You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk'ten Tokat Gibi Cevaplar

Atatürk'ten Tokat Gibi Cevaplar

Posting Freak
Atatürk'ten Tokat Gibi Cevaplar
İngiliz lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.ingiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan türk elindeki tepsiyi devirir.herkes büyük bi şaşkınlık içinde kalmıştır ve atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken atatürk ingiliz lorduna dönerek:
"HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR".



Günlerden birgün İtalyan büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura davet edilir. O günün muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra büyükelçi: '' Ekselans dün Roma ile yaptığım bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi.'' der. Odada bir an sessizlik olur. Ata büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır. Döndüğünde ayağında çizmeleri üzerinde mareşal üniforması ve belinde tabancası vardır. Doğru masasına gider manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak'a:'' Paşa İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlar hazır mıyız?'' der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve '' Biz hazırız Paşam. '' diye yanıtlar. Ata büyükelçiye döner ve: '' Biz hazırmışız hükümetinize söyleyin isterlerse Hatay'ı gelibilirler.''



[COLOR="blue"]MUSTAFA KEMAL'CE BİR YANIT


İstanbul'un işgal günleri; başta General Harrington olmak üzere bir kısım işgal kumandanları Pera Palas Salonu�nun bir köşesinde otururlar. Mustafa Kemal nedense dikkatlerini çeker. Kim olduğunu soruşturdular. Mustafa Kemal denir. Onlar için Mustafa Kemal Birinci Dünya Savaşı�nın en ünlü şahsiyetlerinden biridir. Yabancı dillerde Çanakkale Harpleri�nden bahseden ve daima Mustafa Kemal'in isminde düğümlenen kitaplar yazılar o zaman bile bir kitaplığı doldururdu.

Kendisine haber göndererek masalarına davet ederler. Ama Mustafa Kemal'in cevabı hem nazik hem kesindir:

- Burada ev sahibi olan biziz. Kendileri misafirdirler. Onların bu masaya gelmeleri gerekir.

(Olaylar Ve Atatürk Ankara T. S. K. Mehmetçik Vakfı Yayını Gn. Kur. Basımevi 1984 Sh. 68-69)

[COLOR="green"]SEN KİMSİN ?


Dumlupınar savaşı kazanılmıştır. Düşman askerleri geri çekilmektedir. Afyonkarahisar hatları çözülünce birkaç yunan esiri geceleyin Mustafa Kemal�in çadırına getirilmişti. Bunlardan biri zafer kazanmış kumandanın doğup büyümüş olduğu Selanik�ten gelmişti. Yüzü kendisine yabancı gelmemişti. Üniformasında hiç bir işaret yoktu. Mustafa Kemal�e sordu:

- Binbaşı mısınız?

- Hayır.

- Kaymakam mı?

- Hayır.

- Miralay mı?

- Hayır.

- Ferik mi?

- Hayır.

- Peki nesiniz o halde?

- Ben mareşal ve Türk Orduları Başkumandanı'yım. Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunan kekeler:

- Ben başkumandanın savaş hattına bu kadar yakın bir yerde dolaşmasını işitmiş değilim de...

(Olaylar Ve Atatürk Sh. 67-68)




DOĞRUNUN AŞIĞIYDI



Dil kurultayı toplanmak üzereydi. Kurultayı hazırlayanların ricası üzerine Hüseyin Cahit de dil davasına dair fikirlerini mütalaalarını yazmış göndermişti. Fakat bu fikirler aşırı kurultaycıların düşüncelerine uymuyordu. Hüseyin Cahit öteden beri olduğu gibi Türkçe�yi sadeleştirmek ve konuşma diline yaklaştırmak gibi özelleştirme zorlamalarına hele konuşma dili kelimelerine dokunulmasına taraftar değildi.

Hüseyin Cahit'in bu yazısını Atatürk'e de okuyan kurultaycılar zaten bir takım siyasi sebeplerle aralarının açık olduğunu fırsat bilerek.

- �İşte dil davasını baltalıyor. Dil meselesine askerlerin karışmaya hakkı yoktur!..." diyor şeklinde kışkırtıcı telkinlerde bulunmuşlardı.

Bunun üzerine Atatürk kurultaycılarla Hüseyin Cahit'in karşılaştırılmalarını ve büyük toplantıda iki tarafında davalarını savunmalarını istemişti.

Ve o gün kurultaycıların Hüseyin Cahit karşısında bocaladıklarını gören Atatürk bizzat kendisinin de benimsediği davanın sarsılır gibi olduğunu görünce Dolmabahçe sarayının bir odasında hasta yatmakta olan en kuvvetli taraftarlarından meşhur dilci Samih Rıfat'ı çağırtarak: "bütün kuvvetini toplayıp cevap vermesini" rica etmiştir.

Samih Rıfat da kendine has kuvvetli belagatı ve olanca kuvvetiyle davayı müdafaa etmiş kurultaycılarda mütemadiyen alkışlayarak işin sonunu getirdiklerini kanaat ederek toplantı sonunda da Atatürk'e:

- �Paşam Hüseyin Cahit işte bu gün bitti. Artık öldü. Davayı kaybetti!... " diye sevinçlerini izhar etmişlerse de Atatürk'ün hiç bir sesi çıkmamıştı.

Ancak biraz sonra kendi aralarında toplandıkları zaman Atatürk duvardaki karatahtayı göstererek kurultaycılara hitapla şöyle demişti:

- Hüseyin Cahit Bey ne yaptı biliyor musunuz? Nasıl sınıfta hoca karatahta üzerine bir şeyler yazar sonra onları silgiyle siler... İşte hepimizi böyle silgiden geçirdi!...

Atatürk yenilmeyi hiç sevmeyen bir insandı. Fakat doğru karşısında eğrinin yenilmeye mahkum olduğunu kabul ederdi. Hatta yenen hasmı olsa bile...

(Nükte Ve Fıkralarla Atatürk Sh. 75-76


[COLOR="red"] NAZIR BİRAZ BEKLESİN


Atatürk Anafartalar ve Arıburnu zaferlerinden sonra İstanbul'a gelmişti. Ata Hariciye Nazırını (Dışişleri Bakanı) ziyaret ederek son durum hakkında konuşmak mütelalarını bildirmek istiyordu. Nezaret binasına gelerek nazır beye haber gönderdi.

- Beklesinler... Buyrulmuş

Atatürk bir hayli beklemiş. Bir aralık kendisinden sonra gelenlerin de kabul edildiklerini farkedince müsteşar muavinine:

- Beyefendi hazretleri galiba beni unuttular demiş. Müsteşar muavini tekrar içeri girerek Mustafa Kemal'i hatırlatmış ve yine:

- Beklesinler cevabını almış.

Atatürk ikinci "beklesinler" üzerine dayanamamış ve muavine:

- Sizin nazırınız bütün zamanlarını hep böyle manasız ziyaretler kabul ederek mi geçirir?

Muavin tabii buna bir cevap verememiş biraz sonra başka bir mevzu açılmış ve konuşmaya başlamışlar. Mevzunun en hareketli anında salon kapısı açılarak bir hademe:

- Mustafa Kemal Bey buyursunlar deyince Atatürk:

Nedir o? diye sormuş. Nazır beyefendinin kabul edeceğini söylemiş. Mustafa Kemal hademeye:

- Beklesinler... Diyerek dönmüş. Muavin ile olan muhaveresine devam etmiş.

(İlginç Olaylar Ve Anekdotlarla Atatürk Sh. 122





[B]İŞTE TÜRK ASKERİ BUDUR!



Bir gün Atatürk'ten Türk askeri hakkında ne düşün düğünü sormuşlar:

- Durun size bir hikaye anlatayım dedi. Orduları kumandanı idim. Liman van Sanders Paşa da o sırada kıtalarımızı teftişe gelmişti. Hastaneden yeni çıkmış bazı askeri de her nasılsa bölüklerin arasına karıştırmışlar van Sanders:

- Canım böyle adamları ne diye buraya gönderiyorlar? diye söylenerek hasta ve cılız neferi göğsünden itti. Mehmetçik derhal yere yuvarlandı.

Alman generali davasını ispat etmiş olmanın gururu içinde:

- İşte gördünüz ya dedi düşmek için bahane arıyormuş! Oracıkta van Sanders'e bir azizlik yapmak aklıma geldi neferin yanına sokularak;

- Ne kof şeymişsin sen... Dedim. Dikkat etsene seni yere yuvarlayan adam bizden değildi. Ne diye karşı durmadın? Şimdi tekrar yanına gelirse sıkı dur. Gücün yetiyorsa bir kakma da sen ona vur.

Sonra van Sanders'e dönerek:

- Sizin takatsiz sandığınız nefer boş bulunduğu için yere yıkılmış. Türk askeri amir karşısında dünyanın en uysal insanı olur. Kendisine söyleyin:"hele gelsin bak bir daha beni yere yıkabilir mi?" diyor.

Van Sanders askerlerle şakalaşmasını severdi. Gülerek aynı askerin yanına geldi. Fakat eliyle dokunur dokunmaz o mecalsiz Mehmet�ten öyle bir kakma yedi ki derhal sırt üstü yuvarlandı. Van Sanders Mehmetçik'in bu mukabelerine hiddet etmemiş bilakis Türk neferine karşı olan hayranlığı artmıştı. O kadar ki yerden kalkınca ilk işi gidip hasta Türk neferinin elini sıkmak oldu.

Atatürk:

- İşte Türk askeri budur!diyerek sözlerini bitirmişti.

(Olaylar Ve Atatürk Sh. 70-71)




[COLOR="Indigo"]NEYE LAYIKSIN!...


Atatürk'ün Adana'da Hatay için:

- Kırkasırlık Türk yurdu yabancı elinde kalamaz!

Demesinden iki gün sonraydı. Mersin'de istasyondan şehrin içine doğru yavaş gidiyordu. Yolun üstüne siyahlar giyinmiş ve ellerinde büyük bir levha tutan bir kaç genç kız çıktı. Levhada şu yazı vardı: "Suriye hemşehrinizi de kurtarın!"

Suriye ancak din kardeşi olan bir milletin vatanıydı. Türkiye�yse artık dinci değil milliyetçi bir devletti. Suriye içinde bütün esir yurtlar için olduğu gibi kurtuluş dilerdi. Lakin kurtarmaya kalkmak fuzili olurdu.

Etrafta hıçkırıklar ve göz yaşları yoktu; Atatürk'ün de gözleri ıslanmış değildi. Suriyelilerin 1. Dünya Savaşı�nda Türk düşmanlarıyla birleştiklerini Türk ordusunu arkadan vurmaya çabaladıklarını belki ihanet ettikleri için ihanete uğradıklarını düşünüyordu.

- Her millet layık olduğu yaşayışa erer!.. dedi ve yürüyüp gitti.

(Nükte Ve Fıkralarla Atatürk Sh. 98) [/B]
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..
Posting Freak
Atatürk'ten Tokat Gibi Cevaplar
SmileEmeğine sağlık Gamze Can PİR'imin ve PAŞ'amın sözlerini okudukça okuyasım geliyor Güzel ALLAH'ım inananlarını buyoldan ayırmasın Şefaatından mahrum etmesin Pirimin ışığı üzerinizde olsun.
Bir ismim Bektaş bir ismim Ali
Bir ismim Mustafa Kemal'im teni
Bozatlı Hızırdır vallaha Piri
Bir ismim Muhammet Mekkede yeri.

ZÖHRE ANA
Posting Freak
Atatürk'ten Tokat Gibi Cevaplar
Bir anıda da, Atatürk'ün eli toprağa değiyor ,o sırada yabancı bir milletin başkanı yanında hazır durumdayken,Atatürk'e elini silmesi için mendil veriyor.Atatürk'ün cevabı uğruna hayatını adadığı ülkesi için oluyor ve şöyle diyor;
O benim vatanımın toprağıdır,elimi kirletmez.
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Cezalı Üye
Atatürk'ten Tokat Gibi Cevaplar
we wholesale levi jeans online,sales cheap mens levis jeans,give discount price for womens levis jeans,we have replica kids levis jeans,offer levis jeans outlet,levis jeans warehouse.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.