Atatürk Devrimi Gül Suyu ile yaptı
Hulki Cevizoğlu’nun Karadeniz TV’de (KRT) canlı olarak hazırlayıp sunduğu Ceviz Kabuğu’nda bu hafta, ölümünün 73. Yılında Atatürk ve devrimleri bilimsel yönleri ile ele alındı. Son günlerde Mustafa Kemal’e yönelik “diktatör” suçlaması Atatürk uzmanları tarafından “cahillik” olarak yorumlandı.
Ceviz Kabuğu’nun bu haftaki konukları Tüm Öğretim Üyeleri Başkanı ve Eski Yüksek Öğretim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alpaslan Işıklı ve Başkent Üniversitesi Atatürk İlkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ünsal Yavuz idi.
Diktatör Suçlaması Yapay Bir Konu
Prof. Dr. Ünsal Yavuz, Atatürk’e diktatör suçlamalarının “olmaması gereken, yapay, kafa karıştırmaya yönelik konular” olduğunu söyledi. Bugünkü varlığımızın tek açıklamasının Atatürk ve devrimi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, “Yıkılmış, enkaz haline gelmiş, toprakları işgal, halkı tutsak edilmiş bir imparatorlukta en umutsuz bir anda savaş vermek… İkinci boyutuyla savaştan sonra evrensel değerleri olan bir yapı ortaya koymak… Bunlar varoluşumuzun sebebi. Bütün bunları Atatürk’ün verdiği mücadeleye borçluyuz” diye konuştu.
[COLOR=#8b0000]
Hulki Cevizoğlu da, 1.Dünya Savaşı sonunda yıkılan ve dağılan Osmanlı İmparatorluğu’ndan onlarca yeni devlet çıktığını belirterek şunları söyledi:
“Bunlardan biri Atatürk’ün kurtarabildiği T.Cumhuriyeti devletidir. Yani Osmanlı’yı Atatürk yıkmamış, yıkmamış ve dağılan imparatorluktan bir devlet çıkarmıştır.
Osmanlının parçalarından oluşan diğer devletlerin sınırları emperyalistler tarafından cetvelle çizilirken, Türkiye’nin sınırları kan ve mücadele ile çizilmiştir. Mustafa Kemal’i suçlayanlar, bu gerçekleri göz ardı etmektedirler.”
Doğunun Dini Batının Ekonomik Baskısı Vardı
[COLOR=#8b0000]
Cevizoğlu, son günlerde Atatürk’e yapılan saldırıları konu ederek Prof. Dr. Ünsal Yavuz’a, “Atatürk’ün kültür devrimlerinin cinayet olduğunu söyleyen profesörler bile çıkıyor. Bu devrimler, toplumu geriye mi götürmüştür? Kemalizm, iddia edildiği gibi gericiliğe mi tekabül eder?” sorusunu yöneltti. Prof. Yavuz bu soruya şu karşılığı verdi:
“Atatürk’le beraber gelen devrimi, yeni kurumlardaki yapısal değişiklikleri iyi okumak gerekir. Cumhuriyet öncesinde bu kurumlar nasıldı? Sonra Atatürk’ün liderliğinde bu kurumlar hangi düzeye çekildi? Birincisi davetsiz misafirlerin dışarı çıkarılması... İkincisi öz mücadele öz emekle tam bağımsızlığı getiren büyük bir eylem. Bütün bunlar Türk devriminin genel bir tanımı olarak yapılabilir. Doğu’nun dini sosyal ve siyasi baskısı ile Batı’nın ekonomik baskısına karşı verilmiş bir mücadeledir. Verilen savaş önce emperyalizme karşı verilen mücadele ve sonra bunun ikinci aşaması kendi kendine yeterli olma mücadelesi…”
Ünsal Yavuz, Atatürk’e din konusunda yapılan eleştirileri de haksız bulduğunu ifade etti. Yavuz, “Osmanlı’nın kuruluş döneminde din etkileyici ve yönlendirici değildi. Son zamanlarda bu etki arttı. 1922-1938 yılına kadar Doğu’nun bu dini siyasi ve sosyal baskısına karşı verilen mücadelelerdir bu devrimler” dedi.
[COLOR=#8b0000]
Ruhu Demokrasi İle Şad Olan Diktatör Olur mu?
[COLOR=#8b0000]
Hulki Cevizoğlu, bir kişiyi çağının dışında değerlendirirken, onun yaşadığı çağın özelliklerini de iyi anlamak gerektiğini söyledi.
Cevizoğlu, demokrasi kavramının olmadığı bir tarih için biri hakkında ‘demokrat mıydı’ demek ne kadar bilimsel. Aynı çağ içindeki insanları birbiri ile karşılaştırmak daha doğru değil mi? Padişahlar diktatör müydü? Evet diktatördü. Çevresinde de diktatörler var çünkü. Ne yapacaktı? Pollyanna gibi ‘ben demokratım’ diye mi dolanacaktı ortalıkta” diye sordu.
