[COLOR="#000000"] 27 Mayıs gecesi Taksim Gezi Parkı içindeki ağaçların kesilmesini önlemek ve Gezi parkını holdinglere peşkeş çeken iktidarın uygulamalarına karşı başlayan direniş, güvenlik güçlerinin 31 Mayıs sabahı vahşice saldırısı, sonucu kısa sürede yurtiçinde ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız tarafından da eylemlerle, yürüyüş ve mitinglerle desteklendi. Hatta başka ülke direnişleri için de ilham verici bir mücadele sürecine dönüştü.
Yaklaşık 1 aydan bu yana ülkenin her yanında bir çığ tanesi gibi büyüyerek; bir özgürlük ateşi misali değdiği her yeri kavurarak yayılan bu görkemli direniş, dayanışma, kardeşlik ve özgürlük taleplerinin haykırılmasının yanında, önemli dersleri ve çeşitli acıları, hüzünleri de beraberinde getirdi.
Bu direnişlerde önce Hatay’da polisler veya güvenlik güçleri denilen birileri tarafından kameraların, görgü tanıklarının olmadığı bir kuytulukta dövülen, aldığı darbeler sonucu Abdullah Cömert’i, ardından İstanbul 1 Mayıs Mahallesinde kitlenin üzerine sürülen otomobilin yaraladığı Mehmet Ayvalıtaş’ı ve Ankara’da yiğit devrimci genç Ethem Sarısülük’ü yitirdik. Ayrıca yine bu süreçte kimyasal gaz sonucu öldüğünden şüphe edilen 2 kişi daha var.
Yüzbinlerin, milyonların öfkesinin hergün bir önceki güne göre artıp güçlenerek iktidara yöneldiği  yöneltildiği yoğun geçen direniş eylemlilikleri ’duran adam’, ’park ve alanlarda forumlar’ vb protesto şekilleriyle devam ediyor. İktidar da bu süreçte kendisine yöneltilmiş bunca tepkiyi çeşitli manevralar yapmak suretiyle bertaraf etmeyi, bununla hem süreci soğutmayı, hem de mevcut direniş ve dayanışmayı sekteye uğratmayı hedefliyor. Bunu gerçekleştirmek için de büyük bir manipülasyon, tehdit ve sindirme faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor.
[COLOR="#008080"]Öncelikle ülke içinde hak arama talebi olan, demokratik taleplerini ortaya koyan ve bunu yaparken de barışçıl eylemlilikler seçen çevrecilere, gençliğe, özgürlük sevdalılarına karşı çok sert ve aşırı derecede tahammülsüzlük gösteriyor. Bunun için de yoğun bir ’cadı avı’ başlatarak onlarca kişiyi, yasadığı örgüt üyesi, halkı devlete, hükümete karşı direnişe çağırdığı ve Gezi Direnişi eylemlerine katıldığı gerekçeleriyle gözaltına alıyor, birçoğunu tutukluyor. Bunu yaparken de, her türlü insan hakkı ihlallerini işlemekten geri kalmıyor.
10 yılı aşkın süre iktidardaki uygulamalarıyla bir yandan temel hak ve özgürlükleri daraltıyor; adalet, yargı ve yürütmeyi, medyayı tahakkümü altına alıyor; ekonomik yapılara yaşam hakkı tanımıyor. Diğer yandan da sosyal, kültürel, inanç ve etnik farklılıkları ötekileştiren, doğa, çevre ve de inanç düşmanı bir fotoğraf sergileyen AKP iktidarı takiyyeci manevralarına da devam ediyor.
Bu manevralardan birisi de 2009 yılında başlattığı ’Alevi açılımı’ yalanıdır. Epeyce bir süre kamuoyunu ve Alevilerin de bir kısmını oyalayan, Kürt, Ermeni, Roman açılımlarında olduğu gibi, ancak hiçbirinde bir tek samimi adım atmayan AKP hükümeti, bu dört yıllık süreçte Alevilerle, Alevilikle ilgili tek bir olumlu adım da atmadı. Aksine çeşitli uygulamalarıyla mevcut Alevi düşmanlığını perçinlemiş de oldu. Ve bu düşmanca yaklaşımlarına rağmen şimdilerde kamuoyunun dikkatini başka yönlere çekmek için aynı takiyeci yöntemlere başvurmayı sürdürüyor. Daha önceleri yanına aldığı çeşitli işbirlikçi, ihanetçi, rantçı ve devşirme kişiler yerine bu sefer de, babası da dahil, yaşamı boyunca sisteme, devlete hizmet eden, sağcılarla işbirliğinden vazgeçmeyen, Demirel’in ve Fethullah Gülen’in has adamı meşhur düşkün İzzettin Doğan ile bir Alevi Açılımı kandırmacasını daha uygulamaya çalışıyor.
Yeni ’açılıma’ göre Alevilerin Cemevlerine ’ibadethane’ değil, alay edercesine ’kültür merkezi’ statüsü vereceği konuşuluyor. Nevşehir Üniversitesinin isminin Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Tunceli Üniversitesinin adının da Pir Sultan Abdal Üniversitesi yapılabileceği şeklinde bilgiler kamuoyuna fısıldanıyor. Bir de utanmadan, 33 canımızın yakılarak öldürüldüğü Madımak Otelini ’Bilim Kültür Merkezi’ yaptıklarını söylüyorlar.
Bir kez daha açıkça görülüyor ki, AKP ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile zihniyeti takiyelere, yalanlara, oyalamalara devam ediyor ve asla da değişeceğe benzemiyor. Zira daha birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte İstanbul’a yapılacak 3.Köprüye 40 bin Aleviyi katleden katil Yavuz Sultan Selim ismini verdiler. Aynı zihniyet Yavuz Selim ile işbirliği yapan ve Alevileri katleden İdris-i Bitlisi’nin ismini de Bomonti Tepesine vermek için girişimlerini sürdürüyor.
Başbakan ve temsil ettiği zihniyetin yaptığı bunlarla da sınırlı değil ki.. O, kendi söylemiyle genelde dindar ve kindar bir misyonu temsil ediyor ve sadece o misyonun başbakanı gibi davranıyor. Kimi zaman o kindar ve dindar kimseleri ellerinde palalar, kılıçlar, sopalarla, güvenlik güçlerinin yanında kitlelere saldırtmaktan geri kalmadı’
Özelde de tüm yanıltma çabalarına rağmen Alevilere ve Aleviliğe düşmanlıktan bir gün bile geri durmadı. Bu düşmanlıkla ilgili bazı örneklemeleri sıralayalım’
[COLOR="#008080"]Sayın Başbakan, sen Alevilerin ve Aleviliğin tüm değerlerine saldıracaksın.
Sen, Alevilerin ibadethanesi Cemevi için ’ucube’ diyeceksin.
[COLOR="#B22222"]Sen, Alevi çocukları için adeta işkenceyle eşdeğer olan Zorunlu Din Dersini AİHM kararına rağmen sürdüreceksin.
Sen, 33 kişinin yakılarak katledildiği Madımak’ın Utanç Müzesi olmasını engelleyeceksin. Madımak katillerini koruyacak, kollayacak, iş sahibi yapacak ve savunacaksın’
Ve Sivas davasını zaman aşımına uğratıp, karar için de ’millete hayırlı olsun’ diyeceksin.
Sen, Alevilerin namusu da, canı da, malı da helaldir diyen Ebu Suud’u göklere çıkaracak, yetmezmiş gibi Aleviliği seçim meydanlarında aşağılayarak defalarca yuhalatacaksın.
[COLOR="#EE82EE"]Sen, sözde Dersim’den özür dileyecek, ama öte yandan Alevi ziyaretlerini, dergâhlarını HES’lerle, barajlarla sular altında bırakacaksın.
Sen, Sincan’da, Kazlıçeşme’de meydanda aldığın %50 oyu öne sürerek ’milli iradeyi’ tekeline alacak ve demokratik hak ve talepleri için barışçıl eylemleri seçen kitleleri tehdit edecek, sonra da bağnaz, yobaz, dindar ve kindar bir kısım serserini sokağa salacaksın.
Ardından da kalkıp ’ben diktatör değilim’ ve ’Alevi Açılımı yapıyorum’, diyeceksin. ’Kürt Açılımı’ ve ’Kürtlerle barış yapıyorum’ diyeceksin, ama Dersim’e ve diğer kentlere yüzlerce ’kalekol’ yapacaksın. Barış isteyenlerin üzerine de ateş açılacak ve Medeni Yıldırım adlı genci ölümüne de sebep olacaksın.
[COLOR="#2F4F4F"]Sayın Başbakan bilmelisin ki, biz Aleviler senin asimilasyoncu, inkarcı ve imhacı Emevi zihniyetin aynı kaldıkça, yüreklerimizde, bilincimizde yaşayan önderlerimizin, Alevi Ulularımızın isimlerini bir yerlere versen de yine de hiç birşeyin değişmeyeceğini biliyoruz artık. Boşuna çabalama’
[COLOR="#800000"]Biz Aleviler, Aleviliğin ve sorunlarının bir ’demokrasi sorunu’ olduğunu da biliyoruz. Ülkemiz demokratikleşmedikçe, demokratik bir anayasa yapılmadıkça, toplumsal barış sağlanmadıkça, ekonomik, sınıfsal, cinsel baskılar sürdürüldükçe, tek başına Alevi sorununun da ya da tek başına herhangi bir sorunun çözülmeyeceğinin de bilincindeyiz.
Ve son sözümüz de şudur: AKP zihniyeti, yani sizin ve dava arkadaşlarınızın zihniyeti ile Aleviler  Alevilik, asla birleşmeyecek - buluşmayacak iki paralel çizgi gibidir. 2 Temmuza az kala, Madımak’ta yitirdiklerimize buradan söz veriyoruz ki, sistemle yüzleşmedikçe, hesaplaşmadıkça, AKP, Başbakan ve dava arkadaşlarının temsil ettiği asimilasyoncu, inkarcı, yok sayan, ötekileştirici zihniyetiyle Alevilerin ve Aleviliğin yollarının kesişmesi tarih boyunca da asla mümkün olmayacaktır..
Erdal YILDIRIM
30 Haziran 2013
Aleviler ve AKP’nin yolları asla kesişmez
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
4529
Aleviler ve AKP’nin yolları asla kesişmez
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi