You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Posting Freak
.|»DυЯgυИAтєŞ«|. ( Ayfer'in Bloğu )
İlk yayla yollarında tanışmıştı küçücük umutların yarına ertelenen öyküleriyle. Göç, zor koşullar içinde yapılırdı o zamanlar. Ormanlar arasında uzayıp giden eğri büğrü patikalara gömülürdü erkenci sevinçleri. Küçük birikintilerden küçücük omuzlarına sıçrayan yol çamurları olurdu biricik armağanı. Kekremsi kokuşmuşluğa bulanan mavi düşleri, ilk sırdaşı ilk yoldaşıydı yolculuğunun. Bazen saatler boyu yürürler, harita üzerindeki yerlerini değiştiremezlerdi bir türlü. Kuş olmalı uçmalı ve bir guguk sesinde dökülmeliydi derin vadilerin sessizliğine.

Canhıraş, nefes nefese, Gelevera deresinin bir yamacından kayar gibi inerler, soğuk suları körpe tenlerinde ürperterek tırmanırlardı karşı tepelere. Hercai tanyelinden kararsız akşam esintilerine kadar göçebeydi günleri. Çocuk adımları el örgüsü yün çoraplar içinde büzüşür, duyumsuzlaşırdı minicik ayak parmakları. Sağır sis damlalarının suladığı büyülü yeşile, tan ağarırken itinayla dürülmek üzere kurulurdu yol çadırları. “Düşün yeri” denirdi konakladıkları orman arası küçük düzlüklerin adına. Gecenin soğuğunda yün yorganlara sarıp çocuksu düşlerini, deliksiz uyurlardı sabaha kadar.

Şimdi, anılarda kalan masum uykularını çok özlüyordu, yorgun yıllar ötesinde büyüttüğü uykusuzluğu.

Küçücük şeylerden kocaman mutluluk yapar, annesinin sevecen gülüşlerine asardı sabahlara yeniden uyandığında. Saadet anne, çoğunlukla önden gider yemek hazırlardı geriden gelenlerine. Maharetini katarak pişirdiği yol çorbaları içini öyle bir ısıtırdı ki. Ondan aldığı mutluluğu bildiği dillerin hiçbir sözcüğüne sığdıramayacaktı yaşamı boyunca.
Her defasında;
“Oğlum oku da adam ol, bu meşakkatli hayattan kurtul, biz çektik sen de çekme” deyişi kulaklarında iz bırakan küpelere dönüşüyordu. Sessizliğinin en derinine törensiz gömüyordu suskunluğunu.

Anne yadigârı nasihatleri yerine getirebilme çabası içinde geçti okulculuk oyunları. “Okudu, adam oldu” onun deyimiyle. Ama bir şeyi bir türlü öğretememişti cefakâr annesi, duru benliğine. Kendisi de bilmiyordu belki. O yolların yaşattığı çocuksu mutluluğu bir daha tadamayacaktı çilekeş yaşamının çileli yolculuğu.

“Meşakkati” özler duruma mı gelmişti yoksa? Bu kadar yolu kat ettikten sonra yeniden başa dönmek, mutluluğu çocuksu düşlerinde aramak?
Ne kadar da adil değildi değişken yaşamın kararsız ritmi böylesine!

Yaylaya varıldığında, yollara serilen yorgunluklarını günler sonrası zorla kaldırabiliyordu ayağa. Ancak sonrasında sarılabiliyordu bitimsiz bellediği oyunlarına sevecen avuçları.

Gelevera'nın çığırtkan bir kolu olan ve adını çok sevdiği yaylasından alan, “Güven deresi” onun muştulu çığlıkları arasında açıyordu yaşama gözlerini. Sert kayaların çatlağından müthiş bir hızla fışkırıyor, bir an önce düşlerinde büyüttüğü denizlerle öpüşmek için sabırsızlanıyordu adeta. Geçeceği hırçın vadilerden habersizdi kendiyle yarışan koşusu. O vadiler ki duru bedenini yoran, kirleten ve sulandırılmış toprak rengine dönüştüren sinsi sarnıçlara bölünmüştü kapkaranlık yüzleriyle.

Adı, alınyazısı mı olmalıydı? Gelevera deresi gene çocuksu bakışların tanıklığında buluşuyordu yemyeşil deniziyle. Buluşma ki ne buluşma. Yorgun, bulanık, unutkan. Oradan baktığında ne deresi onu tanıyordu, ne de o deresini. Yoksa yazgısızlığını mı haykırıyordu kulaklarına. Galiba sırdaşı, anlaşılmamak adına ayak diretiyordu inatçı kişiliğiyle. Sadece anlamsız çağıltı sesleri yer ediyordu şaşkın belleğine.

Bir bayram arifesi daha gelip çöreklenmişti karakışın ayazına. Aymaz yılların zoraki büyüttüğü adam, varlık nedeni olan anne ve babasının mezarını ziyarete gidecekti ertesi sabahın kuşluğunda. Gürültülü kalabalıklar arasında yorgun ve de yapayalnız. Her gittiğinde sanki onu görüyorlar, geldiği için teşekkür ediyorlar gibi bir duygu kapılıyordu içini. Son kez yakarışlarına açılan avuçları semada, ayrılırken yanlarından;
“Neden hemencecik gidiyorsun oğlum, işin yoksa biraz daha kalır mısın bizimle?” diye fısıldıyor gibiydi yapraksız fındık dallarının yetim bakışlı hışıltıları kulaklarına. Tekrar dönüp mezar taşlarına sarılıyor;
Ağlıyor...
Ağlıyor...
Kurumaya yüz tutmuş gül yapraklarına gizliyordu gözyaşlarını. Kim bilir, bir daha hangi bahar hüznünde bükülecekti kadife dudakları gülümsü gülücüklerin?

Onlarca yıl, ardı ardına yinelenen bayram öyküsü buydu istemsiz büyüyen çocukluğun. Ağıt, gözyaşı ve acı.

Bütün bunları ta öncesinden beri biliyordu da sanki söylemiyormuş gibi bakıyordu Gelevera deresi, yorgun yol arkadaşının sürgün gözlerine. Ne de olsa vefasızdı. Kimlerde kalmıştı ki karanlık vadilerde akan bulanık bir derede olsundu, en son yitik zaman senfonilerine sığınan umarsız vefa?

Sustu adam, suskun sitemini imgesiz düşmeliydi satırlarına;

Gelevera deresi
-sitem -

terk edilmişliğin tanığıydı yaylalarımız
kekik kokulu dağlarında
sağır taşlara gizlendi anılarımız

sert bir kaya çatlağında açtın çiçek çiçek
çileli yaşamına buz mavisi gözlerini
umut yükünü yüklenip omuzlarına
düştün sonunu bilmediğin dolambaçlı yollarına
ışıltılı-berrak-akışkan-özverili

geçtiğin hırçın vadiler mi yordu
duru bedenini
suçu neydi ki yemyeşil sularımın
neden toprak rengine boyadın denizimi

engin yamaçlarında katledildi çam ormanları
sende başladı utanca ilk yolculukları
ve metrelerce sürüklenen bedenleri
sevdam yatar benim ta diplerinde
neden toprak rengine boyadın denizimi

çocukluğumu verdim ben sana
kütük tutan derme çatma ızgaralarına
işte tam orada öpüşürdün denizimle
yanak yanağa dudak dudağa
bakamazdım kapardım gözlerimi
neden toprak rengine boyadın denizimi

acemiydi ilk öpücüklerin
savrulurdu çocuksu bağrıma
ve ben senle ıslanırdım
hani demir köprün vardı ya
yorgunluğumla boylu boyunca
katranlı tahtalarına yaslanırdım
benimkisi çocukluktu işte
ya sen
neden toprak rengine boyadın denizimi
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]
Posting Freak
.|»DυЯgυИAтєŞ«|. ( Ayfer'in Bloğu )
Aynı yerde, mekanda senle olmasam bile
Vuslatın sevinciyle her dem dolmasam bile
Mutluluk çiçeğini tek tek yolmasam bile
Gözlerimden süzülen damla damla yaştasın

Yüreğimde hep esen sensizlik esintisi
Kalbimdeki bu rüzgâr fırtına belirtisi
Hicranımın üşütür içimi ürpertisi
Gönül diyarımda sen yâr hâlâ en baştasın

Ayrılığın bin hüznü sararken duman duman
Kederler denizinde gezerken liman liman
Aşkımızı okurken anbean roman roman
Yudum yudum içilen suda yenen aştasın

Yıldızlarım hep sönmüş ah gönül gökyüzümde
Bir gizsin perde perde sen şu solan yüzümde
Dökülen yapraklarsın mevsim mevsim güzümde
Yokluğunla yaptığım bitmeyen savaştasın
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]
Posting Freak
.|»DυЯgυИAтєŞ«|. ( Ayfer'in Bloğu )
yılların verdiği özlemin acısı var bende
gündüzlerin gecelerin sensizliği var bende
seni kaybetmek ne kadar acıysa
onun verdiği hüznü, kederi ve acısı var bende
yılların , yolların sensizliği var bende
ama sen yine yoksun ahhh be sevgilim nerdesin ?

yokluğun var bende en acılı haliyle
yine sensizlik, yine yalnızlık var bende
kokun var hasretin var bende
birde seni özlemenin yorgunluğu var bende
ve birde ellerinin, gözlerinin özlemi var bende
ama sen yine yoksun ahhh be sevgilim nerdesin ?
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]
Posting Freak
.|»DυЯgυИAтєŞ«|. ( Ayfer'in Bloğu )
/....Son Yolculuk.../ Dikkat Et Kendine.../


dur orada bekle sakın kıpırdama,
görmüyormusun oradaki yazıyı
buradan çıkış yok..!
ne yaptıysan hesap zamanı geldi,
hazırmısın hesap vermeye,
sen şimdi susucaksın, vücudun mühürlenip,
ellerin, ağzın, ayakların konuşucak,
konuşmak hakkı onlarda şimdi.... sen sus....
boşuna ağlama, ne gelir elden,
herkez kendi yaptığını biçer,
hiç dünyada iyilik yapıp,
yetimleri sevindirmedin mi ?
ölümden hiç haberin olmadımı
bir gün azrail kapımı çalacak diye korkmadınmı...
zaman geri alınmaz, elden ne çare
savun bakalım kendini, kendince,
namazların senden şikayetçidir,
şimdi bul bakalım buna bir çare...
cehennem kapılarıda sonuna kadar açıktır,
bekler günahkarları...
cennet kapılarıda açıktır iyilere,
hey sen cennete bakma,
dünyada düşünücektin ahireti,
boşuna sevinme, ahıtta yakma...
dünyada ahirete hazırlanıp
beş vakit namaz kılıp, sadaka verip,
birde dua alıcaktın ki cennet kapıları açılsın sana...
sen ne yaptın şimdi, utan yüzünden utan,
cehenneme ateş yakılmış,
alev alev dağları yakıyor gibi,
hadi hazırlan yanma sırası sende,
kendin ettin kendin buldun...
cehennemden korkanlar öylemiydi oysa,
allah için çalışır, zikir ederlerdi,
harama bakmaz, sevap işlerlerdi...
onlar doğru yoldan ayrılmayıp,
cennetin güzelliklerini seçtiler,
oysa sen! diyecek laf yok sana,
toprağındada huzurlu olamıyorsun,
toprak seni içine çekiyor,sıkılıyorsun,
herşey için çok geç kaldın sayılmaz,
merak etme bu bir rüyaydı, ama sen gerçek farzet ki,
cehennemden korkup, günah işlemeyip,
ahirete hazırlan, bu senin son ahir yolculuğundur...
kendine dikkat et, cehennemi düşünüpte karar ver,
hadi artık ama kendine çeki düzen ver...!!!!!
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]
Posting Freak
.|»DυЯgυИAтєŞ«|. ( Ayfer'in Bloğu )
Sevda derler bilirsin buna;
Yılların rengi de saça düşer,
Yüreğin kuru sanırlar ya,
Dalga geçerler seninle,
Sevgilinin kestiği bu yerler,
Asla acımaz derler.

Bu kadar yılı yedi bak,
Kaç tohum da geldi geçti,
Direndi yüreğin zamana bile,
İlk cemre hep sana düştü.

Hiç böyle yapmazdın yâr,
Şen şakrak bir candın sen,
Belki şarkı söyleyen bir çiçek,
Ya da tonlarca işi gücü olan
Bir yerlere koşa koşa giden,
Bir arı kuşu veya karınca,
Bilirsin onların daima,
Yerlerde süründü azığı.

Ey gönül! Ne oldu sana?
Rengi soldu yüreğin, bak,
Nasıl da Karalara büründü?
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]
Posting Freak
.|»DυЯgυИAтєŞ«|. ( Ayfer'in Bloğu )
[FONT="Lucida Sans Unicode"]
Yazamıyorum...

Kalemimin silinmez ucunda
Defalarca dans etmiş bir kelimenin
Asma bahçelerinden çalıntı kokusunda
Boğuluyor arsız tebessümüm...

Yazamıyorum...

Küskün hücreme sakladığım
İnce bir mumun erimiş bedenini
Toplamaya çalışırken
Kayboluyor yine hece...

‘'Gardiyan, uyan!!!'' diye haykıran
Bir alfabeden sıyrılmış düşlerim
Kara kalemin ucuna yapışmış
Serseri beynimi kanatıyor...

Hiçbir şey olmuş şahısların
Hiçbir şey sunmuş ruhlarını
Çarpıp bölüyorum.
Sonuç; hiçbir şey yine...
‘'Olmuyor'' sesini
Dört işlemin yetersizliğinde
Bir kez daha karamıyorum sözcüklere...

Yazamıyorum...

Yeni boş bir sayfaya bakıyorum.
Donuk, ruhsuz ellerimde
Anahtarı birazdan yitecek
Loşluğun gölgesine asılı bir kelepçe
İşaret ve başparmağımın arasına sıkışmış
Duygu sandığımı kıramıyorum.

Ve ben susuyorum yine...
Tahta kurdunun tıkırtısında
Karışıyorum,
Masaya yayılmış bedenine
Birazdan kavuşacak mum alevine...
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]
Posting Freak
.|»DυЯgυИAтєŞ«|. ( Ayfer'in Bloğu )
[FONT="Arial Narrow"][COLOR="Purple"Neden bu kadar içimizi biriktirdik boşluklara
Her soluşunda su verdik mehtaba gözlerimizdeki ışıkla
Sessizliğin mesel doğrusunda
Bir çoban gibi yayıldım ikindi softasına

Anlımı dayadığım demir parmaklarda
- üşüdü içim saçlarına güz vurunca -
Penceremi araladığım kelebek kanadında
Dumanımla kaçtı
Kabil olmayan müfredatımda
Başka bir biçim / anladım ki o da sigara

/ Kıl payı yaşam arasında...
Hiç unutamadığım şarkı gibi yapıştı dudaklarıma
Hep ağlar buldum nakaratını hayatın boşluklarında /

- Nefsimde kiplenen bir cümle
ne zaman pembeden dönmüşse esmere
kıyısından sökülüp çekilir gibi denize
düşüyorum senin içine... -

Sandalın küreğe
Sevdanın yüreğe
Susa kalkmış bir muştu her dizeye üşüştüğünde

Soluğu kesilmiş bir bedenin ten yanmalarına kitlenen kilit
Neşidesiz imgelere gizlenen dilsizliğim
Kamburlarından bir dağ
Ve asla düzlüğüne inmeyen kederim

Ateşinin yüzeyinde ısınıp kaldıysa da
Hiç ısınamadı içim
Boşluğu dolduran bir hiç gibi değil
Ben seni sen olduğun için
Sevmiştim...
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.