Yaklaşık bir ay sonra ülkemizde bir yerel seçim olacak.
Her seçim dönemi olduğu gibi bu seçimlerde de halktan yana olmayan düzen partileri muazzam maddi güçle ’’gövde gösterileri’’ yapmaya, tv’leri, gazeteleri reklamlarıyla işgal altına almaya hazırlanıyorlar.
Kamuoyuna dönük bu manipülatif girişimler dışında bir de sadece seçim dönemlerinde hatırlanan toplumsal kesimler var. Bunların en başında da Aleviler gelmektedir. Bu başlığa değinmeden evvel seçimlerle ilgili kısaca bir genel değerlendirme yapmakta yarar var.
****
Seçim dönemleri genelde halkın daha politik olduğu ve ’’siyasete’’ daha fazla girdiği dönemler olarak kabul edilir. Ancak bu seçimin başka bir dizi özelliği daha bulunuyor. Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi bu seçimler çok farklı olacak. Peki, bu seçimleri diğer seçimlerden farklı kılan şeyler nelerdir? Maddeler halinde yazarsak:
1.Haziran direnişi
2. Sürmekte olan yolsuzluk ve rüşvet skandalı.
Haziran direnişi ülke tarihimizin hiçbir döneminde yaşanmamış bir halk kalkışmasıydı. Gerici, despot bir iktidara karşı halk bir ay boyunca sokakları, meydanları zapt etti. Akp’nin yenilgisine imza atılan nokta haziranın ta kendisiydi.
Yolsuzluk ve rüşvet skandalı ise hazirandan sonra Akp’ye dair güvenin, iktidar güçleri tarafından da tamamen yitirildiğinin bir tescili oldu. Ancak burada bir noktayı belirtmekte fayda var. Eğer ki haziran direnişi olmasaydı, yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun veya iktidar bloğunda ki dağılmanın olabilmesi pek mümkün değildi.
Siyasi iktidar, bu seçimlerde; Haziran da ayağa kalkmış olan halkı, yolsuzluk operasyonuyla kendisinden vazgeçmiş gibi görünen emperyalist güçlere ve yerli sermayeye, ’’ben buradayım daha ölmedim’’demek istiyor. Akp’nin seçime dönük temel bakışı budur.
****
Siyasi iktidarın seçimlere dönük temel bakışı, haziranı yok saymak ve gerici uygulamalarına tam boy devam etmek üzerine kurulu olduğunu söyledik. Peki ya ’’muhalefet’’?
Chp, Haziran’dan ne anladığını yerel yönetimler de gösterdiği adaylar üzerinden duyurmuş oldu. Sadece iki örnek vererek durumu anlatmak istiyorum. Direnişin önemli yerlerinden olan Ankara’da Mhp’den devşirme su katılmamış faşist Mansur yavaş’ı, haziran direnişinde üç tane evladını toprağa vermiş olan Hatay’da ise, mevcut Akp belediye başkanı Lütfü savaş’ı Chp’den aday gösteriyorlar.
Bu iki örnek açıkça şunu göstermektedir: Chp, Akp’nin bırakacağı iktidar boşluğunu sağcılaşarak doldurmak niyetinde.
Bir diğer muhalefet odağı olan Kürt hareketi ise, seçimlere dönük temel belirleme noktasını büyük şehirlerde, Haziran direnişinin yarattığı etkiyi baz alarak kurmaya çalışıyor. Bu durum iyi bir siyaset olarak görülebilir ancak meseleyi biraz kazıdığımız da ortaya pek de iç açıcı bir tablo çıkmıyor. Ankara’dan gösterilen Hdp adayı Salman Kaya 2010 referandumunda yetmez ama evet korosuna katılmış bir aday.
Kürt hareketine dönük aday üzerinden eleştiriler yöneltilebileceği gibi uzun zamandır gündem de olan siyasi konulara dair geliştirdikleri tutum üzerinden de bu günlere bir projeksiyon tutulabilir. Kürt siyasi hareketinin uzun zamandır ülke gündemlerine bakışında temel belirleyeni sadece ve sadece Kürt sorununun çözümü üzerinden okuması, siyaseten bir kısırlığa ve istemeseler de kimi dönemlerde siyasi söylemleriyle Akp’nin yanına düşmelerine neden olmuştur. Örnek vermek gerekirse, Haziran direnişinde, Ergenekon bulmaya çalışmak gibi!
****
Seçimlere dair yapılan kısa değerlendirmenin ardından yazının temel çıkışını oluşturan meseleye, Alevi meselesine geçebiliriz.
Alevi toplumsallığı, bu seçimlerde sağcılaşan bir siyaset ortamıyla karşı karşıya. Yıllardır Chp’nin oy deposu konumunda olan Alevi toplumsallığı, Haziran’ın yarattığı etkiyle beraber farklı bir aranış içerisin de olduğu ortada. Her seçim dönemin de çeşitli vaatlerle oraya buraya çekiştirilen Alevi toplumsallığı, seçeneksiz bırakılmadığı takdirde bu seçimlerde yüzünü sosyalizm mücadelesine dönebilir.
Haziran’ın yarattığı etki ve haziran direnişine katılan milyonların kimliklerine baktığımızda Alevi toplumsallığı ilk başa yazılması gereken toplumsal kesimdir. Akp’nin, toplum üzerinde yarattığı dinci-gerici hegemonya Alevilerin doğallığına aykırı olduğundan bir kan uyuşmazlığı yaşanıyor. Bu kan uyuşmazlığının pratik anlamda tezahürü Haziran da ortaya çıkan eylemlere, Alevi toplumsallığının katılımı olmuştur. Haziran’dan evvel Akp’ye tepkisini büyük eşit yurttaşlık mitingleriyle dile getiren Aleviler, Haziran direnişiyle beraber bu öfkenin tavan yapmasına ve Akp’nin çizdiği toplumsal ve siyasal düzen kalıbına sığmayacağını da ilan etmiş oldu. Bu veriler ışığında; eski dönem de yapılan seçimlerden yola çıkarak, bugün Alevilerin kazanılması güç bir toplumsallık olduğunu kabul etmek, sosyalist siyaset adına büyük bir yenilgi ve kaybediş olacaktır.
Akp’nin yarattığı düzene muazzam bir tepki üreten Aleviler, bu düzenin devam etmesini savunan, bu düzenle ilgili herhangi bir derdi olmayan ’’muhalefet’’ anlayışlarına mahkum edilmemelidir.
Aydınlanmayı, eşitliği, kamuculuğu savunan sol bir anlayış, hiçbir dönem olmadığı kadar meşrudur.
Bu meşru zeminin, Alevi toplumsallığı içerisinde vücut bulması geçmiş dönemlerden daha kolaydır. Sosyalist siyaset Alevi toplumsallığıyla buluşup ’’öze dönüşü’’ sağlamak zorundadır.
Bu tespitler ışığında; Alevi toplumsallığını arkasına almış bir sosyalist hareketin, yeni bir ülke yaratma iddiasının meşruluğu daha fazla olacaktır.
Hiç kuşkusuz bu mümkün ve zorunludur’
Aleviler ve seçimler (Ali Gezici)
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
2456
Aleviler ve seçimler (Ali Gezici)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi