You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevilik ve Kürtler

Alevilik ve Kürtler

Posting Freak
Alevilik ve Kürtler
BABA TAHIR-I URYAN
Konumuzla ilgili olarak deginmek istedigim ilk kisi Baba Tahir-i Uryan’dir. Kendisi Iran’in Hemedan bölgesinde dogmustur. Dogum tarihinin degisik kaynaklara göre 10.-11. yüzyillari arasinda olarak geciyor. Tasavvufi edebiyatinin babasi olarak görülen bu kisi, ayni zamanda, Kalenderiligin baslangiciyla baglantili olarak da görülmektedir. Tarihi kaynaklarda ilk kez "Kalender" sözcügü de Baba Tahir’in dörtlüklerinde görülmüstür.
Ehl-i Hak’lar arasinda da cok önemli bir yere sahip olan Baba Tahir'in, Kürt kökenli oldugu söylenmektedir, ve kendine ait Kürtce dörtlükler bulunmaktadir.



EBU’L VEFA
Aleviligin erken dönem pirleri arasinda yer alan Ebu’l Vefa’nin (d. 1026) tam ismi Tâcü'l Arifin es-Seyyid Ebu'l Vefâ’dir fakat el-Bagdadi, el-Kürdi ve el-Kakes olarak da taninir. Bagdadi lakabi, onun hayatinin sonralarinda, Bagdad’a yerlesmesini, Kürdi ise, onun Kürt oldugu icin, Kakes ise, cevresindeki insanlarin ona Kürtce olarak takilan lakap olup ”Erenlerin Atasi” manasindadir.
Özellikle Kürdi lakabina dayali olan kismi, simdi aciklamaya calisacagiz. Bunu da, Ebu’l Vefa’nin hayatina dair en detayli kaynak olan Ebu’l Vefa menakibnamesine dayanarak yapacagiz. Bu menakibnameyi incelemis olan Ahmet Yasar Ocak, Ebu’l Vefa hakkinda sunlari söylemektedir:
"Bu esere [Ebu’l Vefa menakibnamesine] göre Seyyid'in asıl adı Muhammed b. Muhammed'dir ve hem annesi hem babası tarafından Kürt asıllı oldugu söyleniyor. Irak'ta Kusan mıntıkasında dogmustur."
Menakibnamede, Ebu’l Vefa’nin babasi Seyyid Muhammed Arizi, evlad-i Hüseyin oldugu icin gördügü baskilardan dolayi, Nercisi Kürt asiretinin arasina sigindigi yaziyor. Orada o asiretten bir kizla evlenip, Ebu’l Vefa dünyaya geliyor.
O yöredeki Kürtler icin ”ömrü gecmis, bir rekat namaz bile kilmamis” seklinde hitap ederek, büyük ihtimal günümüz Aleviligine benzer bir yasam biciminin orada varolduguna isaret ediliyor.

Menakibnamenin bir yerinde Ebu’l Vefa henüz ana rahminde iken, hakkinda su ifadeler geciyor:
Ol asirda anasi rahminde iken zâhir olan kerâmatin, dahi Kürdlerden oldugundan vechle ve kimin kizi idügün ve adini dahi Hazreti Tâcü’l Ârifin Hazretlerinin rihletlerinin yani seferlerin ve evlendügün beyân ider.

Yine menakibnamesinde, Ebu’l Vefa’nin, basta Kürtce bildigi, Arapca bilmedigi, Arapcayi sonradan ögrendigini, ve hatta kendini de bir "Kürt" olarak gördügünü, Ebu’l Vefa’nin bu sözlerinden anliyoruz:
"Emseytu Kurdiyyen ve esbahtu Arabiyyen" deyup buyurmusdur, yani ahsamladim Kürdi oldugum halde, sabahladim Arabi oldugum halde.

Ebu’l Vefa’nin müridleri arasinda da Kürt menseli veya Kürtlere yakin olan insanlara rastiyoruz. Bunlarin birisi, Maruf-i Kürdi’dir, digeri de, yine en azindan Kürtce bildigini kesinlikle bildigimiz Ezidilerin piri, Seyh Adiyy bin Musafir’dir.

Seyh Adiyy’in pirlik yaptigi Ezidilik inancinin mensuplari, bugün sadece Kürtlerin arasinda bulunmaktadir. Alevilige yakindan benzerlik gösteren bir cok unsurlar, Ezidilige Ebu’l Vefa’dan el almis olan Seyh Adiyy ile beraber girmistir.



ALIYYI KÜRDI
Melamiler, Horasan’da en gec 9. yüzyildan beri varolan bir tasavvuf kurumudur. Arapca ”suçlama”" anlamina gelen melamet sözcügünden türemis olup, Melamilik veya Melametilik denir.
Bu düsünceye tabii olan bir cok insan vardi. Bunlarin bazilari ise, “melamet” sözcügünden de anlasildigi gibi, dünyada olan kötülükleri kendi üstüne alip, halk arasinda kötü görünüp, kendilerinin acikta kinanmasini saglayan, fakat icte cok yüksek ruhani mertebelerde bulunan dervislerdi. Ve bu dervislere göre, kendini kinayan, azarlayan ayiplayan bir kisilik, kamil bir kisilik idi.
Bu Melamilerin bir cogu, namaz kilmadigi ve oruc tutmadigi halde, büyük sayginlik kazanmis insanlardan olusmaktadir. Ve bu dervislerin birisi de Aliyyi Kürdi idi. Okadar sayginlik kazanmisti ki, Sehabettin Sühreverdi (d. 1155) bile onun ziyaretine gitmisti.
Bu arada, Sehabettin Sühreverdi’nin dogdugu köyün bir Kürt köyü oldugunu belirtmekte yarar var. Köyün ismi Sühreverd olup, Bicar ve Zencan illerin arasinda bulunmaktadir.



SEYH SAFIYETTIN ERDEBILI
Seyh Safiyettin (d. 1252) veya yayginca Seyh Safi olarak taninan kisi, Safevi Tarikati’na ismini veren sahsiyettir, ve Sah Ismail’in 6. kusaktan atasidir.
Safevi sülalesinin Alevilik’le ilgisi süphesizdir. Bazi cevreler ise, Safevi Devleti’ni ”Türkmen” bir devlet olarak, veya Safevilerin salt Türkmenlerle iliskili oldugunu iddia ediyor. Safevi Devleti’ne ”Kizilbas Devleti” demek, daha dogru olacaktir, cünkü Safeviler, devletin resmi inancini ”Alicilik” yapmis, ve cevresini de Alici topluluklarla sarmis. Eger bir ”Türkmen” devleti söz konusu olsaydi, Kizilbas, Sünni demeden, bütün Türkmenlere hitap eden bir devlet görürdük, ki bu da söz konusu degildir. Zaten Safevi Devleti’ne Devlet-i Kizilbasan (Kizilbaslar Devleti) denildigini biliyoruz.
Safevi Tarikati’na mensup bir cok etnik kökenden insanlar baglanmistir, ve Safevi Devleti’nde Türkmen olmayan gruplarin da önemli bir rolü olmustur. Bu konuya ilerde de deginecegiz.
Özellikle bu iddialardan dolayi, Safevilerin ve Seyh Safi’nin sülalesine göz atmayi yararli buluyoruz.

Seyh Safi’nin mürsidi, Lahican’da tekkesi olan Seyh Zahid-i Gilani’dir (d. 1216). Seyh Zahid-i Gilani’nin ismi tam olarak Tacettin Ibrahim bin Rushan Emir el-Kürdi el-Sencani’dir. Iran yöresinde, bu isim, manasiyla su sekilde okunuyor: "Sencanli Kürt Rushan Emir oglu Tacettin Ibrahim". Yani Seyh Zahid’in ismine bakarsak, babasinin bir Kürt oldugunu anliyoruz.
Seyh Safi’nin kendi soyuna geri dönecek olursak, Seyh Safi’nin 5. kusak atasi, Erdebil yöresine gelip yerlesen Firuz Sah Zerrin Külah’tir.
Firuz Sah’in ismi tam olarak Birooz Shah Zarin Kolah el-Kürdi el-Sencani olarak gecmektedir. Türkce okunusuyla "Sencanli Kürt Firuz Sah Zerrin Külah". Zerrin Külah, Külahi Altindan veya Altin Külah demektir.
Firuz Sah’in kökeni hakkinda en güvenilir bilgi verebilen eser, Safevi sülalesine ait olan Safvet’üs-Sefa’dir. Bu eser, Seyh Safi’nin oglu Seyh Sadrettin tarafindan 1358 yilinda bitirdigi eserdir. Yani bu Safvet’üs-Sefa’nin hem cok eski olmasi (1358) hem de Safevilerin bizzat kendileri tarafindan yazilmasi, acimizdan cok önem tasimaktadir. Bu eserin günümüze kadar ulasan en eski versiyonlarinin bir kismi ise, Zeki Velidi Togan’in "Sur l’Origine des Safavides" isimli makalesinde yer almaktadir. Togan’in makalesi, Safevilerin kökeni üzerinedir, ve dolayisiyla Safvet’üs-Sefa eserinden, Safevi’lerin soyu ile ilgili olan bölümleri okuyucularla paylasmistir.
Togan’in makalesi sayesinde, Safvet’üs-Sefa’nin en az iki yerinde, Seyh Safi’nin kökenine deginildigini ögrenebildik. Ikisi de birbirini tasdiklemektedir.
[COLOR="#ff0000"]
Sayfa 349’dan bir örnek verelim:

[Resim: attachment.php?attachmentid=20088&stc=1&d=1255722451]

Burada Seyh Safiyettin’in Erdebil’e gelip yerlesen atasi Firuz Sah Zerrin Külah hakkinda su ifadeler gecmektedir:
Farsca: "Ve çun Nisbet Birooz bâ Kurd reft"
Türkce: "Firuz (Biroz)’un kökeni Kürt olduguna göre"

Bunun disinda Safvet’üs-Sefa’da Seyh Safi’nin günümüze ulasabilen az sayida siirleridir. Bu siirler günümüzün Kürtcesine yakin olan eski Tati dilinde yazilmistir. Tati dili tipki Kürtce gibi, Bati Irani dillerinin kuzeybati kollarina aittir.

Tati dilinde mürsidi olan Seyh Zahid-i Gilani icin yazdigi bir siiri buraya aktaralim:
Yani öyle ki, Kâmil Üstad olan senin dergâhina yüz tuttum ve penah getirdim.
Bütün ihtiyaclarim ödendi ve senin dikkatin sayesinde gönlüm, Hazreti Mustafa'nin adi ile dirildi.
Sabah kiyamet günü, benden amellerimi sorgu-sual ettiginde, iki elimle Hazreti Aliyyi Murtaza'nin ve onun serefli neslinin eteginden tutacagim.
Seyh Safi'nin Farsca siirlerinden bir örnek:
Yüzlerce hatayi bagislayan Kerem Sahibi,
Yüregini sikma Safi, bizim günahimizi da bagislar.
Kimin gönlünde zerre kadar Ali muhabbeti varsa,
Ne kadar günah etse de, Allah onu bagislar.


BASKA SAHSIYETLER
Tarihte Alevi diyebilecegimiz baska Kürt insanlarinin varligini da görüyoruz. Bunlarin birisi, Hurufi dervislerinden Haci Isa Bitlisi’dir. Bu zat, gercek inanan insanlarin cenneti bu dünyada yasadiklari icin, seriatin o insanlara zorunlu olmadigini savunmustur.
Ayrica Seyh Bedrettin’in mürsidi olan, Hüseyin-i Ahlati’nin de bir Kürt oldugu bilinmektedir. 1500lü yillarda, en carpici sekilde heterodoks olan Kürt asiretlerinin birisi olan Pazuki asireti de Hüseyin-i Ahlati’nin memleketi olan Ahlat yöresinde mevcut idi.



