[B]ALEVİLERDE ATATÜRK SEVGİSİ
Hemen hemen dindar her Alevi / Bektaşinin evinde üç resim yanyanadır. Hazreti Ali, Hacı Bektaş Veli ve Mustafa Kemal Atatürk… Bu durum Alevi / Bektaşilerin Atatürk’e olan sevgilerinin bir yansımasıdır. Alevilerdeki Atatürk sevgisi bir devlet büyüğüne duyulan sevginin ötesinde bir derinliğine ve ruhaniyete sahip bir sevgidir. Öyleki pek çok Alevi için o, onikinci İmam Muhammed Mehdi’dir. Bu sevgi boşuna değildir. Sünni cemaat ve tarikatlerdeki gizli veya açık Atatürk karşıtlığı ve hatta düşmanlığı düşünüldüğünde [B]Alevilerin Atatürk’e sevgisi gerçekten dikkat çekici bir öneme sahip oluyor. Bu sevginin kaynağında yatan nedir ?[/B]
[B]“ Çok büyük bir insan…Onunla konuşunca adeta ruhum yıkanıyor. Kaynak suyu gibi temiz, okyanus gibi geniş ve derin…” (10)[/B]
Mustafa Kemal Atatürk yukarıdaki sözleri Hacıbektaş Dergahı pot sahibi Veliyettin Çelebi Efendi için söylüyor. Sözlerdeki içtenlik ortaya koyuyorki bu sözler sıradan iltifat ifadeleri değil. Derin ve içten bir sevgi ve saygının yansıması. Alevilerin Atatürk’e sevgisinin tek taraflı olmadığı anlaşılıyor. Bu husuta daha pek çok kanıt ve gösterge mecvut.
Mustafa Kemal Paşa henüz Ankara’da TBMM’yi toplamadan önce Hacıbektaş Dergahını ziyaret eder. Dergahtaki dervişler ona büyük bir saygı gösterirler. Hatta atının özengisini öperek karşılarlar. Bu durum Mustafa Kemal ve silah arakadaşlarını çok duygulandırır. Bilindiği üzere o dönemde Osmanlı padişahı Mustafa Kemal için “ vatan haini “ suçlamasıyla idam fermanı çıkarır. Fakat Aleviler onu kurtarıcı olarak karşılarlar. Bu durum düşünüldüğünde elbetteki Mustafa Kemal’in duygulanması çok doğaldır.
Dergah ziyareti sırasında Mustafa Kemal’e “kılıç kuşatılır ve yola kabul” edilir. Dervişler, Mustafa Kemal’in yanında olacaklarına “ikrar verirler”. (11)
[B]Atatürk ile Alevi / Bektaşi toplumu arasındaki düşünsel ve inançsal yakınlığı şu şekilde de anlatabiliriz:[/B]
[color=Red]“ Mustafa Kemal’in arayışı Bektaşi toplumunda yaşıyordu… Ancak hukukileşmesi ve siyasallaşması gerekiyordu. Mustafa Kemal bunu yaptı…Laiklik, bağımsızlık, dilde ve kültürde ulusçuluk, halk egemenliğine geçiş, kadın hakları…gibi yeniliklerde Kemalist güç Bektaşilik kaynağına dayanıyordu…”(12) [/color]
Yine Atatürk ile Alevi / Bektaşi / Kızılbaşlar arasındaki ilişkiyi anlatırken Yaşar Nuri Öztürk ; “ Kızılbaşlar Atatürk’ü çok sevmekte idiler. Atatürk de onlara saygı göstermiştir.” Diyor.