[COLOR=#8b0000]
Prof. Dr. Yavuz, Hulki Cevizoğlu’nun sorusu üzerine, Osmanlı padişahları arasında demokrat padişah görmenin de çok zor olduğunu kaydetti. Yavuz, Atatürk’ün “ülkemde çok partili parlamenter sistem olursa ben yaşamda olmasam bile bilin ki ruhum şad olacaktır” sözlerine dikkat çekerek onun asla diktatör olamayacağını belirtti.
Prof. Dr. Yavuz ayrıca, Atatürk’le ilgili şu anıyı da hatırlattı:
“Yabancı bir gazeteci Atatürk’le röportaj yaparken, ‘size diktatör diyorlar, diktatör müsünüz?’ diye sorar. Bunun üzerine Atatürk, ‘diktatör olsam bana bu soruyu sorabilir misiniz?’ yanıtını veriyor.”
[COLOR=#8b0000]
[COLOR=#8b0000]
“Atatürk Devrimi Gül Suyu İle Yaptı”
[COLOR=#8b0000]
Prof. Dr. Alpaslan Işıklı da, Atatürk’e diktatör mü yoksa demokrat mı demek için zamanının koşullarına göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti:
“Onu anlamak için zamanında ne olduğuyla birlikte Atatürk nereye bakıyordu onu görmek lazım. Parmak gökteki ayı gösterdiği zaman bazıları parmağa bakarmış. Atatürk Türkiye’si, çağının bütün rejimlerinden daha demokratiktir. Amerika şimdi bile yurttaşlarının bir kısmı yok sayan bir rejim. Atatürk’ü ülkeyi nereye götürmek istiyordu düşüncesi nereden aldığıyla birlikte değerlendirilmeli. Kadınların ve yoksulların katılamadığı bir sistemi ortadan kaldırıyor. ‘Devrimler gül suyu ile yapılmaz’ der Disareil… Ama, Türk devrimini bir Fransız, İngiliz devrimleri ile kıyaslarsanız gül suyu ile yapılmıştır denebilir.”
[COLOR=#8b0000]
Atatürk’ü Silmek Dünyaya Hakim Olmanın Yolunu Açar
[COLOR=#8b0000]
Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, “Atatürk’e yönelik saldırıların arkasında Atatürk eserleri, mücadeleleri ile neye karşı ise o var” dedi ve şöyle devam etti:
“Neye karşı olduğunu Atatürk söylemiştir! ‘Biz yalnız kendimizin kurtuluşu için çalışsaydık bizim üzerimize bu kadar gelmezlerdi’ diyor. ‘Biz bütün mazlum milletlerin kurutuluş mücadelesinin öncüsüyüz’ diyor. Atatürk evrensel bir olgunun, ‘zulme karşı direnme hakkı’nın seçkin bir örneğini vermiştir. Bu saldırıların yoğunlaşma sebebi Atatürk’ün karşısında olduğu güçlerin -küresel egemenlerin- içine düştükleri durumun sonucu olarak tezahür ediyor. Bugün dünya çok ciddi bir yol ayrımında. Batı kapitalizmi ve küresel egemenler ciddi bir bunalım içine düştü. Bu bunalım, batılı egemenleri dünya üzerindeki hakimiyetini derinleştirme isteğine sokuyor. Atatürk’e saldırırsa paraya olan ihtiyacını karşılayabilmek için, dünya kaynaklarına daha fazla sahip olmak için dünya milletlerinin bağımsızlık isteklerinin önüne set çekebilecektir. Bunun öncüsü Atatürk’tü. ‘Atatürk’ü terk etmenin zamanı gelmiştir yerine ılımlı İslam’ı koyalım’ diyorlar. Atatürkçülüğü yani milletlerin direniş güçlerini kaldırırsa suya petrole diğer kaynaklara daha çok hâkim olur. Dünyaya daha çok hâkim olmak için Atatürkçülüğü ortadan silmek istiyorlar.”
[B] [COLOR=#8b0000] [/B]
Atatürkçülüğün resim ve heykelden ibaret olmadığını vurgulayan Işıklı, “Atatürkçülük resim ve heykelden ibaret olsa bir meseleleri olmaz. Mesela 12 Eylülcülerle meseleleri yoktur. ‘Bizim oğlanlar yaptı’ dediler, bitti. O tarz bir Atatürkçülükle sorunları yok. Suudi Arabistan ya da Kuveyt’le neden bir problemi yok Amerika’nın? Orada laiklik mi var demokrasi mi var?” diye konuştu.
Cevizoğlu: Atatürk’e hakaret etmek insanlığa ve dine sığmaz
Alpaslan Işıklı, ayrıca, Atatürk’ün bütün devrim mücadelesini verirken iki sınırlılığı olduğu söyledi. Birincisinin her yeri işgal altında bir toprakta mücadele vermek olduğunu belirten Işıklı ikincisinin kadro sıkıntısı olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Işıklı ve prof. Dr. Ünsal Yavuz, Atatürk’ün hedeflerini ve hayallerini en yakın dava arkadaşlarının bile çoğu zaman anlayamadığını belirttiler.
Hulki Cevizoğlu dini suiistimal edenler olduğu gibi Atatürk’ü de suiistimal edenlerin olduğunu söyledi. Hulki Cevizoğlu “Bana göre Atatürk, anti-emperyalist, çağdaş, devrimci, bilimden yana bir insan. Kardelen gibi zorlukların içinden çıkmış, hem içle hem dışla mücadele etmiş müthiş bir insan. Ben Müslüman’ım deyip de Atatürk’ü eleştirenlere kızıyorum. Bir kere insanlığa ve dine sığmaz Atatürk’e hakaret etmek…” dedi.
[COLOR=#8b0000]
[COLOR=#8b0000]
Atatürk’ü sanki, Vahdettin’i değil de Fatih ya da Kanuni’yi devirmiş gibi gösteriyorlar!
[COLOR=#8b0000]
Cevizoğlu, Osmanlı taraftarı kesimin Atatürk’e yaptığı bir haksızlığa da “Osmanlı diye bir şey ortada kalmamak üzereyken Atatürk sahneye geliyor” sözleriyle karşı çıktı:
“Osmanlı yıkılmış 40 tane devlet oluşmuş. Bir de Türkiye çıkmış. Bir de biz çıkmışız, canımızı kurtarmış adamcağız. Bilimsel olarak da doğru değil onu bu şekilde eleştirmek. İçerdeki yobazlıkla mı uğraşsın, devrimleri mi yapsın, borçlarımızı mı ödesin?.. Osmanlı diye bir şey ortada kalmamak üzereyken Atatürk sahneye çıkıyor. Sanki başlarında Fatih vardı da Fatih’i devirmiş gibi… Vay ne oldu diyorlar…”
[COLOR=#8b0000]
Atatürk, Batı Hayranı Değil, Batıya Rağmen Batıcıydı
[COLOR=#8b0000]
Prof. Dr. Ünsal Yavuz, Atatürk’ün yaptığı devrimlerin Batı taklitçiliği değil, Batıya rağmen Batıcılık olduğunu söyledi. Yavuz, hiç kimsenin koca imparatorluğun neden yıldığını düşünmediğini belirterek, Atatürk’ün Avrupa’nın 19. Yüzyılını çok iyi tahlil ettiğini ve orada yapılan hataları tekrarlamadığını söyledi.
Yavuz, Atatürk’ün bu analizle aldığı başarının Sevr’i uygulatmadığını kaydetti. Prof. Dr. Yavuz, “Batı’nın kafasında başarılamayan ama kafalarına yer eden bir Sevr haritası var. Punduna getirdiği anda bu haritayı uygulayacaklar. Türkiye tehlikeli mecraya girmeye başladı. BOP’un dışında olduğunu düşünen varsa saftiriklerdir onlar. Türkiye BOP’un tam göbeğindedir” dedi.
[COLOR=#8b0000]
Politikacı ve sanatçıların açıklamaları
[COLOR=#8b0000]
Ceviz Kabuğu’nda bu hafta çok önemli sanatçılar ve siyasiler de Telefon Konuğu olarak canlı yayına katıldılar.
Bu konuklardan CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan, Atatürk’e diktatördü demenin son günlerde moda olduğunu ancak bu modanın sonunda ona uyanları vuracağını söyledi. “O bazı insanlar, o sivri tırnaklarındaki ojeleri sergileme hakkına kimin sayesinde sahip olduklarını unutmasınlar” diyen CHP’li Tarhan şöyle konuştu:
“Ben bir aydınlanmacıyım onun için hayranım Mustafa Kemal’e. Benim Mustafa Kemal’im bir devrimciydi. Benim gözümde bugün bulunduğum meclisi, o kürsüyü kadın yargıç olarak borçlu olduğum Mustafa Kemal. Benim için aklın ve bilimin öderi. Benim için genç ve devrimci Mustafa Kemal…
İşbirlikçi ve dalkavuk olmayı tercih etmediği için zor kısa bir ömrü oldu. Uzun ve rahat bir hayatı olabilirdi. Bu yüzden o benim kahramanım. Cumhuriyeti kurduğu laikliği getirdiği için kimseye özür borcu yok Atatürk’ün. Modaya uymuş birtakım küçük insanların hezeyanları bunlar, ciddiye almıyorum ve geçeceğini düşünürüm. Bunlar gelir geçer.
Atatürk’ü diktatörlükle suçlayanlar medreselerde eğitim almayı düşlerler miydi? Karanlığın hakim olduğu bir Türkiye düşlerler miydi? Onların da böyle bir şey isteyeceklerini sanmıyorum. Bu yeni moda ideoloji onları bir gün mutlaka vuracaktır. Umarım geç olmaz…”
Ceviz Kabuğu’nun Telefon Konuğu Özdemir Erdoğan da, sanatçıların ülkeyi ilgilendiren konularda konuşmaktan çekinmesini eleştirdi. Erdoğan “Bazı sanatçılar fezada ya da başka bir memlekete yaşıyor gibi bu memleketin sorunlarıyla ilgili konuşmaktan çekiniyorlar… Ben bu ülkeyi ilgilendiren hiçbir konuda konuşmaktan çekinmiyorum…” dedi ve Atatürk hakkındaki görüşlerini şöyle anlattı:
“Mustafa Kemal’i hiçbir zaman tabu haline getirmedim. Terbiyesizliğe varmadığı sürece birtakım şeyler eleştirilebilir. Tarih eleştirisi yapılabilir. Biz 1960 da Kıbrıs gibi küçük bir yeri aldık Rumlardan ama bunu dünyaya tescil ettiremedik. Atatürk’ün büyüklüğü burada... Bir şey tescil ettirmek dünyada, kabul ettirmek, bu Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bunu sağlayan kişi Kemal Paşa’dır. Ruhuna ne kadar dua etsek, ne kadar minnet duysak azdır. Eleştirecek bir sürü şey bulabilirsiniz ama elde ettiklerimiz unutmamalıyız. Bu insan olmanın gereğidir. Bu insan, bize Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını kazandırmıştır.”
Tiyatro Sanatçısı Levent Kırca da telefon konuğu olarak katıldığı Ceviz Kabuğu’nda Atatürk’le birlikte sanata ve sanatçıya da saldırılar olduğunu söyledi. Atatürk gibi olmaya çalışanların olduğunu ama bunun başarılamayacağını ifade eden Kırca, “Benim hayranlık duyduğum bir insan, bugünümüzü borçlu olduğumuz bir insan. Onun diktatör olması mümkün değil. Sadece diktatör demek değil onu yoka, hiçe saymak da moda” dedi.
Geçen Haftaki Ceviz Kabuğu programında ve HAS Parti Genel İdare Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Profesörü İlhami Güler’in “Atatürk’ün kültür devrimi cinayettir” yorumunda da Prof. Dr. Yavuz’dan sert yanıt geldi:
“Türkiye kültürlü, aydınlık bir ülke olmuş. Bunun neresi cinayet? İlkel toplumdan sanayi toplumuna dönmüş. Ümmet topluma, kul köle vatandaşa dönmüş. Öyle mi kalsaydı? Diktatör diyeni bilgisiz dersem yetersiz kalır cahilliğine bağlıyorum… Osmanlı uygarlık dünyasına arkasını döndü, neler olduğunu göremedi… Arkasından dönen o sanayi dişlilerinin arasında öldü gitti. Atatürk’ün tarihten aldığı ders bu… Biz bize bırakılan mirası hor kullanıyoruz.
Atatürk’ü ve ulusal direnci silmeye çalışıyorlar ama bunu silmelerine olanak yok. Batı da Batı’nın içimizdeki ajanları da bunu iyi bilecek.”
[COLOR=#8b0000]
Atatürk’e Yaklaşmak Dine Yaklaşmaktır
[COLOR=#8b0000]
Ceviz Kabuğu “Halk Soruyor” bölümünde stüdyodaki izleyicilerden Uğurhan Tiryaki “Ben camiden gelen her ezan sesini duyduğumda Atatürk’e dua ediyorum ama farklı düşünenler var. Atatürk’e yaklaşmak dinden uzaklaşmak mıdır?” şeklinde bir soru yöneltti.
Alpaslan Işıklı bu soruya “tam tersine Atatürk’e yaklaştıkça dine yaklaşılır, dine yaklaşıldıkça Atatürk’e yaklaşılır” yanıtını verdi.
Prof. Dr. Ünsal Yavuz ise, “Bunlar Atatürk’e hakaret etmek yerine Anıtkabir’e gidip sabaha kadar dua edip hatim indirmeliler. O olmasaydı Boğazlardan geçerken kılavuz kaptan almak zorunda olan biz olacaktık belki. Her an üzerine atlamaya hazır işgalcilerle çevrilmiş bir ülkede özgürlükten söz etmeyin. Örneği Batı Trakya’daki soydaşlarımız. Sevr olsaydı aynısını biz yaşacaktık” dedi.
(alıntı Yeniçağ gazetesi)
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali dir"