You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk: Hakim otoriteye hizmet edecek

Atatürk: Hakim otoriteye hizmet edecek

Posting Freak
Atatürk: Hakim otoriteye hizmet edecek
"Atatürk, ’liberal cumhuriyet’ isteyenlerin Meclis’te olmadığı bir sırada ’Cumhuriyet’in ilanı’yla ilgili tasarıyı Meclis’e getiriyor."

[COLOR="Purple"]’Atatürk, ’liberal cumhuriyet’ isteyenlerin Meclis’te olmadığı bir sırada ’Cumhuriyet’in ilan’ıyla ilgili tasarıyı Meclis’e getiriyor. Aynı zamanda o tasarıda cumhurbaşkanına aşırı yetkiler veriliyor. Olay budur!.’

’Yargının otoriteye hizmet etmesini istiyor Atatürk. ’Hâkimler, inkılâba hizmet etmelidir’ diyor. Onlar da hizmet ediyor. Ankara Hukuk Fakültesi bunun için açılıyor. Ülkede buna göre bir yargı sistemi oluşturuluyor.’

’Yargıtay’ın hâlâ ’ilkelerimiz’ diye resmi deklarasyonu var. Birinci ilke, Atatürk ilke ve inkılâpları! Adalet anlayışı bakımından çok yanlış! Yargıtay’ın temel ilkeleri adalet ve tarafsızlık olur! Vatandaş hak ve hürriyetleri olur!’

***

NEDEN TAHA AKYOL

Atatürk’ün dönemi toplumun geneli açısından hâlâ kapalı bir kutudur. Onun, spordan müziğe hayatın pek çok alanındaki vecizelerini biliriz ama bu toplumun en temel meselesi olan demokrasi, hukuk ve yargı konularındaki düşüncelerini ve yaklaşımını bilmeyiz. Sanki Atatürk demokrasi, hukuk ve yargı konularında hiç konuşmamıştır. Ama öyle değil. Gazeteci, yazar, araştırmacı Taha Akyol bir ilki gerçekleştirdi ve Atatürk’ün resmi kaynaklarda yer almayan konuşmalarını arşivlere ve belgelere inerek ortaya çıkardı. Atatürk’ün demokrasi, hukuk ve yargıyla ilişkisini ve bunun günümüz Türkiye’sine etkisini bütün berraklığıyla gözler önüne serdi. Taha Akyol’un, Atatürk’ün ve Kemalizm’in içini dolduran bu muhteşem çalışması, ’Atatürk’ün İhtilal Hukuku’ adıyla Doğan Kitap’tan yeni çıktı. Acaba Atatürk milli egemenlik, demokrasi, hak ve hürriyetler, hukuk, yargı konularında neler dedi? Bu kavramların içini nasıl doldurdu? Atatürk’ün bağımsız ve tarafsız yargıya bakışı neydi? Nasıl bir yargı istedi? Atatürk baştan beri nasıl bir sistem tasarladı? Kendisine karşı çıkıldı mı? Karşı çıkanlara ne oldu? 1920’de açılan Meclis 1925’e dek neler tartıştı? Cumhuriyet’in ilanı ve anayasalar nasıl yapıldı? Muhalefet ne istedi? Kemalistler ne dedi? 1925’ten 1938’e dek nasıl bir yasama organı ve yargı oluşturuldu? Hukuk nasıl iktidarın hizmetine sokuldu? Hangi kanunlar, kim ve kimler için, niye çıkarıldı? Nutuk’ta yapılan suçlamalar gerçek miydi? Taha Akyol, bütün bu sorulara belgelere dayanan çok net, çok çarpıcı cevaplar verdi.

***



[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]Taha Akyol’la yaptığımız ve dün birinci bölümünü yayımladığımız konuşmayı bugün kaldığımız yerden sürdürüyoruz.

***
[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]
NEŞE DÜZEL:
Atatürk’ün İhtilal Hukuku isimli yeni kitabınızda, ünlü Kemalistlerden biri, dünyada ilk şeflik sistemini Atatürk’ün kurduğunu ve Mussolini ve Hitler’in Atatürk’ten etkilendiğini söylüyor...

[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]TAHA AKYOL: Prof. Vasfi Raşit Sevig, 1938 basımlı Anayasa kitabında yazıyor bunu. Bir de sadece o değil, Yakup Kadri de... Atatürk hayattayken Falih Rıfkı da yazıyor bunu. ’Biz, gazeteci olarak Hitler’i ziyarete gittik. Hitler, ben M. Kemal’in öğrencisiyim dedi’ diyor Falih Rıfkı. Ben Hitler’in korkunç egosunun böyle bir şey söyleyeceğini tahmin etmiyorum ama şu var. Bu satırlar yazılırken, Hitler’in akıbeti de henüz belli değildi. Onun için de, 1930’larda Kemalistlerde görülen Hitler ve Mussolini hayranlığı ya da takdirkârlığı, bu liderlerin kurdukları otoriter sistemle ilgilidir.
[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]
Peki, Atatürk, Cumhuriyet’in en başından itibaren bir otoriter tek adam sistemi kurmak için mi uğraşıyor?

Bir kere şu yetkiler var. Atatürk, Meclis’i seçiyor. İstiklal Mahkemeleri yoluyla yargılama yapılıyor. Meclis’in onayı olmadan idamlar yapılabiliyor. Öyle ki, 1924 Anayasası’nda milletvekillerinin dokunulmazlığı var ama Kazım Karabekir dokunulmazlığı kaldırılmadan tutuklanıyor! O sırada İsmet Paşa Başvekil. Karabekir’i idamdan kurtarmaya çalışıyor ama İstiklal Mahkemesi, Karabekir’i savunuyor diye İsmet Paşa hakkında da tutuklama kararı veriyor.
[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]
İstiklal Mahkemeleri Atatürk’ten habersiz İsmet Paşa hakkında böyle bir uygulama yapabilir mi?

Yapamaz. Atatürk, İsmet Paşa’yı İzmir’e çağırıp konuşuyor. İsmet Paşa boyun eğmek zorunda kalıyor ve Karabekir’in tutuklanmasını haklı buluyor. Ama iş karar safhasına gelince tekrar Atatürk’le görüşüp Karabekir’i kurtarıyor. Aslında Atatürk ile İsmet Paşa arasındaki şu fark önemlidir. Atatürk hayatı boyunca Fransız ihtilaline çok önem vermiş ve onu referans yapmıştır. İsmet Paşa’nın ise Fransız ihtilali hakkında tek sözü yoktur. Onun hayran olduğu sistem İngiliz demokrasisidir.

İsmet Paşa liberal mi? Kürtlere yönelik çok sert önlemler öneren, ünlü Doğu Raporu’nu yazan, Dersim katliamında büyük rol oynayan İsmet Paşa değil midir?

Evet. Yıl 1925... Şark isyanı çıkmış, Atatürk çok sert önlemler istiyor. Gerçek bir liberal olan başvekil Fethi Bey, ’Ben hürriyetperver bir insanım. Bunları yapamam’ diyor ve istifa ediyor. İsmet Paşa ise hazır!
[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]
Nasıl hazır?

Fethi Bey Başbakan’ken Atatürk’le görüşerek Takrir-i Sükûn Kanunu’nu hazırlamışlar. Bu kanundan ilk yargılanan Şeyh Sait oluyor. Arkasından İzmir Suikastı davasının sanıkları ve İttihatçılar yargılanıyor. Takrir-i Sükûn Kanunu’na dayanarak herkesi İstiklal Mahkemeleri’nde yargılıyorlar. İsmet Paşa hem İstiklal Mahkemeleri’nin ve Takrir-i Sükûn Kanunu’nun en şahin uygulamayıcısıdır! Hem de bu mahkemeleri kaldırmaya Atatürk’ü o ikna etmiştir. Karabekir’i idamdan kurtarmış, Rauf Orbay’ı aklamıştır. 1946’da demokrasiye geçme kararını verebilecek bir potansiyele de sahiptir. Yapmayabilirdi 1946’da bunu.

Siz kitabınızda, Karabekir’in İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmasının orduda huzursuzluk yarattığını, insanların, tutuklanan paşalara alkışlı sevgi gösterilerinde bulunduğunu yazıyorsunuz. Karabekir’i gerçekten kurtaran İsmet Paşa mı yoksa ordunun desteği mi?

Onun da payı var. İsmet Paşa, Karabekir’i idamdan kurtarmak için Atatürk’e gidiyor. ’Yapmayalım... Orduda huzursuzluk çıkar. Bırakalım... Karabekir köşesine çekilir, siyasetle uğraşmaz’ diyor. Atatürk de peki diyor ve mahkemenin hâkimi Kel Ali’ye söylüyor. Karabekir beraat ettiriliyor ve İstanbul’da köşküne çekiliyor.

İstiklal Mahkemeleri, sadece Meclis’teki Terakki Perver Fırkası muhalefetini değil, Meclis dışındaki İttihatçıları da tasfiye ediyor. Atatürk’e yönelik İzmir Suikastı’na karışmadığı çok açık olan eski Maliye Nazırı Cavit Bey, suikasta karıştığı bahanesiyle idam ediliyor. İsmet Paşa onu da kurtarmaya çalışıyor mu?

Şu kadarını biliyorum. İsmet Paşa, sonradan aktardığı hatıralarında bu olaya üzüldüğünü söylüyor. Zafer Toprak’ın deyimiyle, Türkiye’de modern maliye sistemini kuran çok değerli bir adamdır Cavit Bey. Muhalif olabilir diye idam ediliyor. İttihatçı deyince, günümüzde hep akla Jakoben, eli silahlı, diktatör tipler geliyor. İttihatçıların böylesi var ama onların arasında Cavit Bey gibi liberaller de var. Cavit Bey, Ermeni tehcirine karşıydı. Mesela Karabekir de İttihatçıdır ama bütün kitaplarında İttihat-Terakki liderlerini eleştirir. İttihat-Terakki’nin bir liberal kanadının olduğunu akıldan çıkarmamak lazım. Ama gene de hâkim renk silahlı Jakoben gruptur tabii.

[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]Peki... Cumhuriyet, Atatürk’ün kurmayı istediği bir sistem miydi işin başından beri?

Milli Mücadele sırasında Atatürk’ün cumhuriyeti kötüleyen sözleri vardır. Çünkü eğer o sırada cumhuriyet deseydi, Milli Mücadele etrafında sağlanan birlik hemen dağılırdı.

[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]Milli Mücadele, ülkenin, saltanatın ve hilafetin kurtarılması için yapıldı, onun için mi?

Evet. Aslında Cumhuriyet’in kuruluşu Türkiye’de iyi incelenmemiş bir konu. Bakın... O dönemde Meclis’te cumhuriyete karşı kimse yoktu. Saltanat oybirliğiyle kaldırıldı! Sonradan saltanatçı olarak suçlanan Milli Mücadele kahramanları Kazım Karabekir, Rauf Orbay, saltanatın kaldırılması için Meclis’te önerge verenlerin başında geliyorlardı. kısacası Meclis’te herkes ’cumhuriyet olsun’ diyordu.

[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]Tartışma hangi noktada çıkıyordu?

Tartışma şu noktada çıkıyordu. Muhalifler, ’Cumhuriyet, kuvvetler ayrılığını kabul etsin’ istiyorlardı. ’İlan edilecek cumhuriyette, reisicumhur parti başkanı olmasın. Cumhurbaşkanı istediği zaman Meclis’i feshedip seçimlere gidemesin. Başkumandanlık, cumhurbaşkanı değil, Meclis tarafından temsil edilsin’ diyorlardı. Kemalistler ise tam tersini istiyordu. Yoksa Meclis’te kimse, halifeyi geri çağıralım, onu padişah yapalım demiyordu. Asıl tartışma...

[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]Evet...

Asıl tartışma, ’bütün yetkileri M. kemal Paşa’da toplayan bir cumhurbaşkanlığı mı olsun, yoksa M. Kemal’in yetkilerini azaltıp, bu yetkileri Meclis’e verecek bir cumhurbaşkanlığı mı olsun?’ meselesi üzerine yapılıyordu. Ve, Cumhuriyet’in ilanı aceleye getirildi.
[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]
Kim, nasıl aceleye getirdi?

Ders kitaplarında anlatıldığı gibi padişahçı güçlü bir grup vardı da, Atatürk onların elinden çekti cumhuriyeti kurtardı gibi değil olay! Bir yanda liberal cumhuriyet isteyenler var. Bunlar, muhafazakârlar ve liberaller. Diğer yanda, devrimci-otoriter bir cumhuriyet isteyenler var. İşte Atatürk, liberal cumhuriyet isteyenlerin Meclis’te olmadığı bir sırada cumhuriyete ilişkin tasarıyı Meclis’e getiriyor. Aynı zamanda o tasarıda cumhurbaşkanına da aşırı yetkiler veriliyor. Olay budur! Yani kavga cumhurbaşkanının yetkileri ne olacak konusunda veriliyor. Ekim 1923...
[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]
Tam olarak ne yaşanıyor?

1924 Anayasası’nı hazırlayan komisyon çalışıyor. Herkes, bu komisyon bir anayasa tasarısı hazırlayacak ve bunun içinde cumhurbaşkanının yetkileri de olacak, Meclis olarak hep birlikte oturup bunu tartışacağız diye bekliyor. Tam o sırada M. Kemal bir hükümet krizi çıkarıyor. Herkes bir yerlere dağılmış ve bu krizle meşgulken, M. Kemal Cumhuriyet’i ilan eden tasarıyı Meclis’e getiriyor. Böylece cumhurbaşkanına, başkumandanlık ve Meclis’i fesih yetkisi veriliyor. Cumhurbaşkanı partili olabiliyor.
[COLOR="rgb(112, 128, 144)"]
Muhalefet ne yapıyor?

Muhalefetin haberi yok. Ertesi gün Cumhuriyet’in ilan edileceğini, sadece Atatürk’ün haber verdiği mebuslar biliyor. Cumhuriyet ilan edilirken onlar Meclis’te değiller. Çünkü hükümet krizi çıktı diye herkes dağılıyor. Bir kısmı İstanbul’a gidiyor. Hükümet kriziyle meşguller. Sonunda Cumhuriyet 158 milletvekiliyle ilan ediliyor ve Cumhurbaşkanı seçiliyor. Hâlbuki 258 milletvekilinin olması lazım. Kısacası Atatürk, Meclis’te liberallerin tartışma çıkarmasına meydan vermeden, bütün yetkilerin cumhurbaşkanında toplandığı bir formülle Cumhuriyet’i ilan ediyor!

[color=Red][COLOR="SlateGray"]Buna karşı çıkanlar oluyor mu?

Rauf Orbay karşı çıkıyor. Partiye çağırılıyor ve sorgulanıyor. Ağır hakaretlere maruz kalıyor. Karabekir karşı çıkıyor. Ahmet Emin Yalman, Hüseyin Cahit de eleştiriyorlar. Eğer itiraz edecek mebuslar o gün Meclis’te olsalardı, durum değişirdi. Bunlar, yetkilerin tek adamın elinde toplanmasını önlemek için zaten mücadele ediyorlardı ama hiçbiri o sırada Meclis’te değiller. Liberallerden sadece Niğde Milletvekili Ebubekir Hazım Bey o gün Meclis’te. O, cumhurbaşkanının Meclis’i fesih yetkisine muhalefet şerhi koyuyor...

Atatürk yargı bağımsızlığını da kabul etmiyor. Nasıl bir yargı istiyor?

07 Şubat 2012
Kaynak: aktifhaber.com
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.