“ … Atatürk’ün, andığımız devrede, başlattığı harekete destek sağlamada, yanına almakta büyük yararlar gördüğü dinsel kadrolar içinde Bektaşiler’in ön sırayı tuttukları anlaşılıyor…” (13)
[B]Araştırmacı John Kingsley Birge; The Bektashi Order of Dervishes adlı kitapta Atatürk ve Alevilik ilişkisini şu şekilde irdeliyor:
“ Cumhuriyet ilkeleri ile Bektaşilik ilkeleri bir ve aynıdır. O halde Bektaşilere göre, Cumhuriyetin gelişi ile tarikata ihtiyaç kalmamıştır. Çünkü amaç gerçekleşmiştir. (14)[/B]
Mustafa Kemal Atatürk ile Alevi / Bektaşi toplumu arasındaki sevgi ve bağ kesinlikle tek yanlı değildir. Mustafa Kemal’in Alevi / Bektaşi kültürüne olan sevgi ve ilgisi onun düşünce dünyasını oluşturan eşitlik, özgürlük, bağımsızlık, ulusallık gib, özelliklerin Alevi / Bektaşi felsefesinde de mevcut olmasından kaynaklanıyordu. Büyük Atatürk’ün yetiştiği Balkan coğrafyası öteden beri Aleviliğin ve Bektaşiliğin etkin olduğu bir bölgedir. Balkanların müslümanlaşmasında Bektaşilerin ne denli etkili olduğu tarihen sabittir. Balkanların fethinden başlayarak Osmanlı’nın çöküşüne değin o bölgede çok güçlü bir Bektaşi etkisi söz konusudur. Balkanlarda ilk dede olarak bilinen Sarı Saltuk’tan bu yana o bölge toprakları büyük dede / babalar yetiştirmiştir. Seyyid Ali Sultan, Otman Baba ve Balım Sultan gibi büyük Bektaşi babaları kurdukları tekkelerde binlerce, onbinlerce öğrenci / talip yetiştirerek Türklüğün ve İslam’ın yayılmasına hizmet etmişlerdir. Balkanlardaki en önemli Bektaşi Tekkesi olan Kızıl Deli Tekkesi, o denli önemli bir yere sahiptir ki, Hacı Bektaş Dergahı’ndan sonra ikinci sırada yer alır.
İşte Atatürk böyle bir coğrafyanın en önemli merkezlerinden biri olan Selanik kentinde dünyaya gelmiş ve yetişmiştir. Selanik kenti de gerek Alevilik / Bektaşilik bakımından gerekse de Osmanlı’daki yenilikçi siyasal hareketlerin mühim bir merkezi olması bakımından Mustafa Kemal’in fikirlerinin ve felsefesinin oluşumunda başat yere sahiptir. Balkanların ve Selanik kentinin Osmanlı’daki yerini ve Mustafa Kemal’in düşünce dünyasına etkisini irdelerken araştırmacı Baki Öz şöyle demektedir:
“ Şu bir gerçek ki, Mustafa Kemal, Balkanların özgürlükçü havasını solumuş, bu hava Mustafa Kemal’in düşüncelerine çeşni olup renk katmıştır. Bilindiği gibi Balkanlar öyle sıradan bir yer değil…Tarih boyu çeşitli kültürlerin geçiş ve kaynaşma yeri…Doğu’yla Batı kültürünün buluşma ve birleşime vardığı yer burasıdır. Doğu’nun Batı’ya sokulduğu, Batı kültürü içerisinde çıkış aradığı ve bu arayışlar sonucunda yeni birleşimlerin ( sentez ) oluştuğu alan burası… Kısacası Doğu ve Batı kültürünün kavşak ve kavuşum noktası Balkanlardır.” (15)
Araştırmacı Cemal Şener ise, Balkanların bu özgün kimliğini dile getirirken gerçekten çok orijinal ve dikkat çekici bir özelliğe temas ediyor:
[B]“…Sarı Saltuk’tan Balım Sultan’a, Şeyh Bedrettin’den Namık Kemal’e, Resneli Niyazi’den Mustafa Kemal’e uzanan bir yol.” (16)[/B]
[/B]
Atatürk ve alevilik felsefesi
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Atatürk Sözleri ve Fikirleri
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
6927
Atatürk ve alevilik felsefesi
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi