You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Anayasa değişikliğinde alevilerin hakları

Anayasa değişikliğinde alevilerin hakları

Posting Freak
Anayasa değişikliğinde alevilerin hakları
Tükiyede ki iç siyaseti Menderes döneminden beri genel hatları ile bilen Oğuz soyunda gelen Türkmen’liği ile gurur duyan, İslami dua ve ilmihal kitabı hazırlayacak kadar dindar Sunni hacı bir T.C. vatandaşı daha önemlisi Kürtlü kardeş, Alevi yi can bilen avamdan birisiyim.
Uzun yaşamım süreci içinde tanık olduğum, nüfüsun %25 civarının Alevi vatandaşlar tarafında oluştuğu bilinen ülkemizde devlet ve hükümetlerin Alevi politikalarının aşağıdaki nedenlerden dolayı kesinlikle yanlış, haksız hatta ülke bütünlüğü açısında sakıncalı olduğuna inanıyorum.
Yıllardır ülkemizde Alevi hakları sadece Alevi aydınlar tarafında savunuluyor, Sunni aydınların susuyorlar olmaları 20 ve 21. asırda bile sınırlarımız içinde devlet veya hükümetlerde alınan farazi güçlerle küçük çaplı Kerbelalar yaşanıyor olmasıda benim içimde Hz. Ömeri uyandırmakta ve vicadımı rahatsız etmektedir.
Devlet oldum olası Kürt sorununda olduğu gibi Alevi hakları konusundada sürekli 3 maymunları oynamıştır. Ancak şimdi de herkesin tanık olduğu gibi özellikle bazı Kürt kökenli Alevi kuruluş liderleri devleti/hükümet yetkililerini hakarete varacak derecede ağır şekilde eliştirmektedirler. Bu atmosferi fırsat bilen bırakın Aleviliği, Sunniliği Tanrı tanımaz bazı marjinal kişi ve gruplar da ’ Ya Allah, Muhammed, Ya Ali ’ diyen Alevilere ve özellikle onların yeni nesillerine İslamiyetle uzakta yakında ilgi ve bağları olmadıklarını söyeleyerek ’Ali’siz Alevi’lik’! empose etmektedirler. Kurum binalarında Türk bayrağı ve Atatürk potresine yer vermemekte T.C.’nin hiç bir milli gününe iştirak etmemektedirler! Kurt bulanık havayı sever tabirine uygun olarak T.C. Vatandaşlarını doğal ortak paydalarını parçalara ayırmak amacındadırlar. ’Burada Camilerde’de Atatürk posteri ve Türk bayrağının bulunmadığı söylenebilinir ancak Alevi Kültür Merkezi ve Cem evleri siyasi ve sosyal hayatın her yereinde varlar oysa camiler buralarda yoklar.
Bu bağlamda olmak üzre her kim ne derse desin, isteyen isterse başını kuma soksunlar içinde yaşadığımız zaman diliminde Türkiyede Kürt ve Alevi konusu veya sorunu iç içe girmiş bir anlamda birbirleri ile özdeşmiştir. İki sorununda savunucuları aynı beklentiler aynıdır.
Konuyu oldukca yalın ifadeler ve düz bir mantıkla anlatmya devam etmek istiyorum. Türkiyede sınırlar içinde yaşayan Kürtlerle, Anadoluyu yurt edindiğimizden beri devam edegelen inkar edilemez bir kader ve zaman içinde oluşan kültür birliğimiz vardır. Bu uzun tarihi süreç içersinde yapılan evlilikler ve ortaklıklar neticesindede öylesine bir birliktelik oluşmuş ki bugün, Kürt’mü, Türk’mü olduğunu bilmeyen veya kendini hem Kürt hem de Türk hisseden, Kürt kimliğini sahiplenmekle bereber Türk’lüğü bir üst kimlik olarak benimseyen insanlarımızın sayıları az değildir.
Osmanlıdan beri yapılan ve Cumhuriyet tarihinde devam eden yanlışlardan biriside Alevi vatandaşlara Kürt denilmesidir. Muhtemeldir ki bu tanım Türkiyede’ki Alevilerin çoğunun Kürt kökenli olmasından veya sözümona bir tür öteleme düşünceseinde kaynaklanmıştır. Ancak bunun doğal bir neticesi olarak o günden beri Alevi vatandaşlarda Sunnilerden Türk diye bahsetmeye başlamışlardır. Daha ilginci zaman içinde Kürt çoğunluğun arasında azınlıkta kalan Türk Bektaşi/Alevileride kendileririni Kürt veya Kürtler’e daha yakın hissetmişlerdir. Bu olgu da Kürt milliyetciliğinin işine yaramıştır. Sonuç olarak bir kısım Türk kökenli Bektaşi/Alevi vatandaşların zaman içinde Kürtleşmeleri söz konusu olmuştur.
Öte yandan PKK. silah zoru ilede olsa başlattığı, başardığı/yükselttiği Kürt milliyetciliği atmosferinde Kürt Alevi ve Sunnilerini birleştirmiştir!.
Böylece Kürt’lük bir taşla iki kuş vururken gerek Osmanlı gerekse Cumhuriyet dönemindeki Türkiye devlet ve hükümetlerin yanlış ve adil olmayan aptalca politikaları Türk asıllı Bektaşi/Alevi vatandaşlarını kaybettirmiştir ve halada kaybettirmektedir.
Alevi vatandaşların yasal haklarına tekrar dönersek, Her yurttaş gibi hudut boylarına askerlik görevlerini ifa eden, şehit düşen, gazi kalan devlete vergisini veren bu ülkenin asli unsurlarından olan Alevi kardeşlerimin ’cem evleri’ne’ benim mabetim diyarsa T.C.devleti ve hükümetleri bunu kabul etmek durumundadır. Bakanlıklar arasında hazinede en büyük payı alan Diyanet kurumu Sunni vatandaşın (yani benim) din eğitimim veya ibadet kolaylığım, olanağım için verdiği hizmeti ve harcadığını onlar içinde aynı oranda yapmak durumundadır.
Son üç dönemdir Türkiyenin yönetimini elinde tutan, yaptıkları her icraat ve aldıkları kararlarla halkın %50’sinin alkış ve beğenisini kazanırken diğer %50’sinin ağır eleştiri ve tepkilerine maruz kalan AKP hükümetleride Alevi ve Kürt sorununa seçim dönmelerinde siyasi rant getirecek kaypak çıkışların dışında çözüme varabilecek kalıcı ve açık bir politika izlememektedirler. Saygilarimla
(Bu vesile ile menfur ’Kahraman Maraş’ olaylarının 35. yılında hayatını kaybetmiş olan Alevi canları saygıyla anar, bu tür cahiliye dönemlerinin ülkemizde ve dünyada tekrar yaşanmamasını dilerim.) Aralık 2013
Hüseyin DOĞAN-Londra
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.