You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aleviler ve İçki kültürü hakkında...

Aleviler ve İçki kültürü hakkında...

Posting Freak
Aleviler ve İçki kültürü hakkında...
Aleviler’de-Bektaşiler’de İçki Var mı?

CEVAP: Bektaşiler “Dem” denilen içkiyi (rakıyı) insanları ölçmek, denemek, ölçülü davranmalarını sağlamak amacıyla (“mihenk taşı”Wink Akyazılı Sultan’ın soktuğunu kabul ederler. Doç. Y.N. Öztürk’se Bektaşilerde şarap içmenin (demlenme) Balım Sultan’la töreleştirilen “İslam dışı bir tavır” olduğunu yazar. Demek ki içki (dem) 16. yüzyılda Alevi-Bektaşi Cem’lerine girmiş olmalıdır.

İlahiyat profesörü Fığlalı’nın da belirttiği gibi genel Alevi-Bektaşi topluluklarında dolu “ibadet hükmünde” sayılır. Eski Türk tarihindede içki “saçı” lokma sayılır. Cem’de büyük bir saygıyla” anılır. Kurban yenilmesi sırasında “kesinlikle dolu içilmez.” Orta Anadolu ve Doğu Anadolu’da dolu olarak şerbet verilir. Yörelere göre bu gelenek, farklı sürdürülür. Yozgat’ta Erkânlı köylerinde Cem’de yaşlılar adabına göre dolu içerler. “Pençeli” kesim içmez. Malatya, Erzincan veTunceli yöresinde de Cem’de dolu alınmaz.

İçki Alevilerde “Kırklar Meclisi”nin bir anısı olarak kutluluk kazanmış ve dolu adıyla ayinin bir parçası durumuna sokulmuştur. Bilindiği gibi “Kırklar Meclisi”nde bir üzüm tanesinden çıkarılan şıra “Kırkları” esrik kılar. “Kırkı bir can olur”. Alevilik’teki paylaşımcılık ve birliktelik anlayışları bu tür mitolojik anılardan temellerini bulur.

Alevi-Bektaşi Cem’lerinde dolu kullanımı İslami kaynaktan değil, Ortaasya kaynağından gelmektedir. EskiTürk örf ve adetlerinin İslami bir cila altında yaşatılmasıdır bu gelenekler OrtaasyaTürkleri’nde. Şamanlıkta kurbana “Tolu/Dolu” denilirdi. Günümüzde Alevi toplumlarındaki kurbanın “tığlanması”daŞamanilik kaynaklıdır. Asya gelenekleri Anadolu’da da sürdürülmüştür.

İçki Alevilik’te bir eski geleneğin sürdürülmesidir. Yoksa, Aleviliğin temel ilkesi, kuralı değildir. İçki içme ve Cem’lerde dolu kullanma genel olarak yoktur. İçki, ölçülü olmanın bir yoludur. Yoksa “Üss-iZafer” kitabında yazarıMehmet Esat’ın 1826’lardaBektaşi tekkelerinin kapatılmasında bütün tekkelerde alkollü içkiler bulunduğu, “içki şişelerinin ağızlarına Kuran sayfalarının tıkaç yapıldığı” türündeki savları bir Alevi-Bektaşilik düşmanının suçlamalarıdır. Bilindiği gibi M. Esat Bey II. Mahmut’un, Yeniçeriliği ve Bektaşiliği kaldırmak için göreve getirdiği bir vakanivüstüdür.Bu olayların kuramcısı odur. Yansız ve nesnel yazacağı doğallıkla kuşkuludur.

