[FONT=Courier New] ATATÜRK VE TOSCA’NIN BÜYÜK ARYASI VELİ LAİK ANLATIYOR...
[FONT=Courier New]
[FONT=Courier New]
[FONT=Courier New] Viyana’da kurduğumuz bir hafif müzik orketrasıyla bir süre Avusturya’da çalıştıktan sonra aldığımız bir teklif üzerine İstanbul’a gelmiştik. Beş kişi idik. Rosenbaum (keman), Masarik (viyolonsel ve saksofon), Marcel Bi (piyano), Poldi (bateri) ve ben. Orkestramız 1933 – 1937 yıllarında Atatürk’ün emrinde idi. Sürekli olarak Park Otel’de çalışırdık;Ama Atatürk hemen her gittiği yere bizi de götürürdü.
1935 yılında, Sıraselviler’deki Ateş Klübünde bir düğün töreni düzenlenmişti. Atatürk’ün yakını olan bir Paşanın kızı evleniyordu. Akşam geç saatlere doğru düğüne Atatürk de onur vermişti. Düğün töreni açılış dansını gelinle kendisi yapmak istemişti. Ama klübüm orkestrasını beğenmedi. Bizi istedi. Park Otel’deki işimizi bitirmiş, Büyükdere’de Beyaz Parkta oturuyorduk. O zamanın Emniyet Müdürü Salih Kılıç bizi aradı, buldu. Acele olarak Ateş Klübüne gittik. Atatürk’ün çok sevdiği S.O.E. (Ich suche dringend liebe) fokstrotunu çaldık ve açılış dansı yapıldı.
Bir ara Atatürk, bazı yakınlarıyla berabe ayrı bir odaya çekildi. Orada da müzik çalınsın istedi. Oda küçüktü, Masarik’le ben gittik. Kısa süre çaldıktan sonra Atatürk arkadaşlarına:
- Size müzisyenlerin güçlülüğünü göstermek istiyorum, dedi. Nota kâğıdı getirtti. Masarik’e uzattı. Söyleyeceğim şarkıyı yaz, dedi. Tosca’nın büyük aryasını söylemeye başladı. Masarik nota yazmaktan güçlük çekerdi. Bana baktı, ona Almanca olarak - birşeyler yaz, dedim. Atatürk aryayı söylüyor, Masarik yazıyordu. Arya bitti ama masarik tarafından yazılan notanın bu arya ile hiçbir ilgisi yoktu. Atatrük notayı aldı, arkadaşlarına gösterdi. Bize olan hayranlığını söyledi. Sonra notayı Masarik’e uzattı ve – şimdi bunu çalın, dedi. Biz aryayı, notaya bakar gibi yaparak ezbere çaldık.
Uzunca bir süre sonra, Atatrük büyük salona çıktı. Biraz oturduktan sonra Masarik’in yazdığı notayı istedi. Kendisine verdiler. Yaverine, - bunu klübüm orkestrasına ver çalsın, dedi. Masarik’le ben O’nun masasında oturuyorduk. Ne yapacağımız şaşırdık. Yavaşça ayağa kalktım. Orkestranın kemancısına yaklaştım ve meseleyi söyledim. Orkestra müzisyenleri nota kâğıdına baktılar, etüd eder gibi yaptılar ve ezbere bildikleri aryayı çalmaya başladılar. Ben sevinçten yerimde duramıyordum. Çok güç bir durumdan kurtulmuştuk. Yavaş adımlarla yerimi almak üzere Atatrük’ün masasına doğru yürüdüm. Masaya yaklaştım. Tam oturacağım sırada Atatürk bana döndü ve olduğun yerde biraz dur, dedi. Sonra yaverini çağırdı. Kulağına birşeyler söyledi. Yaveri büfeye doğru gitti ve elinde bir bardakla döndü. Bardağı bana doğru uzattı. Bir viski bardağına yukarıya kadar altınbaş rakısı doldurmuşlardı. Atatürk – bir yudumda iç, dedi.
Yapılan sahtekârlığı başından beri anlamıştı. Beni cezalandırmıştı. İçkiye hiç dayanıklı değildim. Rakıyı bir yudumda içtim. Yan odalardan birine koştum, kanepeye uzandım. Bayılmıştım...
1935 yılında, Sıraselviler’deki Ateş Klübünde bir düğün töreni düzenlenmişti. Atatürk’ün yakını olan bir Paşanın kızı evleniyordu. Akşam geç saatlere doğru düğüne Atatürk de onur vermişti. Düğün töreni açılış dansını gelinle kendisi yapmak istemişti. Ama klübüm orkestrasını beğenmedi. Bizi istedi. Park Otel’deki işimizi bitirmiş, Büyükdere’de Beyaz Parkta oturuyorduk. O zamanın Emniyet Müdürü Salih Kılıç bizi aradı, buldu. Acele olarak Ateş Klübüne gittik. Atatürk’ün çok sevdiği S.O.E. (Ich suche dringend liebe) fokstrotunu çaldık ve açılış dansı yapıldı.
Bir ara Atatürk, bazı yakınlarıyla berabe ayrı bir odaya çekildi. Orada da müzik çalınsın istedi. Oda küçüktü, Masarik’le ben gittik. Kısa süre çaldıktan sonra Atatürk arkadaşlarına:
- Size müzisyenlerin güçlülüğünü göstermek istiyorum, dedi. Nota kâğıdı getirtti. Masarik’e uzattı. Söyleyeceğim şarkıyı yaz, dedi. Tosca’nın büyük aryasını söylemeye başladı. Masarik nota yazmaktan güçlük çekerdi. Bana baktı, ona Almanca olarak - birşeyler yaz, dedim. Atatürk aryayı söylüyor, Masarik yazıyordu. Arya bitti ama masarik tarafından yazılan notanın bu arya ile hiçbir ilgisi yoktu. Atatrük notayı aldı, arkadaşlarına gösterdi. Bize olan hayranlığını söyledi. Sonra notayı Masarik’e uzattı ve – şimdi bunu çalın, dedi. Biz aryayı, notaya bakar gibi yaparak ezbere çaldık.
Uzunca bir süre sonra, Atatrük büyük salona çıktı. Biraz oturduktan sonra Masarik’in yazdığı notayı istedi. Kendisine verdiler. Yaverine, - bunu klübüm orkestrasına ver çalsın, dedi. Masarik’le ben O’nun masasında oturuyorduk. Ne yapacağımız şaşırdık. Yavaşça ayağa kalktım. Orkestranın kemancısına yaklaştım ve meseleyi söyledim. Orkestra müzisyenleri nota kâğıdına baktılar, etüd eder gibi yaptılar ve ezbere bildikleri aryayı çalmaya başladılar. Ben sevinçten yerimde duramıyordum. Çok güç bir durumdan kurtulmuştuk. Yavaş adımlarla yerimi almak üzere Atatrük’ün masasına doğru yürüdüm. Masaya yaklaştım. Tam oturacağım sırada Atatürk bana döndü ve olduğun yerde biraz dur, dedi. Sonra yaverini çağırdı. Kulağına birşeyler söyledi. Yaveri büfeye doğru gitti ve elinde bir bardakla döndü. Bardağı bana doğru uzattı. Bir viski bardağına yukarıya kadar altınbaş rakısı doldurmuşlardı. Atatürk – bir yudumda iç, dedi.
Yapılan sahtekârlığı başından beri anlamıştı. Beni cezalandırmıştı. İçkiye hiç dayanıklı değildim. Rakıyı bir yudumda içtim. Yan odalardan birine koştum, kanepeye uzandım. Bayılmıştım...
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)