bütünleyicisidir
Maden işletilmesi, gelişme halindedir. Madenlerimiz, bizim başlıca bir döviz kaynağımız olduğu için de, yüksek dikkatinizi çekmeğe değerdir.
1936 (Atatürk’ün S.D.I, s. 374)
Türkiye’nin uyguladığı devletçilik sistemi: 1935 Ağustos ayında Uluslararası İzmir Fuarı’nın açılışına gönderdiği mesaj:
Türkiye’nin uyguladığı devletçilik sistemi, on dokuzuncu yüzyıldan beri sosyalizm kuramcılarının ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye’nin gereksinimlerinden doğmuş, Türkiye’ye özgü bir sistemdir. Devletçiliğin bizce anlamı şudur: Bireylerin özel girişimlerini ve faaliyetlerini esas tutmak; fakat büyük bir milletin bütün gereksinimlerini ve birçok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk vatanında yüzyıllardan beri bireysel ve özel girişimlerle yapılamamış olan şeyleri bir an evvel yapmak istedi ve kısa bir zamanda yapmayı başardı. Bizim izlediğimiz bu yol, görüldüğü gibi, liberalizm’den başka bir yoldur. 1935 (Ulus gazetesi, 23.8.1935, s. 5)
Partimizin izlediği program, bir yönden tamamen demokratik, halkçı bir program olmakla beraber ekonomik bakış açısından devletçidir. Bu nedenle partimize dayanan cumhuriyet hükümetinin her görüş açısından vatandaşların yaşamıyla, geleceğiyle ve refahıyla ilgilenmesi doğaldır.
Halkımız doğal olarak devletçidir ki, her türlü gereksinimi devletten istemek için kendisinde bir hak görüyor. Bu itibarla milletimizin mizacıyla partimizin programında tam bir uyum vardır. Bu doğrultudan yürüyeceğiz ve başarılı olacağımızda şüphe yoktur. 1931 (Atatürk’ün S.D.1I, s.262)
Devlet ve bireyin faaliyet alanları
"Herhalde devletin, siyasal ve fikri hususlarda olduğu gibi bazı ekonomik işlerde de düzenleyiciliğini ilke olarak kabul etmek uygun görülmelidir. Bu takdirde karşı karşıya kalınacak güçlük şudur: Devlet ile bireyin karşılıklı faaliyet alanlarını ayırmak. Devletin bu husustaki faaliyet sınırını çizmek ve bu hususta dayanacağı ilkeleri belirlemek; diğer taraftan, vatandaşın bireysel girişim ve faaliyet özgürlüğünü sınırlamamış olmak, devleti yönetmeye yetkili kılınanların düşünüp belirlemesi gereken sorunlardır. İlke olarak devlet, bireyin yerine geçmemelidir. Fakat bireyin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de bireyin kişisel faaliyeti, ekonomik ilerlemenin esas kaynağı olarak kalmalıdır. Bireylerin gelişmesine engel olmamak, onların her görüş noktasından olduğu gibi, özellikle ekonomik alandaki özgürlük ve girişimleri önünde devlet kendi faaliyetiyle bir engel oluşturmamak, demokrasi ilkesinin en önemli esasıdır. O halde diyebiliriz ki birey gelişiminin engel karşısında kalmaya başladığı nokta, devlet faaliyetinin sınırını oluşturur. Buna göre, genellikle, zaman ve mekânda daimi bir özel nitelik gösteren ekonomik bir işi, devlet üzerine alabilir. Örneğin; bir iş ki büyük ve düzenli bir yönetimi gerektirir ve özel bireyler elinde tekelleşmeye uğramak tehlikesini gösterir veya genel bir gereksinimi karşılar, o işi devlet üzerine alabilir. Madenlerin, ormanların, kanalların, demiryollarının, deniz ulaşım şirketlerinin devlet tarafından yönetimi ve para çıkaran bankaların millileştirilmesi; yine su, gaz, elektrik ve benzerlerine ait işlerin yerel yönetimler tarafından yapılması, yukarıda açıkladığımız türden işlerdir.
Bu açıkladığımız anlam ve anlayışta, Devletçilik, özellikle toplumsal, ahlâki ve millidir. Milli servetin dağılımında, daha mükemmel bir adalet ve emek harcayanların daha yüksek refahı, milli birliğin korunması için şarttır. Bu şartı daima göz önünde tutmak, milli birliğin temsilcisi olan devletin önemli görevidir.
Kamu yararına hizmet eden kuruluşların çoğaltılması, devletin önemle göz önünde tutacağı bir sorundur. Bu sayede sırf çıkarcı faaliyetler sınırlanır. Bu, vatandaşlar arasında ahlaki dayanışmanın gelişmesine yardım eden önemli bir etkendir. Memlekette her çeşit üretimin daha fazlalaşması için, bireysel girişimin, devletçe gerekli olduğunu da önemle belirttikten sonra, ifade etmeliyiz ki devlet ve birey birbirine karşıt değil, birbirinin bütünleyicisidir."
1930 (Afet İnan, M.B.
AtatürkÂün fikir ve düşünceleri
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size
PİR ZÖHRE ANA
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size
PİR ZÖHRE ANA