Alevi-Bektaşi şiirinde içki / dem / doluya yer verilir. Esriklikten, esrik olmaktan söz edilir. Fakat bu içip sarhoş olmak anlamında değildir. Sevdiklerinin aşkıyla mest olmak anlamındadır.Tanrısıyla birleşmek, peygamberiyle, çok sevip yücelttikleri Ali’yle tıpkı “Kırklar Meclisi”ndeki gibi özbenliklerini eritip, birleştirmek anlamındadır. Viranı, “Ali’dir kadehim, Ali’dir şişem”, Dertli, “Getir saki mey engürü, ki el tutmaz ayak tutmaz / Anı Zahid yasak ettiyse, aşk ehli yasak tutmaz”;Kararsız Veli, “Anun içün esürük sarhoşlaruz/içtiğimiz kadeh doludur bizim”;Pir Sultan, “Dolumuz içeliden ezelden / Münkir ne bilir evliya sırrından”;Teslim Abdal, “Doldurdu doldurdu bir dolu verdi / Ol Hızır’ın yeşil eli sabahtan”; PirMehmet, “Sun elinden içem kudret dolusun/Senin aşkın beniMecnun eyledi”, Kul Şukri; “Gerçekler Ali’den dolu içtiler / Yedi nefisten ruhların seçtiler” Harabi;

“Biz içeriz bize yoktur vebali”,

“Ehline helaldir, na ehle haram”.

derlerken bunu amaçlamışlardır, yoksa sarhoşluğu değil.

Dolu içmenin alışkanlık olduğu Alevi-Bektaşi yöreleri vardır. Genel bir kural olmamakla birlikte tüm Alevi-Bektaşi topluluklarında dolu “Hak dolusu”dur, “Hünkar HacıBektaş Veli dolusudur”, “Gerçek Erenler dolusudur”.Saygıyla alınır, edeple içilir. Ayinin bir bakıma kaçınılmaz bir öğesidir. Kutsal bir havada içilen doludan kötü bir sonuç beklenemez. Bir “günah” doğmasına olanak yoktur. Öylesi bir ortam da zaten yoktur.

HacıBektaş Çelebileri’nden A. Celalettin Ulusoy’un gözlemleri ve değerlendirmeleri ilginçtir. Dem toplumda olumsuz değil, olumlu etki yapar. Toplantılarda “edep” içerisinde dem alınması toplumsal dostluk ve kardeşliği doğurur, kanısındadır. Şöyle diyor:

“Alevi-Bektaşi yolunda, demin belli ölçüler içinde dostluğa ve kaynaşmaya yönelik muhabbet havası içinde içilmesi, toplumsal yaşantıda olumlu etkiler göstermiştir. Düğünlerde, özel ziyafetlerde ve benzeri törenlerde bir Alevi-Bektaşi’nin cana yakınlığı yanında, terbiyeli ve saygılı davranışı hemen dikkati çeker. Bu toplumsal yaşantıda yapılan eğitimle, toplumsal yapıda barış, kardeşlik yolunda gerçekleştirilen bir başarıdır. İnsanların vazgeçemediği içki içme eğilimi, terbiye ve ahlâk kuralları içinde, disiplin altına alınmıştır. Edep dışı, incitici hareketlere ve hafifliklere meydan verilmeden, insan yaşantısına hoş bir hava ve renk getirilmiştir.”

İçki, Alevi-Bektaşiliği’nin bir kuralı, ilkesi değildir. Edep-Erkânı arasında da temel olarak yer almaz. Her Alevi-Bektaşi yöresinde de içilmez. Birçok Sünni veSünni yöresi de içki kullanır. Oysa, Alevi-Bektaşilerde içki kullanmanın (dem alma) bir adabı (kuralı, ilkesi) vardır. İçki, kişiler ve topluluklar için bir “mihenk taşı”, bir kişinin erdemlik ölçüsü olarak algılanır. Alevi-Bektaşiler içkiyi bir “nefis terbiyesi” olarak görürler. Dem, ayinlerde alınır ve kutsal bir saygınlığı vardır.Yerine göre sözü-sohbeti açar, insanları birbiriyle kaynaştırır. Toplumsal dostluk ve kardeşliği sağlar.Bu yanıyla da olumlu bir işlev üstlenmiş ve olumlu bir görevi yerine getirmektedir.

