Şimdiye kadar 150 kişinin imzaladığı ve 20 sivil toplum örgütü tarafından desteklenen Alevilik Bildirgesi Hareketi’nde Aleviler Cumhurbaşkanı adaylarına sesleniyor...
Ali Rıza Özdemir ve İsmail Baki tarafından kaleme alınan Alevilik Bildirgesi açıklandı. Şimdiye kadar 150 kişinin imzaladığı ve 20 sivil toplum örgütü tarafından desteklenen Alevilik Bildirgesi Hareketi’nde Aleviler Cumhurbaşkanı adaylarına sesleniyor.
Bu kapsamda yayınlanan metinde de Alevilerin talepleri ve mesajları yer alıyor. Aleviliğin tanımının yapılmasına itiraz edilen bildirgede, ’Cumhurbaşkanı adayları Aleviliği tanımlamaktan kaçınmalı Aleviler adına konuşmamalıdır’ifadelerine yer verildi.
Cem evlerine ibadethane statüsü verilmesi istenirken bildirgede şunlar aktarıldı:
Diyanet İşleri Başkanlığı, din tacirliğini önlemek için Atatürk tarafından kurulan önemli bir devlet kurumudur. Atatürk, elbette bu kurumu doğru amaçlar için kurmuştur. Ancak geldiğimiz noktada Atatürk’ün hedeflediği amaçlara uygun çalışmadığı açıktır. Aleviler açısından Diyanet İşleri; ’çaycısı bile Alevi olmayan’ bir kurumdan ibarettir. Bu şekli ile benimsenmesi, kabul görmesi mümkün değildir.
Ne var ki, Diyanet yetkilileri zaman zaman Alevilik konusunda açıklamalar yapmakta, Alevi inanç ve kanaat önderlerine yanaşarak Alevileri Sünnileştirmek gibi çabalar içine girmektedir. Bunun da kabulü mümkün değildir. Diyanet İşleri yetkilileri;Alevilik hakkında konuşmamalı, Alevileri asimile edici çalışmaları bırakmalı ve asli görevlerini yerine getirmelidir. Mesela Selefi akımlara kapılan Sünni çocuklarına sahip çıkmalı, sahte şeyhleri ve cemaat liderlerini deşifre etmeli, din tüccarlarına meydanı bırakmamalı, Türk Sünniliğini korumak için seferber olmalıdır. (Liste uzatılabilir.)
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mevcut yapısı içinde Alevilerle ilgili herhangi bir tasarrufta bulunması doğru değildir.
DEVLET KURUMLARINDA ALEVÃLERE YÖNELİK AYRIMCILIĞIN SON BULMASI
Alevilerin neredeyse tamamı devlet kurumlarında (sadece Alevi oldukları için) kendilerine ayrımcılık yapıldığını hissetmektedir. En varlıklı iş adamından en fakirine kadar bütün Alevilerde bu duygu vardır ve hatta bu duygu, bir tedirginlik halini almıştır. İşlerinin, devlet kurumlarında Alevi olmaları nedeniyle ilerlemediğine ve sonuçlanmadığına dair ötekileşme hissi artarak devam etmektedir.Devlet kurumlarında görev almada, memurlukta bu çekince açıkça görülmektedir. Ayrımcılık olmadığına dair çok sayıda itiraz gellse de, bu his vardır ve bu hissin kendisi bir sorundur.
Alevilerin yaşadığı bu hissi yenmek; devlet kurumlarında ayrımcılık yapılmadığına dair Türk toplumunun tamamını ikna etmekten geçmektedir.
SİYASETTE ALEVİLERİN GÖRÜNÜR OLMASI
Cumhuriyetin ilk yıllarında Aleviler, genel olarak sağ partileri destekliyorlardı. Birkaç nedenden dolayı bu destek asgari düzeye indi: Sağ partiler Alevilere verdikleri sözleri tutmadılar; Selefi akımların etkisinde kalarak daha mezhepçi politikalar benimsediler;Alevileri partilerin karar verici mekanizmalarından özenle uzak tuttular. Bunların sonucunda Aleviler de sağ partilerde siyaset yapmayı en alt düzeye çektiler.
Aleviler; siyasi partilerde daha görünür olmalı, karar verici süreçlere dâhil edilmelidir. Partiler; genel başkan yardımcılarından en azından birine kamuoyunda Aleviliği ile tanınan bir kişiyi getirerek işe başlayabilirler.
ALEVÃLERİN BÜROKRASİDE YÜKSELMESİ
Geçmişte de durum çok parlak değildi ancak bugün için devlet bürokrasisinde Aleviler yok denecek kadar azdır. Bugün üst düzey hiçbir Alevi bürokrat yok gibidir. Bu durum, Alevilerdeki ötekileştirme sürecini beslemektedir. Aleviler devlet bürokrasisinde yükselmek için gerçek bir liyakat sistemi istemekte, bütün adaletsizlikleri reddetmektedir.
Liyakate dayanan adil bir bürokratik sistemin inşası için somut adımlar atılmalıdır.
TOPLUMDAKİ ÖNYARGILARIN YOK EDİLMESİ
Geçmişten beri Türk toplumunun değişik katmanlarında Aleviler hakkında birçok iftira dolaşmaktadır. Bunlar, Osmanlı döneminde devlet eliyle bilinçli olarak yayılan psikolojik operasyon unsuru bilgilerdir. Yazık ki, Osmanlı çağından kalan bu hastalık, günümüzde de ufak dozajlarda devam etmektedir. Bu alçakça iftiralar artık sonlanmalıdır. Zaman zaman devlet eliyle de beslenen bu tür yanlış bilgiler, ders kitaplarına kadar girebilmektedir.
Devlet, kurumlarıyla bu tür yanlış bilgileri yayanların üzerine gitmeli ve bu tür kişileri cezalandırmalıdır.
MARAŞ-ÇORUM-SİVAS KATLİAMLARININ AYDINLATILMASI
Alevilerin, devletle ilişkisinde en sorunlu alandan biri Cumhuriyet devrinde yaşanan katliamlardır. Özellikle Maraş, Çorum ve Sivas katliamları aradan geçen yıllara rağmen aydınlatılmamış ve gerçek failleri bulunamamıştır. Alevi kamuoyunda devletin bu katliamlara göz yumduğuna dair genel bir kabul vardır. Başta Aleviler olmak üzere bütün Türk toplumunun vicdanı bu konularda halen yaralıdır. Söz konusu katliamlar aydınlatılmadan ve failleri cezalandırılmadan Alevilerin vicdanı kanamaya devam edecek, devletle ilişkiler doğru bir temele oturmayacak ve konu, birileri tarafından sürekli istismar edilecektir.
Maraş, Çorum ve Sivas katliamları aydınlatılmalı ve gerçek faillere adil cezalar verilmelidir.
ALEVÃ MAHALLELERİNİTACİZ VE TAHRİKTEN VAZGEÇİLMESİ
Alevilerin yoğun olarak yaşadığı yerleşmelere (mahallelere vb.) ve bu yerleşmelerdeki devlet kurumlarına tarihte Alevi düşmanlığı ile ünlenmiş kişilerin adlarının verilmesi, bilindik bir uygulamadır. Amaç tahriktir. Küçümsemektir. Elbette Türk tarihine mal olmuş herkes Türk’ündür, bizimdir. Ancak yukarıda bahsi geçen uygulama başka bir şeydir. İyi niyetli olmadığı aşikârdır. Ortada bir taciz ve tahrik vardır. Diğer taraftan tarihte Alevi kimliği ile ön plan çıkmış ünlü şahsiyetlerin adı devlet kurumlarında ve yerleşmelerde yok denecek kadar azdır. Mesela ülkemizde Yavuz Sultan Selim adını taşıyan onlarca mahalle varken, Şah İsmail adını taşıyan tek mahalle bile yoktur.
Yerleşmelere ve devlet kurumlarına isim verilirken dikkatli olunmalı ve hassasiyetler gözetilmelidir. Birleştirici isimlere ağırlık verilmelidir.
EL KONULAN ALEVÃ DERGÃHLARININ İADE EDİLMESİ
Alevilikte ’ziyaret’ önemli bir kavramdır. Kutsal yerlere giderek bazı ritüelleri yerine getirmek, ibadetler arasında önemli bir yere sahiptir. Ziyaret yerlerinden biri de, Alevi uluların kabirlerinin de bulunduğu dergâhlardır. Bu dergâhların bir kısmı üçüncü şahıslara satılmış, bir kısmı ise Sünni cemaatlere verilmiştir. Üstelik bunlar devlet eliyle yapılmıştır. Oysa bu uluların soyları devam etmektedir ve bazı ailelerin bu dergâhlar üzerinde hak talepleri vardır. Bir kısmı ise harabe haldedir ve onarımları kişisel çabalarla yapılmaktadır.
Alevi ulularının kabirlerinin bulunduğu veya adını taşıyan dergâhların yönetimi, o kişinin evlatlarına verilmelidir. Harabe halde olanlar talep üzerine onarılmalıdır.
MEZHEPÇİ POLİTİKALARDAN VAZGEÇİLMESİ VE MİLLİ BİRLİĞE VURGU YAPILMASI
Alevilik, ayrılık değil ’birlik’ yoludur. En merkezi kavramlarından biri ’birlik’tir.Bu bağlamda Aleviler, milli birliği de son derece önemsemektedirler. Milli birliğe ve ortak değerlere vurgu yapılmalı ve bu değerler ön planda tutulmalıdır. Her zaman olmasa da zaman zaman din, siyaset alanına çekilmiş ve mezhepçi politikalar ön plana çıkarılmıştır. Bir mezhebin veya inanış biçiminin siyaseten ön plana çıkması ve siyasete malzeme yapılması toplumun her kesimi için rahatsızlık vericidir. Toplumsal beklentiler ve talepler meşru zeminde elbette karşılanmalıdır ama sadece Sünnilik değil Alevilik de siyasetin malzemesi yapılmamalıdır. Aleviler, Aleviliğin de siyaseten kullanılmasına karşıdır.
Dinin siyasetin alanından çekilmesi ve siyasi malzeme olarak kullanılmaması gerekir. Önümüzdeki seçimden başlayarak bu esası uygulamak iyi bir başlangıç olabilir.
EVRENSEL İNSAN HAKLARININ İŞLERLİK KAZANMASI
Alevilerin en önemli talepleri arasında; evrensel insan haklarının işlerlik kazanmasını, uluslararası hukukun uygulanmasını ve gerçek bir demokrasinin inşa edilmesini saymak gerekir. Sadece Aleviler için değil bütün Türk toplumu için talep edilen bu hususlar, ülkemizin kalkınmasında da anahtar rol oynayacaktır.
Siyasi partiler; evrensel insan haklarının işlerlik kazanması, uluslararası hukukun uygulanması ve gerçek bir demokrasinin inşası için uygulanabilir bir yol haritası çizmeli ve bunu kamuoyu ile paylaşmalıdır.
SONUÇ
Sonuç olarak Alevilerin devletten ve hükümetlerden talepleri olmayacak işler değildir. En doğal insan hakları ve vatandaşlık talepleridir. Başka bir inanç grubunun haklarına müdahaleyi de içermeyen bu taleplerin tamamı, sadece Alevilerin değil, bir bütün olarak Türk milletinin yararına olan işlerdir. Bu metinde yazılı hususların karşılanması, enerjimizi daha yararlı ve ileri işlerde harcamamız için bir kapı açacaktır. Ülkemizin kalkınmasına ve milletimizin dirliğine katkı sunacak söz konusu talepleri sadece Aleviler değil, Türk toplumunun her kesimi Alevilerle dayanışma içinde ve yüksek sesle dillendirmelidir.
Odatv.com
Aleviler seçimden ne bekliyor
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
9849
Aleviler seçimden ne bekliyor
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi