You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aleviliği said nursiden Öğrendim...

Aleviliği said nursiden Öğrendim...

Administrator
Aleviliği said nursiden Öğrendim...
[Resim: 64330.jpg]
Aleviliği Risale-i Nur’dan öğrendim


Prof. Dr. Mustafa Yılmaz Kılınç’la Alevi meselesi ve Türkiye Alevileri üzerine yaptığımız röportaj…


Röportaj: Nurettin Huyut - RisaleHaber

(Prof. Dr. Mustafa Yılmaz Kılınç’la yaptığımız röportajın birinci bölümü için TIKLAYINIZ)


Alevilere İslamiyet nasıl ulaşacak? Diyanet İşleri Bu konuda neler yapmalı?

Her şeyden önce Alevi’yi ancak Alevi anlatır bunu bilelim. Öbür dünya var. Kabre girdiği zaman insanı ne Alevilik kurtarır, ne Kürtlük kurtarır, ne de Kürtçülük... Kabirdeki böcekler için hiç fark etmez. Böceklere, yılanlara, akreplere yem olursun o kadar. Sadece imanla girersen kabre o zaman kurtulursun. Onun için Alevi kardeşlerimin bir an evvel kendine gelmesi lazım. Hazreti Ali gibi yapması lazım…

Hazreti Ali camide şehit oldu. “Efendim biz camiye girmeyiz.” Hz. Hasan giriyordu, Hz Hüseyin giriyordu. Sen Hz. Hüseyin'den daha çok mu seviyorsun Hz. Ali'yi. Onlar hiç namazı bırakmadılar. O yüzden bunların hepsi boş laflar. Nefsi kandırmaca hepsi... Ama kabirde çaresi yok. Bu dünyada da sıkıntı çekiyorlar zaten.

Cemevleri var...

Altmış sekiz yaşındayım. Bizim köyde hiç Cemevi diye bir şey yoktu. Ben de bu yaşıma kadar Cemevi diye bir şey bilmem.

Alevi’yi ancak Alevi anlatabilir diyorsunuz. Peki, Diyanet bir vaiz ataması yapsa nerede anlatabilir?

Bu sorunu çözmek kolay bir iş değil. Çok düşünülmesi lazım... Ne yapılabilir? diye. Fakat bu noktada eğer Cemevleri kullanılacaksa, o zaman kullanılsın.

O zaman Cemevleri Aleviliğin bir gereği ise, Nakşilik için de, Kadirilik için de diğer bütün tarikatların da evler açılsın. Ama çok şükür bazı Cemevlerinde Kur’an kursu olduğunu da biliyoruz.

Ayrı Cem var. Toplantının adıdır Cem. Bugün senin evinde toplanılır, yarın benim evimde... Yoksa öyle şimdiki gibi tescilli, tabelası asılı Cemevi yok.

Tarihte de mi yok?

Bakın İslamiyet’in asıl yeri camidir. Ondan sonra da manevi havayı solumak isteyenler için tarikatlar var, zaviyeler var, dergâhlar var.

Türkiye'deki Alevilerle İran’daki Aleviler arasında farklılık gözlemleniyor bu noktada. Mesela onların Camileri var…

Onlar Şii, bazısı da Caferi. Onlarda akaidde bir birlik var. Amelde yok. Adamlar Namaz kılıyor, oruç tutuyor, başını örtüyor...

Cemevleri de tekke, zaviye gibi bir şey değil mi?

Hayır, değil. Bizim de “Yatan Baba” zaviyesi var. Biz o zaviyeden geliyoruz. Onların torunlarıyız. Zaviye var. Tabii ki her Cemevi de menfi yer değildir, bunu ayırt etmek lazım.

Iraktaki Şii lider buraya geldiği zaman yine bir Alevi gurubun lideriyle görüştü diye biliyoruz…

Şiilikle, Alevilik aynı şeyler değil. Hatta açık söyleyeyim Şiiler Alevileri pek sevmezler. Fakat birlik ve beraberliği sağlayacak askeri müştereklerde birleşmek lazım bence. Türk, Kürt, Çerkez, İranlı... Her ne kadar millet varsa, hepsinin asgari müştereklerde birleşmesi gerekiyor. İslam dini için, Allah için, Muhammed (s.a.v.) için, Hz. Ali için birleşmek lazım. Ama tabi İslamiyet dışına çıkmamak şartıyla mezhepleri, meşrepleri, yolları farklı olabilir. Yeter ki İslamiyet dışında olmasınlar.

Aleviler ne istiyor?

Üç yüz tane Alevi Derneği var. Çünkü herkes kendini ölçü alıyor. Hz. Ali'yi ölçü alsalar iş biter. Fakat içlerinde çok iyi olanlar da var.

Peki, Aleviliğe geçmenin bir şartı var mı?

