You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk anıları...

Atatürk anıları...

Administrator
Atatürk anıları...
[COLOR="#000000"]Atatürk 9 Şubat 1923 günü saat 17:00 de Edremit’e gelir. Eşi doktor olan Mahu Aygen66’in evinde eşi Latife Hanım’la birlikte kalırlar.

Mahu Aygen Anlatıyor:

-"Aradan uzun bir zaman geçti. Zannederim 1936 yılı idi. İstanbul’da kardeşimin üyesi olduğu Ateş-Güneş Kulübüne uğramıştım. Yukarı çıkıp tam oturmuştum ki ’Gazi Geliyor!’ dediler. Bir hareket oldu ve akabinde de Gazi salona girdi, gelip yanımdaki koltuğa oturdu. Etrafındakilere ’Soyadı aldınız mı?’ diye soruyordu. Bana da ’Soy adı aldınız mı?’diye sordu. ’Hayır Paşam, henüz almadım. Aybüke almayı düşünüyorum’ dedim . ’Bunu Aybuka yapalım’ dedi. ’Peki, emredersiniz’ dedim ve beni ’Beni tanıdınız mı?’ diye sordum. Şöyle yüzüme baktı’ ’Aaa’çok değişmiş siniz’ dedi. ’Evet Paşam, bende çok değişiklik oldu, 25 kilo verdim ve saçlarım sarıydı, şimdi kestane’ dedim. ’Tebrik ederim, bu kadar kilo vermek büyük muvaffakiyet’ dedi. Hiç Edremit lafı etmedim. Hemen kalktılar gittiler.

Ertesi gün akşam 8’de sinemadan evime döndüm kapının önünde siyah büyük bir araba duruyordu. Bir bey bana doğru yürüdü, ’ Sizi bekliyoruz hanımefendi’ dedi. Şaşırdım. ’Gazi Hazretleri sofrada sizi yemeğe bekliyorlar, kaç saattir sizi arıyoruz, dün akşam soyadı için bir yanlışlık olmuş, Gazi üzülmüş, hem beraber bir yemek yeriz , hem de yanlışlığı telafi ederiz’ dediler. Bu zat sonradan öğrendim ki kalemi mahsus müdürü Hasan Rıza (Soyak) Bey’di.

Araba ile Dolmabahçe’ye gittik. Bir sürü salonlardan geçtikten sonra yukarı çıktık. Atatürk deniz tarafında büyük bir salonda uzun bir masa etrafında bazı kişilerle oturuyordu. Salona girdim. Bana gösterdikleri, Gazi’nin sağ tarafındaki boş sandalyeye oturdum.

Atatürk ’Sizi çok bekledik, saat 9 olunca yemeğe oturduk, affedersiniz’ dedi. Çorba içmişler, balık yemeğe başlamışlardı. Bana da hemen çorba geldi, acele içtim ve bana da balık geldi. Karşımda Meclis Reisi Kazım Özalp Paşa, yanında Fethi Okyar oturuyordu. Onları ve daha hatırlayamadığım birkaç ismi takdim etti. ’Dil Kurumu’ dedi. ’Dün akşam size soyadı hakkında bir yanlışlık yaptım. Akşam geldim kitaplara baktım, meşgul oldum, uyuyamadım, ben böyle bir hanıma nasıl böyle bir isim verebilirim diye. Hem sizin nefis yemekleriniz gibi olamaz ise de bir yemek yemek, hem de bu yanlışlığı tashih etmek üzere davet etmek istedim’ dedi. Ben tabii sıkılıyorum. Teşekkür ettim. Atatürk, ’Şimdi bu isim meselesini sonraya bırakalım, görüyorum ki çok sıkılıyorsunuz, sizi takdim edeyim’ dedi.

Ve başladı: ’Bundan 13 yıl evvel Anadolu gezisine çıktığım zaman karım Latife Hanım yanımda olduğu halde bütün Anadolu’yu dolaştım. Tek bir kadınla karşılaşmamıştım. Edremit’e geldiğimiz zaman hanımefendi, zannederim eşi bir doktordu, bizi hanımlarla dolu bir cemiyetle karşıladı. Sayelerinde medeni bir gece geçirdik, güzel yemeklerini yedik, fakat hanımefendiyi üzmüşlerdi. Kendileri hazırladıkları halde halk bizi başka bir yerde yatırmak istemişti. Belediye Reisine sordum. ’Halk çok galeyana geldi sizi misafir etmek için, kimi Hilali Ahmer’e para bağışlıyor, kimi kapıda 5 kurban keserim diyorlar’ dedi. Halbuki bilemiyorlardı ki benim orada hanımları erkeklerle bir arada görmem 5 değil 1000 kurbana bedeldi. ’Üzülmeyin, son sözümü burada söyleyeceğim, oraya uyumak için gideceğim ’dedim’ dedi. ve bana dönerek ’Öyle yaptım değil mi hanımefendi?’ dedi. Şaşırdım. Atatürk, ’Siz hatırlamıyor musunuz?’ dedi. ’Tabii ben hatırlarım Paşam, benim için çok kıymetli bir hatıra ve büyük bir şeref, nasıl unutabilirim’ dedim.

Bana sigara ikram etti. Teşekkür ederek aldım. Fethi Bey sigaramı yaktı. Ömrümde sigara içmemiştim, hayatımda içtiğim ilk ve son sigara oldu. Sonra kahve geldi. Gazi kahveden sonra ikinci bir sigara daha ikram etti. Fethi Bey almamıştı, işaret ettim, yaktırmadım. Sigarayı çantaya koydum. Uzun yıllar bu sigarayı sakladım, sonradan içi boşaldı, sarardı ne yazık ki.

Gazi ’Artık şimdi isim meselesine gelelim’ dedi ve önündeki defterlerden bir kağıt kopardı. Bir şeyler yazıyor, aynı zamanda anlatıyordu. ’Dün akşam sizden ayrıldıktan sonra düşündüm, geldim lügat’e baktım. Aybuka beyaz lale demektir. Biliyorum fakat aynı zamanda kelepçe manasına da geliyormuş. Ben bunu nasıl yaparım dedim. Bir isim bulmaya çalıştım. Hazır dil kurumu da burada iken sizi de davet ettim. Aygen’i buldum. Ama yine bir yanlışlık olmasın istiyorum. Aygen ne demektir diye onlara sordum. Kazım Paşa söylemek istedi, Gazi ona dönerek, ’Sen sus, seninle dün akşam konuştuk’ dedi ve önündeki kağıda yazdı. ’Ay akıl, gen geniş manasına gelir. Tam size göre bir isim dedi’ ve kağıdı aldım ve çantama koyduktan sonra Fethi Bey’e usulca, ’Fazla rahatsız etmesem’ dedim. Fethi Bey ’Olmaz, kendisi izin vermeden kimse gidemez. O size, ’Sizi bırakayım’ deyince gidersiniz’ dedi. ’Peki’ deyip yerime oturdum."



[Resim: ataturk%20ve%20aygen%20soyad%C4%B1.jpg]


isteataturk.com
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.