Ankara Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda düzenlenen basın toplantısı ile bir heyetin 18 Ocak Çarşamba günü Uludere’ye gideceği açıklanmıştır. Basın toplantısına ABF Genel Başkanı Selahattin Özel, AABK Genel Başkanı Turgut Öker, HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, AKD Genel Sekreteri Hüseyin Yıldırım, PSAKD Genel Sekreteri Cemal Şahin, 2 Temmuz PSA Vakfı Başkanı Emel Sungur, Sanatçı Pınar Sağ, Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Dr. Metin Soğancı ve İmam Canpolat, ABF yöneticileri Kemal Bülbül, Oktay Kandemir, Ali Rıza Yıldırım ve Necdet Saraç, önceki dönem ABF yöneticileri Murtaza Demir, Kazım Genç ve Turan Eser katılmışlardır.
Basın toplantısında sunulan metin ve çağrı şöyledir:
Türkiye Barış Meclisinin davetiyle 4 Aralık 2012 tarihinde bir araya gelen Alevi kanaat önderleri, son dönemde yaşanan çatışma ve şiddet konusunu görüştüler. Toplantı sonucu aşağıdaki açıklamanın kamuoyuna duyurulması ve 18 Ocak 2012, Çarşamba günü Uludere’de taziye ziyaretinin yapılması kararlaştırılmıştır.
Ateş külde söner, Acı yürekte diner.
Acı paylaşıldıkça azalır, Sevgi paylaşıldıkça çoğalır.
Acılar azalsın, sevgiler artsın. Kinler bitsin, dostluklar pekişsin.
Yeni yaşamlarda yeni çiçekler yeşersin. Gerçeğin demine hû!
Şırnak-Uludere ilçesine bağlı Ortasu köyünde, savaş uçaklarının bombalaması sonucu 35 insanımız katledilmiştir. Bu katliam vicdan sahibi herkesi derinden etkilemiştir. Fırat’ın doğusuna yaşatılan yas ve acı bizim acımızdır. Uludere katliamında öldürülen 35 Kürt köylüsü can da bizim canımızıdır. Fırat’ın batısındaki kör ve inkârcı siyasetten farkımız ise, vicdanlı ve “gör inancının” sahibi oluşumuzudur.
Son aylarda hükümet tarafından tırmandırılan şiddet politikaları kaygı vericidir. AKP hükümetinin farklı kültürel kimliklerin varlığına karşı, savunduğu siyaset felsefesi şiddeti, çatışmayı ve ayrımcılığı beslemektedir. Farklı kültürel kimlikleri tanımak, 21. yüzyıl devlet aklının gereğidir.
21. yüzyıl siyaseti, Kürt sorunun demokratik ve barışçıl zeminde çözümünü mümkün kılacak uluslararası tecrübelerden faydalanmayı ve kültürel kimlik haklarına dair evrensel hukuktan beslenmeyi zorunlu kılar. Aksi taktirde çatışma ve şiddet ortamı hem Kürt, hem de Türk gençlerinin canlarını, umutlarını ve geleceklerini teslim almaya devam edecektir. Göz yaşının, akan kanla buluştuğu topraklarda ne yürekler, ne de silahlar susar. Göz yaşının dinmesi için, dağdaki silahın, kentteki silahın ve en önemlisi siyaset diline sığınmış silahların susması gerekir. Çünkü Kürt sorunun çözümü, hamaset diliyle değil, ancak vicdan ve yüreklerin muhabbet diliyle mümkündür.
Bizler; Türkiye’nin çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli/inançlı toplumsal yapısından, ortak bir gelecek kurmak istiyoruz. Türkiye’yi omzundaki ayrımcılık, imha, inkâr, asimilasyon ve katliam gibi bu ağır yüklerinden kurtarmak istiyoruz. Çok kültürlü bir Türkiye’de eşit koşullarda ve kendi kimliklerimizle özgürce bir arada yaşamak için, eskisinden daha çok birbirimize sarılmak zorundayız.
İşte bu sebeplerden dolayı biz; Türkiye’yi şiddet ve çatışma sarmalından kurtaracak yaklaşımlar yerine, insanlığı barış aleyhine ötekileştirmeyi tercih eden AKP politikalarına dur demek için, biz Aleviler öğretimiz gereği 72 milleti aynı nazarda gören barışı savunmaya devam edeceğiz.
Türkiye’de yayılmak istenen çatışma, şiddet, ayrımcılık ve nefret duyguları yerine sevgiyi, dayanışmayı, dostluğu ve barışı egemen kılmak için çalışıyoruz. Biz Alevi dedeleri, kanaat önderleri, aydınları, sanatçıları ve Alevi kurum yöneticileri olarak, Uludere katliamında hayatını kaybeden canlarımız için Gülbanklarımızı okumak, barış türkülerimizi söylemek için yas evlerini ziyaret edeceğiz.
Bu taziye ziyaretine vicdan sahibi bütün kişi ve çevreleri katılmaya davet ediyoruz.
Taleplerimiz
• Hükümet devletin Uludere katliamındaki sorumluluğunu kabul etmeli ve resmen özür dilemelidir.
• Uludere katliamda sorumlu olanlar ortaya çıkarılmalı ve katliamınla ilgili TBMM’de bir araştırma komisyonu kurarak soruşturma başlatmalıdır.
• Akan kanın ve ölümlerin durdurulması için Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollardan çözülmesi zorunludur.
ÇAĞRICILAR: Hüseyin Dedekargınoğlu (Dede), Hüseyin Eriş (Dede), Hasan Hayri Şanlı (Dede), Selahattin Özel, Turgut Öker, Hüseyin Güzelgül, Ercan Geçmez, Yaşar Seyman, Pınar Sağ, Tolga Sağ, Kazım Genç, Ziya Halis, Salman Kaya, Mustafa Aslan, Necdet Saraç, Fevzi Gümüş, Oktay Kandemir, Köksal Yıldırım, İmam Hüseyin Bor, Hüseyin Yıldırım, Kelime Ata, Yavuz Canpolat Kemal Bülbül, Sultan Özer, Cevahir Canpolat, Elif Kaya, Ahmet Abakay, Fatma Binici, Ali Kenanoğlu, Meh****li Çankaya, Mustafa Özcivan, Durak Arslan, Erdal Kılıçkaya, Dr. Hüseyin Akpınar, Abbas Tan, Kazım Gündoğan, Yaşar Kılavuz, İrfan Açıkgöz, Ali Göçmen, Hüseyin Mat, Haydar Aygören, Zeynel Özen, Bülent Ant, İsmail Armut, Feramuz Acar, İsmail Ataş, Bülent Kaya, Ali İbrahim Tutu, Ali Ertan Toprak, Kamil Ateşoğulları, İsrafil Erbil, Çağlar Kanar, Ergüder Öner, İshak Kocabıyık, Ozan Ali Çağan, Adnan Önder, Hüseyin Şimşek, Serdar Akın, Şahmettin Özden, Cafer Cebe, Şahin Kurt, Engin Gündük, Ali Asker Çoşkun, Adnan Cangüder,Turan Eser.
Alevi haber ajansı -
Aleviler Uludere'ye taziye ziyaretine gidiyor!
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana