You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk’ü Silmenin Sinsiliği!..

Atatürk’ü Silmenin Sinsiliği!..

Posting Freak
Atatürk’ü Silmenin Sinsiliği!..
[COLOR=#004e63]Mehmet FARAÇ - Atatürk’ü silmenin sinsiliği!..

Perşembe, 26 Nisan 2012 17:02


[Resim: 35.jpg]
Atatürk’ü silmenin sinsiliği!..

“İkinci cumhuriyet” denilen yıkım projesinin temellerinin atıldığı şu sıralarda; CHP ve MHP “yeni Anayasa” tuzağında çırpınırken, birileri önlerindeki en büyük engelin Atatürk olduğunun farkında!..

Son yılların sinsi bir stratejisi işte bu yüzden adım adım uygulamaya konuluyor:

Atatürk’ü silme, saklama ve toplumun gözünden yavaş yavaş uzakla ştırma stratejisi!..

Çünkü biliniyor ki, Atatürk’e yönelik saldırılar da cumhuriyete karşı yürütülen psikolojik savaşın en önemli parçası...

Bu pervasız stratejinin uygulamaya konulacağı zaten çok önceden belliydi!.. Özellikle Ömer Dinçer‘in Milli Eğitim’in başına geçmesinin ard ından bunun sinyalleri iyice verilmişti:

Atatürk ve İnönü dönemlerine yönelik saldırılar...

Atatürk’e hakaret eden müfetti şlerin terfi ettirilmesi...

İnkilap Tarihi derslerinin müfredattan çıkartılması...

Ulusal bayramların statlardan çekilmesi...

19 Mayıs’a, 23 Nisan’a düşmanlıklar...

“Andımız”a yönelik yasaklama girişimleri...

İmam hatiplilere katsayı kıyağının pervasızca uygulanması!..

Ve adına “4+4+4” denilen gerici eğitim sisteminin CHP’nin gafleti yüzünden yasallaşması!..

Yorumlardaki infial!..

Şu dönemde yalnızca rejime ve cumhuriyetin ritüellerine yönelik saldırılarla yetinilmiyor, Atatürk’ün görüntüsüne bile tahammül edilmiyor!..

[Resim: 36.jpg]
Valiliklerin internet sitelerinden Atatürk fotoğraflarının yavaş yavaş kaldırılması...

Büyük Önder’in kurduğu Anadolu Ajansı‘nın web sayfasından Atatürk’ün silinmesi!..

Ve belki de en acısı, Genelkurmay Başkanlığı’nın sitesinde, Anıtkabir‘i ziyaret edenlerin sayısının bile gizlenmesi!..

Melih Aşık, Mustafa Mutlu ve Yılmaz Özdil gibi sayıları ne yazık ki çok az kalm ış Atatürkçü yazarlar işte bu düşündürücü gizliliğe dikkat çekince olan oldu!..

23 Nisan’da tıpkı başbakan ve cumhurbaşkanı gibi Anıtkabir’e gitmeyen Genelkurmay Başkanı, Anıtkabir’in ziyaretçi sayısının gizlenmesini eleştiren Atatürkçü yazarlara sert bir yanıt verdi...

Demokrasilerde halkın iradesi ve sağduyusu üzerinde hiçbir güç olamaz!.. Bundan yola çıkarak Genelkurmay yetkililerine de bir önerimiz var;

Yazarlara verilen yanıt gazetelerin internet sitelerinde de yayımlandı... İşte o haberlerin altında, yurttaşların infial içeren yorumlarını bir zahmet okuyunuz!

Çünkü ben okurken utandım!..

Niye sustun Kamer Genç?..

Önceki günkü gazetelerde, “Kamer Genç’ten rektöre bayram fırçası” başlıklı bir haber vardı...

Kamer Genç, Tunceli Valiliği önündeki 23 Nisan törenlerine katılmış.

Bir süre protokolde gösterileri izleyen Genç, tören alanından ayrılırken, Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sert eleştiriler yöneltmiş!..

Merak ettik haberi dikkatle okuduk... Bakınız, Kamer Genç gazetecilere isyan ederken aslında ihmalini ve belki de gafletini nasıl itiraf etmiş:

“Prof. Boztuğ’u (üniversitede) ziyaret ettiğimde bana, CHP’nin değiştiğini belirterek, ‘Atatürk ilkelerini ve laikli ği ağzına almıyor ve gayet çağdaş bir parti oldu’ dedi. Ben o zaman tepki göstermemi ştim. Ama şimdi 23 Nisan törenlerine çelenk gönderiyor ne kendisi, nede yardımcısı gelmiyor, çelengi bırakacak kimse yok. Bu ne demektir? 23 Nisan’a ve TBMM’nin milli egemenlik ruhuna karşı bir rektör.

” Kamer Genç’i çelenk duyarlılığından ötürü kutluyoruz. Rektör belki sıkça yaptığı gibi Amerika’ya(!) falan gitti de, çelenk o yüzden sahipsiz kaldı!..

Benim anlamadığım asıl mesele şu; başıboş bırakılan çelenk için ortalığı ayağa kaldıran Kamer Genç, rektör kendisine CHP’nin ahval ve şeraitini anlat ırken niçin susmuştu acaba?..

“Doğru söze ne denir” diyerek başını mı eğdi yoksa hemşerisi genel başkan tarafından çizilmekten mi korktu?..

Hoş geldin Özdemir İnce...

Değerli yazar Melih Aşık önceki günkü köşesinde onu şöyle tarif etmiş:

“Hürriyet gazetesinden tard edilen yazar Özdemir İnce, Aydınlık gazetesinde yazmaya başladı.

” Bu “tard” işi Türkiye’de ne yaz ık ki paçadan dökülen bir moda haline geldi!..

Dönek liboşların alışık olmadığı ölçüde omurgalı dik bir duruş sergilersen “tard” denilen ikiyüzlü bir mekanizmayı devreye sokuyorlar!..

Yalnız siyasi iktidarlar değil, toplumun güvendiği sinsi ve karanlık çehreliler de bu yönteme sıklıkla başvuruyor!.. Önce sansür sonra tasfiye!.. Hikmeti kendinden menkul bir zavallılık gösterisi!..

Siz nasıl olsa her koşulda dik durmaya devam edersiniz ama ya “tard”çılar?.. Onların bazıları siyasete yaranmak için çırpınır bazıları da, eski düşmanlarının sofrasına ezik büzük sıkışıverir!..

Yani anlayacağımız bilirim bu ikiyüzlülü ğün arkasındaki utanmaz psikolojiyi!..

Gelelim Özdemir İnce’ye... Bu değerli yazarı ilk kez birlikte Bülent Dikmener Gazetecilik Ödülü’nü alırken tanıdım.

Atatürkçü, cumhuriyetçi duruşunu Hürriyet’teki yazılarından takip ettim... Dönek liboşlar kara tahtalar ının önünde ondan çok ders ald ıkları için gazetesinden zoraki ayr ılığına sevinmişlerdir...

İşte sevinçleri kursaklarında kaldı!.. Çünkü Özdemir İnce, Aydınlık’ın tam ortasından karanlığın surat ına ince ince vurmaya devam edecek!..

Alıntı: Dünya48
Kurtuluş savaşını yapan
Atatürk'tür senin Atan
Allah'ın aslanı çıkan
O da Ali'dir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.