Yok. Çünkü zaten herkes Alevi... Üstad diyor ya: “Aleviliğe muhabbeti meslek edinenler, Al-i Beyte muhabbeti meslek edinenler...” diye. Al-i Beyte muhabbeti olan insanın bir kere “Cami istemeyiz” demesi mümkün değil. Bunlar azınlıkta oldukları halde bir kitleyi kullanmak istiyorlar. Ama bunu kimseye yutturamazlar. Bir Alevi olarak ben de yutmuyorum. Kimsenin de yutacağı yok. Bunlar mertçe çıkıp “Biz dinsiziz” desinler. Laik Türkiye Cunhuriyetinde kimse onları ayıplamaz zaten. Ama biz gerçek manada da Cumhuriyetçiyiz.

“Manasız isim ve resim değil.” diyor Üstad. Gerçek manada Cumhuriyetçi olduğumuzu herkes bilsin. Ama onların keyfine göre de değil.
[Resim: 64331.jpg]

Herkesin bildiği gibi Hulusi Ağabey Dersim olayları esnasında vazifelendirilmiş. O mesele hakkında Hulusi Yahyagil ağabey neler anlatıyordu?

Hulusi ağabeye asker olduğu için vazife vermişler o zaman. Git oraları temizle demişler. O da böyle bir şey yapamayacağı için çok üzülmüş. Tam ata binmiş gidecekken eline bir pusula geliyor. Merak edip açıyor. Üstad'dan gelmiş: “Hulusinin bir gailesi var. Üzülmesin.” diyor. Hulusi ağabey Dersim'e gidiyor ki bütün insanlar mağaralara kaçmış. Böylelikle kurtulmuş. Ama Hulusi ağabeyin o belgeleri ortaya çıkarılacakmış diye duyduk. Belgelerle beraber o olayları da ortaya çıkaracaklar.

Risale-i Nurları nasıl tanıdınız?

Risale-i Nurları Amerika'da tanıdım. Sözler geçmişti elime. Türkiye'den gelen birisi Sözler'i verdi.

İlk “Bismillahirrahmanirrahim”i anlatan, Birinci Söz’ü okuyunca çok hoşuma gitti. Çünkü ben orada doktora yapıyordum, artık ilimle uğraşanlara İslam lazım değil zannediyordum. Bir baktım Besmele o kadar ilmi, kitabın içindekiler o kadar ilmi şeyler ki, her şey akli, mantıki delillerle ortaya koyulmuş. Kendi kendime: “Bu çok ilmi bir eser, yazarı da çok alim birisi.” dedim. Türkiye'ye geldikten sonra sınıf arkadaşım Hüseyin Güntaş bana devam ettirdi.

Daha öncesinde ben çok arayışlara girmiştim. Rufai oldum, Nakşi oldum, Bektaşilik zaten yok ortada, eskide kalmış. Fakat en son Risale-i Nur’da karar kıldım. Şu an Risale-i Nur dışında kalan bütün konuşmalar bana çok yavan geliyor. Risale-i Nur çok ilmi ve çok derin.. Yani ben Amerika'da doktora yaptığım halde, Risale-i Nur'un ilmine yetişilmez. Ve ben gerçek Aleviliği de Risale-i Nur’dan öğrendim. Hakiki, gerçek Alevilik Al-i Beyte muhabbettir... Hz. Muhammed'in makamını, Hz Ali'nin makamını, Al-i Beytin makamını ben Risalelerden öğrendim. Onların dercesine kimse yetişemez.

Keşke bizim Aleviler on iki imamları hakkıyla bilseler. Onların hayatlarını her zaman herkes her yerde anlatır. Ama keşke bir nebze olsa onların hayatını kendimize örnek alabilsek… Bırakalım menfi adamların laflarını da on iki imamların sözlerine bakalım. O sebeple hasta olan doktora gider. Her şey ehlinden öğrenilir. İmam-ı Ali mi ehil, yoksa sokaktaki kişi mi ehil? Zeynelabidin mi ehil? Yoksa televizyona çıkıp konuşan mı ehil? Yanlışı yaşaya yaşaya, yanlışı doğru zannetmişiz. Ölçü Hz. Muhammed (s.a.v)’dir.

Risale-i Nurları okuduğunuz zaman, namaz kıldığınız zaman çevrenizde her hangi bir baskı oldu mu?

Ben zaten Risale-i Nur’dan önce namaza başlamıştım. Sıddıki diye bir profesörle karşılaşmıştım.

Allah uzun ömürler versin. Seksen üç yaşında şimdi... O vesile oldu hidayetime. Ondan sonra Risale-i Nurları okumak ve kabul etmek daha kolay oldu tabi.

Baskı olmaz olur mu? Ben köye geldiğim zaman namaz kılınca “Yoldan çıkmışsın” dedi herkes. Onlara: “Ben mi yoldan çıkmışım, siz mi?” dedim. “Yezid namaz kılmıyordu, Yezid içiyordu. Ben Hz. Ali gibi namaz kılıyorum, içki içmiyorum. Siz Yezid'e benziyorsunuz o zaman” dedim. “Aman o zaman sen yoluna, biz yolumuza” dediler. En çok Yezid'e lanet ediyoruz. En çok ona benziyoruz. Böyle olur mu? Babam epey hakaret etti bana bu sebeple. Daha sonra anladılar tabi. “Oğlum doğru yoldasın.” dediler. Babam da annem de kabul ettiler. Allah rahmet eylesin.

Dışlama oldu mu?

Dışlayamadılar ki. Alevi köyde, ağanın evladısın. Nasıl dışlayacaklar? Bütün sülale orada... Amcam: “Bir tane yamuk çıktı bizden ama bizim oğlan ne yapalım idare edeceğiz artık diyordu.” Bir de zaten Alevilerde dışlama kolay kolay olmaz.

Alevi dedesi nasıl oluyor?

Dede soydan olur.

Siz dede misiniz?

Şöyle, nenem kadın olduğu için ona geçmiyor. Nenemin dayıları dede... Biz dedelik ilan edemedik. Geride kaldık. Çok evvelden etmek gerekiyormuş.

Alevi Dedesi soydan olur diyorsunuz. Hz. Ali’nin soyundan mı gelmeli kişi?

Babam diyordu ki: “Biz Hz. Ali soyundanız.”, “E baba biz Türküz.” diyordum. “Ötesini karıştırma” diyordu. Yani şimdi şöyle, mesela Kamuran İnan... Hem Kürt aşiretinden, hem de Seyyit...
[Resim: 64332.jpg]

Kamuran İnan kendini Kürt kabul etmez ama...

Demek istediğim şu, karışmış birbirine. Yani şimdi Osmanlı belgelerinden çıkıyor. Yezid, Velid, Mervan zamanında Al-i Beyte yapılan zulümler nedeniyle göçmüşler hep. Kürt ve Türk aşiretlerinin aralarına o seyitler karışmış. El üstünde tutulmuş, saygı görmüş. Şimdi bakın şarkta Seyyit olmak çok makbul bir şeydir. Kürt aşiretlerinin, Türk aşiretlerinin içinde seyyitler var. Peygamberimiz (s.a.v): “Size iki şey bırakıyorum. Biri Kitabullah, diğer Al-i beyt.” Al-i beytten murad sünnettir diyor. Sünnete uymayan Al-i Beytten olmadığı gibi, dost da olamaz. İşte ölçü... Çünkü sünnetin kaynağı, membaı, menşei Al-i beyt'tir.

Bediüzzaman'ın talebelerinden gördüğünüz kimseler var mı?

Evet. Bir çoğunu gördüm. Tahiri Mutlu ağabeyi, Abdullah Yeğin ağabeyi, Ahmet Aytimur ağabeyi, Mustafa Sungur ağabeyi, Said Özdemir ağabeyi gördüm.

Onlarla yaşadığınız hatırlarınız var mı?

Var tabi. Mesela Tahir ağabeyle çok fazla yüz göz olunmazdı. Tevafuklu Kur'an’ı düzeltirken yanına gittik. O namazı kıldırıyordu. Ardından çok ciddi bir şekilde oturup işiyle uğraşıyordu. O imamdı. Ben de hemen acele bir şekilde namaza geldim. Kısa kolla namaza duracağım. Bir baktı şöyle. Hemen gidip ceketimi giydim. Bir şey söylemesine lüzum kalmadı. Sadece bakması yetti yani. Hepsinin ayrı bir fıtratı vardı.

Zübeyir Ağabey'i gördünüz mü?

Onu görmedim. Ama Hulusi ağabeyi gördüm. Hem Elazığ'da, hem burada, hem de Eskişehir'de gördüm. Ondan dua istenildiğinde “Beni mübarek mi zannediyorsunuz da benden dua istiyorsunuz?” derdi. “Hasbunallahi ve ni'mel vekil.” ayetini çok söyleyin.” derdi. Sungur ağabey de Hz. Ali'nin Ebu Bekir Sıddık'ın hilafetini altı ay ertelemesi meselesini okudu. Benim Alevi olduğumu bildiği için, Cevdet Paşa tarihinden okudu. Ben sadece Muaviye'de duruyorum. Ashabın özelliklerini onda göremiyorum. Ama gören varsa bilemem. Çünkü Ashab deyince faziletli, ahlaklı, dürüst, namazlı... Üstad: “Ümmet ashabın tamamını adil kabul etmiş. Evet doğrudur. Ekseriyeti mutlaka ile...” diyor. Ekseriyeti mutlaka kelimesini ekliyor Üstad...

Şu an Risale-i Nur eserlerini ve hizmetlerini hangi noktada görüyorsunuz? Hedeflediği noktaya ulaşmış mı?

Şu an dünyada İslami hareketin içinde Risale-i Nur’dan daha mükemmel, daha ilmi, İslamla başarılı daha farklı bir hareket yok. İhvan-ı Müslim’in içerisinde bulundum. Cemaat-i İslami içerisinde bulundum. Yani üye olarak değil de, onlarla irtibatım oldu. Dünyadaki cereyanlarla hep dostların, arkadaşlarım oldu. Ama Risale-i Nur’dan daha mükemmelini görmedim. Onlara da söylüyorum. Çoğu da kabul ediyor.

Nurcularda Risale-i Nur'u yaşama noktasında bir sapma var mı sizce?
Şimdi her akımda, bir, kendisinin değerleri var, bir de o akım içerisindeki insanların değerleri var.

Umumiyetle Risale-i Nur dairesi içinde olan insanlar daha mükemmel yaşıyor İslam’ı. Ama her akımda olduğu gibi bir şeyler var. Her insanın bir mayası var. Maya sağlam olacak. “Fıtrat değişmez.” diyor ya Üstad. Maya bozuksa adam nereye de girse bozuk devam eder.

Yani içinde bozuklar olsa da geneli iyidir mi diyorsunuz?

Tabii. Ashabın içinde de münafıklar vardı. Ama ne senin dediğin, ne de benim dediğim önemli. Allah'ın dediği olacak. “Kün fe yekün” derse iş biter. Her şey amacına ulaşır. Alahu teala insanların aklına, ruhuna ve kalbine bakıyor. Sen istiyorsan, ekseriyet istiyorsa hedef gerçek olur.

Peki, o yöne doğru gidiyor mu?

O yöne doğru gidiyor. Bakın ne Amerika güçlüdür, ne Çin, ne Rusya... Hepsinde daha güçlü olan Allah'tır. Hani Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olamadı falan ya? Çocuklara: “Genelkurmay Allah'tan güçlü değil. Abdullah Gül de kurtarıcı değil.” dedim. Bakın iki yönlü. Eğer Abdullah Gül'ü kurtarıcı olarak görürsek ilk hata bu, Genelkurmayı da Allah'tan güçlü görürsek ikinci hata da bu. Allah muhafaza… Tokadı yeriz. O sebeple Cenab-ı Hak ne isterse o olacak.

Ne oldu? Sonuçta Gül Cumhurbaşkanı oldu. Ama ben yine aynı şeyi söylüyorum. Ne Tayyip Erdoğan, ne Abdullah Gül kurtarıcı değildir. Ama tabi hayırlı işler yapmaları için dua ediyoruz. Vatan, millet, din, iman için ne kadar hayırlı işler yaparlarsa o kadar dua ediyoruz. Zaten İslamiyet’te en büyük tehlike şahısları esas almaktır. Efendim Erbakan Hoca kurtaracak, yok Demirel kurtaracak lafları yanlıştır.

Arkadaş! Ne Demirel kurtarır adamı, ne Mustafa Kılıç kurtarır, ne de Tayyip Erdoğan kurtarır... Allah kurtarır insanı. Ancak vesile olabilir. Üstad ne diyor Allah bizden meyil istiyor. Meyil... Kudretimiz yok zaten. Buradan ayağa kalkma kudretim olmayabilir. Ama benim niyetim iyi olmalı.

Ben hayır istiyorum, güzellik istiyorum, dürüstlük istiyorum, adalet istiyorum, vatan, millet, insanlık kurtulsun istiyorum. Artık Batı’ya karşı şerefli, namuslu, haysiyetli, onurlu ve dik duran bir millet olsun istiyorum. Bunları istemek güzel şey… Ama Allah verir veya vermez o ayrı. Zaten biz o haysiyetle davransak, Allah bizim isteğimizi kırmaz hiçbir yerde. Ama sen Avrupalının karşısına ben ondan küçüğüm, düşüğüm diye gidiyorsan o olmaz işte. O zaman “yerin dibine gir diyor” adam. Bizim liderlerimiz o havayla gitseler Avrupa’ya ben Müslüman olarak Yahudi’den üstünüm, Hıristiyan’dan üstünüm neden üstünüm? Enaniyetten değil, Allah öyle dediği için üstünüm diye düşünseler Allah onların haysiyet ve şereflerini kırmaz. Ama bizimkiler kapılarda bekliyorlar… Ayaklarını öpecekler neredeyse.

Avrupa, Amerika bunlar hep hırsızlık malıyla geçinmiş bu güne kadar. Üstad da diyor zaten. Müslüman’ın malıyla, hırsızlık malıyla gelmişler bu güne kadar. Hz. İsa'nın asıl dininden feyiz alanlar var. İlmin, insanlığın güzelliğinden feyiz alanlar var. Onlar hariç diyor Üstad. “Ey ikinci Avrupa!” diyor Üstad... Onlara bir şey demiyoruz. Biz Avrupa’nın ilmine, tekniğine bir şey demeyiz. Ama onların yaşayışını kabul edemeyiz. Hz. Muhammed en son Peygamberdir. “Onun halkasından çıkanlar başka hiçbir şeyle bağlanamazlar.” diyor Üstad...
Administrator
Aleviliği said nursiden Öğrendim...
Ben dindar bir Aleviyim

[Resim: 64286.jpg]


Prof. Dr. Mustafa Yılmaz Kılınç’la Alevi meselesi üzerine yaptığımız röportaj…


Röportaj: Nurettin Huyut - RisaleHaber

Prof. Dr. Mustafa Yılmaz Kılınç

Sizi tanıyabilir miyiz?

Emekliyim. Akhisar'ın Yatağan ilçesine bağlı Süneçliler köyünde dünyaya geldim. Orada Bektaşi zaviyesi var. Saruhan Beyliğinden geliyor kökenimiz. Yani biz kökten Alevi ve Bektaşiyiz. Fakat tarihi belgeleri incelediğim zaman atalarımın imamları var, camileri var, beş vakit namazı kılmışlar.

İlkokulu köyde okudum. Ortaokulu Akhisar'da okudum, yatılıya başladım. Manisa'da devam ettim. Sonra teyzemler Ankara’da oturuyorlardı. Ankara’ya geldim. Yatılı okulu 15 yaşında bitirdim. Üniversiteyi bitirdikten sonra asistan oldum. Ardından Amerika’ya Milli Eğitim bursuyla gittim. İnşaat mühendisliğinde doktora yaptım. Su ile ilgili olduğu için, ormanı da ilgilendiriyor. Bu sebeple İnşaatın Hidrolik Ana Bilim Dalında doktora yaptım. Ortadoğu Teknik Üniversitesinde yirmi sene hocalık yaptım. Dört sene Kütahya’da, on üç sene de Kırıkkale’de hocalık yaptım. İki sene Nijerya'da, altı sene de Amerika’da kaldım. Atmış yedi yaşımı doldurunca da emekli oldum.

Türkiye’deki demokratik açılım hakkında neler düşünüyorsunuz?

Evvela Elhamdülillah bizler Müslümanız. Bu Anadolu halkı da Türkü, Kürdü, Çerkezi hepsi beraber bin sene İslam’ın bayraktarlığını yapmış. Yani Anadolu halkı İslamiyet’le mezc olmuş, kaynaşmış... Ve İslamiyet’ten de başka bir yol yok. İslamiyet dışında bir yol bizim haysiyetimizi, şerefimizi, her şeyimizi götürür. İşte Avrupa’nın davranışından, Amerikalılarının davranışından ders verdik... Biz ancak İslamiyet’le haysiyetimizi, şerefimizi kazanırız.

Neden? Çünkü Allah: “Ben sizi Müslüman olarak, haysiyetli ve üstün yarattım” diyor. Allah söylüyor bunu biz değil.

Cumhuriyet desen, biz Cumhuriyetçiyiz. Belki de şu yanlış intiba var. Müslümanlar sadece beş vakit namaz kılar zannediliyor. Ama öyle değil… Üstad hazretleri: “Sıddık-ı Ekber (Ebubekir-i Sıddık) bir Reisicumhurdur.” diyor. Bunu ta kaç sene önce söylemiş. Biz hakiki manada Cumhuriyetçiyiz. Kendi kurdukları sistemi kendileri çiğniyorlar.

Eğer demokratik açılımdan bahsediyorlarsa o zaman çok güzel bir şey yapıyorlar yani. Demek ki Cumhuriyetin gerekçelerini, şartlarını daha yeni yeni yapmaya çalışıyorlar. Biz zaten Müslümanlar olarak Cumhuriyetten yanayız, halktan yanayız, demokrasiden yanayız...

İslamiyet’te zorlama yoktur. İslam dini zorlama dini değildir. Ama imkan verilmesi bakımından biz istiyoruz. Bir çocuğa İslamiyet’i öğrenme imkânı verilmesi lazım. Yoksa zorla insanları Müslüman yapsaydık biz, bu gün İstanbul’da ne Ermeni kalırdı ne Rum kalırdı ne Yahudi kalırdı. Fatih hepsini doğrardı isteseydi. Ama hala kiliseleri duruyor. Papazları duruyor. Bundan daha güzel bir din olabilir mi?

En güçlü zamanımızda Fatih Sultan Mehmet ne ırkçıydı, ne Türkçüydü ne de başka bir şey. Ama İslamcıydı... Biz Türklüğü İslamiyet’le mecz olmuş kabul ediyoruz. İslamiyet’le Türklük kaynaşmıştır. İslamiyet’ten çıkan, Türklükten de çıkar diyor Üstad. İşte Macarlar gibi... Mademki biz İslam kardeşiyiz. Bütün bu tarihte yapılan hatalar olmuş bitmiştir. Tabii hesabını öbür dünyada verecekler o ayrı mesele. Bizim hiç değilse bu yapılanların hatalı olduğunu bilmemiz lazım. Hiç kimsenin insanların yaşama hürriyetine, vicdan hürriyetine, düşünce hürriyetine müdahale etmeye hakkı yok.
[Resim: 64287.jpg]

[BSizce demokratik açılım sürecinde Alevilere yönelik bir gelişme var mı?[/B]

Şimdi biri kendini anlatacağı zaman Mevlevi’yim, Nakşi’yim, Kadiri’yim diyor. Bununla Mevlana’ya veya diğer zatlara olan bağlılıklarını belirtiyorlar. Fakat en başta hepsi de Müslüman’ım demek istiyorlar. Birisi “Alevi’yim” dediği zaman, ayriyeten “Müslüman mısın?” diye soruyor muyuz? Aleviyim diyen insan da aslında Müslüman’ım demek istiyor.

Fakat adam Aleviyim deyip arkasına “cami lazım değil, ezan lazım değil” dediği zaman, ben “Bir dakika dur kardeşim” diyorum. “Hepimiz evvela Müslüman’ız elhamdülillah. Şimdi sen kendi iradenle İslam’ın içinde misin? Dışında mısın? Bu sözlerin dışında olduğunu gösteriyor. Sana göre cami lazım değilse, diyanet lazım değilse, ezan lazım değilse, Alevi sözü sadece lafta kalır. Bunu bir Alevi olarak söylüyorum. Ben atmış sekiz yaşındayım. Türkmen Alevi’siyim. Ama beş vakit namazımı kılıyorum. Risale-i Nurları okuyorum Allah'a şükür. Hazreti Ali gibi yapmaya çalışıyorum. Aleviyim diyen insanın Hz. Aliye intisabı olması lazım. Mevlevi’yim diyen insanın Mevlana’yla intisabı olması lazım bu çok açık ve net...

Ama bu her şeyden önce Muhammed (SAV) ile hepimizin ilişkisi olduğunu gösteriyor. İmam-ı Hanefi kendiliğinden bize din getirmedi. Abdülkadir Geylani İslamiyet dışında yeni bir tarikat getirmedi. Hazreti Ali “Ben bir deve yavrusunun annesini takip ettiği gibi takip ettim Hz. Muhammed'i (SAV)” diyor. Demek ki Aleviyim diyen insanın ehl-i sünnet olması lazım.

Aleviler, İslam’ın fedaisi olması lazımdır. Çünkü Muhammed (SAV)'in birinci fedaisi Hz. Ali'dir. Hiç kimse buna itiraz etmez zaten. Allah'ın Aslanıydı O. Dolayısıyla ben şunu istiyorum. Ben kimseye “Dinsizsin” demiyorum. Dinsizliğini Aleviliğin arkasına saklamasın. Bir insan komünist ise, Kürtçüyse, dinsizse, bölücüyse ya gizler söylemez, ya da mertçe çıksın söylesin. Ama Aleviliğin arkasına saklanmasın. O ayrı şey, o ayrı şey...

Alevilikte ne cami düşmanlığı vardır, ne bölücülük vardır, ne iman düşmanlığı vardır... Bu olacak şey değil... Ben bir Alevi olarak çok üzülüyorum.

Şimdi Aleviyim diyende Aleviliğin arkasına sığınarak bunu söylüyor. Fakat buna hakkı yok. Sen kendi namına konuş.
İnsanlar yanlışı yaşaya yaşaya, yanlışı doğru zannedermiş. Şimdi herkes kendini ölçü sanıyor. Kimse Aleviliğin ölçüsü değildir. Aleviliğin ölçüsü Hz. Ali' dir. Ben İzzettin Doğan Hoca'ya: “Ne sen Aleviliğin önderisin ne de ben, ne sen ölçüsün, ne ben, sen de alevisin, ben de, sen de profesörsün, ben de. Senin ölçün varsa benim ki de var. Ama benim ölçümle seninki tutmuyor.” demiştim.

İnsanlar “ben ölçüyüm” gibi konuşuyor. “Ben ölçüyüm, benim yaşayışım ölçü herkes buna uysun” diyor. Fakat bu Cumhuriyete de aykırı, laikliğe de aykırı, Demokrasiye de aykırı, insan haklarına aykırı, Anayasaya aykırı... Bu lafların hepsi aykırı… Ezanı, diyaneti istemiyorsun? Sen isteme. Tamam, ben bir şey demiyorum. Ama bütün bunları Aleviliğin arkasına saklanarak yapma…
[Resim: 64288.jpg]

Peki, Aleviler neden bu duruma geldi?

Bunun tarihine girmek çok uzun sürer. Fakat önemli olan şu; akil baliğ olan herkes mesuldür. Velev ki tarih öyle olmuş, böyle olmuş. Ne önemi var. Ben bu gün namaz kılmazsam, oruç tutmazsam yarın mahşer gününde: “Efendim işte bizi doğramışlar onun için namaz kılmadım.” deme hakkımız yok.

Veya mesela, Şah İsmail’le Yavuz Sultan Selim harb etmiş. Niye kimse “Şah İsmail harp meydanından neden kaçtı?” diye sormuyor? O kadar Türkmen’i, Alevi’yi harbe getirdi. Ondan sonra iki karısını da bırakıp kaçtı. Bu Aleviliğe sığar mı? Bu mertliğe sığar mı? Bu Şah-ı merdan Hz. Ali Efendinin yoluna sığar mı? Ama herkesin dilinde Şah İsmail, Şah İsmail... Yahu bu adam kaçmış gitmiş.

Şah-ı Merdan Hz. Ali olsaydı ne yapardı? Şah İsmail’in Kellesini kılıçtan geçirirdi. Bütün Türkmenleri savaşa sokmuş. Çıkmış televizyona “Ben Aleviyim” diyor. Demokrasi diyor, Laiklik diyor. Ama hep onların aksini yapıyor. Herkesin kendi aklı var, fikri var, inancı var. Sen nasıl dinsizliği kendine yaşam tarzı yapmışsan biz de Müslümanlığı seçmişiz.

Ben anadan doğma Aleviyim. Tam altı yüz senelik geçmişi var kökenimin. Sonra sen benim nasıl temsilcim oluyorsun? Bunu istemem, şunu istemem diye. Hem ilimde mühim bir nokta vardır. Her işte ehil olan konuşur. Madem ben profesörüm, madem ben Aleviyim benim daha çok hakkım var konuşmaya. Ben onlara da bir şey demiyorum ama onları da ölçü olarak kabul etmem. Ben dindar Aleviyim…

Anlattığınız sebepler yüzünden kamuoyunda “Aleviler CHP yandaşıdır” gibi bir düşünce oluşmuş. Yani Aleviler aynı zamanda CHP’lidir diye biliniyor. Bunun hakkında neler söylersiniz?

Şimdi onlar da anladılar gerçeği. Benim bütün ailem Halk Partili. Allah rahmet eylesin annem, babam... Ben onları suçlamıyorum. Onlar vatanı Cumhuriyet Halk Partisi kurtardı zannediyorlardı. İyi niyetle veriyorlardı oylarını CHP'ye.

Dersim'den haberleri yok muydu?

Dersimden haberdar olmaz olurlar mı? Kendileri de sistemin kurbanı. Onlara da övüyorlar falan... Ben onlara da şaşırıyorum. O gün bir talebeye: “Senin ecdadını doğrayan adamın arkasından gidiyorsun?” dedim.

Benim Dersimli, Kürt bir arkadaşım vardı. “Ne biçim Kürtsün sen?” dedim ona. “Erdal İnönü’nün (o zaman CHP’nin başındaydı) babasından kazık yemedin mi?” dedim. Alevi olduğumu bildiği için, gık diyemedi bana.

CHP Grup Başkanının Dersimle alakalı söylediklerine ne diyorsunuz?

Ben şimdi tarihi meselelere girmek istemiyorum. Bildiğim şeyler var da Üstad ne diyor? “Her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğru her yerde söylenmez.” Ben her doğruyu her yerde söylemek mecburiyetinde de değilim. Zaten çok fazla doğruyu söylüyorum. O bakımdan şu var; yapılan hatalar artık tekrarlanmamalı. Bilinmeli ki İslamiyet’ten başka bizi birbirimizle kardeş yapacak başka bir din yoktur Türkiye' de. Hiçbir zaman... Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı, Çerkez'i Pakistanlıyı kardeş edecek tek din İslamiyet’tir. Ben iki sene Nijerya' da kaldım. Oradan biliyorum. Onları kardeş yapacak tek şey İslamiyet’tir.
(Devam edecek)
Posting Freak
Aleviliği said nursiden Öğrendim...
"ben dindar bir aleviyim" diyen kişi 68 yaşında olup,henüz nereye gideceğini bilmeyen,ordan oraya savrulan,her gördüğünü doğru sanırken asıl doğruları görmeyen,dindar olduğunu söyleyip kendi yoluna sahip çıkmayan,hayatında cem evine gitmeyen,onun yerine camileri tercih eden ,işin acı tarafı Alevi olduğunu özellikle dile getiren bence bir "zavallı"dır.Üstad dediği kişinin Cumhuriyet "yıkıcısı"olduğunu bile bile arkasından gitmesi ne denli duyarlı olduğunu !!!gösteriyor.
]Şimdi onlar da anladılar gerçeği. Benim bütün ailem Halk Partili. Allah rahmet eylesin annem, babam... Ben onları suçlamıyorum. Onlar vatanı Cumhuriyet Halk Partisi kurtardı zannediyorlardı. İyi niyetle veriyorlardı oylarını CHP'ye
]Dersimden haberdar olmaz olurlar mı? Kendileri de sistemin kurbanı. Onlara da övüyorlar falan... Ben onlara da şaşırıyorum. O gün bir talebeye: “Senin ecdadını doğrayan adamın arkasından gidiyorsun?” dedim.
ailesi vatanı kurtaranın chp olduğunu sanıyormuş.Kim kurtardı peki,bugünkü chp'den bahsetmiyorum tabiki de CHP'yi kuran,vatanı sizin gibi iç ve dış düşmandan temizleyen,bu şeklide rahat rahat konuşmanızı sağlayan kim'di,sormazlar mı adama.cevabın Mustafa Kemal ATATÜRK olduğunu da her halde biliyorsundur cahil kişi,prof olsan ne olur olmasan ne olur.

]aleviliği said'i nursiden öğendim.
Zaten Aleviliği öğreneceğin ilk yer de orasıydı bravo doğrusu.Bunca Pir,evliya gelmiş geçmiş onlardan bir feyz alamamışsın,gerçek ışığı yakalayamamışsın, Ehlibeyt'i,Şahımerdan'ın büyüklüğünü farkedememişsin,yolumuzun yüceliğini kavrayamamışsın,bunları görmek istememişsin gidip "üstad"dan öğrenmişsin bu da ayrı bir inceleme konusu.
Bu arada saidi nursi kimdir,kısaca bir göz atalım.
1877 yılında Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde doğan
ve 24 mart 1960 tarihinde ölen ve bidayette Saidi KÜRDİ diye anılan
bir şahsın esas gayesi, Türklüğü tahrif ederek ayrı bir Kürt
devleti kurmaktır. Nitekim yaşamı boyunca bu amacını
gerçekleştirmek için etkinlik göstermiştir.

Doğduğu bölgeden İstanbul'a gelen Said-i Kürdi, 31 Mart
ayaklanmasına katılmış, Milli mücadele döneminde,vatana zararlı derneklerden olan , Kürt Teali
Cemiyeti kurucuları arasında yer almıştır.

Ayrıca Atatürk'e haşa haşa "deccal" diyebilecek kadar da ileri gitmiştir.

Aleviliğin,bu noktalara gelmiş olması,her kafadan ayrı bir ses çıkması,sünniliğe yamanmaya çalışılması,bunu yapanların da yine alevi dernekleri ve insanımız olması birliğimizin ve beraberliğimizin bu denli bozguna uğratılması,şahsen beni yaralamaktadır.


Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Posting Freak
Aleviliği said nursiden Öğrendim...
Profosör olmuşsun ama adam olamamışsın. Bildiğini zannetiğin Alevilik ve islami bilgilerin ise bir eşeğin hayatı boyunca taşıdığı semerinden öte gidemez. Sana sağlayacağı fayda ancak o kadar olur...

Alevi ismini taşıyan nurcu bir yezitsin. Ben senin alevi olduğuna bile inanmıyorum. Aleviliğin noktasından haberin yok. Bir de kendini överek anlatıyorsun...

Bir kere senin kendine örnek aldığın yezit adam değil ki sen adam olasın...

O övdüğün kürt said tam bir abd maşasıydı. Ne şerefinden bahsediyorsun. Dinden imandan şerefden haysiyetten haberiniz olmayınca böyle haysiyetsiz şahısların peşinden gidip onları adamdan sayıyorsunuz...

]Körler ülkesinde tek gözü gören kral olurmuş...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
Posting Freak
Aleviliği said nursiden Öğrendim...
Ya anlamiyorum ne kadar dinci cumhuriyet rejiminin karsinda adamlar varsa ve de bunlardan ne buluyorlarsa arkalarindan kosuyorlar.

Senin anan baban sana kendi yolunu izini ögretmemişse sen bizim yolumuzu o şarlatan
saidi nursinin yalan yanlis nasil öğrendiğin meydanda.

Okumasi yazmasi olmayan birinden ne öğrenilirse orasi da düşündürücü.
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size


PİR ZÖHRE ANA
Posting Freak
Aleviliği said nursiden Öğrendim...
İzmir'de Fettullahçı olan Alevi kökenli biri var. Samimi değiliz ama bir akraba evinde bir araya geldik. Sohbet açıldı. Fettullah hakkında biraz konuştum.
Arkadaşlara soruyormuş, ben varsam gelmiyormuş o eve.
Gerçekleri görmesi mümkün değil.
Zöhre Ana'mın bir hikmeti şöyle:

"Ali istemedikten sonra kimse Ali'yi sevemez ."

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Senior Member
Aleviliği said nursiden Öğrendim...
Dogan yazdı:İzmir'de Fettullahçı olan Alevi kökenli biri var. Samimi değiliz ama bir akraba evinde bir araya geldik. Sohbet açıldı. Fettullah hakkında biraz konuştum.
Arkadaşlara soruyormuş, ben varsam gelmiyormuş o eve.
Gerçekleri görmesi mümkün değil.
Zöhre Ana'mın bir hikmeti şöyle:

" Ali istemedikten sonra kimse Ali'yi sevemez ."


Bu Kaygusuz ezeliden
Himmet almış ol Veliden
Oku duy ilmi Ali den
Duyamazsın demedimmi.
Türkiye'ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu Pir bilin
Muhammed elçisi Ana'dır deyin
Hak için Dergaha niyaza inin
Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.