Erdoğan'dan ses yok
Başbakan rüşvet iddiları için açıklama yapmadı.
Başbakan Tayyip Erdoğan, Ergenekon iddianamesinde yer alan, eski DP ve DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’a “60 milyon dolar” rüşvet verdiği iddiasıyla ilgili sessizliğini koruyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise Erdoğan’ı bu iddiaya yanıt vermeye çağırdı.
Ergenekon iddianamesinin “iletişim tespit tutanakları” bölümünde siyasilerle ilgili çok önemli “rüşvet” iddiaları yer alıyor. Baykal, kendisiyle ilgili iddialara net yanıt verip, yalanlarken, Erdoğan, Ağar’a “ANAVATAN’la birleşmemesi karşılığı 60 milyon dolar verdiği” iddialarına hiçbir açıklama getirmedi.
İddianamede, sanıklardan, mafya elebaşısı Sami Hoştan’ın, Halil adlı kişiyle yaptığı telefon görüşmesinde, Ağar’ı kastederek “60 milyon dolar almış en son Tayyip’ten. Adam satar dedim” dediği ifade ediliyor. Konuşmanın, DP ve ANAVATAN arasında birleşmenin gerçekleşememesi sonrasında yapılan 22 Temmuz seçimlerinden sonraki bir tarihte yapılması dikkat çekiyor.
Baykal: Erdoğan sanık
Baykal, dünkü grup konuşmasında, Ergenekon iddianamesinde Erdoğan’ın “sanık” konumunda olduğuna dikkat çekti. Erdoğan’ın “Ben bu davanın savcısıyım” sözlerini anımsatan Baykal, şu görüşleri dile getirdi: “Ama şimdi görülüyor ki, Başbakan bu davanın sanıklarındandır. Çünkü iddianamede deniliyor ki, ‘Başbakan, Ağar’a 60 milyon dolar rüşvet vermiştir’. Rüşvet almak suç da vermek değil mi? Hem suç, hem günah. Bekliyorum Başbakan bu konuda açıklama yapsın, ama ses seda yok. Çıksın desin ki, vermedim, o zaman iddianamede darbe yesin. Ama ses yok.”
Ağar hâlâ açıklamadı
Birleşme projesinin son aşamada ayrılıkla sonuçlanmasına, eski DP ve DYP lideri Mehmet Ağar ve ANAVATAN Lideri Erkan Mumcu, şimdiye kadar “ikna edici” bir açıklama getiremedi.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde “sürpriz” bir şekilde başlayıp, yaklaşık 1 ayda “bütünleşme” noktasına gelen iki partinin birleşme projesinin suya düşmesi gizemini hâlâ koruyor.
Demokrat Parti adı altında birleşme hesabı yapan iki partinin birleşememe fiyaskosunda Ağar ve Mumcu’nun payı tartışılırken, özellikle Ağar bağlantılı “tarikat” ve “akçalı konular”ın etkili olduğu iddiaları konuşuluyor. Son olarak rüşvet iddialarına konu olan ANAVATAN-DYP birleşmesi, ANAVATAN’ın katılma kararı alacağı kongreden bir gün önce suya düşmüştü. Mumcu, Ağar’ın, iki partinin de Genel İdare Kurulu’nda eşit temsili ve birleşme kurultayı tarihinin ilan edilmesi konuları başta olmak üzere taahütlerini yerine getirmediğini söylemişti. Mumcu, Ağar’ın ANAVATAN’ın DP’ye “iltihak etmesi” planı yaptığını savunmuştu.
‘AKP ve Gülen devreye girdi’ iddiası
Haber kanallarında 1 Haziran 2007’de bu açıklamayı yapan Mumcu, kendisinin sonuna kadar birleşmeyi zorlayacağını ve taahhütlerin yerine getirileceği güvencesi verilmesi durumunda da kendisinin her türlü fedakârlığa hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Ağar bu süreçte ortadan kaybolduğu gibi tatmin edici bir açıklama da yapmamıştı.
Mumcu ise ertesi gün, yani 2 Haziran’da, aslında “birleşme kararı” alınması için topladığı kurultayına Ağar’ı da davet etmişti. Mumcu’nun, kurultaya katılması için o gün 17.00’ye kadar süre tanıdığı Ağar ise İstanbul’da Fethullah Gülen’e yakın isimlerce desteklenen “Türkçe Olimpiyatları” ödül törenine katılarak, Gülen’e övgüler düzen bir konuşma yapmayı tercih etmişti.
Ağar birleşmenin niye suya düştüğünü bir türlü açıklayamazken kulislerde, AKP ve Gülen cemaatinin, birleşmenin bozulması için devreye girdiği iddiaları dile getiriliyor.
Cumhuriyet
Başbakana 'sus' geldi
Konu Sahibi / Yazar
TÜLAY
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
3
Okunma / Görüntüleme
2836
Başbakana 'sus' geldi
Başbakana 'sus' geldi
Hiç bir şey gizli kalmaz.
Bir gün her karanlık olay açığa çıkar.
O günlerde birleşme, AKP'ye karşı çok önemli bir rüzgar estirmişti.
Herkes ümitlenmişti. Sol görüşlüler bile Türkiye'de siyasetin rayına oturacağı ümidiyle bu birleşmeyi onaylıyordu. Yurttaş yeni bir seçenek bulmanın ümidiyle sonucu bekliyordu. Her kesimden yurttaş bu hareketin gelişmelerini öğrenmek için TV'nin başına geçiyor can kulağı ile haberleri dinliyordu.
Sonuç: Anlamsız, ne olduğu anlaşılamayan koca bir fiyasko.
AKP'ye karşı çok önemli bir fırsat yine kaçırılmıştı.
Yurttaş yine seçeneksiz bırakılmıştı.
Neden? Niçin? soruları cevapsız kalmıştı.
Türkiye'de siyasetin sefaleti yurttaşı yine elleri koynunda bırakmıştı.
Siyesetçinin sefaleti yüzünden ayaklar baş olmuş yurttaş da sefalete mahküm edilmişti.
Bir gün her karanlık olay açığa çıkar.
O günlerde birleşme, AKP'ye karşı çok önemli bir rüzgar estirmişti.
Herkes ümitlenmişti. Sol görüşlüler bile Türkiye'de siyasetin rayına oturacağı ümidiyle bu birleşmeyi onaylıyordu. Yurttaş yeni bir seçenek bulmanın ümidiyle sonucu bekliyordu. Her kesimden yurttaş bu hareketin gelişmelerini öğrenmek için TV'nin başına geçiyor can kulağı ile haberleri dinliyordu.
Sonuç: Anlamsız, ne olduğu anlaşılamayan koca bir fiyasko.
AKP'ye karşı çok önemli bir fırsat yine kaçırılmıştı.
Yurttaş yine seçeneksiz bırakılmıştı.
Neden? Niçin? soruları cevapsız kalmıştı.
Türkiye'de siyasetin sefaleti yurttaşı yine elleri koynunda bırakmıştı.
Siyesetçinin sefaleti yüzünden ayaklar baş olmuş yurttaş da sefalete mahküm edilmişti.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Başbakana 'sus' geldi
Kendini idare etmesini bilmeyenler, kendi yurttaşlarını yönetmek iddiasında bulunamazlar.
İktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmelidir.
Kendini yönetirsen dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin
Bir zorba, ne zaman düşman ülkeyi işgalle veya anlaşmayla sustursa ve artık düşmandan korkacak bir şey kalmasa, tekrar bir başka savaşı başlatmalıdır ki insanlar bir lidere ihtiyaç duysun.
EFLATUN
Söyleyecek sözüm yok rezillik diz boyu...............
İktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmelidir.
Kendini yönetirsen dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin
Bir zorba, ne zaman düşman ülkeyi işgalle veya anlaşmayla sustursa ve artık düşmandan korkacak bir şey kalmasa, tekrar bir başka savaşı başlatmalıdır ki insanlar bir lidere ihtiyaç duysun.
EFLATUN
Söyleyecek sözüm yok rezillik diz boyu...............
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi