ATATÜRK'ÜN 96 YAŞINDAKİ MAKİNİSTİNDEN ANILAR
Atatürk'ü Diyarbakır'a götürürken yaşadığı bir anısını anlatırken gözyaşlarına boğulan Mehmet Saygaç, şunları söyledi:
Makinistliği zamanında çektirdiği fotoğraflarına bakarak anılarını tazeleyen Mehmet Saygaç, "Atatürk, Ankara'dan Diyarbakır, Erzurum, Haydarpaşa, İskenderun hangi istikamete gidecekse, bindiği trenin makinistliğini ben yaptım. En şerefli, en neşeli günlerim o günlerdi.
Çünkü, Atatürk'ü taşıyordum. Atatürk, Türk milletinin atasıydı. Türkiye'de artık öyle bir insanın bir daha var olacağına inanmıyorum. Atatürk, tertemiz, beyaz vagonlarda seyahat ederdi. Trene binmeden önce bizim yanımıza gelirdi. Biz de kendisine tekmil verirdik. Atatürk'ü son istasyona kadar götürürdük. Son istasyonda garda kendisine ziyafet verilirdi. O ziyafette bulunmazdık ama o beyaz trende yemek salonu vardı.
O salonda 2 makinist, 2 ateşçi, bir şef olarak bize yemek çıkardı. Orada yemeklerimizi yerdik. Oradan çıkan yemekleri şimdi göremezsiniz. Gayet nefis, çok lezzetli, güzel yemekler çıkardı. Bugün bu memleketin, hatta yabancı devletlerin bile Atatürk gibi lidere ihtiyacı var".
Atatürk'ü Diyarbakır'a götürürken yaşadığı bir anısını anlatırken gözyaşlarına boğulan Mehmet Saygaç, şunları söyledi:
"Atatürk'ü bir gün Diyarbakır'a götürüyordum. Ergani İstasyonu'na vardık, makineye su ikmali yapıyorduk. Bu sırada Atatürk, emir vermiş 'Diyarbakır'a saat tam 18.00'de girsin' diye. Bu saatte girmeme imkan yoktu, itiraz ettim. Ama Atatürk emrettiği için, Ergani-Diyarbakır arasında saatte 50 kilometre hızla gitmeme izin verilmesini istedim. Müfettişler izin verdiler. Çünkü o zaman hat yeniydi, saatte 40 kilometreden fazla sürat yoktu.
Saatte 50 kilometre hız yaparak, müfettişler de yanıma bindi ve tam 18.00'de Diyarbakır'a vardık. Bunun üzerine Atatürk, beni yanına çağırdı. 'Başta itiraz edip, sonra 18.00'de niye Diyarbakır'a girdin?' diye sordu. Ben de durumu izah ettim. 'Paşam, saatte 40 kilometre sürat izni verilmiş, saatte 50 kilometre hız yapmak lazım ki istediğiniz saatte Diyarbakır'a gireyim. Müfettişler mesuliyeti üzerine aldılar, ben 18.00'de Diyarbakır'a girdim. Allah muhafaza, sizi taşıyan vagon devrilseydi beni asarlardı. Bu tren Türk milletinin Atası'nı taşıyor, kolay değil' dedim.
O zaman çok hoşuna gitmiş demek ki, yanında uzun boylu bir adam vardı. Ona işaret etti. Bana bir zarf verdiler. O zarfın ne olduğunu bilmiyordum. Atatürk ayrıldıktan sonra zarfı açtım, gözlerim yaşardı. Zarfın içerisinde o dönemin parasıyla aldığım maaşın 5 misli para vardı.
Bana ikramiye vermişti. Keşke o paraları saklasaydım. Ondan sonra tüm seyahatlerine beni çağırttı. Her seyahat sonunda bana 5 maaş ikramiye verilirdi. Herhalde makineyi kullanmam hoşuna gitti. Şimdi, Atatürk'ü o kadar arıyorum ki o günleri hatırladığım zaman ağlıyorum."
"KALABAK SUYU ESKİŞEHİR'E ATATÜRK SAYESİNDE GELDİ"
Kalabak suyunun Eskişehir'e Atatürk sayesinde geldiğini de anlatan Mehmet Saygaç, "Atatürk, bir gün Eskişehir'e geldi. Belediye Reisi Kara Kamil vardı. 'Kamil, bir daha gelişimde kalabak suyunun Eskişehir'e gelişini göreceğim' diye emretti.
O zaman kasap dükkanlarında satılan etlere bir miktar zam koydular. O zamlardan elde edilen parayla, şu meşhur kalabak suyunu Eskişehir'e getirdiler. Kalabak suyu Eskişehir'e Atatürk sayesinde geldi. Atatürk gibi bir adam, bir daha dünyaya gelmez".
Atatürk'ün 96 Yaşındaki Makinistinden Anılar
Konu Sahibi / Yazar
Zekai
Kategori / Forum
Atatürk Anıları
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
3065
Atatürk'ün 96 Yaşındaki Makinistinden Anılar
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi