cümle salya- sülükler ve işbirlikçi misyonerler sahte çalıştaylarının hiç bir sonuç getirmediğini gördükçe gerçek ve sanal bütün platformlarda pir Zöhre Ana'ya saldırmaktadır.
Kendini dev aynasında görenler Pir karşısındaki acizliklerine şaşırmakta ve daha da öfkelenmektedirler.
Bu öfkeliler, işbirlikçi ve bölücü AKP iktidarının güç ve olanaklarını kullanarak yeni tuzaklar tezgahlamaktadır.
Ancak biz Atatürkçü gençler Pir Zöhre Ana'nın aydınlık yolunda, bir ve beraber yürüyerek bu tezgahların boşa çıkmasını sağlayacağız.
Bu birlik ve beraberliğimiz vatanda 'bir'lik, millette beraberlik olarak sonuçlanacaktır.

'Davamız insanlık davasıdır.' diyen Zöhre Ana'nın ışığı tüm karanlıkları aydınlatmaya kadirdir.

Bize düşen biricik görev Zöhre Ana çalıştaylarında aydınlanmaya devam etmektir .

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Son Düzenleme: 13/06/2010, 12:41, Düzenleyen: Dogan.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.