You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aleviliği Kuranla, Sünnetle, Farzla, Açıklayabilir misiniz?

Aleviliği Kuranla, Sünnetle, Farzla, Açıklayabilir misiniz?

Member
Aleviliği Kuranla, Sünnetle, Farzla, Açıklayabilir misiniz?
değerli arkadaşlar, ben şu anda Zöhre Anadan 17 sene önce duyduğum, içinde Muhammedin, Hz.Alinin, Hz.Hasanın, Hz.Hüseyinin Hz.Fatımanın 12 imamların, Kerbelanın geçtiği ve insanlığın düzgün bir şekilde yaşanmasını dile getiren kuranı biliyorum. sünnet ve farza gelince. islamiyette bazı kurallar konmuşsa bunun sünneti farzı diye bir ayrım olmaması gerekir diye mantık yürütüyorum. Allah bir emir veriyor ve bizler bunu yerine getirirken bir kısmını sünnet deyip keyfiliğe bırakıyoruz, bir kısmına da farz deyip muhakkak yerine getirmemiz gerekir kdiye düşünüyoruz. Mesela namazda 4 rekat sünnet 2 rekat farz gibi. benim böyle bir kurala aklım ermiyor, kusura bakmayın. Ayrıca namazı da Zöhre Anamdan öğrendim allaha şükürler olsun. sabah 2, öğle 1, akşam 3 rekat olmak üzere günde üç vakit namaz var. bunun sünneti de farzı da tek. bizlerin bu namaz ibadetimizi vaktimiz elverdiği sürece yerine getirmemiz gerekir diye düşünüyorum. Ve islamiyette gerçek ibadet şekilleri Hz.Muhammed ve Hz.Alinin getirdiği kurallar ve emirler çerçevesinde oluşmuştur. Sonradan bunlar sünni kesim tarafından vakitler arttırılarak, vakitler içinde rekatlar arttırılarak değişikliğe uğramış. yok sünnet demişler, yok farz demişler kendi içinde namazı bile bölmüşler. Ne biçim mantıksa.
ZÖHRE ANA PİRİMİZ
YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
[Resim: thumb196233649pe7nu4.gif]
Posting Freak
Aleviliği Kuranla, Sünnetle, Farzla, Açıklayabilir misiniz?
Ali Haydar yazdı:Alevi Islam Inanacinda Namaz(cem-halka Namazi)
Namaz,Farsça bir kelimedir, Arapça’sı “ “Dua” , Türkçesi “Tanrı’ya yalvarıp yakarma, dilek dileme” dir. Farsça’da, dua etmek yerine “namaz handan ” yani “ dua okumak, dua etmek “ denir.


Kur-an’ı Kerim’deki “Salat” kelimesi, Türkçeye çevrilirken “Namaz” diye aktarılmış, bu bir gelenek halinde sürmüştür.


Kur-an’ı Kerim’de “Ey müminler! Günde 5 vakit namaz kılınız (sabah,öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazı eda ediniz ve bu 5 vakit rekat sayıları da şunlardır…Wink diye Cenabı Hakk’ın açık bir emri yoktur. Hz. Yusuf’tan, Musa’dan, Firavundan, Ebu Lehep’den vb. uzun uzadıya kıssalar sunan Cenabı Hak, namazdan hiç böyle detaylar vermemiştir. Sadece ve kısaca 37 yerde “ Salat eyleyin” emri geçmiş fakat salat’ın nasıl kılınacağını genişçe anlatmamıştır.

Kur-an’da, Allah en çok zikir üzerinde durmuş, zikir ayetlerinden birinde “Allah’ın zikri en büyük ibadettir” buyurmuştur. Bir başka ayette de “Benim gerçek mümin kullarım otururken, dururken, bir yere yaslanıp otururken hep beni anarlar” (Ali imran ve müzzemmil suresi 5- 6- 7- 8 ayetlerinde) buyurmaktadır.


Aleviler Kur-an’ı Kerim’in zahir anlamı ile değil, batın anlamı ile amel eder, ibadetlerini buna göre yaparlar.


Alevililerin Aleviliğe göre, Sünnilerin Sünniliğe göre ibadet biçimleri vardır. Sünnilikteki NAMAZ’ın karşılığı, Alevilikte NİYAZ’dır. Yani, Sünni’nin namazı, Alevilerin de niyazı vardır.


Namaz da , niyaz da dua’dır, ibadettir.


