You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

"Aleviler sapık, Tuncelililer şerefsiz"

"Aleviler sapık, Tuncelililer şerefsiz"

Posting Freak
"Aleviler sapık, Tuncelililer şerefsiz"
Bursa İnegöl ilçesinde bir dershanede öğretmenlik yapan Taylan öğretmene dershane yöneticileri ve öğretmenler tarafından söylenen sözler: Tunceliler şerefsiz oluyor, Alevi ve Şiilerin hepsi sapık.

CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Bursa İnegöl'de bir dershanede öğretmenlik yapan Taylan öğretmenin, ''Alevi olması'' dolayasıyla çalıştığı sürece öğretmenler, dershane yöneticilerinin nefret söylemi, ayrımcı davranışlarına maruz kaldığını belirtti.

Erdemir, Taylan öğretmenin, yaşadıkları nedeniyle Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğüne şikayet dilekçesi gönderdiğini, müdürlüğün dersane şubesine kınama cezası verdiğini, İnegöl savcılığına yapılan suç duyurusunun ise ''kovuşturmaya yer olmadığı'' kararıyla sonuçlandığını, karara itiraza ise henüz yanıt gelmediğini anlattı.

Erdemir Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e seslenerek şöyle konuştu " Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'i, eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı şekilde mücadele etmeye, gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Artık eğitim kurumlarımızda nefretin pedagojisi değil, eleştirel akıl ve insancıl değerler rehber olsun'' diye konuştu.

'TUNCELİLER ŞEREFSİZ OLUYOR'
Aykan Erdemir'in konuşmasının tam metni şöyle:

Bugün sizlerle Bursa'nın İnegöl ilçesinde bir öğretmenimizin yaşadığı nefret söylemi ve ayrımcılık deneyimini paylaşmak istiyorum. Mağdur öğretmenimizin kendi isteği üzerine tam adını kullanmayacağım ve kendisinden Taylan Öğretmen olarak söz edeceğim.

Taylan Öğretmen, 2009-2010 öğretim yılında İnegöl Kültür Dershanesi'nde çalışmak üzere bir yıllık sözleşme imzalar. Alevi olması nedeniyle çalıştığı süre boyunca gerek öğretmenler gerekse dershane yöneticilerinin nefret söylemlerine ve ayrımcı davranışlarına maruz kalır. Örneğin bir öğretmen kendisine "Tunceliler şerefsiz oluyor, Alevi ve Kürt oldukları için isyan ediyorlar" der. Bir başka öğretmen ise "Alevi ve Şiilerin hepsi sapık" der. Bir müdür yardımcısı ise Taylan Öğretmen'in çok başarılı bir öğretmen olduğunu ancak iş yerindeki huzuru ve öğretmenler odasındaki sinerjiyi bozduğunu, toplu sohbet ve toplu namazlara katılmadığını ve diğer öğretmenler ve işyeri müdürünün Alevi bir öğretmen ile aynı ortamda çalışmanın günahını artık taşımak istemediklerini belirtir. Biliyorum ki tüm bu yaşananlar nefret söylemini siyasetin bir aracı yapan ve kindar nesil yetiştirme çabası içinde olan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidarında hiç de şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan ise mağdur bir öğretmenin hakkını arama sürecinde başına gelenlerdir.

Taylan Öğretmen, haklarının bilincinde olan her sorumlu yurttaşın yapması gerekeni yapar ve inancı dolayısıyla maruz kaldığı sistematik ayrımcılık ve ötekileştirme nedeniyle Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikayet dilekçesi gönderir. Yapılan incelemeler sonucunda, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce dershane şubesine 'KINAMA' cezası verilir. İnegöl Savcılığı'na yapılan suç duyurusu ise 'Kovuşturmaya Yer Olmadığı' kararıyla sonuçlanır. Bu karara 5 Eylül 2011'de yapılan itiraza ise Yalova Ağır Ceza Mahkemesi henüz yanıt vermemiştir.

Dershanenin Genel Merkezi ve İnegöl Şubesi olayın basına yansımasını gerekçe göstererek Taylan Öğretmen'e 5'er bin liralık iki ayrı tazminat davası açmıştır. Bu tazminat davalarının Taylan Öğretmeni sindirmek ve davadan vazgeçmesini sağlamak amacıyla açılmış olduğu kuşkusu uyanmaktadır. Tazminat davaları, hakkını ve hukukunu meşru yollarla savunan Taylan Öğretmeni sistematik bir mağdurlaştırma süreciyle karşı karşıya bırakmaktadır. "Mağdurlaştırma", insan hakları literatüründe "bir kişinin ayrımcılığa uğradığı gerekçesiyle yaptığı şikâyet sonucunda kötü bir davranışla karşılaşması veya farklı muamele görmesi" olarak tanımlanmaktadır. Artık Türkiye'de insanlar yalnızca ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmamakta, maruz kaldıkları ayrımcılıkla mücadele ettikleri için de cezalandırılmaktadır. Toplum olarak takdir etmemiz gereken yürekli yurttaşlar, nefret ve ayrımcılık karşısında susmadıkları için mağdur edilmektedir.

Yaşanan bu ibret verici gelişmeler sonrasında sizlerin huzurunda şu üç davette bulunmak istiyorum.

Kültür Dershanesi Genel Merkezi'ni ve İnegöl şubesini Taylan Öğretmen'den özür dilemeye ve tazminat davalarını geri çekmeye davet ediyorum. Maddi güçlükler içinde bulunan mağdur bir öğretmenin 10.000 lirasını almak bir eğitim kurumuna yakışmaz. Unutmasınlar ki ağlayanın malından kimseye hayır gelmez. Atalarımızın dediği gibi: "Alma mazlumun ahını, gökten indirir şahini".

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'i eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı bir şekilde mücadele etmeye ve gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Artık eğitim kurumlarımızda nefretin pedagojisi değil eleştirel akıl ve insancıl değerler rehber olsun.

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı nefreti ve ayrımcılığı körükleyecek eylem ve söylemlerden uzak durmaya, sekiz yıldır sürüncemede kalan Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu'nu ve Ulusal İnsan Hakları Kurumu'nu hayata geçirmeye ve Nefret Suçları Yasası'nı bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine getirmeye davet ediyorum.

Nazım'ın da dediği gibi: "Bu davet bizim! Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu hasret bizim!"

02 Mart 2012
Kaynak: birgun.net
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
"Aleviler sapık, Tuncelililer şerefsiz"
Alevilere bu yakıştırmaları reva görenleri normal karşılamak gerek..! Çünkü bu ülkenin başbakanı seçim meydanlarında alevileri yuhalatarak, Mecliste yaptığı kimlik tanımlamasında görmezden gelerek, alevilerin ibadethanelerine cümbüşevi yakıştırması yaparak bu gibi kendini bilmezlerin kılavuzu olmuştur. Yani imam-cemaat meselesi...
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"
Son Düzenleme: 04/03/2012, 17:28, Düzenleyen: TÜLAY.
Posting Freak
"Aleviler sapık, Tuncelililer şerefsiz"
Aynada kendilerine Baksınlar ve gerçekleri görsünler
Nefsi “Pir”in gölgesinden başka hiçbir şey öldüremez; o “nefs öldüren”in eteğini sımsıkı tut.
''HZ MEVLANA''

ÜSEYİN'in Aşkına Şahitsen, Bu Şahadet Kutlu Olsun... Sen ÜSEYİN'in Aşkı ile Her Dem Diri Kalanlardansın, Ve Sen
'' Aşkın Şehidi'sin!..''
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
Posting Freak
"Aleviler sapık, Tuncelililer şerefsiz"
HüsniyeD yazdı:Bursa İnegöl ilçesinde bir dershanede öğretmenlik yapan Taylan öğretmene dershane yöneticileri ve öğretmenler tarafından söylenen sözler: Tunceliler şerefsiz oluyor, Alevi ve Şiilerin hepsi sapık.

CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Bursa İnegöl'de bir dershanede öğretmenlik yapan Taylan öğretmenin, ''Alevi olması'' dolayasıyla çalıştığı sürece öğretmenler, dershane yöneticilerinin nefret söylemi, ayrımcı davranışlarına maruz kaldığını belirtti.

Erdemir, Taylan öğretmenin, yaşadıkları nedeniyle Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğüne şikayet dilekçesi gönderdiğini, müdürlüğün dersane şubesine kınama cezası verdiğini, İnegöl savcılığına yapılan suç duyurusunun ise ''kovuşturmaya yer olmadığı'' kararıyla sonuçlandığını, karara itiraza ise henüz yanıt gelmediğini anlattı.

Erdemir Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'e seslenerek şöyle konuştu " Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'i, eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı şekilde mücadele etmeye, gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Artık eğitim kurumlarımızda nefretin pedagojisi değil, eleştirel akıl ve insancıl değerler rehber olsun'' diye konuştu.

'TUNCELİLER ŞEREFSİZ OLUYOR'
Aykan Erdemir'in konuşmasının tam metni şöyle:

Bugün sizlerle Bursa'nın İnegöl ilçesinde bir öğretmenimizin yaşadığı nefret söylemi ve ayrımcılık deneyimini paylaşmak istiyorum. Mağdur öğretmenimizin kendi isteği üzerine tam adını kullanmayacağım ve kendisinden Taylan Öğretmen olarak söz edeceğim.

Taylan Öğretmen, 2009-2010 öğretim yılında İnegöl Kültür Dershanesi'nde çalışmak üzere bir yıllık sözleşme imzalar. Alevi olması nedeniyle çalıştığı süre boyunca gerek öğretmenler gerekse dershane yöneticilerinin nefret söylemlerine ve ayrımcı davranışlarına maruz kalır. Örneğin bir öğretmen kendisine "Tunceliler şerefsiz oluyor, Alevi ve Kürt oldukları için isyan ediyorlar" der. Bir başka öğretmen ise "Alevi ve Şiilerin hepsi sapık" der. Bir müdür yardımcısı ise Taylan Öğretmen'in çok başarılı bir öğretmen olduğunu ancak iş yerindeki huzuru ve öğretmenler odasındaki sinerjiyi bozduğunu, toplu sohbet ve toplu namazlara katılmadığını ve diğer öğretmenler ve işyeri müdürünün Alevi bir öğretmen ile aynı ortamda çalışmanın günahını artık taşımak istemediklerini belirtir. Biliyorum ki tüm bu yaşananlar nefret söylemini siyasetin bir aracı yapan ve kindar nesil yetiştirme çabası içinde olan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidarında hiç de şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan ise mağdur bir öğretmenin hakkını arama sürecinde başına gelenlerdir.

Taylan Öğretmen, haklarının bilincinde olan her sorumlu yurttaşın yapması gerekeni yapar ve inancı dolayısıyla maruz kaldığı sistematik ayrımcılık ve ötekileştirme nedeniyle Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikayet dilekçesi gönderir. Yapılan incelemeler sonucunda, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce dershane şubesine 'KINAMA' cezası verilir. İnegöl Savcılığı'na yapılan suç duyurusu ise 'Kovuşturmaya Yer Olmadığı' kararıyla sonuçlanır. Bu karara 5 Eylül 2011'de yapılan itiraza ise Yalova Ağır Ceza Mahkemesi henüz yanıt vermemiştir.

Dershanenin Genel Merkezi ve İnegöl Şubesi olayın basına yansımasını gerekçe göstererek Taylan Öğretmen'e 5'er bin liralık iki ayrı tazminat davası açmıştır. Bu tazminat davalarının Taylan Öğretmeni sindirmek ve davadan vazgeçmesini sağlamak amacıyla açılmış olduğu kuşkusu uyanmaktadır. Tazminat davaları, hakkını ve hukukunu meşru yollarla savunan Taylan Öğretmeni sistematik bir mağdurlaştırma süreciyle karşı karşıya bırakmaktadır. "Mağdurlaştırma", insan hakları literatüründe "bir kişinin ayrımcılığa uğradığı gerekçesiyle yaptığı şikâyet sonucunda kötü bir davranışla karşılaşması veya farklı muamele görmesi" olarak tanımlanmaktadır. Artık Türkiye'de insanlar yalnızca ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmamakta, maruz kaldıkları ayrımcılıkla mücadele ettikleri için de cezalandırılmaktadır. Toplum olarak takdir etmemiz gereken yürekli yurttaşlar, nefret ve ayrımcılık karşısında susmadıkları için mağdur edilmektedir.

Yaşanan bu ibret verici gelişmeler sonrasında sizlerin huzurunda şu üç davette bulunmak istiyorum.

Kültür Dershanesi Genel Merkezi'ni ve İnegöl şubesini Taylan Öğretmen'den özür dilemeye ve tazminat davalarını geri çekmeye davet ediyorum. Maddi güçlükler içinde bulunan mağdur bir öğretmenin 10.000 lirasını almak bir eğitim kurumuna yakışmaz. Unutmasınlar ki ağlayanın malından kimseye hayır gelmez. Atalarımızın dediği gibi: "Alma mazlumun ahını, gökten indirir şahini".

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'i eğitim kurumlarında sıklıkla yaşanan ayrımcılık, nefret söylemi ve ötekileştirme süreçleriyle kararlı bir şekilde mücadele etmeye ve gerekli önlemleri almaya davet ediyorum. Artık eğitim kurumlarımızda nefretin pedagojisi değil eleştirel akıl ve insancıl değerler rehber olsun.

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı nefreti ve ayrımcılığı körükleyecek eylem ve söylemlerden uzak durmaya, sekiz yıldır sürüncemede kalan Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu'nu ve Ulusal İnsan Hakları Kurumu'nu hayata geçirmeye ve Nefret Suçları Yasası'nı bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemine getirmeye davet ediyorum.

Nazım'ın da dediği gibi: "Bu davet bizim! Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu hasret bizim!"

02 Mart 2012
Kaynak: birgun.net

Bu sözleri söyleyen öğretmen yakında müdür olur. Terfi için her türlü iftirayı atan insanlar ne oluyor ? Sormak lazım.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim Ali’dir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm Yunan’a karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı

BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
Posting Freak
"Aleviler sapık, Tuncelililer şerefsiz"
sormuşlarki kişiye beni nasıl bilirsin,demişki ;

KENDİM GİBİ...

BAŞKA SÖZE GEREK YOK.
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.