You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi

alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi

Junior Member
alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi
GARİP yazdı:Sayın - Ruhullah oruç -şimdiye kadar okuduklarınız ve öğrendiyiniz bilgileri , bir kenara koyunda ,biraz gerçekleri öğrenseniz, sizin için daha faydalı olur.

Kim beni taniyor, kim beni kabul etmiyor, orası çok, çok garıp mi garıp bir mücizedir.

Hayellerle Cennete varılmaz, hayellerle yol gidilmez, hayellerle, adam olunmaz, hayellerle 12 pir İmamlar,yerine kendi kendinize karar vermeye kalkmayın. yoksa sizi aşar bu yol......................

Senin gibilerle uğraşacak vaktim yok en yakını dahi ihbar eden bir insanla benim asla diyalogum olmaz. Polis yada jandarma suç işleyeni yakalar kanun da cezasını verir. Bu onların vazifeleridir, muhbir ve ispiyoncu ise benim terbiye hudutlarımın dışında dır. kib
Allah diyorki;

Ali ibn-i Ebu Talib benim Kalem dir. Kim o Kaleye girerse amanda dır. Girmeyen helak olur.
HADİSİ GUDSİ
Posting Freak
alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi
Ruhullah Oruc yazdı:Senin gibilerle uğraşacak vaktim yok en yakını dahi ihbar eden bir insanla benim asla diyalogum olmaz. Polis yada jandarma suç işleyeni yakalar kanun da cezasını verir. Bu onların vazifeleridir, muhbir ve ispiyoncu ise benim terbiye hudutlarımın dışında dır. kib

CoolBig GrinCoolSmile:ok:
ON İKİ  İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
  1. İmam ALİ
  2. İmam CAFER
  3. İmam ZEYNEL
  4. İmam BAKIR
  5. İmam RIZA
  6. İmam CAFERİ SADIK
  7. İmam HASAN
  8. İmam TAĞI NAĞI
  9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA


*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Posting Freak
alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi
Ruhullah Oruc yazdı:Pir Sultan Abdal anadoluda aleviliği mihenk taşlarından dır. Onun için kimse hacı Bektaş'ı eleştiriyo diye ikisini bir araya getirmek akıl işi değildir.Bu konuda yalan söylüyorsun. Ben ehlibeyt camiisindekilerin hepsini tanırım. hiç kimse pir sultan aleyhinde tek bir cümle dahi etmez doğrudur Hacı bektaşın bir sünni tarikatçı olduğunu T.Şahin ispat etmiştir.

Anadolu Aleviliği Masalı

Ülkemizdeki Ehli Beyt dostları Alevilik konusunda belli kavramlara açıklık kazandıramadıklarından dolayı sıkıntı içerisinde kalmışlardır.Dahası bazı karanlık güçler gerçeklerden korktukları için kavramları birbirine karıştırma yoluna gitmişler ve kafalarda böylece daha da karışmıştır.İşte ANADOLU ALEVİLİĞİ kavramı da sırf kafa karıştırmak ve gerçekleri Alevi halktan saklamak için ortaya atılmış uydurma bir kavramdır.İslamiyetin temeli bizim anlayışımıza göre Kur-an ve Ehli Beyt düşüncesine dayanır.Alevi olmak ise bu düşüncenin temelini oluşturur.Hz.Ali taraftarı olmak demek,Hz.Peygamberin taraftarı olmak demektir.Ve O’nun taraftarı olmak ise Allah’ın lütfettiği çizginin tam üzerinde olmak demektir.Alevilik ,Özel anlamda Hz.Ali ile başlayıp 12.İmamla devam eden İLAHİ BİR YOLDUR.İlahi yolların belirleyici özelliği ise bu yolun ilkelerinin ,kaynağının ilahi olmasıdır.Açıkçası Aleviliğin ilkelerini saptayan Allah’tır ve bu ilkeler Peygamberimiz tarafından insanlığa sunulmuş ve Oniki İmamlarımıza da bu ilkeleri koruma ve yaşatma görevi verilmiştir.İlahi ilkelerin yani hükümlerin KAYNAĞI ALLAH(cc)OLDUĞU İÇİN BU HÜKÜMLERİ KİMSE KAFASINA GÖRE YORUMLAYAMAZ,DEĞİŞTİREMEZ,AÇIKLAYAMAZ.Bu hükümleri açıklayacak olan Allah’ın görevlendirdiği kimselerdir.Bunlar da Peygamberimiz ve On iki imamlarımızdır.İçtihat yolu ise Alimlerin,İslamı pratik yaşama aktarma konusundaki çalışmaları yada hükümleridir.Alevilikle ilgili ilkeler bu nedenle ZAMANA VE MEKANA BAĞLI DEĞİLDİRLER. Her zaman ve her bölgede aynı olmak zorundadır.Dolayısıyla biz ÇİN ALEVİSİYİZ,BİZ JAPON ALEVİSİYİZ, BİZ İTALYAN ALEVİSİYİZ diyerek herkes kendi kafasına ve çıkarına göre bir alevilik anlayışı çıkaramaz. Kaynağı ilahi olmayan düşüncelerde ise durum böyle değildir.Kaynağı insan olan ideolojiler her toplumun kültür,sınır ve bölgesine göre ayrı ayrı aynı başlık altında uygulanabilir,anlaşılabilir ve yaşatılabilir.Örneğin bir sosyalizmi yada kapitalizmi her ülke kendi kültür ve yapısına göre uygulayabilir.Zaten dikkat edilirse pratik yaşamda da böyle olmuştur.Sosyalizmi çin,sovyetler,kübalılar,yugoslavyalılar kendi özel algıları çevresinde yaşamışlar yada yaşamaya çalışmışlardır.Yine kapitalizmde her bölgeye göre bazı unsurlar hariç olmak üzere farklı uygulanabilmiştir.Yine her ülke Ceza yada ticaret kanunlarına örf ve adetlerinden kaynaklanan farklılıklar koymuştur.Yani kaynağı insan olan yasalarda asıl ideoloji bölgenin yaşam şekillerine göre yeni bir sentez halinde ama temel bazı fonksiyonlarını yitirmeksizin uygulanmaktadır.Alevilik ise kaynağı ilahi olduğu için ancak tek bir şekilde anlaşılabilir.Eğer bir toplum alevi yada başka bir deyişle müslüman olmak istiyorsa Aleviliğe yada islama aykırı kültüründen vazgeçmek zorundadır.Aykırı olmayan fikir yada kültürler ise tabiki korunacak ve yaşanacaktır.Örnek verirsek Oniki İmamlarımız dostlarının yetim hakkı yemelerini,içki içmelerini,yalan söylemelerini,harama göz dikmelerini,kumar oynamalarını,hırsızlık yapmalarını vs vs men etmişlerdir.Bu yasakların kaynağı ilahidir.Şimdi birileri çıkıpta bizim toplumumuzda yalan yada hırsızlık iyidir diyemez.Yada bizde içki faydalıdır,töredir diyemez.Diyorsa asıl ideolojiden uzaklaşıyor demektir.İşte ülkemizde Aleviler üzerine oyun oynayan ve Alevileri denetim altına alıp sürüleştirmek ,uyuşturmak isteyen ve başka fikirlere köle ,fedai yapmak isteyenler ‘Biz anadolu Alevisiyiz’diyerek cahili kültür ve fikirlerini mazlum alevi kitlelerine Alevilik diye sunmaya çalışmaktadırlar.Onların alevilik diye sundukları şey’in adı Alevilik değil kültürel temelli yaşam biçimleridir.Biz bu Anadolu aleviliği adı altında sunulan şey’in adına Bektaşilik diyoruz.Bu kültürel sentezden başka bir şey değildir.Anadolu ve anadolu dışındaki uygarlıklar ve şamanlık,zerdüştlük gibi batıl dinler harmanlanarak kültürel bir sentez biçiminde sunulmakta ve adınada anadolu aleviliği denilmektedir.Hz.Ali’nin fikirlerine zıt olan fikirler dahi bu isim altında topluma sunulmaktadır.Alevilik isminin kullanılması taraftar toplama çabasından başka bir şey değildir. Toplum eğer eski kültürlerini yaşatmak istiyorsa tabi ki bu doğal haklarıdır saygı duyarız.Ama kimse kendi kültürel saçmalıklarını yada kültürlerini Hz.Ali’ye yamamaya çalışmasın! İşin içine 12 imamları katmasın.Bu anlamda biz her zaman söyleriz.Eğer cem yapıp saz çalıp semah dönecekseniz tabiki çalın ve dönün ama bu eski şaman türklerinin vede zerdüşt kürtlerinin kültürlerini Alevilik diye sunmayın.İşin içine İslamı,12 imamları yada ibadeti karıştırmayın.Bu çelişkileriniz ortaya konduğunda da biz anadolu alevisiyiz diye uydurma bir kavramı da ortaya atmayın.Anadolu aleviliği ;gerçekleri gizlemek için uydurulmuş bir masaldır.Kim bilerek,isteyerek ve bilinçli bir şekilde bu kavramı kullanarak Alevi halka yöneliyorsa bilin ki o kişi muaviyenin yolundadır;muaviyenin isim değiştirmiş halidir.Çünkü kişiler ölür ama fikirleri yaşar.Ve bilin ki Alevilere dost olan kişi anadolu aleviliği kavramını yada uydurmasını asla ve asla kullanmaz.Alevilerin gerçek dostları kültürel olguları alevilere din diye,ibadet diye yutturmaya çalışmaz. Sonuç;İslam ya da Alevilik her türlü etnik yada kültürel kökenin üzerindedir.İslam ya da Alevilik evrensel çağrıdır.Hiç kimse bu çağrıyı bir ırka yada bir toplumun kültürüne endeksleyemez.


Yoldaş senin Hacı Bektaş Veli ile sorunun nedir bilmiyorum ama anlatayım da dinle bak.

Hacı Bektaş Veli olarak yaşayan evliya Hz.Muhammed'in amcası olan Halil İbrahim Peygamber'İn torunu Veysel Karani'nin 3 oğlundan Bektaş olan Pirin yaşamıdır.

Yani Hacı Bektaşi Veli bu dünyaya 2 kere gelip gitmiştir.

İlk yaşamında Bektaş 2.yaşamında Bektaşi Sultan (Hacı Bektaş Veli) olarak yaşamıştır.

İlk yaşamındaki kardeşleri Hacı ve Veli'dir. Tarihte anlatılanlara kulak asma sen gel bizi dinle.

Hacı Bektaş bir Hak Evliyasıdır ve bütün evliyalar Ali'den gelir.

Anadolu aleviliği sonradan ortaya çıkmış bir isimdir. Daha doğrusu Alevilik. Yolumuzun Adı: Muhammet Ali yoludur.

Kerbela katliamının ardından Aliyi sevenlere Alevi denmiştir.

Yol da sürek de birdir.

Farklı farklı yaşanmaz.

YANİ BİR TEK YOL VARDIR: O da Pir Zöhra Ana'nın tüm insanlığa aktardığı Muhammed Ali yoludur.

Bunların dışında sürülen yollar eksiktir. Biz dedelerimizden böyle gördük buna inandık düşüncesiyle sürülen yollardır.
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]
Posting Freak
alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi
Ruhullah Oruc yazdı:Damevi eskiden soğuktan korunmak için hayvanlar la insanlar aynı yeri paylaşırlardı. Cumhuriyetle birlikte tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birlikte gizli yapılan ayinler geniş ahırlarda yapılmıştır. Oraya Damevi denir. Cem evine gelince 1950 yılına kadar hiç bir yerde Hacı Bektaş tekkeside dahil hiç bir yerde de rastlayamazsınız. Bununla ilgili çok güzel belgeler var arzu edenlere sunabilirim.

Belgeleri burda sunabilirsin. Çok memnun oluruz.

Damevi ile cemevi konusunda anlaşamıyacağız besbelli. Şunuda unutmamak gerekir.Önemli olan yapı değil yapının içindeki ibadettir. Damevi olmuş Cemevi olmuş isim farklı ancak içinde Allah Muhammet Ali yolu sürülmüştür. Bir ibadet mekanı olarak geçmesi yeterli.

Fakat camii de Hz Muhammet döneminde yoktu , kerbela vakasından sonra camii ler yapıldı. Bunun ispatıda Kerbela olayından önceki İslamiyet ile Kerbela vakasından sonraki İslamiyet arasında hiç bir fark yokmu ? Muaviye tüm ehlibeyt i katlettikten sonra yönetimi kılıç zoru ile insanları ölümle tehtit edip kendi kurallarına göre insanları yönlendirmedimi , Kerbela dan sonra aynı islamiyet devam etmiş olabilirmi ?

Tıpkı Recep bey gibi tüm yönetimi eline geçirdikten sonra anayasa ve kamu yönetimini nasıl kurcaladıysa , ozamanda Muaviye bey aynı şekilde hatta dahada ileri giderek kurcaladı ve değiştirdi yenilikler ekledi kendince. Bu konu daha çok tartışılır. Ancak sorumun cevabını alamadım ;

12 imamların adı neden 12 imamlar neyi anlatıyor 12 sayısı bunu açıklayabilirmisin.

[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Junior Member
alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi
Alevilik ve Cami Anlayışı

Cami yada mescid genel ve bilinen anlamıyla toplanılan biraraya gelinen ve ibadet edilen yer anlamlarını ifade eder. Bektaşiler adına CAMİ yada MESCİD denilsin bu tür yerelere karşıdırlar. Bektaşi inançlarına göre cami yada mescid diye bir şey yoktur.Bektaşiler bu fikirlerini Anadolu da yaşayan Alevi toplumunada bulaştırmak için ellerinden geleni yapmışlar ve kısmende olsa Alevi toplumunu camiden soğutmayı başarmışlardır. Hatta daha da ileri giderek Alevileri camilerden nefret eder duruma getirmeye çalışmışlar ve alternatif olarak CEMEVİ anlayışını benimsetmeyi kısmende olsa başarmışlardır.
Bektaşiler bu oyunlarını oynarken iki olguyuçok iyi kullanmışlardır. BİRİNCİSİ Emevi, Abbasi ve Osmanlı döneminin iktidar düşkünü sultanlarının camilerde Ehl-i Beyt’e saygısız davranmaları ve hatta küfür ettirmelerini, lahet yağdırmalarını, Mescid eşiklerine Ehl-i Beyt’in adlarını yazdırarak onların çiğnenmelerini sağlamalarını ve saltanatın çanak yalayıcısı din adamlarının Alevilerinin katline fetva vermeleri olaylarını çok iyi kullanarak Alevileri camilerden soğutmaya çalışmışlardır. İKİNCİSİ olarakda Bektaşiler her zaman yaptıkları gibi Kur’an ayetlerini çarpıtarak İslam’da cami yada mescid olmadığını ve hatta Hz. Peygamberin camileri yıktırdığını ispatlamaya çalışmışlardır. Bu nedenle de TEVBE S. 107. ve 108. Ayetleri kullanmışlar ve Peygamberimizin mescidleri yıkmasına bu ayetleri örnek vermişlerdir. OYSAKİ Peygamberimizin yıktırdığı ve ayette anlatılan DIRAR MESCİDİ bozgunculuk yapmak, inkarcılık yapmak, Allah’a ve Peygamberine savaş açmak için kurulmuş bir mesciddi ve Allah(cc) o mescide kimsenin gitmemesi için vahyetmişti nitekim sözkonusu ayetin son bölümünde ise “ALLAH’a KARŞI GELMEKTEN SAKINMAK İÇİN KURULAN MESCİDDE BULUNMAN DAHA UYGUNDUR.” denmektedir.
İşte Bektaşi dede ve babaları bu olayları çok iyi kullanarak Alevileri camilerden soğutmaya ve kendi çirkin emellerinin yaşatıldığı cemevlerine çekmeyi sağlamak istemişlerdi. Sonuçta Alevi toplumumuz CAMİ olayından soğur hale gelerek Oniki İmam yolunun bir temel taşından daha uzaklaşma eğilimine girmişti. ELBETTE anlatılanların bir bölümü doğruydu yani saltanatçılar camileri iktidarları için kullanmışlar hak sahibi olan Ehl-i Beyt’e saygısızlıklar yapılmış, sultanların uşağı din adamları para yada makam için dinlerini satmışlardı. Bunlar doğru şeylerdi. ANCAK bütün bunlar Cami yada Mescid olayının yokluğu anlamına getirilemezdi. Söz doğruydu fakat bu sözü söylemelindeki maksat yanlıştı, amaçları doğru bir sözle batıl şeyler yapabilmekti. Kur’an ayetlerini işlerine geldiği gibi çarpıtarak yorumlama konusunda ise Bektaşilerin diğer saltanatçılardan hiç farkları yoktu ve sonuçta Anadolu’nun her yanındaki MAZLUM VE MASUM ALEVİ toplumuna bu sapık fikirler ulaştırıldı. HALBUKİ Allah(cc) Kur’anın bir çok ayetinde Mescidler yapılmasını namaz kılınmasını istemekteydi. BAKARA S. 114. ayetinde, TEVBE S.17-18. Ayetlerinde çok açık ve anlaşılır dille bu bütün kullardan istenmekteydi.
“ALLAH’IN MESCİDLERİNDE O’nun isminin anılmasını yasaklayan ve oraların yıkılmasına çalışan kimseden ZALİM kim vardır?” , “Allah’ın mescidlerini onarmak MÜŞRİKLERE DÜŞMEZ... Allah’ın mescidlerini sadece Allah’a ve ahiret gününe inanan namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler onarır ve işte bunlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler” denmekteydi.
Camiler ibadet edilen, sohbet edilen birlik ve beraberliğin temellerinin atıldığı yerlerdir. Rahmet, bereket ve hayır merkezleridir. Fakat aynı camilerin tefrika, fitne ve zulüm içinde kullanılması mümkündür. Fayda yada zarar kullanma şekline göre değişir. Faydalı bir ilaç dahi yanlış kullanılırsa zarar verebilir. İşte bu yüzden kötü niyetli yada yanlış kullanımları göstererek Alevileri Cami’den soğutmaya çalışan Bektaşillerin bu tutumlarıda en az saltanatçıların tutumları kadar çirkindir.
Peygamberimiz Medine’ye hicretinin hemen akabinde ham kerpiçten dörtgen şeklinde ve duvarları üç veya dört metre boyyunda bir mescid inşa ettirmişti ve bu mescidin çevresinede evler yapılmıştı. Çünkü Mekke’de müşrekler Peygamberimize mescid yapma fırsatını vermemişlerdi. Cami yada Mescid olayına hadislerle daha açıklık kazandırmakta mümkündür.
... Hz. Peygamber buyuruyorki: “Yeryüzünde en saygın ev dört tanedir. Kıble, Beytüll Mukaddes, içerisinde Kur’an okunan ev ve MESCİDLER.”
... Hz. Hasan (as) buyuruyorki: “ Mescide devamlı giden insanşu sekiz hayırdan birine mutlaka uğrar. Temel bir konuyu açıklayan bir ayet öğrenir, Yararlı bir arkadaş bulur, Yeni bilgi elde eder, Umulan bir rahmete kavuşur, Hidayete eriştirecek veya aşağılıktan kurtaracak bir söz öğrenir veya Allah korkusundan yada utanarak günahlları terk eder.” (Tuhef-ul Ukul,S,235)
... Hz. Cafer Sadık (as) buyuruyorki: “Tevratta şöyle yazılıdır.(Allah buyuruyorki) Yeryüzünde benim evlerim mescidlerdir. O halde ne mutlu evinde temiz abdest aldıktan sonra beni ziyaret edenlere. Ziyaret edenlere ikram etmek de ziyaret edilenin üzerine bir haktır.”(Sevab’ul A’mal S.68)
Elbette yukarıda sözü edilen mescidler HAKKIN KORKUSUZCA SÖYLENDİĞİ MESCİDLERDİR. Hz. Ali(as)’nin camide öldürüldüğünü bugün bilmeyen yoktur. Eğer Bektaşilerin dediği gibiyse O İmamımızın camide ne işi vardı? Bektaşilerin dediği gibi Hz. Ali(as) Camide öldürüldü o halde camiye gitmeyiz mantığı doğru bir mantıkmıdır?
Hz. Ali (as) Camide şehid olmayıpda nerede olacaktı? Elbetteki KABE’DE DOĞAN BİRİSİNE CAMİDE ŞEHADET YAKIŞACAKTI. Diyelimki babamız tarlayı sürerken kalb krizi geçirde ve öldü veya öldürüldü. Biz bir daha o tarlayı sürmeyelim mi? Yada bir yakınımız trafik kazası geçirdi diye bir daha araçlara binmeyecekmiyiz? İşte Çorum’da kurulan EHL-İ BEYT cami sözlerimize en güzel örnektir. Camiyi Çorum’da yaşayan Alevi toplumu kurmuş ve içerisinde de Oniki İmamların mezhebi yani CAFERİ MEZHEBİ YAŞANMAKTADIR. Günde üç vakit namaz kılınmakta ve ezanında günde üç vakit ALİYYEN VELİYYULLAH denmektedir. Gerek cami gerek yönetimi ve gerekse hocaları diyanetten bağımsız olarak özgürce çalışmaktadır. Çorum EHL-İ BEYT CAMİİ Çorum’da yaşayan Alevi toplumunun inançlarını istedikleri gibi özgürce yaşamalarına birlik ve beraberliğe dayanışmaya yardımcı olmaktadır.NEDEN DİĞER ALEVİ TOPLULUKLARININDA BU TÜR CAMİLERİ OLMASIN? Bu bizlerin en doğal hakkıdır.
Bizler diyanet camilerine gitmek zorunda değiliz. Bizler Alevileri sünnileştirmek amacıyla köylerimize camiler yapan diyanet ve onların yardımcılarının peşinde durmak zorunda değiliz. Eğer ülkemizde Oniki İmam yolunun yayılmasını istiyorsak, EĞER Alevilerin birlik ve beraberliğini istiyorsak, EĞER huzuru mahşerde Oniki İmamların yüzlerine onurla bakmak istiyorsak yaşadığımız bölgelere diyanet’den bağımsız ve içerisinde Oniki İmam mezhebinin uygulandığı yani Caferi Mezhebine göre abdest alınan, namaz kılınan, ezan okunan, ibadet edilen camileri biran önce yapmak zorundayız.
İçinde yaşadığımız yıllar çok önemlidir. Bir yanda diyanet bizi sünnileştirmeye çalışırken diğer yandan da Bektaşiler Cemevleriyle bizleri uyutmaya çalışmaktadırlar. İşte bu iki oyundanda kurtulmanın izzet ve şeref içerisinde yaşamanın tekyolu KENDİ YAPACAĞIMIZ BAĞIMSIZ CAMİLERDİR. ONİKİ İMAM YOLU ANCAK CAMİLERDE YAŞATILABİLİR.
Kısaca özetlemek istiyoruz:
Bektaşillerin, dedelerinin ve babalarının Cemevleri fikirleri bize yıllardır lekeden başka bir şey getirmemiştir ve bundan sonra da getirmeyecektir. Bugüne kadar Bektaşilerin Cem adı altın yaptırdıkları şeylerin Alevilikle ilgisi yoktur. Cem adı altında yapılan ve adına ibadet denilen şeylerin ibadetle de ilgileri yoktur.Bunlar bizlere bugüne kadar hiç bir şey vermemiştir ve bundan sonrada veremez. Bizi sömürmekten ve uyutmaktan başkada bir şey sağlamayacaktır. Bu oyunlar bizi oyalamaya ve kullanmaya yönelik siyasi oyunlardır. Diyanetin ve ordularının camilerininde Alevilere verecekleri bir şey yoktur. Bunlarda sünnileştirmeye yönelik, asimile etmeye yönelik oyunlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nde insanlar istedikleri dini ve mezhebi seçebilirler. Aleviler sünnileşmek zorunda değildir. BİZLERE NE DİYANET VE DİYANET CAMİLERİ NE DE ONLARIN CEMEVLERİ GEREKMEZ.
ALEVİ TOPLUMUMUZUN EN ÖNELİ İHTİYACI BİR MERKEZİ YAPIYA SAHİP OLMALARIDIR. BU MERKEZİDE BİZE BAĞIMSIZ, ÖZERK, İÇERİSİNDE ONİKİ İMAM MEZHEBİNİN YAŞATILDIĞI EZANINDA ALİYYEN VELİYYULLAH DENİLEN CAFERİ MEZHEBİNE GÖRE ABDEST ALINIP, NAMAZ KILINAN EHL-İ BEYT CAMİLERİMİZ SAĞLAYACAKTIR. ALEVİLERİN BİRLİK VE BERABERLİĞİ, İZZET VE ŞEREFİ ANCAK BU TÜR CAMİLERLE SAĞLANABİLİR.
ALEVİ TOPLUMUMUZA SESLENİYORUZ:
YA DİYANETTEN BAĞIMSIZ KENDİ CAMİLERİMİZİ BİRAN ÖNCE KURALIM, YADA BU TÜR CAMİLERİ KURABİLECEĞİMİZ YERLERE HİCRET EDELİM.