Tarih boyunca gelmiş geçmiş tüm erenler, mutasavvıflar, hep niyaz’dan, salat-ı daimden yana olmuşlardır. Bir Sünni bilgini, rahmetli Prof. Dr. Mahmut Eröz, Alevilik üzerine yaptığı bilimsel –sosyolojik araştırmalar sonunda elde ettiği gerçekleri, bu konuyu bilmeyen Sünni yurttaşlarımızın da okuyup anlaması için yayınladığı kitapta diyor ki ;


“Türkler, kitleler halinde İslamiyet’i kabul ettiler, şehirlerde yeni dinin bütün icapları yerine getirilirken, göçebeler, Müslümanlığı şeklen kabul ettiler.Göçebe Türler eski dinlerinde olduğu gibi, şimdi de kadın – erkek bir arada bulunuyor ve ibadetlerini ( cem ibadetini) büyük vecd (coşku) ve heyecan içinde müzik ve semah dönerek yapıyorlardı. Bu hususu çok iyi bilen Yesevilik, Orta Asya göçebeleri arasında yayılma başarısı gösterdi.


Bu ayinlerde mâşeri vicdan, kolektif şuur, en güçlü ve en galeyanlı haline ulaşır. Bizim “ mum söndü” zannımızdan tamamen aksi yönde, iffetli ve saygılı bir tavır ve davranış içinde yapılan cem törenlerinde ve bütün hayatın çeşitli evrelerinde, kadınlar (bacılar) cemaatin manevi kontrolü ve himayesi altındadır. Kadınların (bacıların) namusu, cemaatin namusu demektir. Kızılbaş-Alevi-Bektaşi cem evlerinde,aile kurumunun kutsallığı ve namus anlayışını biraz aşağıda göstereceğiz. Burada hemen belirtelim ki, bu kapalı toplantılar, birer işret ( içkili alem), ahlaksızlık meclisi asla değildir. “Hak Meydanı” adı verilen, Hakkın, hakikatin orada doğduğuna inanılan birer ibadet meclisidir. Bu ibadet, şeriat’daki namaz karşılığıdır. Buna ise niyaz denir.


Alevi- Bektaşilerin inanışlarına göre, şeritte namaz,camide imamın arkasında kılınır.


Tarikatta ise, cemal cemale, yüz yüze kılınır. KABE, insanın gönlüdür. “ Adem’e secde ediniz ! “ ayeti gereğince, insana secde edilir. Kabe’de nasıl, Kabe’nin etrafında bir halka namazı kılınırsa, burada da öylece bir Halka Namazı olur. Bu, eski Türk tarihinin, İslam’i bir şekilde yorumundan başka bir şey değildir. Ancak, bu bile, bu saf ve temiz insanların, nasıl yanlış ve kötü şekilde yorumlandığını göstermeye yeter sanırız. (bk; Doç.Dr. Mehmet Eröz, Türkiye’de Alevilik – Bektaşilik, sf.309).





Yunus Emre’ye Göre Asıl İbadet Nedir?





“Yunus’a göre oruç, namaz, gusül, hac, aşıklara perdedir. Aşık bunlardan münezzehtir. Aşk milleti her milletten ayrıdır. Aşıkların ayetleri, dünyada da bambaşkadır, ahrette de Aşıkların namazı, el suyu banmadan, el ayak deprenmeden, baş secdeye gitmeden kılınır.


Zaten Yunus, açıkça söyler:


“Ben oruç namaz için süci içtim esredim


Tesbih seccade için dinlerim şeşte kopuz”





Namaz kılmıyor diye kınadığını, bu yüzden de kınayanlara: “Kılarım, kılmam , tanrı bilir; Müslüman kimdir, kafir, kim: Tanrı’dan başka kimse bilmez; Tanrı niyaz’ımı geçirdiyse namazımı bilirim ben… der.


“Bana namaz kılmaz diyen ben kılarım namazımı


Kılarsam kılmazsam ol Hak bilir niyazımı”





Yunus’a göre asıl İBADET, asıl ABDEST, NAMAZ doğruluktur:


“Abdestimiz , namazımız, doğruluktur taatımız


Aşka bağladık safımız, safımızdan kim ayıra”.





İnsanda kötü huy, bir illettir. İster Kabe’ye varsın ister mescide, ister suyla yıkansın, ister selle; neyeyarar?





“Gerçek Kabe’ye varalım gerçek mescide girelim


Gerçek su ile yunalım çün illetimiz”.








ALEVİ İNANCINA GÖRE ALLAH KATINDA EN DEĞERLİ İBADET AHLAK GÜZELLİĞİ VE DOĞRULUKTUR








“ Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil


Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil


Yol o dur ki doğru vara göz o dur ki Hakkı göre


Er o dur ki alçak dura yüceden bakan göz değil”.


