19 Aralık 2002'de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, AKP Lideri Tayyip Erdoğan'a milletvekiliği yolunu açacak Anayasa'nın 3 maddesini değiştiren Anayasa değişiklik paketini veto ederek tekrar görüşülmek üzere TBMM'ye göndermişti.
2007 Temmuz seçimlerine gelene kadar, Erdoğan ve partisinin yasalara, devlet düzenine ve Türk Miletine aykırı çalışmalarını sert bir dille eleştirerek, AKP'den biran önce kurtulunması gerektiğini söyleyen Baykal, 2002'de Erdoğan'ın lehine olacak yasa değişikliği için çabalamıştı.
2007 Temmuz seçimleri
22 Temmuz'da gerçekleşen seçim sonucunda umduğunu bulamayan CHP'li vekiller geçmişteki hatalarını bir kere daha masaya yatırdılar. Bu konuda yazan CHP'li Zülfü Livaneli yazısında lideri Baykal'ı şu satırlarla eleştirdi:
Deniz Bey lütfen hatırlayın:
19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen'in evindeydik.
Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum.
Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan'ın ise Meclis'e girme umudu kalmamıştı.
Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan'ın "milletvekili olmadan başbakan olma" önerisini reddetmişti.
Türkiye'nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz "Tayyip Erdoğan başbakan olacak!" diye tutturdunuz.
Sizi "Çok tehlikeli bir oyun bu!" diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, "Hayır!" dediniz "İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz."
Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim: "Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan'ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiye'yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek."
İki ay dayanamaz iddianızı, "görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar." tezine oturttunuz.
Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.
O zaman ben sizin Tayyip Erdoğan'la seçim öncesinde Beylerbeyi'nde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.
Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk.
Belki bazıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu sözlerin doğru olduğunu açıklar. Yani tanıklar var. Ötekiler de söylemese bile içten içe bunun doğru olduğunu bilir. Siz de bilirsiniz.
Tartışmanın sonunda dediniz ki: "Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. İki ay sonra çıkarıp bakalım. Ama rotuş yapmadan. Hangimiz haklı çıkmışız?"
Şimdi, 2007 seçimlerinin ardından o fotoğrafı cebinizden çıkarıp bakın Deniz Bey.
Ve düşünün; Meclis grubunda "Erdoğan'ı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum. Var mı itirazı olan!" diye bas bas bağırmanıza değdi mi?
Erdoğan'la Beylerbeyi'nde gizlice buluşmaya ve size oy veren milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi? (Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.)
Başbakan olmak, elbette Erdoğan'ın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHP'nin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan.
Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasa'yı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğan'ı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu.
Size o gün söylediğim gibi, Türkiye'nin kaderini değiştirdiniz.
Deniz Bey; sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. "Öyle değildi. Böyle konuşmadık." deyin.
Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin.
Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün.
Deniz Bey; çok ağır şeyler yazdığımın farkındayım. O akşamki tartışmaya kadar bir dostluğumuz vardı, bunları yazmak istemezdim.
Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız, hem de aşırı derecede inatçı olma huyunuz yüzünden hepimizi tehlikeye attınız.
Tayyip Erdoğan'ın yüzde 34 oyla meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin manivelası oldunuz."
2002 Gelişmeleri
Erdoğan için değiştirilecek olan yasadan "sadece Erdoğan yararlanmayacak" anlayışıyla hareket eden CHP, Cumhurbaşkan'ı Seze'in reddettiği Anayasa değişiklik paketine sahip çıkmıştı. CHP Grup Başkanvekili Özyürek, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, AKP Genel Başkanı Erdoğan'a başbakanlık yolu açacak olan Anayasa paketini "Anayasa kişiye özel değiştirilemez" diyerek veto etmesine ilişkin olarak, "Biz bu Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesinden yanayız. Bu değişiklikten başka yasaklılar da yararlanacaktır" sözleriyle değerlendirmekteydi.
CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özyürek, sözkonusu Anayasa değişikliğinin CHP tarafından enine boyuna incelendiğini, eksikliklerin giderilmesi konusunda katkılarda bulunduklarını ve GenelKurul'da kabul oyu kullandıklarını anımsatarak şöyle demişti :
"Ancak biz bu Anayasa değişikliğinin gerçekleşmesinden yanayız. Siyasi suçlar ve mahkumiyetler nedeniyle insanların sonsuza kadar seçilme haklarından mahrum bırakılmasını doğru bulmuyoruz. Bu değişiklikten sadece Recep Tayyip Erdoğan değil başka siyasi yasaklılar da yararlanacaktır."
