You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk'ün Kahanetleri!!

Atatürk'ün Kahanetleri!!

Member
Atatürk'ün Kahanetleri!!
Atatürk'ün Kehanetleri

ATATÜRK GELECEĞİ Mİ GÖRÜYORDU?

Bazı bilim adamlarına göre geleceği görme yeteneğinin merkezi,diansefal dediğimiz ve sempatik sinir sisteminin birleştiği beyin merkezidir.Bu sinir sistemi,Merkezi Sinir Sistemi denilen ve vücut hareketleri yani bilinçli hareketleri kontrol eden sinir sisteminden büsbütün başkadır.Bilginlere göre ,Diansefal,beynin en eski ,yani atalarımızda ilk olarak gelişen beyin kısmıdır.Belki de tarihten önemli insanın içgüdüleri ile hareket etmesini temin eden altıncı his,beynin bu merkezindeydi.Bugünkü hayatımızda merkezi sinir sistemimizin faaliyeti o kadar fazlaydı ki,”diansefal” altıncı his ortaya çıkarmıyor.Ancak belli sayıdaki kişilerde kendisini gösterebiliyor.Gelecekten haber alabilmek için yetenekler ise daha ender ortaya çıkıyor.Bu görüş doğruya,Atatürk ,Cayce,Messin gibi duyarlı kişilerde beynin bu bölümünü daha faal olduğu düşünülebilir. Beynin bu bölümünün altıncı his ile irtibatı tama olarak nedir? Atatürk’ün yaşamında “geleceği görme” gücünün kanıtları bulunmaktadır.En basit örnek Kurtuluş Savaşı’nda görülmüştür zaten. Örneğin Muhiddin Arabi’nin gelecekle ilgili yazdığı kitabında,büyük ihtimalle Atatürk’ü kastettiği anlaşılmaktadır:
“Devleti Aliyye yıkılacak.Batıdan uzun boylu,mavi gözlü bir adam gelecek.
Baktığı zaman karşısındaki insanı eritecek.Serbest Fırka kuracak.
Adına da Serbest Cumhuriyet denilecek.
Dünyaya milletini tanıtacak ve 15 sene hükümdarlık sürecek”


ESRARENGİZ HİNTLİ MİHRACE ‘NİN SIRRI HALA ÇÖZÜLEMEDİ…

Bilindiği gibi Hint halkı,Kurtuluş Savaşı’nda,Atatürk’ü ve Türk halkını yalnız bırakmamış ve maddi-manevi olarak ,Türk halkının yanında yer almışlardı. Kurtuluş Savaşı'ndan yıllar sonra ,1929 yılında,Bir Hintli Mihrace,Atatürk’ü Pera Palas’taki(ayrıntılı bilgi için medya yorumlarına bakabilirsiniz) 101 no’lu odasında ziyaret etmeye gelmişti…

Ne amaçla ziyaret ettiği bilinmemesiyle birlikte bir başka nokta da,Mihrace’nin kim olduğudur.Mihrace’nin ,Atatürk’e sunduğu hediyenin kendisinde de bir sır gizliydi… Bu hediye altın sırmalı Hint işi bir ipek seccadeydi.

Seccadenin üzerindeki desende,bir şamdanın asılı olduğu bir düz kemeri;her iki yanında birer güvercini bulunan,beş kubbeli bir diğer kemerin çevrildiği görülüyordu.Bordür motifi,fillerden oluşuyordu. Desenin en ilginç unsuru ise,her iki kemerin arasındaki,dal kıvrımı ve gül motifleriyle süslü boşlukta yer alan romen rakamlı bir saat kadranıydı: Bu saat 09.08’i gösteriyordu. Seccade halen Perapalas’da bulunmaktadır .


BULGAR IVAN MANELOF’A SÖYLEDİĞİ KEHANETLER…


Mustafa Kemal başından beri Türk Milleti’nin yaşadığı zor koşullardan sıyırıp çıkaracağını biliyordu.1906’da Bulgar Ivan Manelof ile Selanik’de yaptığı konuşmalardır:

“Bir gün gelecek,ben,hayal olarak kabul ettiğiniz bu inkilapları başaracağım.Mensup olduğum Türk Milleti bana inanacaktır. Düşündüklerim demogoji mahsülü değildir.Bu millet gerçeği görünce arkasından yürür.Saltanat ortadan kalkacaktır.Devlet mütecanis(tek çeşit) bir unsura dayanamayacaktır.Din ve devlet işleri birbirinden ayrılacaktır.Batı medeniyetine döneceğiz.Batı medeniyetine girmemize engel olan yazıyı atarak,Latin kökünden alfabe seçilecektir.Kadın ve erkek arasındaki farklar kalkacaktır.Emin olunuz ki hepsi bir bir olacaktır…”

Atatürk bu konuşmayı yaptığı sırada Abdülhamit ülkenin tek hakimiydi.Ve padişahlık kuvvetli ve kutsal bir kurumdu.


ÖNCEDEN YAPILAN BİR UYARI AMA….


Çanakkale Savaş sırasında Mustafa Kemal Nablus Karargahı ‘nda ikinci defa 7 nci Kolordu Kumandanı olduğu yıllarda yaşanan bu olayı kendisi daha sonra şöyle anlatmıştır:

-“Bir gün Erkanı Harbiye Reisi bana o günkü raporlarını okudu.Basit raporlardı,her zamanki gibi…Yalnız bu raporlarlar içinde bir nokta dikkatimi çekti…”

Evet görünürde hiç bir sonuç çıkartılamayacak bu rapordan Mustafa Kemal inanılmaz bir sonuç çıkartmış ve çok değil bir veya iki gün sonra İngilizler’in büyük taaruzu başlamıştır.Bundan sonrası Mustafa Kemal’in kendi ağzından:

“Yataktan kalktım,giyindim.İş odasına girerek bir muharebe emri yazdım."
Emirde şunlar yazıyodu:

“Düşmam 19 Eylül akşamı taaruz edecektir.” “Sonra bu emre alınması gereken tedbirleri ilave ettim.Bu emri Grup kumandanı olan Liman Fon Sanders Paşa’ya da gönderdim. Çok hürmet ettiğim bu zat,benim raporuma gülmüş ve ‘ihtiyattan zarar gelmez” diye bana da bir şey söylemeye lüzum görmemiş”

19 Eylül gecesi kolordu kumandanları telefon başında çağırarak verdiği emirlerin ve alınması gereken tedbirlerin yerine getirilip getirilmediğini sordu.Kendisine tüm tedbirlerin alındığı bildirildi.Ancak ne yazık ki,kolordu kumandanları da böyle bir emri ciddiye almamışlar ve gerekli hiç bir önlemi almamışlardı. Mustafa Kemal gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığını öğrenmek için bir müddet sonra telefon açtı… Olayın sonucunu yine Mustafa Kemal’den dinleyelim:

“Ben daha telefon konuşmamı bitirmeden,düşman topçusu muharebe hattımız üzerine ateş etmeye başladı.Gece muharebe ile geçti.Benim ordumun sağ cenahındaki ordu yarıldı,esir oldu ve boş kalan cepheden geçen düşman süvarileri Leyman Fon Sanders’in karargahına bastı.Hakikat anlaşılmıştı.Fakat neye yarar…”


DÜŞMAN DONANMASI İLE İLGİLİ KEHANETİ…


Almanya ile birlikte,Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı İmparatorluğu her şeyini kaybetmiş durumda idi. 30 Ekim 1918’de imzaladığı Mondros mütarekesi ile Türk topraklarını kaybettiği gibi yavaş yavaş tarih sahnesinden de silinmeye başlamıştı… İstanbul’un işgal edildiği günlerde,İstanbul’a dönen Mustafa Kemal düşman zırhlılarını Dolmabahçe önünde gördüğü zaman üzüntüyle:
“Geldikleri gibi gidecekler..”
Daha sonrasını zaten biliyoruz.Sonuç olarak geldikleri gibi gittiler. İşin ilginç tarafı Nostradamus’un da bu konuyla ilgili bir kehanetinin bulumasıdır.”Centurien” adlı kitabdaki kehanet şu şekildedir:

Kongre başkanını tutan devlet adamları
İşgal kuvvetlerince sürülecek Malta’ya
Girilmiş İstanbul’a alınmış Rodos Adası
Ama geldikleri gibi gidecekler

4 Eylül 1919’da hatırlanacağı gibi Sivas Kongresi toplanmıştı.Kongre Başkanlığı’na, işgal kuvvetlerine karşı açıkça tavır alan Mustafa Kemal seçilmişti.Kurtuluş Savaşı’nı ve Atatürk’ü destekleyen İstanbul’daki mecliste olan milletvekilleri de işgal kuvvetlerince Malta Adası’na sürgüne gönderilmişti.Bu hatırlatmanın ışığında dörtlük bir kere daha okunursa ,durum daha iyi anlaşılacaktır.


MUSTAFA SAGİR’İN CASUS OLDUĞUNU İLK KONUŞMADA BİLMESİ…


16 MART 1920’de İstanbul’un işgal edilmesi üzerine ,Kemalettin Sami Paşa Anadolu’ya Geçerken gemide bir Hintli ile tanışır.Bu adam Mustafa Sağır’dir. Milli Harekete yardım için Hint müslümanlarını’nın kendisini gönderdiklerini söyler.Böylelikle paşayı etkilemiştir.Ankara’ya telgraf çeken Sami Paşa,Mustafa Sagir’e ilgi gösterilmesini ister.Bir süre sonra Sami Paşa Atatürk’e Hintliyi anlatır ve görüşmesini rica eder.Ertesi gün Atatürk ,Mustafa Sagir’i kabul eder. Bu görüşme uzun sürer.Hintli gönderilir.İki paşa yalnız kalınca Atatürk:
“Bana bak Kemal bu adam casus!…” der Sami paşa:”Aman paşam siz de çok şüphecisiniz” diyerek Atatürk’e inanmaz. Atatürk konuşmayı keserek yaveri Hayati Bey’i çağırır ve şu emri verir:

-“Bu Hintli İngiliz Casusu olacak..Kendisini takip etsinler.Mektuplarını da sansürde çok dikkatli okusunlar...”

Bundan sonra mektuplar o zamanlar kimya hocası olan Avni Refik Bey’e verilir.Bir iki tecrübeden sonra gizli yazılar bulunur.Mustafa Sagir yakalanarak suçu itiraf ettirilir ve idam edilir.


GÖZLE GÖRÜLMEYEN YERİ BİLMESİ….


Sakarya Savaşı’ndan sonra bir subay cepheden alınan bilgileri Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal’e okuyordu.Kağıttaki notta cephe komutanlarından biri ,Seyit Gazi’nin kuzey-doğu tarafında bir düşman fırkasının göründüğünden bahsediyordu… Bunun üzerinde Mustafa Kemal kaşlarını çatarak:
“ Hayır!..Orada düşman yoktur..İyi baksınlar..”
Subay öğle yemeğinde geri geldi.Biraz da sıkılarak: -
“Haber aldım komutanım.Bahsedilen yerde düşman yoktur.”



BU KEHANETİNE DÜŞMAN GÜÇLERİ DE İNANMAMIŞTI…


Düşman Ordusu’nu tamamıyla yoketmek amacıyla başlatılan Büyük Taaruz amacına ulaşmıştı.Ordularını korkunç sondan kurtarmak isteyecek olan itilaf devletlerinden durumu gizleme amacı güden fakat bu başarıları haber alan itilaf devletleri kendisinden görüşmek üzere randevu istedikleri zaman.ATATÜRK elçilere:
“Sizinle 9 Eylül 1922 Nif(Kemalpaşa) kasabasında görüşebilirim.”
İşin ilginç tarafı,bu sırada Türk Orduları Nif’den çok uzakta bulunuyordu.Ve 9 Eylül’e kadar oraya çarpışarak varmak çok zor,hatta imkansız gibi görülmekteydi.Çünkü bu bir savaştı.Yani kesin tarih verilmesi norma şartlarda hiç bir şekilde mümkün değildi.Savaş sırasında neler olabileceğini kim önceden kestirebilirdi ki? Aradan 10 gün geçti.Bu olayı daha sonra ünlü Nutku’nda kaleme alarak şöyle demiştir:
“Dediğim gün Nif’te idim.Fakat benden randevu isteyenler orada yoktu…”


BAŞKENT ANKARA


Atatürk’ün Ankara’yı Başkent yapmasının ardındaki sebep hayli ilginçti: -

“Ben Türk’ün imkansızı imkan haline getiren kudretini bütün dünyaya göstermek için Ankara’yı istedimBir gün gelecek şu çorak tarlalar yeşil ağaçların çevirdiği villalar arasından uzanan yeşil sahalar,asfaltlar ve binalarla bezenecek.Hem bunu hepimiz göreceğiz,yakında olacak…”

Ankara 13 Ekim’de başkent oldu.Bazı Batılı devletler Ankara’nın nüfusu ve kırsallığı yüzünden büyükelçi göndermeyeceklerini açıklamalarına rağmen karar değişmedi.


RADYO VE SİNEMA HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜ


Atatürk’ün radyo ve sinema hakkındaki sözleri onun “ileri görüşlü”lüğünü bir kez daha kanıtlıyor. -

“Sinema,gelecekteki dünyanın bir dönüm noktasıdır.Şimdi bize basit bir eğlence gibi gelen eğlence olan radyo ve sinema bir çeyrek asra kalmadan yeryüzünün çehresini değiştirecektir.Japonya’daki kadın,Amerika’daki zenci,Eskimo’nun ne dediğini anlayacaktır.Tek ve birleşik bir dünyayı hazırlamak bakımından sinema ve radyonun keşfi yanında tarihte devirler açan matbaa,barut,Amerika’nın keşfi gibi olaylar oyuncak nispetinde kalacaktır.”

Bu sözler radyonun emekleme,sinemada ise yeni yeni çalışmalar yapıldığı bir dönemde ifade edilmiştir. Bir diğer önemli nokta ise “Tek ve Birleşik Dünya “ düzeninden bahsetmesidir.Bana kalırsa herkesin İnternet’i tanıması bu olayı kavraması için bile yeterlidir.


İTALYANLARIN HABEŞİSTANA SALDIRMASI.KİM BİLEBİLİRDİ Kİ?


Bu olayı aktaran Atatürk’ün yakın arkadaşı Münir Hayri Egeli’dir.Egeli’nin ağzından naklediliyorum: Habeşistan Savaşı başlamadan önce İtalya’nın Rodos’a askeri harekatta bulunduğu günlerdi…Bir akşam Atatürk’ün sofrasına davet edilenler onu balkonda gezinirken buldular.Atatürk:”Tevfik Rüştü” nerde?” Diye sordu.Ankara Palas’da bazı sefirlere ziyaret veriyorlar,dediler. Daha sonra hep birlikte davetin verildiği Ankara Palas’a gidildi. Atatürk Arnavutluk Elçisi Asaf Bey’in yakınında giriş ve çıkış kapısını iyi görebileceği bir yere oturdu. Atatürk:
”Asaf Bey,gazetelerde bir takım resimler görüyorum.Arnavutluk’da operet mi oynanıyor?”.
Bu sözleri ile Kral Zogo’nun sorguçlu resimlerini kastettiğini anlayan elçi şaşırıyor…Atatürk devam ediyor: -
“Cumhuriyet’de ne zarar görüldü ki,krallık ilan edildi.Hem takip edilen politika tehlikelidir.İtalya’nın Arnavutluk’u Balkanlar’da bir basamak yapması muhtemeldir.”


Müdahaleye kalkan İtalyan sefirine Ata:


“Haber aldığımıza göre Roma’da bazı öğrenciler elçilik önünde gösteri yaparak Antalya’tı istemişler.Antalya sigara paketi midir ki sefir cebinden çıkarıp versin.Antalya buradadır.Buyurun alın.Hem benim bir teklifim var.Hakikaten böyle bir şey düşünüyorsa,Musolini’ye müdahale edelim.Antalya’ya asker çıkarsın.Bütün ihracaat tamam olunca harp ederiz.Mağlup eden hakkına razı olur.”


Bu sözleri duyan İtalyan elçisi atılıyor:”Bu bir harp ilanı mıdır?”

Atatürk:
”Hayır ben burada bir fert olarak konuşuyorum.Türkiye de harp ancak Türkiye Büyük Millet Meclis’nin yetkileri içindedir.”
Bu durum üzerine Başbakan İsmet Paşa’ya haber verilir telefonla.Ve Ankara Palas’a çağrılır. Atatürk bunu haber alınca:
“Hükümet geliyor,biz gidelim” der. Çankaya’ya döndüğü zaman şunları söyler:
“İtalya ile harp tehlikesi yoktur.Rodos’a yapılan hareket Habeşistan’a yönelecektir.”

O yıllarda İtalya’daki faşist yönetim kendine yeni sömürgeler arıyordu.Avrupa gazetelerinde zaman zaman İtalya’nın Rodos Adası’na yakın Anadolu topraklarını işgale hazırlandığına ilişkin haberler yayınlanıyordu.Türk hükümeti de her ihtimale karşı bütün tedbiri almıştı.Ancak Atatürk’ün söylediği yine gerçekleşti ve İtalya Türkiye yerine Habeşistan’a saldırdı.


RUSYA’NIN GELECEĞİ


Kurtuluş Savaşı sırasında en büyük desteği Rusya’dan alan Mustafa Kemal,savaş sonrasında ise ilişkileri belli bir düzeyde sürdürüyordu.Çünkü Lenin’den sonra iktidarı ele geçiren Stalin Rusya’yı keyfi bir şekilde yönetiyordu… 1936 yılında Atatürk her zamanki gibi Çankaya’daki akşam yemeklerinde ülkenin sorunlarını konuşurken,masadakiler sık sık Paşam,Ruslar şöyle ileri adımlar atıyor,ekonomide,sanayide,askeri alanda şöyle başarılı oluyorlar diye anlatıyordu. Atatürk’ün bunun üzerine yemeği bırakıp masanın üzerindeki içinde meyvelerin bulunduğu tabağı alıyor ve yere atacakmış gibi yapıyor.Masadakilere :
”Eğer bunu yere bıraksam kaç parça olur?” diye soruyor. “40 parça olurdu Paşam”diyorlar. “Hayır..” diyor Atatürk,soruyu yine tekrar ediyorlar,aynı cevabı alıyor.Bunun üzerine "Bilemediniz…” diyor. Ve devam ediyor:

“Biraz sabredin…Yurtta Sulh,Cihan’da Sulha sarılın.Çünkü 60 yıl sonra Rusya 60 parça olucak.Bu nesil Bolşevik ihtilali yaptı.Kan kussa,kızılcık yedim der.Oğulları da babalarının istikametinde gider.Ama ondan sonraki nesil Rusya’yı 60 parçadan böler…”

Bu sözler 1936 yıllarını şöyle bir hatırlayalım..Henüz daha II.Dünya Savaşı çıkmamış ve Rusya büyük bir güç olmamışken,bu söz söylenmiştir.Anlattığı şeyler 64 yıl sonra gerçekleşmiştir.Atatürk devam etmiştir: -
“Bu gün Sovyetler Birliği dostumuzdur,komşumuzdur,müttefikimizdir.Bu dostluğa ihtiyacımız vardır.Fakat,yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez.Tıpkı Osmanlı gibi,tıpkı Avusturya Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir,ufalanabilir.Bu gün Rusya’nın elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler.Dünya yeni dengeye ulaşabilir.İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.Bizim,bu dostumuzun idaresinde dili bir,inancı bir,özü bir kardeşlerimiz vardır.Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir.Hazırlanmak lazımdır.Milletler buna nasıl hazırlanır?Manevi köprüleri sağlam tutarak..Dil bir köprüdür.İnanç bir köprüdür.Tarih bir köprüdür.Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz.Onların bize yaklaşmasını beklemeliyiz,bizim onlara yaklaşmamız gerekliliğidir.Rusya bir gün dağılacaktır.O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülke olacaktır.”diyen Atatürk :
”Türkiye 21 nci Yüzyılı şekillendiren Avrasya için bir kilit ülke konumundadır.Onlar bizi örnek alacaklardır.” diye görüşünü bildiriyor. Atatürk’ün ileri görüşünü 1999 yılından 2000 yılına girerken gözlem yapan ve gazeteleri televizyonları yani kısacası dünyayı takip eden herkes şu an bile anlayabilir.


AVRUPA BİRLİĞİNİN KURULUCAĞINI BİLİYORDU…


Atatürk dış politikaya da önem verilmesini çok iyi biliyordu.Türkiye’nin komşularında meydana gelebilecek olaylardan etkilenebileceğini savunan Atatürk bir akşam Çankaya Köşkü’nde çocukluk ve mahalle arkadaşı Asaf İlbay’ın da aralarında bulunduğu dostlarına dış siyaset hakkında şunları anlatır: -

“Bir Balkan Birliği’ne lüzum vardır.Beni bırakınız ki fırkamın lideri olarak Balkanlar’da bir seyahat yapayım.Balkan devlet adamlarıyla konuşayım ve efkarı umumiyeyi hazırlayayım.Dünyanın ufuklarında kara bulutlar görüyorum.Balkan Birliği kurulabilirse,bir Avrupa Birliği’ne yol açılabilir.Batı devletleri de er geç birleşmiş olacaklardır."

Avrupa Birliği düşüncesi ilk olarak ancak II.Dünya savaşı sonrasında ortaya çıkabilmiştir.1960’ların başında Batı ülkeleri tarafından üzerinde konuşulmaya başlanmış olan bu düşünce,1980’lere gelindiğinde ancak genişlemeye başlayabilmiştir. Oysa ki,Atatürk bakışlarını bir noktada yoğunlaştırarak dalgın bir halde ısrarla şunları şunları söylüyordu:

“..Evet,bir Balkan Birliği ve sonra da Batı Devletleri Birliği beşeriyeti ve ulusları,görünür görünmez felaketlerden koruyabilir.Yoksa insanlığın başına gelecek sefalet ve ıstıraplara ölçü yoktur.Dünya bir uçurama doğru gidiyor…”



UÇAKLARLA İLGİLİ KEHANETİ


Atatürk uçakların henüz daha bırakın savaşlarda kullanılmasını normal günlerde bile kullanılmadığını ve birçok kimse için ölüm kutusundan başka bir şey olmayan günlerde ,Fransa’da Abidin Daver’e söylediği uçaklarla ilgili şöyle demiştir:
“Teyyareler gün gelecek savaşlarda önemli roller oynayacaktır.”
1908 yılında söylenen bu söz ,Abidin Daver’in hiç aklına yatmadığını itiraf etmiştir.Çünkü o yıllarda uçağı savaşta kullanılması akıllarda dahi yok gibi bir şeydi.


ANNESİNİN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ GÖRDÜĞÜ RÜYA


Zübeyde Hanım rahatsızlığı artığından Uşşakizadeler ‘in evinde oğluna hasret vefat eder.Ancak bu haber Paşa’ya nasıl haber vereceklerini düşünüyorlardı. Annesinin ölümünden habersiz olan Mustafa Kemal ,aynı saatlerde trenle çıktığı Yurt gezisinde uyumaktaydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde gördüğü kabus gibi rüya yüzünden kan ter içinde uyanır..Bir sigara yakar ve zile basarak kompartımanındaki hizmetine bakan Ali Çavuş’u çağırıp: -“Gördüğüm rüya canımı sıktı…”der. Ali Çavuş :

”Hayırdır Paşam” deyince Atatürk de rüyasını anlatır: -“Pek hayır olacağa benzemiyor.Kırlık bir yerdeymişiz.Her taraf yeşillik.Birden bire sel geliyor,annemi alıp götürüyor.Endişe ediyorum.Yaverlere söyle,İzmir’e telgraf çekip annemin sağlık durumunu sorsunlar…”
Acı haber tez gelir derler…Kısa bir süre sonra Yaver Salih’in yolladığı şifreli telgraf le gelir.Atatürk telgrafın şifreli olduğunu derhal anlayarak: -“Annem öldü mü?” Ali Çavuş üzgün bir şekilde telgrafı uzatır: -
“Başınız sağ olsun Paşam.” Gözleri yaşla dolan Atatürk :
“Bana malum oldu..Bana malum oldu…Bunun kabusunu gördüm ben..Anam..Zavallı çilekeş anam..Benim anam öldü başka analar sağ olsun..”
diyerek koltuğuna çöker. Vatan hizmetinin zorunluluğu yüzünden annesinin cenaze törenine katılamaz.

Bunlar ve bundan daha fazlası kehanet Atatürk’ün düşüncelerinde belirmiştir.Daha sonra bunları çeşitli olaylardan sonra dile getirerek parapsikolojik yeteneğini görmemize neden oluyor.Daha fazla bilgilenmek için Gazeteci Ali Bektan’ın 18 yıllık alın teriyle çıkardığı “ATATÜRK’ÜN KEHANETLERİ” adlı kitabını alabilirsiniz.Gerçekten bizim için bir “Kader” diyebileceğimiz Atatürk sözleri,fikirleri ve düşüncerini TÜRK HALKINA her zaman önüne sunmuştur.Bize düşen böyle bir kişiliğe sahip olduğumuzla övünmek yerine,bize kalan mirasları olan ülkemiz ve düşüncelerini geliştirip yeni neslin çocuklarına “net bir “ TÜRKİYE bırakmak için çalışmamız gerekecektir. Durumumuzu özetlersek :
Bilginin efendisi olmak için Çalışmanın kölesi olmak lazımdır

Alıntıdır...
Member
Atatürk'ün Kahanetleri!!
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Horoskopun Özellikleri

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk'ün Bati haritasinda yedi önemli gezegen ; Günes, Merkür, Plüto, Neptün, Jüpiter, Venüs ve Satürn Basucunda (Mc) toplanmistir. Boga gibi degismez grup burçta toplanan gezegenler kozmosta çok ender rastlanan olaylara neden olurlar. 5 Mayis 2000 tarihinde Boga burcunda toplanacak gezegenler için çesitli senaryolar üretilirken, 1881 yilindaki kozmos olayinda dünyaya nasil büyük bir adam armagan ettigi gözden kaçirilmamalidir. Böyle bir mistik olayi binlerce yil içinde çok ender zamanlarda görebiliriz. Atatürk'ün dogum haritasi yeryüzüne gelmis dünya çapindaki insanlar ile astrolojik kistaslar altinda karsilastirildiginda, benzersiz oldugunu ispatlamaktadir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Hint sistemine göre Atatürk'ün horoskopu çok güçlü, olaganüstü ve özel bir haritadir. Her seyden önce Rasi ve Navamsa'da Yükselen burç Aslan'a rastlamistir. Iki haritada Yükselen ayni evde olmasi büyük basari ve yükselis isaretidir. Bunun yaninda dogum haritasinin en ugurlu ve bereketli evleri olan 5 ve 9.cu evlere önemli gezegenler yerlesmistir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hint sisteminde en önemli gezegen olan Ay, "Parlak Ay" evresindedir ve 5.ci eve yerlesmistir. Haritada çok etkin ve gizemli Yogalar bulunmaktadir. Bunlar içinde gözümüzü kamastiran Yoga, Jüpiter ile Ay arasindaki olusan "Gajakesari yoga" olmaktadir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün Dogum haritasinin önemli bir özelligi de karmasinin olaganüstü güzelligi ve yapisindaki gelecegi görme (kahinlik) yetenegidir.Atatürk'ün Dogum Haritasinda Söhret, Anne ve Babanin Hayatlari, Karakter ve Kisilik, Meslek ve kariyer, Evlilik, Çocuk, Yasam Periyotlari (Nakshatra) , Yasam sonu hakkinda yapilan analizleri ve yorumlari incelemek isteyenler ; Yücel Sügen'in "Mistik Hint Astrolojisi" adli kitabina basvurabilirler.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Gökyüzünde hala felaket haçi var
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Astrolog Metin Kiraz'la konustuk. Kisa sorulara, kisa cevaplar aldik.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Astrolog Metin Kiraz
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Iste son dönemlerde merak edilen bazi sorulara yanitlar...
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Dünya'nin "Kova Çagi"na girmesi ne ifade ediyor?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Bu Çaglar Astrolojisinden ortaya çikan bir durumdur. Aslinda bu konu spekülasyonlara da açiktir. Bazi astrologlar hala BalikÇagi'nda oldugumuzu söyleseler de, kabul edilen görüs 2000 yilindan itibaren Kova Çagi'na girmis oldugumuzdur. Dünya'nin Kova Çagi'na girmesi, insanlarda gizli bilimlere ve astrolojiye merakin artmasina neden olacaktir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Uranüs gezegeninin, Dünya'ya etkisi nedir?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Kova Burcu'nun sembolü "Uranüs"tür. Uranüs en kaba anlatimiyla; sarsintilari sembolize eder. Uranüs'ün etkisiyle, bu dönemde Dünya insanlari ruhlarindaki sarsintilari hissedecekler. Bazi degerlerin degistigini farkedecekler. Ayrica Kova burcu entellektüelligi de sembolize eder. Insanlarda bilgiye ve ögrenmeye merak en üst düzeye ulasacak.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 1999 yilinda gökyüzünde olusan " Felaket Haçi" nedir?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Ben 1995 ve 1997 yilinda bazi dergilere yazdigim yazilarda, 1999 yilinin ruhlarin depremi olacagini yazmistim. Çünkü daha o tarihlerde 1999 yilinda planetler arasinda bir felaketler haçi olustugunu görmüstüm. Satürn ve Uranüs arasinda gerçeklesen bu haç, tarot kartlarinda da Yikilan Kule'yle sembolize edilir. Yikilacak kadar betonlasmis tüm yapilari, düsünce yapilarini kokusmus deger yargilarini evlilik, sirket gibi müdahaleleri temsil eder. Gökyüzünde felaket haçinin olusmasi çok büyük, dramatik felaketlerin habercisidir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Bu haç önümüzdeki günler için de beliriyor mu?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Ben astrolojik tahminlerime göre 10 Mayis 2000'i biraz riskli buluyorum. Çünkü o gün de Uranüs ve Satürn yine daha önceki 17 Agustos ve 12 Kasim depremlerinde oldugu gibi ayni açiyi olusturuyorlar. Bir de o gün Jüpiter ve Merkür' de onlara yakin bir yerde. Sabit burçlardaki bu planet birikimi felaket tehlikesi isareti. Gökyüzünde sfenks burçlar olan boga, aslan, kova, akrepde yine o felaket haçi var. Ve bu haç üzerinde günes ile ay ayni derecelerde bulusuyorlar.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Bu açilarin olusmasi tüm Dünya için geçerli , peki bu durumdan neden en fazla Türkiye etkilendi?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Bu politik astrolojiyi ilgilendiren bir konu. Benim bu konuda ihtisasim yok. Ama saniyorum Türkiye'nin akrep burcu olmasiyla bu konunun bir ilgisi olabilir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Bu depremlerin günes tutulmasiyla da ilgisi oldugu söylendi. Bu sizce dogru olabilir mi?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Depremlerin, günes tutulmasiyla çok ilgisi oldugunu düsünmüyorum. Burada önemli olan günes tutulmasinin gökyüzünde bir felaket haçi varken, haçin üzerinde meydana gelmis olmasi.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Bu felaket haçi 2000 yilinda dogacak bebekleri de etkileyecek mi?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Tabii ki etkileyecek. Çünkü bu felaket haçi onlarin horoskoplarina da yansiyacak. Ve yasamlarinin bir bölümünde adeta deprem yaratacak felaketlerle karsilasmalarina neden olabilir..
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Bunu önlemenin bir yolu yok mu?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Aslinda en iyi yolu, 2000 yili içerisinde çocuk sahibi olmamak. Ama illaki isteniyorsa bir astrologtan yardim alinarak, hiç olmazsa sezaryenle dogacak bebeklerin dogum saatleri ayarlanabilir. Bebegi astrologun belirledigi saatte dünyaya getirmek etkili olabilir. Bu yöntemle çocugun, bu açinin etkisinin azalmis oldugu bir zamanda Dünya'ya gelmesi ve horoskobunda beliren yasaminin en optimum düzeye ulasmasi saglanabilir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Bu "felaket haçi" ne zamana kadar etkisini sürdürecek?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 2000 yilinin Temmuz ayina kadar devam ediyor. Daha sonra 2001 yilinda yeniden basliyor.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Sizce bu dönemde dünyaya gelecek bebekler arasinda bir Dünya lideri ve avatar olabilir mi?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Sabit burçlarin; boga, aslan, akrep ve kova'nin onbesinci derecesi gizli bilimlerde, avatar; ruhsal kurtarici kapisi olarak da bilinir. Yani burada bir kozmik enerji desarji gerçeklesir. Her ne kadar beliren açilar nedeniyle, ruhsal ve fiziksel anlamda depremler yasansa da bir anlamda ruhsal bir kurtaraci kapisinin olusmasi da çok muhtemel. Yenilikçi liderler ve bir avatar bu dönemde Dünya'ya gelebilir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Boga,aslan, akrep ve kova burçlarina canavar burçlar veya sfenks burçlari da deniliyor degil mi?
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Evet. Sfenks insan suratlidir. Bu surat entellektüelligi temsil etmesi açisinda kova burcunu sembolize eder. Ayaklari aslan ayagidir.. Arka bölümü bogadir. Kanatlari da akrebi temsil eder.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk ile ilgili bilinmeyenler
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün olaganüstü yasami boyunca basindan son derece ilginç ve gizemli olaylarin geçtigi biliniyor.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün Atatürk'ün üstün sahsiyetinin yanisira bir de olaganüstü ve bilinmeyen bir yaninin da oldugu gözler önüne seriliyor...
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]ILK BAS KALDIRISI :
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk, oldu olasi Arapça derslerinden, yere bagdas kurarak oturmaktan ve dizleri üstünde durarak yazi yazmaktan hiç memnun degildi.Yine dizlerinin üstünde durmaktan dizlerinin agridigi bir gün ayaga kalkarak dersi ayakta dinlemeye basladi.Fakat bu seferde hocasi bundan memnun olmamisti ve Atatürk'e yerine oturmasini söyledi.Atatürk ise dizlerinin agridigini ve oturamayacagini söyledi.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bunun üzerine hocasi sinirlenip, deliler gibi haykirarak ; "Neee bana karsimi geliyorsun " dedi. Atatürk bunun üzerine ; "Evet karsi geliyorum" dedi. Tam bu anda diger bütün çocuklarda ayaga kalkip, "Evet karsi geliyoruz" diyerek ayni sözleri tekrarlayinca,hoca ne yapacagini sasirarak onlarla uzlasmak zorunda kalmisti. Bu onun ilk bas kaldirisiydi.Liderlik vasfinin ve kitleleri pesinden
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sürükleyen karizmasinin ilk ortaya çikisiydi.