(Yunus Emre)








Aleviler, İslami inanç esaslarına uymakla birlikte, öz olarak “ eline- diline- beline” sahip olup, kötülüklerden sakınmayı öz benliğini arındırmayı, verdiği sözü tutmayı, başkalarının haklarına el uzatmamayı, ibadetlerinin temeli olarak kabul etmişlerdir. Tanrı da Kur-an’da, kötülüklerden kaçınan kullarını müjdeliyor:


“Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz.Kim inanır ve nefsini ıslah ederse ( öz benliğini kötülüklerden arıtırsa) onlara korku yoktur”.


İşte Allah’ı bir bilen, Muhammed- Ali’ye ikrar veren Aleviler, daha bu dünyada iken alıp vereceklerini ödemek ve öbür dünyada Tanrı’nın karşısına “kul hakkı” ile çıkmamak için görgü ceminde topluca sorguya çekilerek ibadetlerini yerine getirirler.


İbadet, Allah ile kullar arasında bir bağdır. Hz. Muhammed “ Ben ancak güzel huyları tamamlamak için gönderildim” buyuruyor. Bu hadis bize bildiriyor ki insanın değerleri ancak ahlaki ve dürüstlüğü ile ölçülebilir. İslam’da, göstermelik ibadetlerin hiçbir değeri ve sevabı olmadığı, Tanrı katında asıl ibadetin iyilik yapmak olduğu Kur-an’da MAUN SÜRESİ’NDE açıkça şöyle bildiriyor:


MAÜN SÜRESİ’NİN ANLAMI:





1-Ya Muhammed! O, dini (sorgu-sual gününü) yalanlayanı gördün mü?


2-3. Şunu iyi bil ki: İşte odur yetimi itip kakan, öksüzü azarlayan; yoksula, düşküne yedirmeyi teşvik etmeyen.(Düşküne ve öksüze yapılan merhametsizlik, dinsizlik alametlerinden sayılıyor).


3-Vay haline o gösteriş namazı kılanların. (Cehennemdeki Veyl Deresi onlar için yaratıldı).


4-Onlar ki kıldıkları namazdan habersizdirler.(Zevk alamazlar,duygulanamazlar. Hal bu ki namaz kul ile Tanrı arasında birleşmelidir.Kul haklarına riayet edilmeden kılınan namazda ise birleşme değil, ayrılma vardır. Evet, yazık o kimselere ki ömürlerini gaflet vadisinde, sapkınlık yolunda, kuruntular ve zanlar ile geçirirler. Onların tek amaçları, çıkarlarını sağlamaktan ibarettir).


5-Bunlar böyle münafık ve riyakarlar dır ki; hiçbir şeylerini Allah için yapmazlar, hep gösteriş için yaparlar. (Din sömürüsü yapıp ,insanlara kötü davranırlar,göstermelik olarak kıldıkları namaz ve tuttukları oruçla cennete gideceklerini sanırlar.)


6-Ve öyle dünyaya taparlar ki: zekatı vermedikleri gibi ,iş bitirmek için iğreti bir yardımda bulunmayı bile yanaşmazlar hatta engel olurlar.(insanlığa hizmeti,düşkünlere karşı ufak bir yardımı esirgerler.işte yazık bunların haline !... Bunlar, cehennemin veyl deryasında boğulacaklardır.) (Kur’an ,Maun suresi)





Tefsirini okuduğumuz Maun suresi’nde olduğu gibi ,birçok ayet ve hadislerde de İSLAM DİNİ’ nin amacının ahlak güzelliklerini en son doruğuna çıkartmaktan ibaret olduğu belirtilmiştir.


KAYNAK:CEM VAKFI

Yorum ( 0 )
Hit:77 02.08.2007 17:21:40
Tavsiye: 0

Kategori: ALEVİLİK HAKKINDA BİLGİ
Sevgili can;bu yazdiklarinin senin fikrin diye bir solukta okuyordumki ;sonunda kaynak olarak bir yerden alinti yaptigini belirtince hayalkirikligi yasadim.Peki bu yazilanlardan dolayi senin yorumun ne?onu okuyamadim.Hem sünni bir profösörün aleviler hakkinda yaptigi arastirmalarindan sonra sünni cemaatinin tavri degismismi ki,buraya örnekleme yaptin.Zöhre Anamizin;3. ve 4. kitaplari hazir.Uygun Zaman ve mekanda elimizde olur insaallah.Iste o zaman nereye dönerek ibadet edilecegi sorusuna cevap bulabilirsiniz.Smile
YESILDIR GÖKYÜZÜNDE GÖRDÜGÜN GÜNES
SICAKLIGI SENI,HAKIKATI BENI YAKAR...


"ZAMANA ZAMAN EVLIYASI"
Bir sıfatı Allah olan
Bir sıfatı Ali inan
Bir donu var Şahımerdan
Duyanlara Helal Olsun
Posting Freak
Aleviliği Kuranla, Sünnetle, Farzla, Açıklayabilir misiniz?
bu konular hakkında o kadar çok şey okudumki,doğruluğunu ancak ana bilir.

Anadolu Alevileri Allah'a inanırlar. Allah'ın birliğine, Hz. Muhammet'in

peygamberliğine ve Hz. Ali'nin veliliğine inançları tamdır. Hatta bunu;

"Allah-Muahammet-Ali" üçlemesi ile ifade ederler.


Ayrıca Kuran'ı kutsal kitapları olarak görürler. Kuran, Hz. Muhammet zamanında

değil de daha sonraki halifelerden, önce Ebubekir, sonra Ömer tarafından

sahabelerden alınan bilgilerle yazıya geçilmesi sırasında tartışmalar nedeni ile

toplanan bazı ayetlerin ve hadislerin yok edildiğini, yakıldığını da iddia ederler.

Eldeki Kuran'ın 3. halife Osman zamanında oluşmuş olduğundan da bazı çekinceleri

vardır. Bu düşüncelerini eskiler; "Kuran'a kalem karıştı" diye ifade ederler.

Ayrıca, 620 yıllarının Bedevi Arap toplumunun sosyolojik yapısına uygun

getirilen kurallarla değişen sosyal ve toplumsal şartlara rağmen dünyanın sürgit

bu kurallarla yönetilmeye kalkılmasının sıkıntılar yaratacığını düşünürler.

Bu nedenlerle Allah'ın dünyamız ve insanlık için söyledikleri Kuran'ı Batıni

yoruma tabi tutarlar. Kuran'ın ilham kaynağı olması gerektiğine inanırlar. Bu

nedenle de Hz. Ali'yi "Kuran'ı Natık" yani "Konuşan Kuran" olarak değerlendirir

ve buyruklarına önem verirler.

Namazın 5 vakit veya 3 vakit olmasını, 30 gün tutulan Ramazan orucunu, ?slamın 5

şartından biri olarak görmezler.

Örneğin, Kuran'da 5 vakit namaz kılmanın ne sayısı, ne şekli, ne de yeri

olmadığına Aleviler inanırlar. Namazın bu biçimde ve 5 vakit kılınmasının ?slama

Emeviler ve Abbasiler zamanında konan kurallardan biri olduğuna inanırlar.

?iilerin namazı 5 değil de 3 vakit kılmalarını da ?iilerin namazı 5 değil de 3

vakit kılmalarını da ?iilerin oluşturduğu bir kural olarak değerlendirirler.

?slamın 5 şartı olarak ifade edilen şartların da Kuran'da olmadığını, bunların

da ?slama sonraki dönemlerde girdiğini kabul ederler. 30 gün orucun da Kuran'da

olmadığını söylerler.

Gerçekten de Kuran incelendiğinde; oruç ve ibadetten bahseder. Ama ne orucun

süresi, ne de ibadetin biçimi ve sayısı Kuran'da yoktur.

Ayrıca Kuran'da camiden ve camide kılınan namazdan da söz edilmiyor. Bu da gene

daha sonra ?slama giren kurallardan birisidir.

Aleviler bu düşüncelerini Kuran'daki bazı ayetlere dayanarak ileri sürerler;

Örneğin ibadetin biçimi ile ilgili olarak Ali ?mran Suresi 191. ayette; "Onlar

ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah'ı anarlar" şeklinde olduğunu

anımsatarak ibadetin bazı kurallara bağlanamayacağını, bunların göstermelik ve

şekilcilikten kaynaklandığını düşünürler.

Aleviler, "Her oruç tutmayan, namaz kılmayan Müslümanları biz ?slamdan saymazsak

bu büyük bir çoğunluk oluşturan insan toplumunu ?slam dini dışında saymak

(kafir) anlamına gelir ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Ayrıca bu ?slam'a da

aykırıdır"diyorlar.

Bu konuda Kuran'ın Nisa Suresi'nin 94. ayetinde; "Size Müslüman olduğuna

bildiren dünya hayatının geçici menfaatlerine gözdikerek, sen mümin değilsin

demeyin"diyor . O halde ?slama sonradan konan şartlar olan 5 şartı yerine

getirmeyene ?slam değilsiniz denemez.

Aleviler ibadetin ille de camide yapılması gerektiğini de kabul etmiyorlar.

Onlar "Yeryüzünün tümü ibadet yeridir" diye düşünüyorlar. ?badet için camiye

gitmek gibi bir zorunluluğu gerekli görmüyorlar.


]Kendi inançlarına göre; cami etimolojik anlamda tapınak değil, toplantı yeridir.

