You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk'ün siyasi görüşü neydi gerçekten ?

Atatürk'ün siyasi görüşü neydi gerçekten ?

Posting Freak
Atatürk'ün siyasi görüşü neydi gerçekten ?
Adnan Menderes yazdı:Atatürk`un siyasete ilgisi olmasaydı neden savaştan sonra siyasetçi oldu

]Atatürk demokrat olsaydı hemen çok particiliğe geçerdi ama yapmadı bunu Tek parti ye geçti ( ] sonra cumhurbaşkan !!!örnek muhalif Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kapatı) ve Türkiye 1946 yıllına kadar tek parti`yle yönetildi

Güzel kardeşim senin dediğin o işler bir okuz pokuzla olmuyor.
Birgün adamın birokratlardan biri Napolyona harita üzerinde parmağıyla işaret ederek
-]önce şurayı sonra şurayı sonra da şurayı alsaydınız ya demiş.
Napolyon da
]- eğer senin gösterdiğin gibi öyle parmakla alınabilseydi ben de öyle yapardım . Demiş...

Atatürk çok partililiğe geçmek istemiş ve de terakkiperver fırkasının kurulmasından ilk etapta memnuniyetlik dumuştur. Ancak ilerleyen zamanlarda aynı bugün olduğu gibi bu parti de dini ön plana çıkarıp insanları ayaklandırmaya kalkışınca, bunun sonucunda şeyh sait ayaklanması olunca olağan üstü hal ilan edilip mahkemeler kurulunca bu mahkemeler bu partiyi kapatmıştır. Çünkü bu parti irticai hareketlere zemin hazırlamış yarikatlara destek vermiştir. Cumhuriyet karşıtı bazı girişimlerde bulunmuştur...

Atatürk ilk cumhuriyet yıllarında hem dünyaya karşı mücadele ederken bir taraftan da içerdeki yobaz zihniyetlerle mücadele ediyordu. Ancak buna rağmen bir taraftan da halkı bir arada tutması gerekiyordu. Bu yüzden o günün koşullarına göre bazı söylemlerde bulunmuştur. Söyledikleri bazı sözler bazı kesimlerin içten ayaklanıp bölme işlemlerine girişmesin diye onları sakinleştirecek şekilde bazı sözleri olmuştur. Dolayısıyla bir söylediğine karşılık başka bir söylediği bazen açişebilir. Bunu anlamak için Atatürkün söylediği o sözlerin hangi koşulda, ne amaçla söylediğini iyi anlamak lazım. bazı sözleri ise kişinin bakış açısına göre manası değişebiliyor. Nasıl ki bu gün Kur-an'ı on tane ilahiyatçı tv'ye çıkınca on ayrı yorum yapıyorsa bu da öyle bir şey...

Atatürk'ün siyaseti insanlıktı. Onun siyaset amacı bugün olduğu gibi saltanat sürmek değildi. Nitekim o dönemde dolmabahçe sarayında kaldığında padişahlar gibi saray haremlerine kadınları doldurarak ülkeyi yönetmemiştir. Koskoca Dolmabahçe sarayının yanlızca iki göz yerini kullanmıştır...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Posting Freak
Atatürk'ün siyasi görüşü neydi gerçekten ?
Atatürk`un siyasete ilgisi olmasaydı neden savaştan sonra siyasetçi oldu

Atatürk demokrat olsaydı hemen çok particiliğe geçerdi ama yapmadı bunu Tek parti ye geçti (
sonra cumhurbaşkan !!!örnek muhalif Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kapatı) ve Türkiye 1946 yıllına kadar tek parti`yle yönetildi

Savaştan sonra siyesetçi olmayıp ne yapacaktı,yeni kurulmuş devleti kimlere emanet edecekti.
Savaştan çıkmış bir ülkenin çok partiliğe geçişten önce kendini düzeltmesi,vatanın yeniden inşaası,demiryolları,ticaret,tarım gibi kalkınmada öncelikli iktisatların gerçekleştirilmesi gerekiyordu.
ayrıca
Daha ayrıntılı olsun diye alıntı yapıyorum;
[url=http://webcache.googleuser*******.com/search?q=cache:C0doiMtKDfcJ:www.ataturk.net/cumh/scf.html+serbest+cumhuriyet+f%C4%B1rkas%C4%B1&cd=2&hl=tr&ct=clnk&gl=tr#][/url] Atatürk, halkın genel eğilimlerini yakından izlemek ve milletin her an nabzını yoklamak istiyordu. Bu amaçla çok partili rejimin yerleşmesini istemişti. Eski ve kendisine pek bağlı arkadaşı, o sıra da Paris Büyükelçisi olarak hizmet gören Ali Fethi (Okyar) Beyi yeni bir parti kurmakla görevlendirmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Ali Fethi Bey'e, "Bir parti kur, başına geç ve düşüncelerini Mecliste müdafaa et. Bu suretle particilikten beklenen faydayı da temin etmiş olursun" dedi.
Böylece Serbest Cumhuriyet Fırkası Atatürk'ün arzusu ile çok partili hayata kavuşmak için 12 Ağustos 1930'da kuruldu. Atatürk, Fırka Başkanı Ali Fethi Bey'e yazdığı 11 Ağustos 1930 tarihli mektupta, "Reisicumhurluğun uhdeme teslim eylediği yüksek ve kanuni vazifeleri Hükümette olan ve olmayan fırkalara karşı adilane ve bitarafane ifa edeceğime ve laik Cumhuriyet asası dahilinde fırkanızın her türlü faamileü cedelarmadırır sid ergele guramayacağını emniyet edebilirsiniz" diyerek talimat vermiştir.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na gelince;
[FONT=Arial Tur, Helvetica, Verdana]alıntı;
Mustafa Kemal Paşa, demokratik düzenin kurulmasını, istediğinden, yeni Partinin kuruluşundan memnun olmuştur. Yeni parti için; "Bırakınız, karşımıza çıksınlar, memleket işlerini münakaşa edelim ve bizim Meclisimizde de iki parti olmalı, hükümeti denetleme sistemi kurulmalı ve medeni ülkelerin parlamentolarına benzemeliyiz" diyordu. Fırka, Mecliste hayli asabi bir hava içinde doğmuş, müzakerelere katılmış, hükümetten çeşitli sorunlar hakkında bilgi istemiştir. Bu sert çekişmeler, özellikle bütçe görüşmeleri sırasında doruğa çıkmıştır. Doğu Anadolu'da patlak veren Şeyh Sait İsyanı, İstiklal Mahkemeleri'nin geniş yetkilerle kurulmasına, Takrir-i Sükun Kanununun çıkmasına sebep olmuştur. İstiklal Mahkemeleri, Terakkiperver Fırka mensuplarının irticai faaliyetleri hakkında hükümeti ikaz etmişler, önce Diyarbakır İstiklal Mahkemesi kendi yetki alanında bulunan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası şubelerinin kapatılmasına karar vermiştir. Hükümet ise, Takrir-i Sükun Kanunu'na dayanarak, 3 Haziran 1925 tarihinde bütün memlekette irticayı tahrik etmesi nedeniyle Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasını kararlaştırmıştır.

Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.