Alevi-Bektaşiler içki kullanmada edepli ve ölçülüdürler. Dem içme geleneği Alevi-Bektaşi edebiyatında bir ekol yaratmıştır. Bir gelenek oluşturmuştur. “Üç K” ilkesini uygularlar. “Üç K”nın anlamı bu toplumca şudur. İçki alınırken eşin (karın), komşun ve kesen zarar görmeyecek ve olumsuz olarak etkilenmeyecektir. Bu ilke Alevi-Bektaşi toplumunu denetimli, kontrollü ve disiplinli kılar.

Kadeh, avucun içine alınır. Bu, sevgiyle tutuştur. Baş parmak yukarıya doğrudur Tanrı’yı gösterir. “Allah-Muhammed-Ali” diyerek kadehte üç küçük yudum alınır. Hiçbir zaman kadeh tümden içilmez, boşaltılmaz. Kadehler tokuşturulurken, eller tokuşturulur ve “Cam cama değil, can cana olması”na özen gösterilir. Bunlar belli bir adap ve disiplin içerisinde yapılır. (B.Ö.)


alıntı.. http://www.karacaahmet.com
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"
Administrator
Aleviler ve İçki kültürü hakkında...
İçen içer, içmeyen içmez. Bu durum kişinin kendi karar vereceği bir konudur, karışılamaz.

Ancak içki, topluma bir ibadet ritüeli olarak sunulursa durum değişir. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir.

Harabi hakkında:

Harabi bir pir değildir. Olması da mümkün değildir. Çünkü Harabi alevi değildir. Bu açıdan içki konusunda söylediklerinin de bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Söyledikleri Alevi toplumunu değil, sadece kendini bağlar. Kendini bilen hiçbir alevi bu sözlere itibar etmez. Kendini bilmeyene de zaten diyecek bir sözümüz yok. Yeter ki yoldan uzak dursun, yola zarar vermesin...
Posting Freak
Aleviler ve İçki kültürü hakkında...
[FONT="Arial Black"]İçki,kendini kaybetmişliğin bir simgesidir.

İnsanları ölçmek,sınamak maksatıylaymış..Allah akıl fikir versin !.
Alevi toplumu,en büyük kayıbı bu içki meselesiyle veriyor.

Bu yazıda da belirtildiği gibi,ülkemizin doğusundan batısına doğru gidildikçe cemlerde içki daha çok içiliyor.
Administrator
Aleviler ve İçki kültürü hakkında...
T U N Ç yazdı:İçen içer, içmeyen içmez. Bu durum kişinin kendi karar vereceği bir konudur, karışılamaz.

Ancak, içki topluma bir ibadet ritüeli olarak sunulursa durum değişir. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir.

Harabi hakkında:

Harabi bir pir değildir. Olması da mümkün değildir. Çünkü Harabi alevi değildir. Bu açıdan içki konusunda söylediklerinin de bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Söyledikleri Alevi toplumunu değil, sadece kendini bağlar. Kendini bilen hiçbir alevi bu sözlere itibar etmez. Kendini bilmeyene de zaten diyecek bir sözümüz yok. Yeter ki yoldan uzak dursun, yola zarar vermesin...


Ben de içen içsin içmeyen içmesin görüşünü taşımakla beraber inancın içine koyulmak istenirse "portakal orda kal " derim..

bizim toplumumuz kötüyü örnek almada maalesef biraz daha aydın.SmileSmile
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Member
Aleviler ve İçki kültürü hakkında...
bencee icmeyen icmesin icende adam akılı ıcsın yanı ıcmesını bılsın de oyle ıcsın ıctıkten sonra saga sola saldıracaksa hıc ıcmesın
Posting Freak
Aleviler ve İçki kültürü hakkında...
Alıntı:Alevi-Bektaşiler içki kullanmada edepli ve ölçülüdürler. Dem içme geleneği Alevi-Bektaşi edebiyatında bir ekol yaratmıştır. Bir gelenek oluşturmuştur. “Üç K” ilkesini uygularlar. “Üç K”nın anlamı bu toplumca şudur. İçki alınırken eşin (karın), komşun ve kesen zarar görmeyecek ve olumsuz olarak etkilenmeyecektir. Bu ilke Alevi-Bektaşi toplumunu denetimli, kontrollü ve disiplinli kılar.

İçkiye de ulvi anlamlar yüklüyorlar ya şaşırıp kalıyorum doğrusu.

Biz içeriz kendimizden geçeriz, alışkanlık olmuş vazgeçemeyiz, bize yoktur vebali diyeceğine...

3 k denen kısaltma ekolleri kılıf yapmışlar vah ki vah...

Bu içki alışkanlık yapar.

İnancında ibadetinde içki içildiğini gören bir ergen, içkiye yüklenen bu kutsallıkla ona daha fazla sarılır,

siz her ne kadar "bak yavrum 3k yı unutma karın, kesen bi de neydi bir dakika yukarı bi bakayım ha komşunmuşSmile, bunlar zarar görmesin, eğer görürse cıs yaparım, alırım içkiyi elinden ona göre haaaaa!!!!!!!!"

deseniz de bu pskilojik değil tamamen biyolojik bir süreçtir.

Ben Pirler cemlerde içki içirmemiştir, içilen içki değil, engür yani üzüm şerbetidir, konusuna hiç girmek istemiyorum.

Eğer bu şey insana zarar veriyorsa, yuvalar yıkan, vücuda zarar veren bir şey benim ibadetimde yer alıyorsa

sırf beyni uyuşturup hakka kavuşmayı kolaylaştırıyor diye ibadette yer vermenin manası ne?

Pirlerden mi korkuyorsunuz?

Onlar içmiş bizim içmememiz günah diye...

Tüm günahlarınız bana gelin içkiyi çıkarın ibadetten...

Hani Alevilik sentez falan ya çağa ayak uyduruyor sizler için zor olmaz kanımca Smile
[size=7]"Benim Testim Kerbela Suyudur..."[/size]

[size=7]Zöhre Ana[/size]
Cezalı Üye
Aleviler ve İçki kültürü hakkında...
TÜLAY yazdı:Aleviler’de-Bektaşiler’de İçki Var mı?

CEVAP: Bektaşiler “Dem” denilen içkiyi (rakıyı) insanları ölçmek, denemek, ölçülü davranmalarını sağlamak amacıyla (“mihenk taşı”Wink Akyazılı Sultan’ın soktuğunu kabul ederler. Doç. Y.N. Öztürk’seBektaşilerde şarap içmenin (demlenme)Balım Sultan’la töreleştirilen “İslam dışı bir tavır” olduğunu yazar. Demek ki içki (dem) 16. yüzyılda Alevi-Bektaşi Cem’lerine girmiş olmalıdır.

İlahiyat profesörü Fığlalı’nın da belirttiği gibi genel Alevi-Bektaşi topluluklarında dolu “ibadet hükmünde” sayılır. Eski Türk tarihindede içki “saçı” lokma sayılır. Cem’de büyük bir saygıyla” anılır. Kurban yenilmesi sırasında “kesinlikle dolu içilmez.” Orta Anadolu ve Doğu Anadolu’da dolu olarak şerbet verilir. Yörelere göre bu gelenek, farklı sürdürülür. Yozgat’ta Erkânlı köylerinde Cem’de yaşlılar adabına göre dolu içerler. “Pençeli” kesim içmez. Malatya, Erzincan veTunceli yöresinde de Cem’de dolu alınmaz.

İçki Alevilerde “Kırklar Meclisi”nin bir anısı olarak kutluluk kazanmış ve dolu adıyla ayinin bir parçası durumuna sokulmuştur. Bilindiği gibi “Kırklar Meclisi”nde bir üzüm tanesinden çıkarılan şıra “Kırkları” esrik kılar. “Kırkı bir can olur”. Alevilik’teki paylaşımcılık ve birliktelik anlayışları bu tür mitolojik anılardan temellerini bulur.

Alevi-Bektaşi Cem’lerinde dolu kullanımı İslami kaynaktan değil, Ortaasya kaynağından gelmektedir. EskiTürk örf ve adetlerinin İslami bir cila altında yaşatılmasıdır bu gelenekler OrtaasyaTürkleri’nde. Şamanlıkta kurbana “Tolu/Dolu” denilirdi. Günümüzde Alevi toplumlarındaki kurbanın “tığlanması”daŞamanilik kaynaklıdır. Asya gelenekleri Anadolu’da da sürdürülmüştür.

İçki Alevilik’te bir eski geleneğin sürdürülmesidir. Yoksa, Aleviliğin temel ilkesi, kuralı değildir. İçki içme ve Cem’lerde dolu kullanma genel olarak yoktur. İçki, ölçülü olmanın bir yoludur. Yoksa “Üss-iZafer” kitabında yazarıMehmet Esat’ın 1826’lardaBektaşi tekkelerinin kapatılmasında bütün tekkelerde alkollü içkiler bulunduğu, “içki şişelerinin ağızlarına Kuran sayfalarının tıkaç yapıldığı” türündeki savları bir Alevi-Bektaşilik düşmanının suçlamalarıdır. Bilindiği gibi M. Esat Bey II. Mahmut’un, Yeniçeriliği ve Bektaşiliği kaldırmak için göreve getirdiği bir vakanivüstüdür.Bu olayların kuramcısı odur. Yansız ve nesnel yazacağı doğallıkla kuşkuludur.

Alevi-Bektaşi şiirinde içki / dem / doluya yer verilir. Esriklikten, esrik olmaktan söz edilir. Fakat bu içip sarhoş olmak anlamında değildir. Sevdiklerinin aşkıyla mest olmak anlamındadır.Tanrısıyla birleşmek, peygamberiyle, çok sevip yücelttikleri Ali’yle tıpkı “Kırklar Meclisi”ndeki gibi özbenliklerini eritip, birleştirmek anlamındadır. Viranı, “Ali’dir kadehim, Ali’dir şişem”, Dertli, “Getir saki mey engürü, ki el tutmaz ayak tutmaz / Anı Zahid yasak ettiyse, aşk ehli yasak tutmaz”;Kararsız Veli, “Anun içün esürük sarhoşlaruz/içtiğimiz kadeh doludur bizim”;Pir Sultan, “Dolumuz içeliden ezelden / Münkir ne bilir evliya sırrından”;Teslim Abdal, “Doldurdu doldurdu bir dolu verdi / Ol Hızır’ın yeşil eli sabahtan”; PirMehmet, “Sun elinden içem kudret dolusun/Senin aşkın beniMecnun eyledi”, Kul Şukri; “Gerçekler Ali’den dolu içtiler / Yedi nefisten ruhların seçtiler” Harabi;

“Biz içeriz bize yoktur vebali”,

“Ehline helaldir, na ehle haram”.

derlerken bunu amaçlamışlardır, yoksa sarhoşluğu değil.

Dolu içmenin alışkanlık olduğu Alevi-Bektaşi yöreleri vardır. Genel bir kural olmamakla birlikte tüm Alevi-Bektaşi topluluklarında dolu “Hak dolusu”dur, “Hünkar HacıBektaş Veli dolusudur”, “Gerçek Erenler dolusudur”.Saygıyla alınır, edeple içilir. Ayinin bir bakıma kaçınılmaz bir öğesidir. Kutsal bir havada içilen doludan kötü bir sonuç beklenemez. Bir “günah” doğmasına olanak yoktur. Öylesi bir ortam da zaten yoktur.

HacıBektaş Çelebileri’nden A. Celalettin Ulusoy’un gözlemleri ve değerlendirmeleri ilginçtir. Dem toplumda olumsuz değil, olumlu etki yapar. Toplantılarda “edep” içerisinde dem alınması toplumsal dostluk ve kardeşliği doğurur, kanısındadır. Şöyle diyor:

“Alevi-Bektaşi yolunda, demin belli ölçüler içinde dostluğa ve kaynaşmaya yönelik muhabbet havası içinde içilmesi, toplumsal yaşantıda olumlu etkiler göstermiştir. Düğünlerde, özel ziyafetlerde ve benzeri törenlerde bir Alevi-Bektaşi’nin cana yakınlığı yanında, terbiyeli ve saygılı davranışı hemen dikkati çeker. Bu toplumsal yaşantıda yapılan eğitimle, toplumsal yapıda barış, kardeşlik yolunda gerçekleştirilen bir başarıdır. İnsanların vazgeçemediği içki içme eğilimi, terbiye ve ahlâk kuralları içinde, disiplin altına alınmıştır. Edep dışı, incitici hareketlere ve hafifliklere meydan verilmeden, insan yaşantısına hoş bir hava ve renk getirilmiştir.”

İçki, Alevi-Bektaşiliği’nin bir kuralı, ilkesi değildir. Edep-Erkânı arasında da temel olarak yer almaz. Her Alevi-Bektaşi yöresinde de içilmez. Birçok Sünni veSünni yöresi de içki kullanır. Oysa, Alevi-Bektaşilerde içki kullanmanın (dem alma) bir adabı (kuralı, ilkesi) vardır. İçki, kişiler ve topluluklar için bir “mihenk taşı”, bir kişinin erdemlik ölçüsü olarak algılanır. Alevi-Bektaşiler içkiyi bir “nefis terbiyesi” olarak görürler. Dem, ayinlerde alınır ve kutsal bir saygınlığı vardır.Yerine göre sözü-sohbeti açar, insanları birbiriyle kaynaştırır. Toplumsal dostluk ve kardeşliği sağlar.Bu yanıyla da olumlu bir işlev üstlenmiş ve olumlu bir görevi yerine getirmektedir.

Alevi-Bektaşiler içki kullanmada edepli ve ölçülüdürler. Dem içme geleneği Alevi-Bektaşi edebiyatında bir ekol yaratmıştır. Bir gelenek oluşturmuştur. “Üç K” ilkesini uygularlar. “Üç K”nın anlamı bu toplumca şudur. İçki alınırken eşin (karın), komşun ve kesen zarar görmeyecek ve olumsuz olarak etkilenmeyecektir. Bu ilke Alevi-Bektaşi toplumunu denetimli, kontrollü ve disiplinli kılar.

Kadeh, avucun içine alınır. Bu, sevgiyle tutuştur. Baş parmak yukarıya doğrudur Tanrı’yı gösterir. “Allah-Muhammed-Ali” diyerek kadehte üç küçük yudum alınır. Hiçbir zaman kadeh tümden içilmez, boşaltılmaz. Kadehler tokuşturulurken, eller tokuşturulur ve “Cam cama değil, can cana olması”na özen gösterilir. Bunlar belli bir adap ve disiplin içerisinde yapılır. (B.Ö.)


alıntı.. www.karacaahmet.com

mrb sevgili tulay.. herkes kafasıan göre birşeyler yazıyorlar dem dem diyebde demin nerde kimler tarafından içildiğini pek azımız biliyoruz sanırım.
hakkıkata pir dıvanına kendini bilmez hale geliş bir canı düşüne biliyormuusnuz?. kendinden emin değilmiki dem adı altında serhoş olunupda çılır. biizm pirlerimiz gerçek pirlerimiz hiç birisi ağzından dem alınıp gelinsin dememişlerdir. temiz yolumuzu kirletmesinler.uyuşuk kafayla ne sohbet olunur nede ibadet olunur.yok bardak böyle tutulumuş yok cam cama değilmişde can canaimiş. böyel kişiliği edeb erkan bilmez kişiler yakışırr ancak. dini ayınlerde cemlerimizde.hiç tasib edilecek bir durum değildir. vah onların halıneki aklı açık halde değilde şerhoşken ne anlar ne anlata bilr. çok yazık çok. sadce günlük yaşanıda kişesel olarak her insangibi içerlerse onlara birşey diyeme ama cemlerimizde ve manaviyet anlamında olunursa asla saygı duymam rezillikden başka birşey değildir.saygılar.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.