You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk’ün çalışma azmi

Atatürk’ün çalışma azmi

Administrator
Atatürk’ün çalışma azmi
[COLOR=#141823][FONT=helvetica] Yunus Nadi de Atatürk’ün çalışma azmi ile ilgili olarak şunları ifade etmiştir:
[COLOR=#141823][FONT=helvetica] ’’24 saat, 48 saat, hatta icap ederse 70 veya daha fazla saat aynı masanın başında oturarak asla uyku emaresi göstermeksizin çalışırdı. Yanındakileri de çalıştırırdı. Bu harikulade, adeta insanın fevkalbeşer diyeceği bir çalışma şeklidir ki, Atatürk’ten başkasına hatta yarı derecesinde eşine tesadüf edilebileceğini tasavvur edemiyoruz’ demiştir.
[COLOR=#141823][FONT=helvetica] Atatürk 1927 yılında Büyük Nutku hazırlarken, çalışma odasında yarı ayaküstü yarı oturarak ve yüzlercesi arasından belgeler arayarak dikte ettirirdi. Dikte eden genç memurlardan biri saatlerce süren bu çalışma temposuna dayanamamış ve bayılmıştır. Akşama kadar çalışan Atatürk, banyodan sonra toplanan arkadaşlarına yazdıklarını okumuştur.

alıntıdır..
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Atatürk’ün çalışma azmi
Atatürk’ün en güvendiği insanlardan biri olan ve onun özel kalem müdürlüğünü ve genel sekreterliğini yapan Hasan Rıza Soyak anlatıyor :17

Atatürk, çalışmaları sırasında, zaman, mekân ve hatta imkân kavramlarıyla kat’iyen bağlı değildi. Nerede ve hangi şartlar altında olursa olsun, resmi, milli veya vatani bir görev ortaya çıktı mı, derhal onu yerine getirmeye çalışırdı. Çoğu zaman, herhangi bir gezi anında, kırda, bayırda ısrarı üzerine otomobil içinde çalıştığımız ve evrak tetkik ettiğimiz zamanlar olmuştur. Eğlenirken, beni veya bir görevliyi görünce, derhal ’beni mi istiyorsunuz?’ der ve olumlu cevap alınca, eğlenceyi bırakır ve görevliyi takip ederdi. Bütün görevliler, emrinde çalışanlar, kendisini her karar verdiğimiz dakikada, uykuda olsa bile, uyandırmak yetkisini haizdik. Atatürk, eline gelen bir işi bitirmeden rahat edemezdi. Zaruret mevcut değilse bile, işi ileriye bırakmak âdeti değildi; bazen hiç durmadan okuduğu, kırksekiz saat çalıştığı da vâkidir.

Bir keresinde, bir İstanbul seyahatinden Ankara’ya dönmüştüm. Derhal köşke gittim, hizmetçilere Atatürk’ün ne durumda olduğunu sordum, ’iki gün, iki gecedir devamlı okuyor, birkaç defa banyo yaptı ve şezlongda istirahat etti.’ dediler. Hemen yatak odasına girdim. Atatürk, koltuğa bağdaş kurmuş oturuyordu. Genellikle bu şekilde otururdu. Elinde bir tarih kitabı vardı, bitirmeye çalışıyordu. Bana, ’Hoş geldin!’ dedikten sonra : ’Elime bir kitap geçti, bilmem ne zamandan beri okuyorum.’ diye ilave etti.

- Yorulmadınız mı Paşam? diye sordum.

’- Hayır!’ dedi. ’Yalnız gözlerim yaşarıyor; fakat onun da çaresini buldum. Biraz tülbend aldırttım ve parça parça kestirttim. Bu parçalarla gözlerimi siliyorum.’ 18

işte bu örnek, Atatürk’ün çalışmada zaman kavramı tanımadığını göstermektedir.
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Posting Freak
Atatürk’ün çalışma azmi
Atatürk’ün Çanakkale’den itibaren yaverliğini yapmış olan ve onunla Anadolu’ya birlikte geçip, zaferden sonra milletvekili olan Cevat Abbas Gürer, Atatürk’ün çalışkanlığını şu şekilde dile getirmektedir: 19


Atatürk’ün uyanık geçirdiği zamanla, uykuda geçirdiği süre, kıyaslanamayacak kadar farklıdır. Atatürk’ün bir insan ömrüne sığamayacak kadar zengin olan mesaisini tasnif ederek açıklayacak ve detaya girecek değilim. Atatürk’ün durmayan, dinlenmeyen, yıpratıcı çalışma tarzının açıklanması bu yazıya sığmaz. Ben yalnız Atatürk’ün içinde bulunduğu durum ve olayları tasnif etmeden ve detaylı izahına girmeden, genel mesaisi içerisinde pek azma temas ederek, çalışması uğrunda ne için ve ne derece kendini feda ettiğini özetlemeye çalışacağım: Atatürk’ü yakından tanıyanlar pek iyi bilirler ki, yirmi dört saatlik hayatını hiçbir zaman bir programa sığdıramamıştı. Zaten onun karşı karşıya kaldığı olaylar, zamana bırakılamayacak kadar acele karar ve uygulamayı gerektirdiklerinden, programlı bir hayat sürmesine müsaade etmemişlerdi.

Muharebelerde olduğu gibi, günlük devlet işlerinde de, önemine göre bu işin, gece veya gündüzün her saatinde kendisine arz olunmasını isterdi. Uykunun dostu değildi. Zaman zaman geçirdiği kısa hastalıkları hariç, sabah güneşini görmeden yatağına girmez ve uyumazdı. Genellikle uykuda geçirdiği zamana acırdı. Bir defa bana demişti ki:

- Hayat pek kısa. Çocukluk ve okul hayatı bir kısmını alıyor. Geriye kalanını ise, uyku yarıya indiriyor. Uykusuzluğu giderecek ve insan vücuduna verdiği dinlenme gıdasını Verecek tabletler icat edilse’ Bir gün o da olacaktır. Nitekim tıp ve kimya ilmi uyutmak için pek güzel ilaçlar yapmışlardır.

Gülerek ilave etmişti:

- Bunu daha da genişletebiliriz. Orduların yiyecekleri de bir gün tablet haline getirilebilir. Aylık yiyeceklerini askerler çantalarında taşıyabilir. Yalnız cephane nakliyatı işi kalır. O da motorlu araçlarla sağlanır. Böyle bir ordu neler yapmaz?..
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Posting Freak
Atatürk’ün çalışma azmi
Hak Evliyaları dünyevi çıkar amaçlı çalışmadıkları için, Hak aşkına çalıştıkları için yorulmak nedir bilmeden, gece gündüz dinlenmeden hep Hak yoluna hizmet için ve de insanlığa yol göstermek için büyük çabalar göstermişlerdir...

Geçmişte Hak Evliyası olan büyük önder ve de kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk de bıkmadan usanmadan, gece gündüz demeden, karda kışta dağda taşta hiç yılmadan Türk milleti için çalışmış ve onlara bu sayede bağımsızlıklarını verip kendi canını bu uğurda hiçe sayarak, bu güzel Cumhuriyeti kurduktan sonra gerekli inkılapları da yaparak, hiç bir karşılık beklemeden büyük çalışmalarla ve özverilerle kurduğu bu vatan toprağında kayba girmiştir...

Bugün de günümüz Evliyası olan Pir Zöhre Ana'nın aynı şekilde günlerce dinlenmeden uyumadan hem yol için hem insanlık için büyük çalışmalar yaptığını hepimiz görüp yaşamaktayız. Hem Pir Zöhre Ana'nın yaşantısını görüp hem de Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşantısı ile ilgili anlatılanları okuduğumuzda ikisinin de biribirinden hiç bir farklı yaşantı sürmediğini çok net görebiliyoruz. Her ikisinin de Allah'ın bir nuru, bir elçisi, bir ışığı olduğunu çok net anlamaktayız...

Hem sabır hem büyük bir enerji gerektiren bu çalışmalar da biz sıradan insanların elbette bir Evliyaya ayak uydurması mümkün değildir. Ancak yine de Allah bu yola Pir Zöhre Ana'nın ışığında hizmet etmeye çalışanların çabasını boşa çıkarmasın inşallah...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.