?slamiyetin ilk yıllarında Hz. Muhammet bir ibadet yeri yapmaya gerek

görmemiştir. Çünkü belli bir tapınak oluşturmak ve düzenli olarak sadece orada

ibadet yapmak onun getirdiği inanç sistemine aykırıdır. Nitekim o yıllarda

ibadetin özellikle gece yapılması, gösterişten kaçınılması isteniyordu.

Bazı müslümanların Mekke-Medine yolu üstünde Kuğba Köyünde yaptırdığı Camiyi Hz.

Muhammed, "Dedikodudan başka bir şeye yaramıyor" gerekçesiyle yıktırmıştır.

Peygamber elbette bunu Allah'ın ilhamına aykırı olarak yapmaz.

Bu konuda Kurandaki 2 ayet ilginçtir. ?şte Tövbe Suresin'de 107. ayet: "Zarar

vermek, inkar etmek müminlerin arasını açmak Allah ve Peygamber'ine karşı

savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescit kurup, biz sadece

iyilik yapmak istedik diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki

Allah'da şahittir."

Bu ayetin devamındaki 108. ayette ise; bakın Kuran ne diyor:

"Ey Muhammed, o mescide hiç gitme, Allah'a karşı gelmekden sakınanlarla bulanman

daha uygundur. Orada arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri

sever."
Demek ki ibadet yapmak için cami şartı aranamayacağı gibi her yapılan camiyi

"Allah'ın Evi" olarakda görmek de doğru değildir.

Aleviler, Allah için ille de şu şartlar yerine getirilerek yapılır gibi katı

kurallara katılmıyorlar. Kuran'daki bir ayet bu düşünceyi doğruluyorlar. Bakın

Hadid Suresi 4. ayet ne diyor. "Nerede olursanız olun o sizinle beraberdir.

Allah ne yaptıklarınızı görür."

Namaz ve cami ilişkisini Hacı Bektaşi Veli soyevlatlarından A.Celalettin Ulusoy

"Alevi Bektaşi yolu" kitabında bakın şöyle ifade ediyor:

"Hz. Muhammed'den sonra halifeler özellikle Ümeyyeoğulları ve Abbasoğulları

istedikleri düzeyde manevi saygınlığa sahip olamamışlardı. Hükümranlıklarını

güçlendirmek için, ?slam toplumunun her kesimine ulaşan bir propagandaya

gereksinme duyuyorlardı. Bunun o çağda en kolay ve etkili yolu topluluklara

hitap etmek şekli idi. Bu amaçla Müslümanların belli saatlerde belli yerlerde

toplanmaları ihtilal çevrelerincede teşvik ediliyor ve hatta zorunlu

tutuluyordu. Nitekim, Emeviler zamanında camiler Ali'yi ve onun soyunu kötülemek

için konuşma yerleri olmuştur."

Bu ve benzeri nedenlerle ibadet için camilere gitmeyen Aleviler-Bektaşiler

ibadetlerini,Cemlerini uygun evlerde yapıyorlar. Cemiyet evi veya Cemevi adı ile

toplantı yapılan Cem yapılan binaları bulunan köy sayısı yok denecek kadar az

buluyor.

Aleviler'in Cemine kadın-erkek, yaşlı-genç herkes gelebilir. Dede önderliğinde

ve bağlama eşliğinde ibadet yapılır. Oturuş biçimi ise toplumsal ilişkiyi

geliştiren, küskünlükleri gideren, kin ve düşmanlık kapılarını kapatıp, barışa

kardeşliğe yönelmeyi kolaylaştıran içtenlikli bir ibadet tarzı olarak yüz yüze,

cemal cemale oturma biçimindedir. Allah'a ibadet ve dualarla birlikte sohbet,

yardımlaşma, kişi ve toplum sorunlarına çare bulma imkanları sağlayan toplu

tapınma biçimidir. ?nsanın insana yakın olması bu biçimde daha kolay oluşuyor.

Duvara değil cemale, "Didar-ı pak'e" yani temiz insan yüzüne bakmak, insanın

yaptığı cami binasından önce Allah'ın özenle yaratıp, "Bütün meleklerin secde

ettiği" insanı kutsal görmek Alevilerde ibadetin esasını oluşturuyor. Bu

anlayışla Aleviler; "Secde ademedir", "Hak ademedir" düşüncesiyle insanı, insan

sevgisini dinin esası haline getirmişerdir.

Alevi-Bektaşinin ibadet tarzını bir ozandan örneklemek gerekirse bakın Edip



Harabi ne diyor:

"Zühd ü riya ile olan ibadet

Hatadır Hz. Settar'a karşı

Böyle namaz ile olamaz ümmet

Hiç kimse Ahmet-i Muhtar'a karşı

Tarikatsız mü'min olamaz kimse

Nur'u nübüvvetle dolamaz kimse

Hakk'ı Peygamber'i bulamaz kimse

Yatup kalkmak ile duvara karşı

Allah gözlerine çekmiş bir perde

Yok dersin Allah'ı gökde ve yerde

Gösterelim gelde gör Hakk'ı nerde

Secde edersin Didar'a karşı"

Bu yazıyı paylaşmak istedim sizle,kimileri Hz.Ali namaz kılmıyormuydu,Hz Ali camide şehit edildi bu yüzden camiye gitmiyoruz vs.. bir çok ses çıkıyor.Aslında sanki bir çok insanında hala bu konuda kafası karışık.çünkü Zöhre anayı tanımayan ve böle özünü araştırarak öğrenmeye çalışanlar malesef aleviliği bu şekilde öğreniyor.Keşke Zöhre anamızın bu konudaki gerçekleri bütün bu kitlelere ulaşsa ve herkez gerçeği öğrense.
[SIZE="5"]Dört Kapıda da Ali'yi Gördüm. [SIZE="4"](Pirim Zöhre Ana)
Zöhre Ana Pirimiz, Yolundayız Hepimiz.
Bitmeyen yas
Posting Freak
Aleviliği Kuranla, Sünnetle, Farzla, Açıklayabilir misiniz?
Ali Haydar yazdı:Aleviliği kuranla, sünnetle, farzla, açıklayabilirmisiniz

Bütün evren semah döner
Askindan günesler yanar
Aslina dönmektir hüner
Bes vakitle avunmayiz

Sevgili Canlar,
Aleviliği tabi ki Kur-an ile açıklayabiliriz. Çünkü Alevilik Allah Muhammed Ali yoludur. Kur-an’da Allah Muhammed Ali’nin ışığı, kerameti ve ilmi olduğuna göre alevilik en güzel Kur-an ile açıklanabilir. Yalnız Kur-an’ı bir kağıt parçası olarak görüp kabul edenler Aleviliği hiçbir zaman anlayamayacaklardır. Gerçek Kur-an Peygamberimizin ve de ondan sonra gelen evliyaların dilinde ve nefesinde her seferinde gelip gitmiştir. Bu gün de o nefesi Zöhre Ana bize aktarmaktadır. Dolayısıyla bugün Aleviliği Kur-an’dan öğrenmek isteyenler direk Zöhre Ana’ya gelmelidirler. Çünkü bugün ki gerçek Kur-an Zöhre Ana’dır.

Sevgili canlar bizim alevi inancımızda sünnet ve hadis şeklinde kavramlar yoktur. Ancak ille de bu kavramlar kullanılarak Alevilik anlaşılmak isteniyorsa, o zaman ben de buradan bu kavramların gerçek anlamlarından yola çıkarak bazı şeyler söylemek istiyorum.

Aleviliği Sünetlerle açıklayabiliriz. Çünkü gerçek sünnet Peygamberimizin ve Ehlibeyt’inin ve de gelmiş geçmiş bütün evliyaların ilim ışığında oluşturduğu çağdaş yaşantı şekli ve davranışlarıdır. Dolayısıyla Alevi yaşam biçimini, ibadetleriyle ,görüşleriyle, kültürüyle, sanatıyla, tüm güzellikleriyle bizler en iyi onlardan öğrenebileceğimiz için Aleviliği de yine en iyi onların sünnetleriyle açıklayabiliriz. Bundan dolayı Onların alevi yaşantısına dair bütün nasihatlerini ve gösterdiklerini göz ardı etmememiz gerekir. Bu gün gelen pir de Zöhre Ana olduğuna göre Onun gösterdiği çağdaş yaşantı şekli bizim için tek örnek alınacak sünnettir.

Zaten sevgili canlar hepimiz Zöhre Ana’yı tanıdıktan sonra kendimizdeki değişiklikleri fark etmedik mi? Bir pirin ışığı yandığı zaman o ışıktan aydınlanmamak mümkün mü?

Aleviliği hadislerle açıklayabiliriz. Çünkü gerçek hadisler Peygamberimizin ve Ehlibeyt’inin ve de gelmiş geçmiş bütün evliyaların ilim ışığında söylediği yol gösterici sözleridir. Bugün de Zöhre Ana’nın bize aktardığı değerli yol gösterici sözleri bizim rehberimizdir. Dolayısıyla Aleviliği hadislerden öğrenmek isteyenler Zöhre Ana’nın sözlerine kulak vermelidirler.

[COLOR=maroon] Bugün ki bir sürü uyduruk, yalan yanlış, sünnet ve hadis diye insanlara anlatılmış şeylerle, ancak yezitlerin görmek istediği ve de onların hayallerindeki aleviliği öğrenebilir ve açıklayabiliriz.

[COLOR=maroon] Dolayısıyla Alevilik yolunun gerçek sahibi Pir’ler olduğundan, Aleviliği ancak O Pir’lerle açıklayabilir ve öğrenebiliriz. Bu yolda Kur-an’ da onlar, Sünnet de onlar, Hadis de onlar, Farz da onlardır. Başka kaynak aramaya gerek yoktur.
Posting Freak
Aleviliği Kuranla, Sünnetle, Farzla, Açıklayabilir misiniz?
Sevgili canlar çeşitli kesimler tarih boyunca Alevilik hakkında yalan yanlış bir çok yorum yapmış, güya iyi niyetle yaklaşıyorum diye onu şeriatla ilişkilendirmiş, küçümsemiş, ancak sünni esaslara göre açıklanırsa temize çıkarmış gibi Kuran, hadis, farz, sünnet kavramlarıyla açıklamaya çalışmışlar. 4 Kapı 40 Makam'ı da şeriatla uyumlu hale getirme çabasıyla tasnif etmişler..
Fakat pirlerimizin hikmetleri, maşuklarımızın ışığı gözler kapatılarak görmezden gelinmiş...

Böyle şey olur mu? İnsaf! dedirtecek yorumlar var:
1-Kim ne zaman uydurmuşsa bilmiyorum, Alevilikte "halka namazı" diye bir ibadet görmedim, yoktur. Cem'e halka namazı demek çok saçma. Cem cemdir, namazda namaz. Bizim 3 vakit namazımız vardır. Türkçedir. Tüm evliyalar inananlarına bu namazı kıldırdılar. Bu namazın imamı Hz. Ali'dir. Osman Mushafı denilen Kuran'da yazsa da yazmasa da farketmez Ali namazı haktır. Biz de namazımızı Zöhre Ana'dan öğrendik, kılıyoruz.
2- Cami'ye namazımız olmadığı için değil veya Hz. Ali namazda şehit edildiği için değil, Ehlibeyte küfür ve beyin yıkama yerleri olduğu için, Muaviye'nin yolu sürdürüldüğü için gitmiyoruz.
3- "Kuran'a kalem karıştı." diyenler yüzyıllarca o kalemleri neden ayıklamamışlar acaba. Kuran Hz. Hüseyin Kerbela'da şehit edildikten sonra kimsenin elinde kalmadı. 12 imam ve 7 maşuk yeryüzüne Kuran'la beraber geldiler. Şimdi ne diyor yetkili çevreler "
Ne yaparsan yap, Kuran okuyorum deme."(Bildiren Zöhre Ana).
Kuran bugün Zöhre Ana'dadır.
4- Aleviler her ibadeti gösteri ve şekilcilikten saymazlar. Bunu Kuranla açıklamaya da gerek yoktur. Namaz, niyaz, cem, yası matem bunlar hak ibadetleri olup bazı kurallarla, layık olduğu şekilde icra edilirler.
5- ( 3 sünnet, 7 farz, 12 şart) bunlar nedir? Yolumuzu şeriat esasları ile açıklayınca mı kabul göreceğiz, makbul olacağız.
6- "Secde ademedir." "Birbirimizin sıfatına doğru secde edelim." Bu nasıl bir iş. Secde edilen Adem veya Ali ile biz aynı mıyız? Biz kul değil miyiz? Kullar, Hak varken birbirlerinin sıfatına karşı secde eder mi? Muhammed- Ali, Fatıma- Zöhre bile kabeye yönelerek namaz kılmış. Bu açıklamalar inançsızlıkla ilgili değildir de nedir? Kimi aldatıyoruz.
7- Vay ne güzel, ne kolay yol.
"Eline, diline , beline hakim ol."
Alevi oldun.
Olur!
Bu, dünyanın her yerinde, her toplumunda insanlığa ışık olan bir nasihattır, insan olmanın ön şartıdır. Alevilik, inançtır, Muhammed- Ali yoludur. İbadetleri vardır.
Çok merak eden, kafası karışmış da gerçekten gerçeği arayan, dürüst olan gelip Zöhre Ana'yı tanımalıdır. Alevilik nedir, neye dayanır, nasıl açıklanır, nasıl yaşanır o zaman öğrenir.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Son Düzenleme: 30/04/2008, 19:45, Düzenleyen: Dogan.
Member
Aleviliği Kuranla, Sünnetle, Farzla, Açıklayabilir misiniz?
dogandeliktas yazdı:Sevgili canlar çeşitli kesimler tarih boyunca Alevilik hakkında yalan yanlış bir çok yorum yapmış, güya iyi niyetle yaklaşıyorum diye onu şeriatla ilişkilendirmiş, küçümsemiş, ancak sünni esaslara göre açıklanırsa temize çıkarmış gibi Kuran, hadis, farz, sünnet kavramlarıyla açıklamaya çalışmışlar. 4 Kapı 40 Makam'ı da şeriatla uyumlu hale getirme çabasıyla tasnif etmişler..
Fakat pirlerimizin hikmetleri, maşuklarımızın ışığı gözler kapatılarak görmezden gelinmiş...

Böyle şey olur mu? İnsaf! dedirtecek yorumlar var:
1-Kim ne zaman uydurmuşsa bilmiyorum, Alevilikte "halka namazı" diye bir ibadet görmedim, yoktur. Cem'e halka namazı demek çok saçma. Cem cemdir, namazda namaz. Bizim 3 vakit namazımız vardır. Türkçedir. Tüm evliyalar inananlarına bu namazı kıldırdılar. Bu namazın imamı Hz. Ali'dir. Osman Mushafı denilen Kuran'da yazsa da yazmasa da farketmez Ali namazı haktır. Biz de namazımızı Zöhre Ana'dan öğrendik, kılıyoruz.
2- Cami'ye namazımız olmadığı için değil veya Hz. Ali namazda şehit edildiği için değil, Ehlibeyte küfür ve beyin yıkama yerleri olduğu için, Muaviye'nin yolu sürdürüldüğü için gitmiyoruz.
3- "Kuran'a kalem karıştı." diyenler yüzyıllarca o kalemleri neden ayıklamamışlar acaba. Kuran Hz. Hüseyin Kerbela'da şehit edildikten sonra kimsenin elinde kalmadı. 12 imam ve 7 maşuk yeryüzüne Kuran'la beraber geldiler. Şimdi ne diyor yetkili çevreler "
Ne yaparsan yap, Kuran okuyorum deme."(Bildiren Zöhre Ana).
Kuran bugün Zöhre Ana'dadır.
4- Aleviler her ibadeti gösteri ve şekilcilikten saymazlar. Bunu Kuranla açıklamaya da gerek yoktur. Namaz, niyaz, cem, yası matem bunlar hak ibadetleri olup bazı kurallarla, layık olduğu şekilde icra edilirler.
5- ( 3 sünnet, 7 farz, 12 şart) bunlar nedir? Yolumuzu şeriat esasları ile açıklayınca mı kabul göreceğiz, makbul olacağız.
6- "Secde ademedir." "Birbirimizin sıfatına doğru secde edelim." Bu nasıl bir iş. Secde edilen Adem veya Ali ile biz aynı mıyız? Biz kul değil miyiz? Kullar, Hak varken birbirlerinin sıfatına karşı secde eder mi? Muhammed- Ali, Fatıma- Zöhre bile kabeye yönelerek namaz kılmış. Bu açıklamalar inançsızlıkla ilgili değildir de nedir? Kimi aldatıyoruz.
7- Vay ne güzel, ne kolay yol.
"Eline, diline , beline hakim ol."
Alevi oldun.
Olur!
Bu, dünyanın her yerinde, her toplumunda insanlığa ışık olan bir nasihattır, insan olmanın ön şartıdır. Alevilik, inançtır, Muhammed- Ali yoludur. İbadetleri vardır.
Çok merak eden, kafası karışmış da gerçekten gerçeği arayan, dürüst olan gelip Zöhre Ana'yı tanımalıdır. Alevilik nedir, neye dayanır, nasıl açıklanır, nasıl yaşanır o zaman öğrenir.
Zöhre ananın yanına gelemeyenler nasıl öğrenecek cemi niyazı namazı
Posting Freak
Aleviliği Kuranla, Sünnetle, Farzla, Açıklayabilir misiniz?
[quote=Ali HaydarZöhre ananın yanına gelemeyenler nasıl öğrenecek cemi niyazı namazı[/quote]

Sn Ali Haydar,

Eskiden dervişler, ermişler yöre yöre gezerek insanları irşat eder, doğru yolu gösterirlerdi.

Çoğusu da post sahibi olup dergah kurarlar ve gelen insanlara Muhammet Ali ışığını, erenlerin gerçeğini anlatırlardı.

Değişen hiç birşey yok. Değişen sadece teknoloji. Eğer [BZöhre Ana[/B] 'yı biliyorsanız ve inanmışsanız, Aleviliği, Ehlibeyt yolunu öğrenmek için yapılacak tek ve en mantıklı şey Post sahibine gelmektir.

[COLOR=RedZöhre Ana zaman zaman türbe ziyaretleri yaparak hem beraberindekilere hem de türbenin bulunduğu bölgede yaşayan insanlara da gerçekleri anlatmaktadır.

O bir derviş, ermiş, maşuk ve yaşayan tek Alevi Piri olarak batından zahire akmaktadır. Dolabilene aşk ola...
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.