KARAKOYUNLU DÖNEMI
Batini Sii bir inanci benimsedigini bildigimiz Karakoyunlu devletini destekleyen asiretler arasinda, bazi Kürt asiretlerinin de varligindan haberimiz var. Bu asiretlerin bazilari, Süleymani, Zirki, Mahmudi, Câkirlu, Âyinlu, asiretleridir.
Bu Kürt asiretleri, Kara Mehmed (ö. 1389) döneminden beri Karakoyunlulara baglilik göstermistir. Kara Mehmed Dogu Anadolu daglarinda yasayan Kürtleri, Timur’la yaptigi savaslar icin kullanmistir.
Karakoyunlular, hizmetlerinde kullanmak icin Kürt asiretlerinden 50 bin evlik bir eli düzenleyip, buna "Kara-Ulus" adini vermislerdir.
Sünni olan Akkoyunlular, Karakoyunlulari 1467 yilinda yendikten sonra, elde edilen yeni topraklarda Karakoyunlulari desteklemis olan Kürt asiretlerine baski yapip, bir cok önemli Kürt yöneticilerini idam edip, yerine kendi beylerini koymuslardir.



SAFEVI DÖNEMI
Yukarida belirtilen asiretlerin bazilari, Safevilerin ortaya cikmasiyla, Kara Koyunlu devletinin yikilmasindan sonra, Safevileri desteklemislerdir. Câkirlu ve Âyinlu asiretleri, bu asiretler arasinda yer alir. Bunlardan baska Safevileri destekleyen bir takim oymaklar da olmustur. Bunlar Arabgirlü, Hinislu ve Cemiskezeklu oymaklaridir.
Sah Ismail’in Kürtlerle akrabaligi da vardi; Sah’in kiz kardeslerinden birisi 1510’dan önce bir tarihte, bir Kürt beyi ile evlenmistir.
Sah Ismail’in Caldiran’daki yenilgisinden sonra üzülmesine, komutanlari Durmus Beg ve Hülafe Han’in söyledikleri bu beyit de cok önemlidir:
Salman Hülafe'yim, Şah'ın bir kulu,
Yüz min goşunum var, Kürd'ü, Dümbül'ü,
Çaparı Urumu, alaram çölü,
Abdi Bey'den ötrü, Şah'ım, ağlama.
Yukaridaki beyitte, Sah’in emrinde binlerce Kürt ve Dümbül’ün de varligi izah edilmis.
Safevi devletinin hizmetinde bazi Kürt emirleri de bulunuyordu. Bunlarin birisi eski Bitlis emirleri ailesinden Seref Beg, Halil Sultan-i Siyâh Mansur, Çekeni Oglan Budagi, Kiliç Halife-i Pazûki ve Timur Han.
Örnegin Sah Abbas’in ölümünden sonra, Türkmen Iskender Beg, Sah’in 93 emiri oldugunu, ve bunlarin 72’sinin oymak emiri oldugunu, bu 72’den 17’si ise Kürt veya Lur oldugunu söylemistir.
Sah Ismail’in ölümünden sonra, Iran’da Düzmece Sah Ismail’lerin ortaya ciktigini bilmekteyiz. Bu Düzmece Sah Ismail’lerin hepsinin, Lur, Kürt, Tâlis ve Gûr topluluklar arasindan ortaya ciktigi anlasiliyor. Bu acidan da Kürt, Lur ve Talisler arasinda, derin bir Sah Ismail sevgisi ve Sah Ismail inancinin varligi görülüyor.
Sah Tahmasp’in tezkiresindeki bilgilere göre, Tahmasp’in Cemiskezekli casuslara sahip oldugu, ve etrafinda da "Cemiskezeklü" veya "Kürd" olan insanlarin oldugunu anliyoruz.



EHL-I HAKLAR
Türkiye’de bile Kürtce konusan Alevilerin varligi bir gercektir. Fakat bu olguyu yeterince bulmayanlar icin, dikkatimizi bir de Türkiye’nin disina cevirerek, Ehli Hak inanc topluluguna bakalim.
Ehl-i Hak inanci, bugün Iran, Irak ve Azerbeycan ülkelerinde varligini sürdürmektedir. Iran’da en yogun olan Ehl-i Hak’lar, cogunlukla Kermansah ili ve etraflarinda yaygin olmakla beraber, Tebriz, Urumiye ve Azerbeycan’da da mevcutlar. Tebriz, Urumiye ve Azerbeycan’daki Ehl-i Hak’lar, Ehl-i Hak’in Atesbeyli ocagindan olup, cogunlukla Azeri insanlardan olusmaktadir.
Kermansah ve yakinlarinda yasayan Ehl-i Hak’lar ise Gurani Kürtlerindendir, ve kendilerine cogu zaman "Yarsan" / "Yâresân" da demektedirler.
Irak’taki Ehl-i Hak’lar, Kakai, Sarli, Ibrahimi, Bejvan ve Sebek kollari olarak bulunmaktadir. Bunlarin cogu Kürt olup, bir kismi Türkmen, ve bir kismi da kendini ne Kürt ne de Türk olarak tanimlar. Bunlara cogunlukla Sebekler arasinda rastlanir, ve bildigim kadariyle, kendilerine sadece "Sebek" derler. Dilleri de Kürtce, Türkce, Arapca ve Farsca’nin bir karisimi oldugu söyleniyor.

Kakailer, Kerkük’ün icinde ve etrafinda ve Musul’un güneydogusunda yasayarlar. Gurani Kürtlerinden olup, yaygin Gurani’den biraz fark gösteren maço sivesini konusurlar. Kakai asiretinden olduklari icin, Kakai olarak anilmaktadirlar.
Sarlilar Musul’un icinde ve etraflarinda, Diyala ve Zab irmaklarinin kenarlarinda yasarlar.
Bejvanlar ve Sebekler, Musul’un kuzeyinde ve dogusunda ve Hosar vadisinde yasarlar. Kürtce, Türkce, Arapca ve Farsca’nin karisimi bir dil konusur, ve bildigim kadariyle, bunlarin cogu kendilerini ne Türk, ne de Kürt olarak görürler. Kendilerine sadece "Sebek" derler. Bunlar Ehl-i Hak’lardan cok, Anadolu Aleviligine yakinlik göstermektedirler.
Ibrahimiler, Telafer sehrinde ve etrafinda yasarlar ve Türkmen kökenlidirler. Sanirim Ibrahimiler, Ehl-i Hak’lardan cok, Anadolu Aleviligine daha yakinlar.

Kürt, Azeri ve Türkmenlerin disinda, Iran’in degisik yörelerinde Fars kökenli Ehl-i Hak‘lar, Irak’in Mandali, Bakuba ve Hanakin yörelerinde de Arap kökenli Ehl-i Hak‘lar bulunmaktadir.

Ehl-i Hak’larin kutsal kitabi, Gurani Kürtcesinde yazilmis, Kitab-i Serencem’dir. Bu kitap, Ehl-i Hak’larin piri olan Sultan Sahak tarafindan yazildigi söylenmektedir. Sultan Sahak ise, Serencem’in icerigine göre, Seyh Safi ile görüsmüstür.
Kermansah yöresindeki Ehl-i Hak’lar, cemlerinde 72 tane kutsal ve gizli olan makamlarini ("deyislerini") dile getirirler. Bu makamlar yine Gurani Kürtcesindedir, ve yabancilara asla dinletilmez. Ritüel ve ibadetleri, tamamiyle kendi dillerinden yapilip, Kuran’dan okunan ayetler, cogu zaman Arapca okunur.


SONUC
Alevi tarihinde, önemli sahsiyetler arasinda Kürt kökenliler olup, Kürtlerle yakin ilislikler de kurulmustur. Bu sahsiyetlerin varligina en gec 10.-11. yüzyilindan baslayarak tarih boyunca görmekteyiz.
Karakoyunlu ve Safevi dönemi, bir cok Kürt asireti, bu proto-Alevi inancli devletlere destek sunup, bunlara katilmistir.
Türkiye’nin disinda bile proto-Alevi inanislara mensup olan Kürtler bulunmaktadir.


Kaynak:
AleviForum
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.