]Azerbaycan Halk Edebiyatında Atatürk
İzmir'in işgalinden sonra 1918-1922'nci yıllar "imperialist dövletleri Türkiye'ni parçalamak siyasetine karşı ölkede Türk halkının milli-azadlık müharibesi başlandı. Bu harekatın başında Osmanlı ordusunun istadadlı generalı Türk halkının milli kahramanı Mustafa Kemal Paşa dururdu. Milli azadlık ideyanları başlanmış bu müharebe 1923. yılın son baharında Türk halkının tam gelebesi ile sonuçlandı"
Bu satırlar Azerbaycan'da başlamış "Atatürk ve Türkiye'de medeni inkılap" kitabından götürülmüşdür. Eser XX. asrın böyük islahatçısı Mustafa Kemal Atatürk'e ve Türkiye Cumhuriyetinin 70 yıllığına hasr olunmuşdur. Maraklısı ise budur kitabı Türkiye ve Atatürk hayranı olan Bakı'nın yakınlığında yerleşen Maştağa köyünün Hehriye cemiyeti basdırıb. Kitap giriş V bölüm ve sonuçdan oluşur.
I.bölüm "Türkiye'de medeni değişikliklerin ilkin ve sosial-siyasi şartları" adlanır. M.K. Atatürk'ün bir müdrik ifadesi sanki bu bölüme istigamet verir. "Tarihi yazmak-tarihi yaratmak kadar müşküldür. Eger yazan yaradana sadık kalmazsa yazılan tarih insanları çaşdıracak mahiyyet alır."
II.bölüm "Türkiye'de dünyevi tahsil ve ictimai ilmlerin vahid sistemli inkişafı" III. Bölüm "Kemalçı islahatlar dövründe Türkiye'de musigi ve tesviri sanat" adlanır. Bu bölümde de M. K. Atatürk'ün müdrik kelamı dikkati celp edir: "Bir millet ki resim bilmesin heykelteraşlık bilmesin... ele milletin tarihi tarakkide yeri yoktur."
IV.bölüm "Türkiye'de spor ve beden terbiyesinin inkişafı" adlanır. Yine de bu sahe üzere Mustafa Kemal Atatürk'ün dediyi fikir dikkat merkezindedir.
"Sonuç" da Ulu Önder'in in bir fikri hüsusile dikkat çekir burada Atatürk Türk halkına büyük ümit beslediyini söyleyir: "Türk milletinin böyük millet olduğunu alem az zamanda bir daha görecekdir."
"Sonuç" da Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk halkı karşısında evezsiz hizmeti birkaç kelme ile ifade olunmuştur: "1963. senede "Forum" Gazetesi'nde "Atatürk ve Batı" makalesinde deyilirdi ki şimdi de maarif ilm incesenet sahesinde bir çok mürekkeb problemleri hell ederken Türkiye'nin görkemli hadimleri Mustafa Kemal'in bakışları ve ideyanlarına müraciet edir."
"Sonuç" da Ziya Gökalp'ın 1923.senede Mustafa Kemal Atatürk'e hasr etdiyi şiirden iki misra verilmişdir:
O milli dühanın tam kemalıdır.
Türkün hem celalı hem cemalıdır.
Kitab yazılarken 289 kaynakdan aynı zamanda Mustafa Kemal'ın 1929-cu yılda Moskova'da basılan "yeni Türkiye'ye giden yol" (I-IV cildler) kitabları İ.V. Alibeyovun Rusca basılan "Türkiye'de dövlet kapitalizmi"nden istifade olunmuşdur. Burada 62 kitabın ismi keçir bu kitaplar Rus dilindedir ve müellifleri Avrupa alimleridir. Aynı zamanda "Soru Kitapları"ndan "dövrü metbuat"dan istifade olunmuşdur. Bu kitaplar Rus ve Türk dillerindedir.
Mustafa Kemal Atatürk hakkında Utkan Kocatürk'ün "Atatürk" kitabı Melek Melih Bayrı'nın "Güneş Gözlü Mustafa Kemal" kitabları Kemal sevenleri ihtiyarına verilmişdir.
Bütün Azerbaycan Türkleri Atatürk hayranıdır bu hayranlığın şair ve ediblerimiz öz yaradıcılıklarında zaman-zaman kaleme almışlar. Bele şairlerinden biri de katı Türkçü milletçi yaradıcılığının en kaynar çağından hayata "elvida" söyleyen şair-alim Refik Zeka Handar'dır. 1998-ci senede onun "Atatürkiye" kitabı Türkiye ve Atatürk'ü seven Azerbaycan türkleri üçün en gözel ermağan olmuşdur.
R.Z. Handan'ın Türkiye-Atatürk mehebbetinden konuşmak ayrıca bir konudur. Burada ise yalnız onun Mustafa Kemal Atatürk hakkında birkaç fikirleriyle tanış etmek istiyorum. "Nasıl kitabın ismi Atatürkiye?" sorusuna şair böyle cevap verir: "Atatürk'ün yolu ile gidenlere damığa vuranlar memleketi parçalamak isteyen alçaklar çoktur. Buna göre de bu günkü Türkiye'ni Atatürkiye görmek isteyenlerin alovlu üreklerinin derinliklerinden kopan yanıklı seslere ses vermek istiyorum."
Refik beyin kitabından öyrenirik ki 1987.seneden "yazıçı" neşriyatı tarafından basılmış halk yazarı Mirze İbrahimovun ön söz yazdığı "Yurdum Ulusum" kitabından Türkiye'ye hasr olunmuş şiirler çoktur. Orada Refik beyin bu şiiri basalıb: "Ayrıldık Atam". Aşağıdaki misra şiirin şah misrasi sayıla biler: Atatürkdür Atamız söylenmeyen Türk yokdur...