Cumhurbaşkanı Sezer, 4774 sayılı "2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun"u bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye geri göndermişti.
Sezer'in veto ettiği AKP Lideri Tayyip Erdoğan'ın milletvekili seçilmesi için önünü açacak Anayasa'daki değişiklikleri öngören paket, Anayasa'nın 67, 76, 78'inci maddelerinde değişiklik öngörüyordu.
Cumhurbaşakanımız Ahmet Necdet Sezer'in iade gerekçesi 2002 yılı gazetelerine şöyle yansımıştı:
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 4774Sayılı "2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun"u iadesinin gerekçesinde, yapılmak istenilen Anayasa değişikliğinin öznel, somut ve kişisel amaçlarla gerçekleştirildiğinin ortaya çıktığını belirtti.
Sezer, "Hukuk devleti, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan devlettir. Anayasa'nın egemenliği ve bağlayıcılığı yanında yasa koyucunun uymak zorunda bulunduğu ilkeler ve evrensel hukuk kuralları vardır" dedi.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada, Sezer'in, 4774 sayılı yasayı Anayasa'nın 89. maddesiyle 104. ve 175. maddeleri uyarınca, TBMM'ye iade ettiği bildirildi.
Açıklamaya göre, Sezer, iade gerekçesinde, yasanın milletvekili seçilme yeterliliğiyle ilgili 1., herhangi bir seçim çevresinde seçimin yenilenmesini düzenleyen 2. ve Anayasa'nın 67. maddesinin son fıkrasının, Meclis'in 22. Dönemi'nde yapılacak ilk ara seçimde uygulanmayacağına ilişkin Geçici 1. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, yapılmak istenilen Anayasa değişikliğinin öznel,somut ve kişisel amaçla gerçekleştirildiğinin ortaya çıktığını kaydetti.
Sezer, bir yandan Anayasa'nın 76. maddesinin ikinci fıkrası değiştirilerek, ideolojik ve anarşik eylemleri tahrik ve teşvik suçundan hüküm giymiş olanların milletvekili seçilebilmesine olanak sağlanırken, yasanın 2. maddesine göre oluşturulacak koşullarla, 76. madde değişikliğiyle engeli kalkanlara normal süreyi beklemeden milletvekili seçilme yolunun açılacağına işaret etti.
"Seçmen eğilimini etkileme olanağı"
Anayasa'nın 78. maddesinin üçüncü fıkrasında ara seçimlerin her seçim döneminde bir kez yapılacağı, kural olarak genel seçimlerin üzerinden 30 ay geçmedikçe ara seçime gidilemeyeceği ve dördüncü fıkrasında da genel seçimlere 1 yıl kala ara seçim yapılamayacağının kurala bağlandığına dikkati çeken Sezer, gerekçesinde şöyle devam etti:
"Bu kuralların amacı, ülkenin sürekli seçim ortamında bulundurulmasının getireceği olumsuzlukların ve genel seçimlere bir yıldan az süre kalmışken ara seçim yapılarak seçmen eğiliminin etkilenmesinin ve yönlendirilmesinin önlenmesidir.
Oysa, incelenen yasa ile getirilen düzenleme, bir il ya da seçim çevresinin tüm milletvekillerine sahip siyasal partiye ya da aynı amaca ulaşmak için anlaşan siyasal partilere, o il ya da seçim çevresindeki üyeliklerinin boşaltılmasını sağlayarak ara seçime başvurma ve genel seçim öncesi seçmen eğilimini etkileme olanağı sağlamaktadır.
Bu sakıncalarına karşın söz konusu düzenlemelerin getirilmiş olması da yasanın özel amacını göstermektedir."
"Siirt kararı üzerine..."
Anayasal kurallarda gerçekleştirilen değişikliklerin, yasal düzenlemeye dönüştürülmeden uygulamaya konulamayacağını vurgulayan Sezer, Anayasa'nın 67. maddesine 4709 sayılı yasa ile eklenen son fıkrada, seçim yasalarında gerçekleştirilen değişikliklerin yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmayacağının kurala bağlandığını anımsattı.
4774 Sayılı yasanın geçici 1. maddesinin, Anayasa değişikliğinin kişiye özel niteliğini açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Sezer, "Çünkü, bu geçici madde ile Anayasa'nın genel norm olma özelliği ortadan kaldırılmaktadır" dedi.
Sezer, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK), Siirt'teki milletvekili seçiminin yenilenmesine ilişkin kararı üzerine, özellikle 76. madde değişikliğiyle geçici 1. maddedeki düzenlemenin Anayasa'da yapılacak genel değişiklikten ayrılarak ivedi biçimde yürürlüğe konulmak istenilmesinin de yasanın öznel ve kişiye özgü yapısını gözler önüne serdiğini belirtti.
"Kişiye özgü yasa olmaz"
Daha sonra yapılacak seçimlerde bu düzenlemelerden, kapsama giren herkesin yararlanabilecek olmasının 4774 sayılı yasanın kişiye özgü çıkarılış amacına ve niteliğine etkili olmadığını da belirten Sezer, şöyle devam etti:
"Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukukdevleti olduğu belirtilmiştir.
Hukuk devleti, bütün etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan devlettir. Anayasa'nın egemenliği ve bağlayıcılığı yanında yasa koyucunun uymak zorunda bulunduğu ilkeler ve evrensel hukuk kuralları vardır.
Evrensel hukuk ilkelerine göre, yasaların genel ve nesnel olması ve kişiye özgü olmaması gerekmektedir. Yasaların bu öğelere uygun çıkarılması hukuk devleti olabilmenin koşullarındandır. Ayrıca, yasaların kamu yararı amacıyla çıkarılması hukukun bilinen ilkesi gereğidir. Yasalarda bulunması gereken bu özellikler, yasaların özel, güncel ve geçici bir durumu gözetmeyen, belli bir kişiyi hedef almayankuralları içermesini zorunlu kılmaktadır.
Yasalarda bulunması gereken bu özelliklerin, üst norm olan anayasalarda ya da anayasada değişiklik yapan yasalarda öncelikle aranacağı kuşkusuzdur.
İncelenen 4774 sayılı yasa, yukarıda sayılan gerekçelerle, öznel ve kişiye özgü niteliği nedeniyle hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır."
Sezer'e rağmen Baykal, Erdoğan'ı üstleniyor yasa aynen iade ediliyor
TBMM Anayasa Komisyonu, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bir daha görüşülmek üzere Meclis'e gönderdiği Anayasa değişikliği yasasını oybirliğiyle aynen kabul etti.
Yasanın maddeleri görüşülürken, CHP milletvekilleri, milletvekili seçilme yeterliliğini sınırlayan suçlara ''işkence''nin eklenmesi ve bir ilde tamamen boşalma halinde milletvekilliği ara seçimi yapılabilmesi için Meclis'in üçte ikisinin oyunun aranması yönünde önerge verdi. Yapılan oylamada önergeler reddedilirken, CHP milletvekillerinin yasanın maddelerine kabul oyu verdikleri görüldü.
Yasanın tümü, Cumhurbaşkanınca iade edildiği şekliyle değiştirilmeden, oybirliğiyle kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, Anayasa değişikliğine ilişkin yasanın birinci tur oylamasının yarın yapılması bekleniyor.
Değişiklik
Anayasa değişikliği ile ''Milletvekili Seçilme Yeterliliği''ni düzenleyen 76. Maddesi'nin ikinci fıkrasında sayılan kısıtlılık hallerinden, ''ideolojik ve anarşik eylemlere...'' ibaresi çıkarılarak, yerine ''terör eylemlerine'' ibaresi getiriliyor.
Ara Seçimler
Anayasa'da getirilen yeni bir düzenleme ile de bir ilin veya seçim çevresinin TBMM'de üyesi kalmaması halinde de ara seçime gidilmesi hükmü getiriliyor. Anayasa'nın 78. Maddesi'nin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik, böylesi boşalma hallerinde 90 gün sonraki ilk pazar günü ara seçim yapılmasını öngörüyor. Ancak, getirilen bir hüküm gereği, ''milletvekili genel veya ara seçiminden önceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahalli idareler seçimleri, genel veya ara seçimle birlikte yapılır'' şeklindeki 127. Madde hükmü bu tür ara seçimlerde uygulanmayacak.
Bu durumda, bir il ya da seçim çevresinin TBMM'de üyesi kalmaması halinde yapılacak ara seçimler, her koşulda yerel seçimlerden bağımsız olarak yapılacak. Ayrıca, Anayasa'nın 67. Maddesindeki, ''Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz'' hükmü, 22. Dönem'de yapılacak ilk ara seçimde geçerli olmayacak.
kaynak :H E D D A M
Baykal, Erdoğan'ın başbakanlık yolunu açmıştı...
Baykal, Erdoğan'ın başbakanlık yolunu açmıştı...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi