You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk'ün güneş dil kuramı

Atatürk'ün güneş dil kuramı

Member
Atatürk'ün güneş dil kuramı
[COLOR=DimGray]
[B][COLOR=Gray] ATATÜRK’ÜN GÜNEŞ DİL KURAMI
Doç. Dr. Haluk BERKMEN
[COLOR=Gray] Asya'da yaşayan boyların konuştuğu dil, günümüzden 15,000 yıl öncesinden başlayarak 3,000 yıl öncesine kadar geçen dönem içinde hem gramer kuralları, hem de nesnel ve kutsal kavramları ile tam olarak gelişmişti. Bu dile Ön-Türkçe demek doğru olur sanırım. Zira Ön-Türkçe konuşan insanlar göç ettiklerinde birçok yeni dilin oluşmasında önderlik ettiler.
[COLOR=Gray] [Resim: 47.jpg]
Ön-Türk Göçleri
[COLOR=Gray] MÖ. 1,000 (günümüzden 3,000) yıllarından itibaren bu diller kesin çizgilerle ayrılıp farklı abeceler ile yazılmaya başlamışlardır. Fakat birçok örnekle göstermeye çalıştığım gibi, Ön-Türk damgaları hepsine temel kaynak olmuştur. Orta Asya Göktürk yazısı da aynı köke dayanır. Göktürk damgaları 38 adettir. Bunları alttaki resimde görmekteyiz.
[COLOR=Gray][Resim: 48.jpg] [COLOR=Gray]
38 Damgalı Orhun abecesi
[COLOR=Gray] Dikkat ederseniz, bu damgalardan bazıları basit tek sesler iken bazıları hece, bazıları 3 harf ile ifade edilebilen çift-sesli (diftong) işaretlerdir. Birçokları da bilinen birtakım nesneleri andırır. Örneğin: T1 at üstündeki biniciyi, OKH bir oku, Y1 yarım ayı, ....vs.
[COLOR=Gray] MÖ. 15,000 ile 3,000 yılları arasında geçen 12,000 yıllık süre Ön-Türklerin dünyaya yayıldıkları dönemdir. Bu süre içinde Asya'nın doğusunda Korece, Japonca, Tunguzca, Çukçice ve Aynuca ortaya çıkmıştır. Bering boğazını aşanlar ise Maya, Aztek, İnka dillerini ve onların pek çok yan lehçelerini oluşturmuşlardır.
Orta Asya'da kalanlar ise, yazıyı geliştirmeye devam etmişler ve en gelişmiş yazı türü olarak Göktürk yazısını oluşturmuşlardır. Bu arada batıya ve güneye göç edenler Sümer çivi yazısını, Elam, Saka, Kıbrıs ve Etrüsk yazılarını geliştirmişlerdir. Bu yazı türlerinden Finike abecesi, Yunan ve Roma abeceleri de türemiştir.
Kuzey ve kuzey-batıya göç etmiş olanlarından Viking, Fin, Macar ve Baltık harfleri ortaya çıkmıştır. Anadolu'da ise Likya ve Lidya yazıları Ön-Türk yazı şekline en çok benzeyen türlerdir. Anadolu şehirlerinin pek çoğu Ön-Türkler tarafından kurulmuşlardır. Ön-Türk kültürünün son kalesi batıda Truva şehri ve iç-Anadolu'da Göreme (peri bacaları) bölgesi olmuştur. Bu iki merkez de işgal edilince Anadolu Ön-Türk kültürü büyük çapta yok olmuştur. O dönemden kalma yazılı taşlar ve kaya resimleri halen tam olarak okunabilmiş değildirler.
Bu bakımdan, halen dilcilere ve kazı bilimcilere, sanat tarihçilerine çok iş düşmektedir. Ancak, belli bir bilinç düzeyi oluşmadığı sürece doğru yorumların yapılması mümkün değildir. Atatürk tarafından geliştirilip üzerinde yıllarca çalışmalar yapılmış olan Güneş Dil Kuramı yeniden ele alınıp, güncel bilgilerle, sağlam bir temele oturtulmalıdır.

[COLOR=Gray] [Resim: 49.jpg]
[COLOR=Gray] Kadim kültürler sadece Türkologlar tarafından değil, dil, yazı, inanç ve mimari eserlerinin inceleneceği bir uzman gurubu tarafından ele alınmalıdırlar. Ortak olan yönler ortaya çıkarılmalıdır. Bu çalışmaya yabancı uzmanlar da davet edilmelidir. Atatürk, zamanında Macar dil uzmanlarını Ankara'ya davet etmiş, onlar da Türk dilinin kökenlerini araştıran birçok eserler vermişlerdir.
[COLOR=Gray] Alıntıdır...

[B]


Atatürkün güneş dil teorisine yazdığı yazı
________________________________________
Türkiye Cumhuriyeti’nin malum evrelerinde ve bilhassa Atatürk ilke, inkılâp ve vasiyeti hilâfına, milli tarihimizin tahrifi, “gerçek tarih” ve “resmi tarih” gibi sunulan muharref/tahrif edilmiş bir bilgi empozasyonu toplumsal şüpheyi mucip hale gelmiş bulunmaktadır. Oysa, büyük Atatürk’ün ‘Güneş Dil’ teorisinde ileri sürdüğü ve dünyaya ilân ettiği, her Türk’ün onur ve gurur duyacağı muhteşem bir tarihin sahibi olan Türk Milleti için bu bir zillet ve nefret unsurudur. Her millet gibi Türk milletinin de tarihini, kültürünü ve medeniyetini bütün açıklığı ve çıplaklığı ile bilme hakkı vardır. Bu hakka ancak Türk düşmanları sahip çıkamaz ve saygı gösteremezler.

Milli tarihin hafızalardan silinmesi çok büyük bir dalâlet, haset, kıskançlık, ard niyet ve düşmanlık eseridir. Türk milletinin tarihi yaklaşık 10 bin yıl gerilere kadar uzanır. Dünyada en çok devlet (101 adet) ve imparatorluk (16 adet) kuran millet, sadece ve yalnızca Türk milletidir. Türk tarihi, Türk kimliği ve kişiliğinin hafızası ve ayrılmaz bir parçası, onur, iftihar ve gurur tablosudur.

Dünya, adaleti Türklerden öğrenmiş ve medeniyet Türk milleti yoluyla cihana yayılmıştır. İnsan hakları, adalet, modern hukuk ve devlet geleneğinin banisi Türkler’ dir. Ergenekon öncesi ve Ergenekon sonrası muhteşem bir tarih, bütün Türk varlığının medarı iftiharıdır. Bin yıl boyunca Avrupa Orta Asya’dan ‘Türkiye’ ve ‘Türkistan’ olarak bahsetmiş, bilim, tıp, teknik ve medeniyetini bu topraklardan aldığı ilim ve irfan ile geliştirip bu günlere kadar getirmiştir. Haçlı seferlerinde bile, Türk milleti ve Türk-İslâm medeniyetinden bir şeyler alma-kapma ve öğrenme kaygısı vardır. Bu cihetle Türk milleti örnektir. Öncüdür. Örnektir. Soylu, köklü ve asil bir millettir. Şahsiyet ve haysiyet olarak yüksektir. Azizdir. Kaynak ve dayanakları belli olan, bilinen-kabul gören ve tarihin bağrından kopup gelen muazzam bir medeniyet ve kültürü temsil eder. Bakınız büyük Türk, aziz kurtarıcı Atatürk Türk milletine emanet ve vasiyet olarak vazettikleri vecizelerinde bu konuda neler söylemişlerdir:

[color=DimGray]1.
Türk’ün saygınlığı, onuru ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. (Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun daha iyidir. (Nutuk-1927/337) Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına “Türk Milleti” denir. Dünya yüzünde ondan daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz (ve onurlu) bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir. Türk milleti “halk idaresi” demokrasi olan Cumhuriyetle idare edilen bir devlettir., Türk devleti lâiktir. Her yetişkin dinini seçmekte serbesttir. (1929-Medeni Bilgiler, Prof. Afet İnan – 1969 / 337) Büyük Türk milleti asildir. Asaletinden doğan ve vicdanları dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet ve kudret sahibidir., “Yüksel Türk, senin için yüksekliğin sınırı yoktur.” İşte, parola budur. (1935-Atatürk’ün Tamim-Telgraf ve Demeçleri, Nimet Arsan - 1937-SD., Cilt: 2 – 1952)

2. Türk ulusunun toplum düzenini bozmağa yönelik didinmeler boğulmaya mahkûmdur. Türk ulusu kendinin ve ülkenin yüksek çıkarlarına karşı çalışmak isteyen fesatçı, alçak, soysuz, ağzı kalabalık kişilerin saçma sapan sözlerindeki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara hoşgörü ile bakacak bir toplum değildir. O şimdiye değin olduğu gibi doğru yolu görür, onu yolundan saptırmak isteyenler, ezilmeğe, tepelenmeğe mahkûmdurlar. (5.8.1929-SD, Cilt: 2, Sayfa, 278 / 358)

3. Efendiler, asırlardan beri Türkiye’yi idare edenler çok düşünmüşlerdir; Türkiye’yi... Bu düşüncesizlik yüzünden Türk vatanının, Türk milletinin duçar olduğu zararları ancak bir tarzda telâfi edebiliriz. O da, artık Türkiye’de, Türkiye’den başka bir şey düşünmemek. Ancak bu zihniyetle hareket ederek her türlü selâmet ve saadet hedeflerine vasıl olabiliriz. (Atatürk’ün, Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın 2. Yıldönümündeki 30.Ağustos.1924 tarihli konuşmasından; Hürriyet-29.08.2004, Yalçın Bayer)olarak gösterir. Önceye ait olmak üzere 28’den 47 ye kadar ayrı millet ve ırktan bahsederler. Bu, keellem yekün kuyruklu bir yalan, düzmece ve uydurmadır. Günümüz neslinin gerçekleri bilme, tarihi ile öğünme, kimlik ve kişiliğini bu onur tablosu üzerine kurma ve köklerine inme görevi vardır. Bu doğal ve zorunlu bir insanlık hakkıdır.

Aksi takdirde, tarihi ve maksatlı bir erozyonun önünde sürüklenen günümüz nesli pek yakında köklerinden kopmaya, kimlik ve kişilik bunalımına düşmeye mahkum olacaktır. İşte, Türk düşmanlarının istediği de budur.

Çevresel bağlamda tarihi ve tarih tandanslı eserlerin tespiti, yeni kazıların yapılması, bütün tarihi eserlerin SİT alanı içine alınarak restorasyonu ve mümkün olduğu kadar "aslına uygun" olarak koruma altına alınması yanında;

a) Anadolu Medeniyetler tarihi konusunda çok ciddi ve ilmi araştırmalar yapılması, elde edilen bilgi ve kaynakların yayınlanarak bütün dünyaya duyurulması.

b) Özellikle ve bilhassa "Türk Tarihi" ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi" ile "Siyasi Tarih" konusunda ciddi, ilmi, belgelere dayalı, dürüst, tarafsız ve güvenilir bir tarih araştırması yapılarak; Objektif bilgi kaynakları ve referanslar oluşturulması.

c) Türk ve Dünya Tarihi konusunda derinlemesine araştırmalar yapılarak, Uluslar arası periyodik "Dünya Tarih Kongreleri" toplanmalı ve sosyolojik ağırlıklı yorumlar yapılarak; Türkiye’nin 1. sınıf bir dünya devleti olması yolunda bilimsel çalışmalar ve alternatif araştırmalar gerçekleştirilip-geliştirilmelidir.
Alıntıdır...
[/B] [/B]
Son Düzenleme: 09/05/2009, 09:52, Düzenleyen: *katre*.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.