You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk'ün Anıları

Atatürk'ün Anıları

Posting Freak
Atatürk'ün Anıları
[COLOR=darkslategray]Atatürkün davet ettigi ingiliz krali türkiyeye gelir ve dolmabahçe sarayinda sohbete baslarlar.Atatürk'ün söförü kazayla kahveyi kralin ustune doker.Kral sinirli sinirli yanindakilere "Ne beceriksiz adam.Yanindakilere disiplin verememis ulkesini nasil kurtarmis?" demis.Ataturk demiski:"Ne diyor bu kocaoglan?" Olayi anlatmislar Ata cok kizmis ve demiski:"Ben bu millete herseyi ogrettim sadece usak olmayi ogretmedim"
[COLOR=darkslategray] *****
bu villa kimin?
-kırkor efendi'nin paşam!
-su kösk?
-dimitri efendi'nin paşa hazretleri!
-ya su ilerideki konak?
-salamon efendi'nin
*az ötedeki toprak damli, virane bir ev işaret edilerek*
-peki ya su ev?
-recep cavus'un pasam!
-çağırın şu recep çavuş'u!
*recep çavuş getirilir*
-emredin paşam
-bu villa kırkor efendinin, bu kösk dimitri efendinin, su konak
salamon efendinin, o virane de seninmiş!bu ermeniler, rumlar, yahudiler şu binalari dikerken sen neredeydin!?
-sizinle beraberdim paşam! trablusgarp'da, çanakkale'de sakarya'da ..

******

Sene 1938, 10 Kasım..İstanbul Üniversitesinde saat 9'u 5 geçenin meşum haberi duyulmuş... Bir Alman profesör var, hukuk fakültesinde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi girmesin mi..Bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek geliyor.Kalkmış yanına gitmiş. Aralarında şu konuşma geçmiş:
"Efendim, tereddüt ediyorum. Acaba ne yapsam?"
"Sizde böyle büyük bir adam ölünce ne yaparlarsa onu yapın"
İşte o zaman Alman profesör kullarını iki yana sarkıtarak:
"Bizde hiç bu kadar büyük bir adam ölmedi ki" demiş .
*****

Izmir kurtuldu, cok tatli bir yorgunluk,Ankara'ya hareket edecekler. Ertesi gun kompartimanin kapisini calar yaveri, açar yorgun, bitkin, kravatini yikamaktadir Ataturk.

Yaveri "ya pasam bu ne hal hic uyumadiniz herhalde niye boylesiniz" der.
"Ya çocuk kompartimanima yastikla battaniye koymayi unutmussunuz. Kolumu yastik yaptim agridi setremi yastik yaptim usudum bende uyumadim kalktim" der.

Yaveri; "aman pasam! Birimize haber vereydiniz hemen size bir yastikla battaniye getirirdik" der.
Ve bir ulke kurtarmaktan donen komutan soyluyor bunlari tarihi bir cevap der ki "Gec farkettim hepiniz en az benim kadar yorgundunuz.Hicbirinize kiyamadim.
Onemli olan benim uyumam degil milletimin rahat uyumasi".

******

Atatürk'ün bahçe mimarı Mevlüt Baysal anlatıyor:
Çankaya Köşkü'nün bahçesini yapıyordum. Bir gün Atatürk, yaveri ve ben bahçede dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağaç Ata'nın geçeceği yolu kapatıyordu. Ağacın bir yanı dik bir sırt, diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu. Ata, havuz tarafındaki kısma yaslanarak karşıya geçti. Derhal atıldım:
- Emrederseniz derhal keselim Paşam!
Bir an yüzüme baktı, sonra:
- Yahu, dedi, sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi ki keseceksin

*****

*****
Birgün Müslüman memleketlerinden birinde (Mısır'da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri, Mustafa Kemal'i görmeye gelmişti. Kendisine:
-"Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz?" diye sordu.
Olabilecek şey değildi ama insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal:
-"Yarım milyonunuz bu uğurda ölür mü?" diye sordu.
Adamcağız yüzüne bakakaldı.
-"Fakat Paşa Hazretleri yarım milyonumuzun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız ya..."
-"Benimle olmaz beyefendi hazretleri, yalnız benimle olmaz. Ne vakit halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse, o zaman gelip beni ararsınız."

]******
]YENİ TÜRK ALFABESİNİN KABULU Atatürk 1928 yılı Haziran' ında, yeni Türk Alfabesi' nin tespiti ile ilgili bir komisyon kurulmasını istedi. Çalışmaların sonucu olan alfabeyi Ata'ya Falih Rıfkı Atay getirdi. Atatürk bunları uzun uzun inceledi ve sordu:
]- Yeni yazıyı uygulamak için ne düşündünüz?
]Falih Rıfkı: - Bir onbeş yıllık uzun, bir de beş yıllık kısa süreli iki öneri var dedi.
]Öneri sahiplerine göre ilk zamanlar iki yazı bir arada öğrenilecekti. Gazeteler yarım sütundan başlayarak yavaş yavaş yeni yazılı kısmı artıracaklardı. Daireler ve yüksek okullar içinde bazı yöntemler düşünülmüştü. Atatürk Falih Rıfkı'ya baktı: -
]Bu, ya üç ayda olur ya da hiç olmaz, dedi.
]Hayli radikal bir devrimci iken Falih Rıfkı dahi şaşırmış ve bakakalmıştı. Atatürk devam etti ve:
]- Çocuğum, dedi, gazetelerde yarım sütun eski yazı kaldığı zaman dahi herkes bu eski yazılı parçayı okuyacaktır. İşte bu yüzden olmaz, dedi.
Bir ismi Ali’dir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Atatürk'ün Anıları
Atatürk'e, düşmanlarından bir bayan, bir yabancı gazetede (sokak çocuğu ve zalim) diye yazılar yazmak küçüklüğünü göstermişti.
Bir gün Yat Kulüp'te Atatürk, arkadaşlarına bu yazıdan söz ederek demiştir ki:

- Bana sokak çocuğu diye yazmış... Ben pek küçük yaşta yatılı bir öğrenci olarak okullara girmedim. İdadi'den Harp Okulu'na, oradan da orduya hizmete gittim. Sorarım sizlere, benim sokakta oynamaya vaktim mi vardı? Bana (zalim) diyormuş... Ben eğer bu vatana ihanet eden birkaç adamı mahkemeye vererek, kanun çerçevesinde bu adamlar cezalarını buldularsa, benim onlara karşı sevgimden ziyade, Türk milletine sevgim daha büyüktür... Bu nedenle Türk milletine onların zararlı vücutlarını feda ettim..." demişlerdir.

Enver Behnan ŞAPOLYO


Kaynak: Enver Behnan Şapolyo - Milli Mücadele Tarihi, 1944
__________________
Bir ismi Ali’dir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Atatürk'ün Anıları
Cumhuriyetin 12. yıLdönümü için pankartlar hazırLanmıştı.BunLarın içinden bazıLarı şöyLeydi:

''Atatürk bu miLLetin en yücesidir''

''Atatürk bizim en büyüğümüzdür''

YazıLanLarı dikkatLe gözden geçirdi,bu ve benzeri oLanLarın üstünü çizd,..Ve şöyLe yazdı:

''ATATÜRK BİZDEN BİRİDİR.. ''
Bir ismi Ali’dir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Atatürk'ün Anıları
[COLOR=darkslategray]Not Defteri
Erzurum Kongresi yapıldığı dönemlerde geçen bir konuşma:

"Mazhar not defterin yanında mı?"
"Hayır paşam"
"Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın Al gel"

Mazhar Müfit Kansu'nun aşağıya gidip elinde not defteriyle geldiğini görünce sigarasından bir iki nefes çektikten sonra: "Ama bu defterin bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin Sonuna kadar gizli kalacak Bir ben bir sen bir de Süreyya (Kalem Mahsus Müdürü) bileceksiniz şartım bu"

Paşa'nın şartı kabul edildi Bundan sonrasını olayın şahidi Mazhar Müfit Kansu'nun ağzından dinliyoruz: "Öyleyse tarih koy" dedi Koydum: 78 Temmuz 1919 Sabaha karşı

"Pekala yaz" diyerek devam etti "Zaferden sonra Hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır Bu bir İki Padişah ve Haneden hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır Üç örtünme kalkacaktır Dört Fes kalkacak uygar milletler gibi şapka giyilecektir"

Bu anda kalem elimden düşüverdi Yüzüne baktım O da benim yüzüme bakıyordu Bu gözlerin bir takılışta birbirlerine çok şey anlatan konuşuşuydu Paşa ile zaman zaman senli benli konuşurdum "Neden duraksadın?" dedi "Darılma ama paşam sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var" dedim
Güldü

"Bunu zaman gösterir sen yaz" dedi "Beş Latin harflerini kabul etmek" "Paşam yeter yeter" dedim Biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insanın davranışı ile: "Cumhuriyet ilanını başarmış olalım da üst tarafı yeter" dedim

Defterimi kapattım "Paşam sabah oldu Siz oturmaya devam edeceksiniz hoşçakalın" dedim Yanından ayrıldım Gerçekten gün ağarmıştı O anda olayların beni nasıl aldattığını ve Mustafa Kemal'i doğruladığını ve Mustafa Kemal'in beni nasıl bir cümle ile yıllar sonra susturduğunu tarih önünde açıklamalıyım

Aradan yıllar geçmişti

Çankaya'da akşam yemeklerinde birkaç defa: "Bu Mazhar Müfit yok mu kendisine Erzurum'da örtünme kalkacak şapka giyilecek Latin harfleri kabul edilecek dediğim ve bunları not etmesini söylediğim zaman defterini koltuğunun altına almış ve bana hayal peşinde koştuğumu söylemişti" demekle kalmadı bir gün önemli bir ders daha verdi

Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu'ndan dönüyordu Ankara'ya geldiği zaman da otomobille eski meclis binası önünden geçiyordu Ben de kapı önünde bulunuyordum Manzarayı görünce gözlerime inanamadım!

Kendisinin yanında oturan Diyanet İşleri Başkanı'nın başında da bir şapka vardı Kendisi ne ise? Fakat kendisim karşılamaya gelenler arasında bulunan Diyanet İşleri Başkanına da şapkayı giydirmişti Ben hayretle bu manzarayı seyrederken otomobili durdurdu Beni yanına çağırdı ve şöyle dedi: "Azizim Mazhar bey kaçıncı maddedeyiz? Notlarına bakıyor musun?"

[COLOR=white]
Bir ismi Ali’dir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Atatürk'ün Anıları


Baskumandan, dusmandan kurtardigi Izmir'de gecirecegi ilk geceyi yasiyordu.

Mustafa Kemal Pasa İzmir'de ilk gecesini calisarak gecirdi. Zengin bir sofra
hazirlandigi halde ufak tefekle karnini doyurdu ve gec vakitlere kadar
calisti.

Ertesi sabah erkenden uyandik.

Hafif bir kahvaltidan sonra vilayet konagina gittik.

Vali, Ingiliz konsolosu ile konusuyordu.

Biz gelince vali ayaga kalkti ve konsolos ile Mustafa Kemal Pasa'yi
tanistirdi. Konsolos iyi Turkce biliyordu.

Pasa valiye sordu:
-'Konu nedir ?'

Vali anlatti:
-'Sayin konsolos, ingiliz tebasi vatandaslarla rum ve ermeni azinligin guven
altinda olup olmadigindan endiseleniyorlar. Ben kendilerine herkesin guven
altinda oldugunu bildirdim'.

Mustafa Kemal Pasa konsolosun turkce bildigini biliyordu, buna ragmen
kendisine valiyi muhatap aldi:
- 'Ee, peki daha ne istiyormus ?'

Bu soruya konsolos turkce cevap verdi:
-'Tebamiz icin hukumetinizden yazili teminat istiyorum !'

Pasa:
-'Ne yani, Yunanlilar zamaninda siz tebanizi daha emniyette mi goruyordunuz
?'

Konsolos, kasilarak:
-'Evet' dedi, 'Yunanlilar buradayken tebamizi daha emniyette goruyorduk.'

-'Oyleyse buyrun, tebanizla birlikte Yunanistan'a gidin, efendim !'

Konsolos sinirlenerek sesini yukseltti:
-'Yani majestelerimin hukumetine savas mi aciyorsunuz ?'

Pasa:
-'Siz kiminle neyi konustugunuzu biliyor musunuz ? Ben Millet Meclisinin
baskani ve Turk ordulari baskomutaniyim. Savas acmaya da baris yapmaya da
tam yetkiliyim. Peki siz kimsiniz ?! Hukumetiniz adina savas ve baris
gorusmeleri yapmaya yetkili misiniz ? Boyle bir yetkiniz varsa goruselim.
Yoksa (eliyle kapiyi gosterdi) buyurunuz disariya, efendim !..'

Konsolos, Mustafa Kemal Pasa'nin son sozleri uzerine sapsari kesildi ve tek
bir kelime soylemeden kapidan cikti gitti.


Mustafa Kemal Pasa, adamın arkasindan valiye dondu:

-'Bunlara yuz vermeyin vali bey ! Bir donanma onunde pisacak, bir blof
karsisinda yelkenleri suya indirecek bir devletcik saniyorlar bizi !
Kustahlik derecesine bakin, bana 'savas mi aciyorsunuz ?' diye soruyor.
Barut kokan bir odada adamin sordugu seye bak !.. Savas halinde degiliz
sanki !'

Birkac saat sonra, Ingiliz donanmasi komutani hukumet konaginin kapisindan
girerek Mustafa Kemal Pasa'nin odasina yoneldi. Nazik fakat ofkeli bir hali
vardi. Rusen Esref kendisine ne istedigini sordu.

-'Baskomutan Mustafa Kemal Pasa ile gorusmek istiyorum !..'


Birlikte odaya girdiler, kapi kapandi.


Amiral:
-'Cok guc kosullar altinda bir savas kazandiniz, sizi asker olarak
ictenlikle kutlarim. Canakkale'deki basarinizi rastlantiya borclu
olmadiginiz kanitlandi boylece. Buyuk bir askerle tanistigim icin memnunum.'
diyerek ovguler yagdirmaya basladi.


Pasa, bikkin bir ifadeyle:

-'Bunlari gecin amiral. Cok isimiz var. Asil konuya gelin' dedi..

Amiral bu tavir karsisinda bocalayarak konuya girdi:

-'Izmir'de tebamiz ve sizin azinliklariniz ermeniler, rumlar var. Yeni
askeri yonetim altinda bu insanlarin statusu nedir? Guvende midirler ?..'


-'Hic kuskunuz olmasin amiral. Tebaniz ve azinliklar hukumetimizin korumasi
altindadir. Suc islemeyenler, kendilerini guvende sayabilirler'

-'Peki suc isleyenler ?'


-'Suc isleyenler sayin amiral, muhtemelen sizin ulkenizde de oldugu gibi,
adaletin huzuruna cikar. Suclu olanlar, cezalarini cekerler.'


-'Fakat Pasa Hazretleri, fevkalade gunler gecirdik. Yunan ordusundan cesaret
alan rumlar simariklik yapmis olabilir. Bugun bu insanlar yerli halkin
dusmanligi ile yuz yuzedirler. Ermenilerin biliyorsunuz buyuk bir bolumu
goce zorlandi ve onemli bir bolumu hayatlarini kaybetti. Bu ruh haliyle
Yunan ordusu ile isbirligi yapmis, bazi Turklere zor gunler gecirtmis
olabilirler. Bunlar, fevkalade gunlerin olaylaridir, bagislanmasi, hos
gorulmesi gerekir. Eger bu kisiler halkin husumetine birakilacak olursa,
butun dunya aleyhinize kiyameti koparir !..'


Son cumleye kadar amirali sakince dinleyen Mustfa Kemal Pasa, 'dunyanin
koparacagi gurultu' ile tehdit edilince amiralin sozunu kesti:

-'Ustunluk pozunuzu derhal bir kenara koyunuz amiral ! Milletleri tehdit
etmekten de vazgeciniz. Ingiltere ve muttefiklerinin kiyamet koparip
koparmayacagini dusunmem bile ! Bunlar memleketin dahili isleridir ve de
sizin bu islere karismaniza musaade etmem. Majestelerinin devleti bizim
azinliklarla ugrasmaktan vazgecsin. Kim ki bize saygi beslemez, bizden de
saygi beklemeye hakki olmaz'


Amiralin yuzu bembeyaz oldu:

-'Ingiliz hukumetinin tebasini her yerde koruma hakki devletler hukuku
teminati altindadir. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladigimiz rum ve
ermenilerin guven icinde bulundurulmasini sadece rica ettik. Yoksa biz bu
guvenligi saglayacak gucteyiz...'


Pasa:

-'Arkaladiginiz Yunan ordusunun denizde yuzen cesetlerini herhalde gormus
olmalisiniz. Ordumuz asayisi saglamistir. Izmir limanini donanmaniza
kapatiyorum. Isterseniz, tebanizi gemilerinize doldurabilirsiniz.
Donanmanizin en kisa zamanda limani terk etmesini istiyorum !'


Sert sozler karsisinda amiral ne yapacagini sasirdi:

-'Ingiltere'ye savas mi aciyorsunuz ?'


Pasa:

-'Savas acmak mi ? Siz yoksa Sevr antlasmasinin halen yururlukte oldugunu mu
saniyorsunuz? Biz onu coktan yirtip attik bile. Karsimda serbestce
oturusunuzu, sizi konuk saymama borclusunuz ! Fakat nezaketimizi kotuye
kullanmaniza musaade edemem. Su anda hukuken 'baris antlasmasi yapmamis' iki
devletiz. Savas hukuku halen yururluktedir. Gemilerinizi derhal
karasularimizdan cekmenizi size tekrar ve son defa ihtar ediyorum !...'


Bir balmumu heykeline dondu amiral...

Sert adimlarla girdigi Mustafa Kemal Pasa'nin odasinda oturdugu sandalyede
kuculdukce kuculdu ve sonunda kekeleyerek: '- Affedersiniz !' dedi, yerlere
kadar egilerek geri geri kapiya gidip disari cikti.


Olay kisa sure icinde sehirde duyuldu...


Ingiliz ve Fransizlar kendi uyruklarini gemilere bindirmeye basladilar.


Birkac saat sonra da sessizce cekilip gittiler
Bir ismi Ali’dir bir ismi Veli
Onlar nurdan dogdu nurudur nebi
Eveli ahiri yaratan Ali
Simdi de geziyo Zöhre Ana dili
Pir Zöhre Ana
Junior Member
Atatürk'ün Anıları
Bir de Onbaşım Görsün

Bir gün askeri bölgeye giderken otomobili bozuldu.- Yürüyelim, otomobil yapılınca arkadan gelsin, dedi.

Atamızla arkadaşları yürüdüler. İlerden Mehmetçik bağırdı:

- Dur. Kimsin?
Durdular, Mehmetçik geldi:
- Buralara Atamız gelecek. Geçmek yasaktır.
Ata güldü:
- İyi bak, Atatürk bana benzer mi?
Mehmetçik baktı, gözleri parladı.
- Benzemeye benzer ama, askerlik bu, bir de onbaşım görsün, dedi

İzmir suikastının iç yüzü.....

"Bunlar o vakit Kazım Karabekir'in evinde toplanıyorlar. Başlarında Ziya Hurşit var. Kazım Karabekir'in Atatürk'e suikast yapıldığından haberi yok. Onun için evini açıyor. İstiklal Mahkemesi Başkanı ve onun yaveri Ali Kılıç, Hüsnü Bey, Avni Bey, Nüri Bey. Bunlar itiraf etti. Kazım Karabekir 'in evinde toplandık dediler. Atatürk ile Kazım Karabekir 'i düşman etmek için. Atatürk bunun üzerine Karabekir'i Moda 'da bir eve hapsetti. İdam ettirmedi. Kazım bey orada sürekli kitap yazdı." Paşam paşam

"Marif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Necati Bey vardı. Atatürk onu çok severdi. Necati bey ölünce İsmet paşa, Atatürk'e danışmadan Adnan Kotan'ı maarif vekili yaptı. Birgün Dolmabahçe Sarayı'ndayız. İri yarı şişman bir adam elinde tavuk, oturuyor. Atatürk dedi ki, 'Git bak bakalım bu adam kim?' Bende adamın yanına gidip, 'Beyefendi siz kimsiniz' diye sordum. Beni azarladı. Bak dedim beni azarlama. O zaman onu masaya çağırdılar. Atatürk ona, 'Marif vekili olmak için ne lazım' diye sordu. Adnan bey de, 'Efendim talebeler olmaz ama.....' Atatürk ona imza attırdı. Onu meclise sokmadı. İsmet Paşa geceleyin

geldiğinde şövalye kılıcıyla, 'Paşam paşam ben başvekil olmak istiyorum' dedi. Atatürk de onu halef yaptı. Celal Bayar'ı da selef yaptı.

Paşam Atatürk hasta "Atatürk hastalanıp yatağa düştüğünde İsmet Paşa 'ya haber verdim. 'Paşam Atatürk çok hasta gel.' Gelmedi, 'Geleyim de beni öldürsün değil mi?' dedi. Araları maarif vekili Adnan Kotan yüzünden

bozuktu. Bir de son zamanlarda İsmet Paşa, Atatürk'e karşı tavır aldı. Şapkasını çıkarmamaya başladı. Karşısında ayak ayak üstüne attı. 4 defa çağırdım gelmedi. Bir de Serbet Fırka vardı. Bu olaydan sonra tamamen araları açıldı." Kadının üstü aranmaz "Atatürk en çok kuru fasulyeyi ve nohutu severdi. Et yemezdi. Sakız leblebisiyle rakı içerdi. Yenice sigarası içerdi. Bana da kocaoğlan derdi. Birgün 'Kocaoğlan ben ölürsem bu memleket felakete gider. Bu sağır (İsmet Paşa'ya sağır derdi) memleketi yok edecek' dedi. Birgün karşılıklı rakı içiyoruz. Bir kadın geldi 35 yaşlarında. Ben üstünü aramaya kalktım Atatürk kızdı, 'Kadın aranmaz' dedi. Kadın Atatürk'ün kulağına birşey söyledi ve gitti. O gittikten sonra Atatürk, 'O sağırı bul, hemen yanıma

gelsin.' İsmet Paşa geldi. 'İzmir'de bir kambur Kemal varmış. (Kambur Kemal de İsmet Paşa'nın abisi.)Söyle o Kambur Kemal'e aklını başına toplasın. Gider o kamburunu düzeltirim' diye konuştu Atatürk.i Taşı toprağı altın memleket

"Birine kızdığı vakit katiyyen yüzüne vurmazdı. Birgün İngiltere Kralı Edward geldi. Dolmabahçe Sarayı'ndan içeri girerken ayağı kaydı düştü. Benden mendil istedi. Atatürk bana, "Söyle o krala burası Türkiye. Taşı toprağı altın gibi tertemizdir . Mendil istemez" dedi. İnönü'yü sevmemesi için 3 neden

"Atatürk'ün en çok sevdiği insan Celal Bayar ve Mareşal Fevzi Çakmak 'dı. Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi. İsmet Paşa ile aralarının bozuk olmasının sebebi, üç şeye dayanıyor. Birincisi İzmir suikastı, ikincisi serbest Fırka. Üçüncüsü Nuri Conker.i İzmir suikastını düzenleyen kimdi?

"Kazım Karabekir 'in suikastten haberi yoktu. Ziya Hurşit, Avni bey, Nuri Bey, Sait bey ve Rüştü bey. Biz izmir'e giderken güzergah belli. Isısız bir yerde bombayı atacaklar ve Atatürk'ü öldürecekler. Fakat İzmir Valisi Kazım Paşa haber alıyor ve Atatürk'e telgraf çekiyor. Biz de Atatürk ile İzmir'e doğru hareket ediyoruz. Telgraf geldi 'Paşam İzmir'e gelmeyin.' Bunun üzerine Atatürk, 'Sür Kocaoğlan İzmir'e' dedi. Tam gaz İzmir'e girdik.i Ata 'nın ölümünü gizledi "Onu çok özlüyorum. O olsaydı ben buralarda olur muydum? Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. Söylersem tarihi şaşırtıyorsun diyorlar. Atatürk öldükten sonra beni Dolmabahçe'ye kapattılar. Dışarı çıkmamı istemediler."

Kılıc Ali nin Anılarından Alıntı .....

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.