Alıntı:
Alevilik İslamın Neresinde?
Rahmetli Nejat Birdoğan ‘‘Alevilik İslam dışıdır’’ deyince Aleviler arasında kızılca kıyamet koptu, silahlar çekildi, yargısız infazlar başladı. Kendilerini daha çok ‘‘Alevi-İslam’’ sayanlar, ‘‘Alevilik İslam’ın özüdür’’ diyerek İslama sarılıp Arap dil ve kültürünün etkisine girdiler. O arada Diyanet İşleri çevresi de bu ortamdan yararlanarak öteden beri sürdürdüğü asimilasyon politikasına hız kazandırdı. 1980’li yıllarda Diyanet İşleri Başmüfettişlerinden Abdulkadir Sezgin’in misyonerliğinde sürdürülen Alevi asimilasyon politikası kabul gördü:
‘‘Osmanlı belgeleri okunursa, Alevilerin Müslüman oldukları, Hanefi mezhebine mensup bulundukları; yani Türkiye’deki Müslümanlar arasında fark olmadığı ortaya çıkacak... Bunu 27 yıldır din hizmetinde bulunan dini, mezhebi ve bunlar arasındaki farkları bilen bir insan olarak söylüyorum: Din olarak, mezhep olarak hiçbir fark, evet hiçbir fark yoktur.’’ (1. s. 81).
‘‘Köylerinde cami ve İmam-Hatip okulu bulunan Alevi vatandaşların Sünnileştiğini, kendi kimliklerini kaybettiklerini söylemek hiçbir zaman mümkün değildir. Çünkü aynıdırlar...’’ (2. s. 299)... (A. Sezgin, 1- Osmanlı’dan Günümüze Alevilik, Kasım 1997; 2- Bektaşi Geleneği ve Türkiye Aleviliğinin Karakteristiği, Ekim 1998, Gazi Üniversitesi Yayınları.)
9. Mart 1997 günü Sivas Atatürk Kültür Merkezi’nde verdiği bir konferansında da şöyle diyor Sezgin:
‘‘Şimdi sıkı durun! Alevilerin hangi mezhepten olduklarını söylüyorum: Sivas Müftüsü Hazretleri de burada, tarikatın mensupları ve lider kadrosundan olanlar da var. Herkes iyi dinlesin: Bizim Alevi, Bektaşi, Kızılbaş, Çepni, Tahtacı, Türkmen veya Sıraç dediğimiz insanların tamamı itikaden Maturudi, amelen Hanefi mezhebindendirler... Sivas Müftüsü ile Cem Vakfı Şube Başkanı kardeşim aynı mezheptendir. Aralarında zerre kadar fark yoktur.’’ (Kadri Erdoğan, Hacı Bektaş Veli Armağanı, Gazi Üniversitesi Yayını, Kasım 1997.)
Bu bağlamda asimilasyoncu politikasına devam eden Abdulkadir Sezgin’in, bazı bölgelerde -küçük azınlık da olsa- başarılı olduğunu söyleyebiliriz: Alevi kökenli, ama Aleviliklerini yitirmiş Konya Selçuklu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu Hüseyin Tuğcu, kardeşi Cemal Tuğcu; Albay emeklisi Ahmet Er ve Amasyalı Doç. Dr. Süleyman Sarıtaş gibi yandaşlarıyla Manisa’nın Akhisar ilçesine bağlı Sünnetçiler köyü başta olmak üzere, Kütahya’nın Şeyhlerliler köyü, Emet ve Hisarcık ilçelerine bağlı Bahatlar, Kızık, Samrık, Alpınız (Uzunçam); Gediz’e bağlı Akçaalan beldesi, Simav’a bağlı Beyce, Çitgöl kasabaları, Samat ve Karbasan köylerinde Sünnileştirme faaliyetlerinde sonuç almışlardır. (Hüseyin Demirtaş, Karacaahmet Sultan Dergisi, Haziran 2001)
Bu asimilasyoncu politikanın son örneği, 1 ve 2 Şubat 2001 tarihlerinde düzenlenen Müftüler toplantısında görüldü. Diyanet çevresinden bu toplantıya ilginç bir rapor sunuldu. Bu rapora göre Aleviler şöyle yok edilmek isteniyordu:
alevileriz.biz
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)