Aleviler, devletin yeni bir düzenleme politikası ile karşı karşıya bulunuyor. Bu politika yukarıdan aşağıya değil de aşağıdan yukarıya doğru hayata geçirilmek isteniyor
Aleviler, devletin yeni bir düzenleme politikası ile karşı karşıya bulunuyor. Bu politika yukarıdan aşağıya değil de aşağıdan yukarıya doğru hayata geçirilmek isteniyor. İzzettin Doğan ve Cemaatin iştiraki ile yürütülen proje bunun bir boyutunu teşkil ediyor. Doğan, yönetimindeki Cem Vakfı’nın 2 Kasım’da düzenlemiş olduğu ’Anadolu İnanç Önderleri Toplantısı’nda 5 binden fazla inanç önderini bir araya getirme iddiasıyla devletin geliştirmek istediği Alevi stratejisinde oynayabileceği rolü şimdiden belli etmiş oluyor. 3 Kasım’da Kadıköy’de düzenlenen miting ise gerek Doğan çizgisine gerekse devletin inkârcı tutumuna karşı bir duruşun kararlılığını ve yaygınlığını ortaya koyuyor. Mamafih mitingdeki çok sesli karşı duruşa rağmen nasıl bir alternatif model geliştirebileceğinin ucu da açık kalıyor. Tartışmaların ve tartışmaya konu olan devletin ’Yeni Alevilik’ yaratma stratejisinin pek çok dayanağı da halı hazırda bu boşluktan besleniyor. Aleviliğin ne olduğu ile ne olması gerektiği arasında tercih edilen tutumun tamamen siyasal mahiyet taşımasından dolayı Aleviliğe ilişkin her türlü tariflendirme ve model geliştirme siyasal alanın konfigürasyonuna göre oluyor. Oysa siyasetin Aleviliği nitelemesi kadar Aleviliğin de siyaseti nasıl bir içselleştirme mekanizması içinde anlamlandırdığı da son derece önem taşıyor. Bu noktada genel geçer, değişmemiş, korunmuş bir özü veya özün farklı suretlerde açığa çıkmış hallerinin olduğunu savunan tehlikeli düşünceye düşmeden, Aleviliğin tarihsel süreğenlik içinde ve öteki aidiyetlerle girmiş olduğu mücadelede ne tür içsel modeller geliştirdiği üzerine kafa yormamız gerekli görünüyor. Dolayısıyla bu yazımızdaki amacımızı da Aleviliğe dair teolojik tartışmalara (İslam içi mi değil mi gibi) girmeden Aleviliğin bazı karakteristik özelliklerini modelleyebilmek oluşturuyor. Mağlup, mazlum ve mağdur olmak şeklinde tasnif edebileceğimiz 3M, Aleviliği içeriden (emik) anlamanın da anahtar kavramları işlevini görüyor. Bu kavramların, Bektaşiliği bir tarafa bırakırsak, kimlik inşasında rol oynayıp üçlü bir sac oluşturduğunu söyleyebiliriz.
Mağlup. Alevilik aynı zamanda siyasal bir hüviyete sahip ola gelmiştir. Aleviliğin en önemli siyasal figürlerini dikkate aldığımızda bile ekseriyetinin hasımlarınca mağlup edilmiş olduğunu görmekteyiz. Söz gelimi Halife Ali kaybetmiştir, Hüseyin kaybetmiştir,
Devami...
Alevilerin 3M’si
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
2205
Alevilerin 3M’si
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi