You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk’ün Kafasının İçi Sarıklı Olanlar Hakkındaki Kehanetleri

Atatürk’ün Kafasının İçi Sarıklı Olanlar Hakkındaki Kehanetleri

Posting Freak
Atatürk’ün Kafasının İçi Sarıklı Olanlar Hakkındaki Kehanetleri
Atatürk’ün Kafasının İçi Sarıklı Olanlar Hakkındaki Kehanetleri




Kurtuluş Savaşı Sonrası Kehanetleri



[Resim: 33.jpg]




İtalya’nın faşist lideri Musolini’nin Türkiye’ye karşı savaş açmak için bahaneler aradığı günlere rastlayan bir tarihte Atatürk[Resim: 2.gif] 300 kadar üyeyi Büyük Millet Meclisi’ndeki salonunda kabul etti.

Özel olarak yapılan toplantıda Türk Ocakları’nın başlıca konuları devrimlerin halk tabakalarına anlatılması[Resim: 2.gif] prensip olarak kabul edilmiştir.

Atatürk şöyle diyordu :

- “ Terbiye ya milli olur[Resim: 2.gif] ya da dini olur. Biz dini terbiyeyi aileye bıraktık. Milli terbiyeyi de devlete aldık. Okullarımızda ve bütün kültür müesseselerimizde milli terbiye esas alınmıştır. Çocuk dini terbiyesini ailesinden alacaktır. Bu arada İlahiyat Fakülteleri’de dini terbiyeyi takviye edecektir…”


Bu arada bir Kurultay üyesi atılarak : “ Paşam müsterih olun. Bu inkilaplar yeleşmiştir. Millet bunu anlamıştır[Resim: 2.gif] benimsemiştir. Devrimlerimizin halk tabakaları arasında ve her tarafta kökleşmiş olduğu muhakkaktır. Bundan emin ol Paşam” dedi. Bu sözleri duyan Atatürk bir an durdu. Sonra teker teker herkese sordu :

- “ Arkadaşınızın bu fikrine ne dersiniz? “

Verilen cevaplar içinde[Resim: 2.gif] bu fikre kati şekilde iştirak edeni yok gibiydi. Herkes aşağı yukarı müphem konuştu. Bunun üzerine Atatürk :

-]“ Arkadaşlar inkilaplarımız henüz yenidir. Dedikleri gibi kökleşip benimsendiği hakkındaki kanaatlerimiz ancak ileride karşılaşacağımız hadiselerle tahakkuk edecektir. Fakat şimdi şuna emin olmalısınız ki[Resim: 2.gif] bugün başına şapka giyen[Resim: 2.gif] sakalını bıyığını traş eden[Resim: 2.gif] smokin ve frakla cemiyet hayatında yer alanlarımızın çoğunun kafalarının içindeki zihniyet hala sarıklı ve sakallıdır. “

O’nun bu ileri görüşlü tahmini[Resim: 2.gif] maalesef günümüzde de hala geçerliliğini sürdürmektedir… Ve kafalarının içindeki sarıkları yaptıkları takiyelerle gizlemeye çalışan gerici çevreler[Resim: 2.gif] halen varlıklarını sürdürmeye devam etmektedirler…

Aradan geçen bunca yıldan sonra; insan ister istemez düşünüyor… Atatürk o yıllarda bunları söylüyordu… Peki ya bugün hayatta olsaydı… Evet bugün hayatta olsaydı[Resim: 2.gif] yükselen şeriat tehlikesine karşı acaba neler söylerdi?...





Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
Ali Bektan
Kurtuluş savaşını yapan
Atatürk'tür senin Atan
Allah'ın aslanı çıkan
O da Ali'dir Zöhre Ana
Son Düzenleme: 21/02/2012, 05:46, Düzenleyen: Şaduman.
Posting Freak
Atatürk’ün Kafasının İçi Sarıklı Olanlar Hakkındaki Kehanetleri
ATATÜRK'ÜN BULGAR IVAN MANELOF’A SÖYLEDİĞİ KEHANETLER…

Mustafa Kemal başından beri Türk Milleti’nin yaşadığı zor koşullardan sıyırıp çıkaracağını biliyordu.1906’da Bulgar Ivan Manelof ile Selanik’de yaptığı konuşmalardır:

“Bir gün gelecek,ben,hayal olarak kabul ettiğiniz bu inkilapları başaracağım.Mensup olduğum Türk Milleti bana inanacaktır. Düşündüklerim demogoji mahsülü değildir.Bu millet gerçeği görünce arkasından yürür.Saltanat ortadan kalkacaktır.Devlet mütecanis(tek çeşit) bir unsura dayanamayacaktır.Din ve devlet işleri birbirinden ayrılacaktır.Batı medeniyetine döneceğiz.Batı medeniyetine girmemize engel olan yazıyı atarak,Latin kökünden alfabe seçilecektir.Kadın ve erkek arasındaki farklar kalkacaktır.Emin olunuz ki hepsi bir bir olacaktır…”

Atatürk bu konuşmayı yaptığı sırada Abdülhamit ülkenin tek hakimiydi.Ve padişahlık kuvvetli ve kutsal bir kurumdu.

ÖNCEDEN YAPILAN BİR UYARI AMA….

Çanakkale Savaş sırasında Mustafa Kemal Nablus Karargahı ‘nda ikinci defa 7 nci Kolordu Kumandanı olduğu yıllarda yaşanan bu olayı kendisi daha sonra şöyle anlatmıştır:

-“Bir gün Erkanı Harbiye Reisi bana o günkü raporlarını okudu.Basit raporlardı,her zamanki gibi…Yalnız bu raporlarlar içinde bir nokta dikkatimi çekti…”

Evet görünürde hiç bir sonuç çıkartılamayacak bu rapordan Mustafa Kemal inanılmaz bir sonuç çıkartmış ve çok değil bir veya iki gün sonra İngilizler’in büyük taaruzu başlamıştır.Bundan sonrası Mustafa Kemal’in kendi ağzından:

“Yataktan kalktım,giyindim.İş odasına girerek bir muharebe emri yazdım."
Emirde şunlar yazıyodu:

“Düşmam 19 Eylül akşamı taaruz edecektir.” “Sonra bu emre alınması gereken tedbirleri ilave ettim.Bu emri Grup kumandanı olan Liman Fon Sanders Paşa’ya da gönderdim. Çok hürmet ettiğim bu zat,benim raporuma gülmüş ve ‘ihtiyattan zarar gelmez” diye bana da bir şey söylemeye lüzum görmemiş”

19 Eylül gecesi kolordu kumandanları telefon başında çağırarak verdiği emirlerin ve alınması gereken tedbirlerin yerine getirilip getirilmediğini sordu.Kendisine tüm tedbirlerin alındığı bildirildi.Ancak ne yazık ki,kolordu kumandanları da böyle bir emri ciddiye almamışlar ve gerekli hiç bir önlemi almamışlardı. Mustafa Kemal gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığını öğrenmek için bir müddet sonra telefon açtı… Olayın sonucunu yine Mustafa Kemal’den dinleyelim:

“Ben daha telefon konuşmamı bitirmeden,düşman topçusu muharebe hattımız üzerine ateş etmeye başladı.Gece muharebe ile geçti.Benim ordumun sağ cenahındaki ordu yarıldı,esir oldu ve boş kalan cepheden geçen düşman süvarileri Leyman Fon Sanders’in karargahına bastı.Hakikat anlaşılmıştı.Fakat neye yarar…”
[Resim: 833341001179378455ez2ck2.gif]Kibirlenme yiğit yaşa
Türk ordusu Kemal Paşa
Al bayrak göğsümde hala
Sağ kolumsun Zöhre Ana







[Resim: ataxh8.gif]
Administrator
Atatürk’ün Kafasının İçi Sarıklı Olanlar Hakkındaki Kehanetleri
BU KEHANETiNE DÜSMAN GÜÇLERi DE iNANMAMISTI…

Düsman Ordusu'nu tamamiyla yok etmek amaciyla baslatilan Büyük Taarruz amacina ulasmisti.Ordularini korkunç sondan kurtarmak isteyecek olan itilaf devletlerinden durumu gizleme amaci güden fakat bu basarilari haber alan itilaf devletleri kendisinden görüsmek üzere randevu istedikleri zaman.ATATÜRK elçilere:
"Sizinle 9 Eylül 1922 Nif(Kemalpasa) kasabasinda görüsebilirim."
İsin ilginç tarafi,bu sirada Türk Ordulari Nif'den çok uzakta bulunuyordu.Ve 9 Eylül'e kadar oraya çarpisarak varmak çok zor,hatta imkansiz gibi görülmekteydi.Çünkü bu bir savasti.Yani kesin tarih verilmesi norma sartlarda hiç bir sekilde mümkün degildi.Savas sirasinda neler olabilecegini kim önceden kestirebilirdi ki? Aradan 10 gün geçti.Bu olayi daha sonra ünlü Nutku'nda kaleme alarak söyle demistir:
"Dedigim gün Nif'te idim.Fakat benden randevu isteyenler orada yoktu…"


BASKENT ANKARA


Atatürk'ün Ankara'yi Baskent yapmasinin ardindaki sebep hayli ilginçti:
"Ben Türk'ün imkansizi imkan haline getiren kudretini bütün dünyaya göstermek için Ankara'yi istedim.Bir gün gelecek su çorak tarlalar yesil agaçlarin çevirdigi villalar arasindan uzanan yesil sahalar,asfaltlar ve binalarla bezenecek.Hem bunu hepimiz görecegiz,yakinda olacak…"
Ankara 13 Ekim'de baskent oldu.Bazi Batili devletler Ankara'nin nüfusu ve kirsalligi yüzünden büyükelçi göndermeyeceklerini açiklamalarina ragmen karar degismedi.


ATATÜRK'ÜN GÖRDÜGÜ SON RÜYA :

26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsizligi ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmisti.Prof.Dr.Afet Inan,olayi söyle anlatiyor :

"O geceyi rahatsiz geçirdi,ilk hafif komayi o zaman atlatmisti.Ertesi sabahki açiklamasinda" :
"Demek ölüm böyle olacak" diyerek "uzun bir rüya gördügünü" söyledi ve "Salih'e söyle ,ikimizde bir kuyuya düstük, fakat o kurtuldu" dedi.
Atatürk'ün, burada "kuyuya düsme" sembolü ile gördügü rüya vizyonu,kendisininde söyledigi gibi ölümün habercisiydi.
Salih Bozok'un kuyudan kurtulmasi ise bilindigi gibi, Atatürk'ün vefat ettigi gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un da intihar etmesi ve sonunda onun kurtarilmasini simgeliyordu.
Iste bu ATATÜRK'ün son rüyasi idi...
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Son Düzenleme: 01/10/2012, 23:53, Düzenleyen: SuLTann.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.