[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 15 YIL HÜKÜM SÜRECEKSIN...

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk hakkinda yapilmis birçok kehanet vardir. Bunlarin en ilginci onun el falina bakan bedevinin söyledikleridir. Mustafa Kemal arkadaslari ile Bingazi'ye, Trablusgarp savasina katilmaya gidiyordu. Yolda bir Bedevi'ye rastladilar. Bedevi el falina çok iyi baktigini ve genç subaylara da isterlerse bakabilecegini söyledi. Hepsi ellerini açarak bedevinin söylediklerini dinlemeye basladi. Sira Mustafa Kemal'e gelince, o önce baktirmak istemedi ama arkadaslarinin israri karsisinda, sonunda o da elini bedevi'ye açti. Bedevi ele bakar bakmaz yerinden siçradi ve heyecan içinde ; "Sen padisah olacaksin," dedi ve ilave etti "15 yil hüküm süreceksin."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Genç subaylar gülüstüler ve yollarina devam ettiler. Aradan yillar geçti, Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaskani oldu. Cumhuriyetin 14. yilinda hastalandi. Karacigeri kötüye gittiginde çevresindekiler ona "Artik içme, Pasam" dediler. Atatürk onlara bir zamanlar yolda rastladiklari falci bedevi'yi hatirlatti ve gülerek, "Arap vaktiyle söylemisti. Bizim padisahlik nasil olsa 15 yil
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]sürecek...Hesapça bu son senemizdir..." Yil 1938 'di...



[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk birçok defa gelecege ait olaylari büyük bir kesinlikle haber vermisti.

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk 1931 yilinda, 2.Dünya savasi'nin patlamasinin yakin oldugunu söylemis ve bu konudaki düsüncelerini General McArthur'a söyle anlatmisti. "Versay antlasmasi, 1.Dünya Savasi'na yol açan nedenlerden hiçbirini ortadan kaldirmadi. Tersine rakipler arasindaki uçurumu büsbütün derinlestirdi. Simdi içinde yasadigimiz baris dönemi, sadece bir ateskesten ibarettir. Avrupa'nin gelecegi
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Almanya'nin alacagi tavra baglidir." General McArthur'a göre,savasin 1940-1945 yillari arasinda çikacagini söyleyen Atatürk, Almanya'nin ancak Amerika'nin savasa katilmasi ile yenilecegini ifade etmistir. Atatürk hayatinin sonlarina dogruda söyle diyordu ; "Bir dünya savasi yakindir.Bu savas sonucunda, dünyanin durumu ve dengesi bastanbasa degisecektir."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk, Mussolini hakkinda da su görüslerini açiklamisti:
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mussolini bir maceraperesttir. Milletini bir uçuruma sürüklemektedir. Her tarafa saldiriyor. Bu adam yüzünden, çok simarmis olan bu millete dersini vermeyi çok isterdim, lakin yakinda bir küçük millet onlara layik oldugu dersi verecektir. Ve sunuda hatirlatirim ki, bir gün gelecek, Mussolini'yi kendi milleti linç edecektir." Bu görüsleri aynen gerçeklesmistir.


[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] ATATÜRK'ÜN RÜYASI :

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk'ün bir rüyasini da Dr.Resit Galip Bey'den ögrenmekteyiz, "Mustafa Kemal ,Ankara'ya geldikten bir süre sonra ilginç bir rüya görmüstü. Ertesi gün bana söyle anlatti. ; "Resit Bey, rüyamda bana 'Pasam ,Inönü'den ne haber?'diye sordunuz. Bende vaziyet kritiktir' cevabi verdim. 'Kritik nedir? Anlamadim ki!'dediniz. Bende 'Bunun cevabini 15 dakikaya kadar veririm' diyerek odama çekildim."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mustafa Kemal bana bu rüyasini anlattiginda düsman henüz Izmir'e çikmamisti, Inönü mevkii de henüz bir önem tasimiyordu. Aradan yillar geçti 2.Inönü savasi'nin kritik günlerinden biriydi. Mustafa Kemal'in arabasi Millet Meclisinin önünde durdu. Hemen yanina kosarak, telas ve endise içinde, "Pasam, Inönü'den ne haber?" diye sordum.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Aynen su cevabi verdi ;
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"vaziyet kritiktir"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]O zaman ben ;
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Kritik nedir? Anlamadim ki!" dedim.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]O da ;
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Sana bunun cevabini 15 dakikaya kadar veririm" dedikten sonra
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]gülümsedi ve ;
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Hani Ankara'ya geldikten sonra bir rüya görmüsdüm,hatirladin
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]mi?"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Hafizami yoklayarak, rüyasini anlattim. Gülerek;
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"iste, rüya ayniyle vakidir. Ben Ismet'i tanirim, göreceksin 15 dakikaya kadar kendisinden muzafferiyet haberi alacagiz." Gerçekten de 5 dakika geçmeden bir telgraf gelmis ve 2.Inönü savasi'nin da zaferle sonuçlandigini ögrenmislerdi...
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk, Kurtulus savasindan çok önce, bir Türkiye haritasi çizmisti.


[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] ATATÜRK'ÜN 1907'DE ÇIZDIGI T.C. HARITASI :

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk, Kurtulus savasindan çok önce, ittihatçilarin Trakya'da 1907'de yaptiklari bir toplanti sirasinda, bir Türkiye haritasi çizmisti. Orada bulunanlarin anlattiklarina göre, o günkü Osmanli devleti sinirlariyla hiçbir ilgisi olmayan ve o zaman hiçbir anlam veremedikleri bu harita, gelecekte, yine Atatürk'ün kuracagi Türkiye Cumhuriyeti'nin haritasi olacakti. Haritada bugünkü sinirlarimiza uymayan tek bir fark vardi ;Atatürk, bizden ayrilmasina gönlünün bir türlü razi olmadigi Kerkük'ü de Türkiye topraklarina katmisti.


[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] DENEME UÇUSU :

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Uçaklarin ilk deneme ve gelisme dönemleriydi. Fransa'da yapilan bir uçak gösterisine katilan, birçok ulusun temsilcileri arasinda, Osmanli atesesi olarak Mustafa Kemal'de katilmisti. Gösteriyi izleyenler, sirasiyla uçaga bindirilerek gezdiriliyorlardi. Sira Mustafa Kemal'e geldiginde, gösteride bulunan ve genç atesenin komutani olan sahis, birden bir rahatsizlik duyarak Mustafa Kemal'in uçaga binmesine engel oldu. Öteki temsilcilerle havalanan uçak kisa bir süre sonra düstü ve içindekilerden sag kurtulan olmadi.


[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] ATATÜRK VE "9" VE "19" Rakkamlari :

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk'ün hayatinda "9" rakkaminin kendine özgü önemli bir yeri
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]olmustur.Örnegin Atatürk'ün dogum yili olan 1881 rakkami, "9"
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]rakkami ile birçok ilskiler göstermektedir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]1+8=9
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]8+1=9
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]18=2x9
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]81=9x9
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]18+81=99
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]19x99=1881
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün harb okuluna girdigi tarih : 1899
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Vatani kurtarmak için Samsun'a ayak basti : 19/05/1919
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bandirma vapurunda yolcu sayisi 19 'dur.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Ittihat ve Terakki'nin yillik toplantisina Trablusgarp delegesi olarak katildi : 22/09/1909
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyeti Temsiliyesini kurdu : 04/09/1919
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Erzurum Mebus adayligini kabul etti : 19/10/1919
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]TBMM tarafindan kendisine gazi ünvani verildi ve Maresallige terfi ettirildi : 19/09/1921
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk 19.yüzyilda 19 yil yasamistir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk 19.yüzyilin bitmesine 19 yil kala dogmustur.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün ilk askeri görevi, 19.Kolordu Komutanligidir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mustafa Kemal Atatürk : 19 harften olusmaktadir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Mustafa Kemal Atatürk'ün nüfus cüzdaninin numarasi da 993814-B idi.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Bu sayi dizisindeki 938 rakkami öldügü yili hatirlatmakta geriye kalan 9 ve 14 rakkami da ölüm saatinin yakin bir benzeridir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Ne mutlu Türküm diyene" =19
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Istikbal göklerdedir" =19
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Ismini farkli farkli adlarla andigimiz Sonsuzlugun Sonsuz Gücü, Bütünün Gücü....


[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] ATATÜRK'ÜN ÖNSEZILERI :

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Bunlar bir gün olacaktir... Görürsünüz, isitirsiniz...
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Prof. Dr. Afet Inan "Atatürk hakkinda hatira ve belgeler" adli kitabinda ilginç bir hatirasini naklediyor.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk 09 ocak 1936 Persembe günü, dil ve tarih cografya fakültesi'nin açilis dersinde okumasi için Afet Inan'a :
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Tarih belgelerinin ilerideki kesifleri buna dayanacaktir. Her tarihi kisinin söyledigi sözler toplanabilecek ve böylece biz onlari kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebilecegiz." diyerek yaziyi verir.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Buna karsilik Afet Inan :
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek kesfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemiyecegimi" kendisine söyledigim zaman cani sikildi ve söyle dedi :
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Bunlar bir gün olacaktir...Görürsünüz, isitirsiniz..."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 30 yil sonra :
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] Atatürk tarafindan bu yazinin verilmesinden 30 yil sonra yine ayni ay ve günlere tesadüf eden, 01 Ocak 1966' da söyle bir haber yayimlandi :
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Venedik'in Saint Georges Adasi'ndaki Benedictis Manastiri Labratuvarlari'nda, manastir rahiplerinden Pellegrio' nun yönetiminde, seslerin ayirimi esasina dayanan çok dikkate deger arastirmalar yapilmaktadir. Italya Içisleri Bakanligi, 1962 'de baslayan bu çalismalari kontrol etmektedir. Fakat elde edilen sonuçlar halen açiklanmamistir. Saint Georges Adasi'ndaki bilim kurulunun geçmise ait sesleri toplayacak, elektronik araçlar üretmeye çalismaktadirlar. Bilim adamlari özellikle Demosten, Pitagor ve Jul Sezar'in söylevlerinden kendi sesleri ile parçalar elde etmeye ugrasmaktadirlar."
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Haberin sonunda ise daha açiklayici bilgilerin su anda verilemeyeceginden bahsediliyordu.


[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] ATATÜRK'ÜN GÖRDÜGÜ SON RÜYA :

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] 26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsizligi ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmisti.Prof.Dr.Afet Inan,olayi söyle anlatiyor :
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"O geceyi rahatsiz geçirdi,ilk hafif komayi o zaman atlatmisti.Ertesi sabahki açiklamasinda" :
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]"Demek ölüm böyle olacak" diyerek "uzun bir rüya gördügünü" söyledi ve "Salih'e söyle ,ikimizde bir kuyuya düstük, fakat o kurtuldu" dedi.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Atatürk'ün, burada "kuyuya düsme" sembolü ile gördügü rüya vizyonu,kendisininde söyledigi gibi ölümün habercisiydi.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Salih Bozol'un kuyudan kurtulmasi ise bilindigi gibi, Atatürk'ün vefat ettigi gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un da intihar etmesi ve sonunda onun kurtarilmasini simgeliyordu.
[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif]Iste bu ATATÜRK'ün son rüyasi idi...

[FONT=Arial, Helvetica, sans-serif] "Bir yolcunun yolda yürüyebilmesi için, ufku görmesi yeterli degildir, ufkun ötesini de görmesi gerekir..."
Son Düzenleme: 16/09/2008, 18:40, Düzenleyen: hmakkiz.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.