ZÖHRE ANAMIZ BUNA KARŞI ÇIKMAZ O SİZİN GİBİ CAHİL DEĞİL ŞU DAMI DA UNUTUN DAMIN ORJİNAL ADI AHIRDIR. ALEVİLER TEMİZLİĞE ÖNEM VERİR PİS BİR YERE İBADETHANE DEMEZ. GÖRMEDİNİZMİ ZÖHRE ANANIN VAKFINI BAL DÖK YALA DEDİĞİM GİBİ CAMİİ TOPLANMA YERİDİR AMA ŞİMDİK VAKIF DENİLİYOR İSİM DEĞİŞİKLİĞİ AYNI ŞEY UZUN LAFIN KISASI
Allah diyorki;

Ali ibn-i Ebu Talib benim Kalem dir. Kim o Kaleye girerse amanda dır. Girmeyen helak olur.
HADİSİ GUDSİ
Posting Freak
alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi
Ruhullah Oruc yazdı:Pir Sultan Abdal anadoluda aleviliği mihenk taşlarından dır. Onun için kimse hacı Bektaş'ı eleştiriyo diye ikisini bir araya getirmek akıl işi değildir.Bu konuda yalan söylüyorsun. Ben ehlibeyt camiisindekilerin hepsini tanırım. hiç kimse pir sultan aleyhinde tek bir cümle dahi etmez doğrudur Hacı bektaşın bir sünni tarikatçı olduğunu T.Şahin ispat etmiştir.

Anadolu Aleviliği Masalı

Ülkemizdeki Ehli Beyt dostları Alevilik konusunda belli kavramlara açıklık kazandıramadıklarından dolayı sıkıntı içerisinde kalmışlardır.Dahası bazı karanlık güçler gerçeklerden korktukları için kavramları birbirine karıştırma yoluna gitmişler ve kafalarda böylece daha da karışmıştır.İşte ANADOLU ALEVİLİĞİ kavramı da sırf kafa karıştırmak ve gerçekleri Alevi halktan saklamak için ortaya atılmış uydurma bir kavramdır.İslamiyetin temeli bizim anlayışımıza göre Kur-an ve Ehli Beyt düşüncesine dayanır.Alevi olmak ise bu düşüncenin temelini oluşturur.Hz.Ali taraftarı olmak demek,Hz.Peygamberin taraftarı olmak demektir.Ve O’nun taraftarı olmak ise Allah’ın lütfettiği çizginin tam üzerinde olmak demektir.Alevilik ,Özel anlamda Hz.Ali ile başlayıp 12.İmamla devam eden İLAHİ BİR YOLDUR.İlahi yolların belirleyici özelliği ise bu yolun ilkelerinin ,kaynağının ilahi olmasıdır.Açıkçası Aleviliğin ilkelerini saptayan Allah’tır ve bu ilkeler Peygamberimiz tarafından insanlığa sunulmuş ve Oniki İmamlarımıza da bu ilkeleri koruma ve yaşatma görevi verilmiştir.İlahi ilkelerin yani hükümlerin KAYNAĞI ALLAH(cc)OLDUĞU İÇİN BU HÜKÜMLERİ KİMSE KAFASINA GÖRE YORUMLAYAMAZ,DEĞİŞTİREMEZ,AÇIKLAYAMAZ.Bu hükümleri açıklayacak olan Allah’ın görevlendirdiği kimselerdir.Bunlar da Peygamberimiz ve On iki imamlarımızdır.İçtihat yolu ise Alimlerin,İslamı pratik yaşama aktarma konusundaki çalışmaları yada hükümleridir.Alevilikle ilgili ilkeler bu nedenle ZAMANA VE MEKANA BAĞLI DEĞİLDİRLER. Her zaman ve her bölgede aynı olmak zorundadır.Dolayısıyla biz ÇİN ALEVİSİYİZ,BİZ JAPON ALEVİSİYİZ, BİZ İTALYAN ALEVİSİYİZ diyerek herkes kendi kafasına ve çıkarına göre bir alevilik anlayışı çıkaramaz. Kaynağı ilahi olmayan düşüncelerde ise durum böyle değildir.Kaynağı insan olan ideolojiler her toplumun kültür,sınır ve bölgesine göre ayrı ayrı aynı başlık altında uygulanabilir,anlaşılabilir ve yaşatılabilir.Örneğin bir sosyalizmi yada kapitalizmi her ülke kendi kültür ve yapısına göre uygulayabilir.Zaten dikkat edilirse pratik yaşamda da böyle olmuştur.Sosyalizmi çin,sovyetler,kübalılar,yugoslavyalılar kendi özel algıları çevresinde yaşamışlar yada yaşamaya çalışmışlardır.Yine kapitalizmde her bölgeye göre bazı unsurlar hariç olmak üzere farklı uygulanabilmiştir.Yine her ülke Ceza yada ticaret kanunlarına örf ve adetlerinden kaynaklanan farklılıklar koymuştur.Yani kaynağı insan olan yasalarda asıl ideoloji bölgenin yaşam şekillerine göre yeni bir sentez halinde ama temel bazı fonksiyonlarını yitirmeksizin uygulanmaktadır.Alevilik ise kaynağı ilahi olduğu için ancak tek bir şekilde anlaşılabilir.Eğer bir toplum alevi yada başka bir deyişle müslüman olmak istiyorsa Aleviliğe yada islama aykırı kültüründen vazgeçmek zorundadır.Aykırı olmayan fikir yada kültürler ise tabiki korunacak ve yaşanacaktır.Örnek verirsek Oniki İmamlarımız dostlarının yetim hakkı yemelerini,içki içmelerini,yalan söylemelerini,harama göz dikmelerini,kumar oynamalarını,hırsızlık yapmalarını vs vs men etmişlerdir.Bu yasakların kaynağı ilahidir.Şimdi birileri çıkıpta bizim toplumumuzda yalan yada hırsızlık iyidir diyemez.Yada bizde içki faydalıdır,töredir diyemez.Diyorsa asıl ideolojiden uzaklaşıyor demektir.İşte ülkemizde Aleviler üzerine oyun oynayan ve Alevileri denetim altına alıp sürüleştirmek ,uyuşturmak isteyen ve başka fikirlere köle ,fedai yapmak isteyenler ‘Biz anadolu Alevisiyiz’diyerek cahili kültür ve fikirlerini mazlum alevi kitlelerine Alevilik diye sunmaya çalışmaktadırlar.Onların alevilik diye sundukları şey’in adı Alevilik değil kültürel temelli yaşam biçimleridir.Biz bu Anadolu aleviliği adı altında sunulan şey’in adına Bektaşilik diyoruz.Bu kültürel sentezden başka bir şey değildir.Anadolu ve anadolu dışındaki uygarlıklar ve şamanlık,zerdüştlük gibi batıl dinler harmanlanarak kültürel bir sentez biçiminde sunulmakta ve adınada anadolu aleviliği denilmektedir.Hz.Ali’nin fikirlerine zıt olan fikirler dahi bu isim altında topluma sunulmaktadır.Alevilik isminin kullanılması taraftar toplama çabasından başka bir şey değildir. Toplum eğer eski kültürlerini yaşatmak istiyorsa tabi ki bu doğal haklarıdır saygı duyarız.Ama kimse kendi kültürel saçmalıklarını yada kültürlerini Hz.Ali’ye yamamaya çalışmasın! İşin içine 12 imamları katmasın.Bu anlamda biz her zaman söyleriz.Eğer cem yapıp saz çalıp semah dönecekseniz tabiki çalın ve dönün ama bu eski şaman türklerinin vede zerdüşt kürtlerinin kültürlerini Alevilik diye sunmayın.İşin içine İslamı,12 imamları yada ibadeti karıştırmayın.Bu çelişkileriniz ortaya konduğunda da biz anadolu alevisiyiz diye uydurma bir kavramı da ortaya atmayın.Anadolu aleviliği ;gerçekleri gizlemek için uydurulmuş bir masaldır.Kim bilerek,isteyerek ve bilinçli bir şekilde bu kavramı kullanarak Alevi halka yöneliyorsa bilin ki o kişi muaviyenin yolundadır;muaviyenin isim değiştirmiş halidir.Çünkü kişiler ölür ama fikirleri yaşar.Ve bilin ki Alevilere dost olan kişi anadolu aleviliği kavramını yada uydurmasını asla ve asla kullanmaz.Alevilerin gerçek dostları kültürel olguları alevilere din diye,ibadet diye yutturmaya çalışmaz. Sonuç;İslam ya da Alevilik her türlü etnik yada kültürel kökenin üzerindedir.İslam ya da Alevilik evrensel çağrıdır.Hiç kimse bu çağrıyı bir ırka yada bir toplumun kültürüne endeksleyemez.
Sevgili can
Yazdıklarımı iyi anlayamadın veya anlamak istemiyorsun.
Ben ordaki insanların Hacı Bektaşı Veli'yi eleştirdiklerini söylemedim...
Biraz daha açık anlatmaya çalışacağım...
Allah'ın sırrına ermiş olan keramet sahibi pirleri anlatmıyorlar...
Bir örnek vereyim : Cami cemaatinden birisi hacı bektaşı veli hakkında bir soru sorduğunda hocanın cevabı ''Bize Hacı Bektaş Pir Sultanı Yunus emreyi sormayın Pir Sultan'cılar Yunus Emre'ciler diye ayrılmayalım'' şeklinde söz sarfetmişler. Bunu babam dinlemiş bana anllattı...
Yani bu insanların geLmiş her evliyanın insaları kutuplaştırdıklarını düşünüyorlar ve bu düşünceyi yaymaya çalışıyorlar...
Zaten İran'da eğitim görmüş birisinden de başka sözler beklememek lazım.
Yapılmak istenen insanları alevilik yolu adı altında camide toplayıp İran-Humeyni zihniyetini insanlara benimsetmektir.
Ayrıca oradaki cami hocaları Atatürk'ü benimsemezler kadınlarada kara çarşaf taktırmaktan yanadırlar...
Emin olun ben de en az sizin kadar iyi bilirim onların zihniyetini...
:ok:

Ve de hiç bir zaman yalan söylemeye ihtiyaç duymamhıh..............
Posting Freak
alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi
Ruhullah Oruc yazdı: Alevilik ve Cami Anlayışı

Cami yada mescid genel ve bilinen anlamıyla toplanılan biraraya gelinen ve ibadet edilen yer anlamlarını ifade eder. Bektaşiler adına CAMİ yada MESCİD denilsin bu tür yerelere karşıdırlar. Bektaşi inançlarına göre cami yada mescid diye bir şey yoktur.Bektaşiler bu fikirlerini Anadolu da yaşayan Alevi toplumunada bulaştırmak için ellerinden geleni yapmışlar ve kısmende olsa Alevi toplumunu camiden soğutmayı başarmışlardır. Hatta daha da ileri giderek Alevileri camilerden nefret eder duruma getirmeye çalışmışlar ve alternatif olarak CEMEVİ anlayışını benimsetmeyi kısmende olsa başarmışlardır.
Bektaşiler bu oyunlarını oynarken iki olguyuçok iyi kullanmışlardır. BİRİNCİSİ Emevi, Abbasi ve Osmanlı döneminin iktidar düşkünü sultanlarının camilerde Ehl-i Beyt’e saygısız davranmaları ve hatta küfür ettirmelerini, lahet yağdırmalarını, Mescid eşiklerine Ehl-i Beyt’in adlarını yazdırarak onların çiğnenmelerini sağlamalarını ve saltanatın çanak yalayıcısı din adamlarının Alevilerinin katline fetva vermeleri olaylarını çok iyi kullanarak Alevileri camilerden soğutmaya çalışmışlardır. İKİNCİSİ olarakda Bektaşiler her zaman yaptıkları gibi Kur’an ayetlerini çarpıtarak İslam’da cami yada mescid olmadığını ve hatta Hz. Peygamberin camileri yıktırdığını ispatlamaya çalışmışlardır. Bu nedenle de TEVBE S. 107. ve 108. Ayetleri kullanmışlar ve Peygamberimizin mescidleri yıkmasına bu ayetleri örnek vermişlerdir. OYSAKİ Peygamberimizin yıktırdığı ve ayette anlatılan DIRAR MESCİDİ bozgunculuk yapmak, inkarcılık yapmak, Allah’a ve Peygamberine savaş açmak için kurulmuş bir mesciddi ve Allah(cc) o mescide kimsenin gitmemesi için vahyetmişti nitekim sözkonusu ayetin son bölümünde ise “ALLAH’a KARŞI GELMEKTEN SAKINMAK İÇİN KURULAN MESCİDDE BULUNMAN DAHA UYGUNDUR.” denmektedir.
İşte Bektaşi dede ve babaları bu olayları çok iyi kullanarak Alevileri camilerden soğutmaya ve kendi çirkin emellerinin yaşatıldığı cemevlerine çekmeyi sağlamak istemişlerdi. Sonuçta Alevi toplumumuz CAMİ olayından soğur hale gelerek Oniki İmam yolunun bir temel taşından daha uzaklaşma eğilimine girmişti. ELBETTE anlatılanların bir bölümü doğruydu yani saltanatçılar camileri iktidarları için kullanmışlar hak sahibi olan Ehl-i Beyt’e saygısızlıklar yapılmış, sultanların uşağı din adamları para yada makam için dinlerini satmışlardı. Bunlar doğru şeylerdi. ANCAK bütün bunlar Cami yada Mescid olayının yokluğu anlamına getirilemezdi. Söz doğruydu fakat bu sözü söylemelindeki maksat yanlıştı, amaçları doğru bir sözle batıl şeyler yapabilmekti. Kur’an ayetlerini işlerine geldiği gibi çarpıtarak yorumlama konusunda ise Bektaşilerin diğer saltanatçılardan hiç farkları yoktu ve sonuçta Anadolu’nun her yanındaki MAZLUM VE MASUM ALEVİ toplumuna bu sapık fikirler ulaştırıldı. HALBUKİ Allah(cc) Kur’anın bir çok ayetinde Mescidler yapılmasını namaz kılınmasını istemekteydi. BAKARA S. 114. ayetinde, TEVBE S.17-18. Ayetlerinde çok açık ve anlaşılır dille bu bütün kullardan istenmekteydi.
“ALLAH’IN MESCİDLERİNDE O’nun isminin anılmasını yasaklayan ve oraların yıkılmasına çalışan kimseden ZALİM kim vardır?” , “Allah’ın mescidlerini onarmak MÜŞRİKLERE DÜŞMEZ... Allah’ın mescidlerini sadece Allah’a ve ahiret gününe inanan namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler onarır ve işte bunlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler” denmekteydi.
Camiler ibadet edilen, sohbet edilen birlik ve beraberliğin temellerinin atıldığı yerlerdir. Rahmet, bereket ve hayır merkezleridir. Fakat aynı camilerin tefrika, fitne ve zulüm içinde kullanılması mümkündür. Fayda yada zarar kullanma şekline göre değişir. Faydalı bir ilaç dahi yanlış kullanılırsa zarar verebilir. İşte bu yüzden kötü niyetli yada yanlış kullanımları göstererek Alevileri Cami’den soğutmaya çalışan Bektaşillerin bu tutumlarıda en az saltanatçıların tutumları kadar çirkindir.
Peygamberimiz Medine’ye hicretinin hemen akabinde ham kerpiçten dörtgen şeklinde ve duvarları üç veya dört metre boyyunda bir mescid inşa ettirmişti ve bu mescidin çevresinede evler yapılmıştı. Çünkü Mekke’de müşrekler Peygamberimize mescid yapma fırsatını vermemişlerdi. Cami yada Mescid olayına hadislerle daha açıklık kazandırmakta mümkündür.
... Hz. Peygamber buyuruyorki: “Yeryüzünde en saygın ev dört tanedir. Kıble, Beytüll Mukaddes, içerisinde Kur’an okunan ev ve MESCİDLER.”
... Hz. Hasan (as) buyuruyorki: “ Mescide devamlı giden insanşu sekiz hayırdan birine mutlaka uğrar. Temel bir konuyu açıklayan bir ayet öğrenir, Yararlı bir arkadaş bulur, Yeni bilgi elde eder, Umulan bir rahmete kavuşur, Hidayete eriştirecek veya aşağılıktan kurtaracak bir söz öğrenir veya Allah korkusundan yada utanarak günahlları terk eder.” (Tuhef-ul Ukul,S,235)
... Hz. Cafer Sadık (as) buyuruyorki: “Tevratta şöyle yazılıdır.(Allah buyuruyorki) Yeryüzünde benim evlerim mescidlerdir. O halde ne mutlu evinde temiz abdest aldıktan sonra beni ziyaret edenlere. Ziyaret edenlere ikram etmek de ziyaret edilenin üzerine bir haktır.”(Sevab’ul A’mal S.68)
Elbette yukarıda sözü edilen mescidler HAKKIN KORKUSUZCA SÖYLENDİĞİ MESCİDLERDİR. Hz. Ali(as)’nin camide öldürüldüğünü bugün bilmeyen yoktur. Eğer Bektaşilerin dediği gibiyse O İmamımızın camide ne işi vardı? Bektaşilerin dediği gibi Hz. Ali(as) Camide öldürüldü o halde camiye gitmeyiz mantığı doğru bir mantıkmıdır?
Hz. Ali (as) Camide şehid olmayıpda nerede olacaktı? Elbetteki KABE’DE DOĞAN BİRİSİNE CAMİDE ŞEHADET YAKIŞACAKTI. Diyelimki babamız tarlayı sürerken kalb krizi geçirde ve öldü veya öldürüldü. Biz bir daha o tarlayı sürmeyelim mi? Yada bir yakınımız trafik kazası geçirdi diye bir daha araçlara binmeyecekmiyiz? İşte Çorum’da kurulan EHL-İ BEYT cami sözlerimize en güzel örnektir. Camiyi Çorum’da yaşayan Alevi toplumu kurmuş ve içerisinde de Oniki İmamların mezhebi yani CAFERİ MEZHEBİ YAŞANMAKTADIR. Günde üç vakit namaz kılınmakta ve ezanında günde üç vakit ALİYYEN VELİYYULLAH denmektedir. Gerek cami gerek yönetimi ve gerekse hocaları diyanetten bağımsız olarak özgürce çalışmaktadır. Çorum EHL-İ BEYT CAMİİ Çorum’da yaşayan Alevi toplumunun inançlarını istedikleri gibi özgürce yaşamalarına birlik ve beraberliğe dayanışmaya yardımcı olmaktadır.NEDEN DİĞER ALEVİ TOPLULUKLARININDA BU TÜR CAMİLERİ OLMASIN? Bu bizlerin en doğal hakkıdır.
Bizler diyanet camilerine gitmek zorunda değiliz. Bizler Alevileri sünnileştirmek amacıyla köylerimize camiler yapan diyanet ve onların yardımcılarının peşinde durmak zorunda değiliz. Eğer ülkemizde Oniki İmam yolunun yayılmasını istiyorsak, EĞER Alevilerin birlik ve beraberliğini istiyorsak, EĞER huzuru mahşerde Oniki İmamların yüzlerine onurla bakmak istiyorsak yaşadığımız bölgelere diyanet’den bağımsız ve içerisinde Oniki İmam mezhebinin uygulandığı yani Caferi Mezhebine göre abdest alınan, namaz kılınan, ezan okunan, ibadet edilen camileri biran önce yapmak zorundayız.
İçinde yaşadığımız yıllar çok önemlidir. Bir yanda diyanet bizi sünnileştirmeye çalışırken diğer yandan da Bektaşiler Cemevleriyle bizleri uyutmaya çalışmaktadırlar. İşte bu iki oyundanda kurtulmanın izzet ve şeref içerisinde yaşamanın tekyolu KENDİ YAPACAĞIMIZ BAĞIMSIZ CAMİLERDİR. ONİKİ İMAM YOLU ANCAK CAMİLERDE YAŞATILABİLİR.
Kısaca özetlemek istiyoruz:
Bektaşillerin, dedelerinin ve babalarının Cemevleri fikirleri bize yıllardır lekeden başka bir şey getirmemiştir ve bundan sonra da getirmeyecektir. Bugüne kadar Bektaşilerin Cem adı altın yaptırdıkları şeylerin Alevilikle ilgisi yoktur. Cem adı altında yapılan ve adına ibadet denilen şeylerin ibadetle de ilgileri yoktur.Bunlar bizlere bugüne kadar hiç bir şey vermemiştir ve bundan sonrada veremez. Bizi sömürmekten ve uyutmaktan başkada bir şey sağlamayacaktır. Bu oyunlar bizi oyalamaya ve kullanmaya yönelik siyasi oyunlardır. Diyanetin ve ordularının camilerininde Alevilere verecekleri bir şey yoktur. Bunlarda sünnileştirmeye yönelik, asimile etmeye yönelik oyunlardır. Türkiye Cumhuriyeti’nde insanlar istedikleri dini ve mezhebi seçebilirler. Aleviler sünnileşmek zorunda değildir. BİZLERE NE DİYANET VE DİYANET CAMİLERİ NE DE ONLARIN CEMEVLERİ GEREKMEZ.
ALEVİ TOPLUMUMUZUN EN ÖNELİ İHTİYACI BİR MERKEZİ YAPIYA SAHİP OLMALARIDIR. BU MERKEZİDE BİZE BAĞIMSIZ, ÖZERK, İÇERİSİNDE ONİKİ İMAM MEZHEBİNİN YAŞATILDIĞI EZANINDA ALİYYEN VELİYYULLAH DENİLEN CAFERİ MEZHEBİNE GÖRE ABDEST ALINIP, NAMAZ KILINAN EHL-İ BEYT CAMİLERİMİZ SAĞLAYACAKTIR. ALEVİLERİN BİRLİK VE BERABERLİĞİ, İZZET VE ŞEREFİ ANCAK BU TÜR CAMİLERLE SAĞLANABİLİR.
ALEVİ TOPLUMUMUZA SESLENİYORUZ:
YA DİYANETTEN BAĞIMSIZ KENDİ CAMİLERİMİZİ BİRAN ÖNCE KURALIM, YADA BU TÜR CAMİLERİ KURABİLECEĞİMİZ YERLERE HİCRET EDELİM.




ZÖHRE ANAMIZ BUNA KARŞI ÇIKMAZ O SİZİN GİBİ CAHİL DEĞİL ŞU DAMI DA UNUTUN DAMIN ORJİNAL ADI AHIRDIR. ALEVİLER TEMİZLİĞE ÖNEM VERİR PİS BİR YERE İBADETHANE DEMEZ. GÖRMEDİNİZMİ ZÖHRE ANANIN VAKFINI BAL DÖK YALA DEDİĞİM GİBİ CAMİİ TOPLANMA YERİDİR AMA ŞİMDİK VAKIF DENİLİYOR İSİM DEĞİŞİKLİĞİ AYNI ŞEY UZUN LAFIN KISASI

Anlattıkların tahmin ettigim gibi , Unutmaki dünya tarihinin %90 yalan yanlış %10 kısmen doğru. Dünya üzerindeki tarih doğru olsaydı kaynakların açıklamaları farklı olmazdı. Unutmaki " Ateş olmayan yerden duman tütmez."

Bana Kerbela olayı neden oldu öncesi ve sonrasını anlat ki eksik yanını göresin.

Eğer Kerbela olayından önceki İslamiyet ile sonraki İslamiyet aynı ise Kerbela olayı neden oldu ?

Aynı İslamiyet değilse doğru olan İslamiyet hangisi ?

Soru gayet net, öyle değilmi...
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.