You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aleviler'in hakları ne olacak?

Aleviler'in hakları ne olacak?

Posting Freak
Aleviler'in hakları ne olacak?
M.S. 2014 yılındayız. Hâlâ sivil bir anayasamız yok. Türkiye, beşeri kalkınmanın erken safhalarında gerçekleşmesi lazım gelen sivil anayasa gibi meseleleri hâlâ çözememiş halde.

Geçen genel seçimlerde "tam demokratikleşme, sivil anayasa" vaadiyle propaganda yapan siyasi partileri dinliyorduk. Halbuki az bir zaman sonra sivil anayasaya kavuşmak bir kenara Türkiye'de hukuk sisteminin topyekûn çöktüğüne şahit olduk.

İşin garip tarafı çözülmemiş birçok ciddi meselemiz var iken siyaset mekanizması topluma "sen süper güçsün" propagandası yapıyor. İnsan dünyadaki güç dengesini az çok bilmese ve sadece Türk siyasetçisini dinlese Türkiye'yi süper güç zannedebilir.

Üstat Kemal Tahir, bir zamanlar Türkiye için şöyle yazmıştı: "Normal bir memleketteymiş gibi yaşıyordu herkes. Sanki geri değildik. Sanki arayı kapatmak için yüz kat daha çalışmak zorunda değildik." Demek üzerinden şu kadar sene geçmiş olmasına rağmen hâlâ Kemal Tahir'in dediği noktadayız.

Aleviler

Çözülmediği halde sanki önemli değilmiş gibi yaptığımız bir konu da Aleviler'in hakları konusu. Sanki bu ülkede milyonlarca Alevi yok. Sanki Aleviler'in bütün hakları onların taleplerine göre düzenlenmiş.

Onlarca yıldır Aleviler'in hakları konusu çözülmeden bir kenara itelendiği halde sanki hiç böyle bir sorun yokmuş gibi yaşamaya devam ediyoruz.

Sembolik reformlar ve adımlar önemlidir. Bir Alevi'yi "Ramazan iftar sofrasına davet etmek" önemlidir. Son günlerde gündeme gelen Cami-Cemevi Projesi son derece müspet bir düşüncedir. Ancak [B]Aleviler'[/B]in hakları meselesi sembolik adımlarla geçiştirilecek safhayı çoktan geçti.

Artık temel mesele şudur: Aleviler de aynı hukuksal ve diğer düzenlemelerle Türkiye düzeninin eşit paydaşları olmalıdır.

Diyanet konusu

Modern devlette esas vatandaştır. Devlet dini, cinsiyeti, ırkı, mezhebi ne olursa olsun bütün vatandaşlarına eşit olmalıdır. Halbuki bizde İslam -Sünni formuyla- devletin bürokratik bir kurumu olarak örgütlenmiştir.

Şimdi modern, demokratik ve bütün vatandaşlarına adil bir devlet olacaksa Türkiye'nin önünde iki tane seçenek vardır: Ya "ben herkese eşit olurum" diyerek "Diyanet teşkilatından vaz geçecek" yahut yine "ben herkese eşit olurum" diyerek "her tür farklı dini anlayışa böyle bir yapı kuracaktır."

Yukarıdaki iki yolun dışında her seçenek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Alevi, Caferi, Hıristiyan, Musevi gibi farklı kimliğe sahip insanlar için sürekli ve sistematik bir hak ihlali anlamına gelecektir.

Elbette binlerce çalışanı ve kurumu olan Diyanet'ten "vazgeçmek" ciddi sosyal ve siyasi sorunlar doğurur. Bu gayet tabii anlaşılabilir bir gerekçedir. Ancak o zaman yapılması gereken diğer inanç gruplarının da adil biçimde benzer imkanlara kavuşmasıdır.

Zira, "sadece bir dinin" veya "İslam'ın sadece bir yorumunun" devlet kaynakları ile desteklendiği bir siyasal düzeni demokratik olarak kabul etmek mümkün değildir.

Diğer inançlar

Üstelik tek tartışılan konu Alevilik de değildir. Bugün Türkiye'de söz gelimi Caferiler de ciddi sorunlara sahiptir. Meselenin özü, farklı inanç geleneğinden gelen vatandaşların ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir din ve devlet ilişkileri modeli geliştirmektir.

Öte yandan

Ancak meselenin hassas bir boyutu daha var. Bugün İslam'ın devletin bir bürokratik kurumu olarak örgütlenmiş olmasının ciddi mahsurları var. Bir kere bunu zaman zaman "cuma hutbelerinde" görüyoruz. Devletin bir kurumu olmak, İslam'ın özündeki özgürlükçü ve gerektiğinde sosyal yaralara karşı "haykıran" vasfını tabir-i caizse bir kafes içinde tutuyor. Son tahlilde "devletin memurları" olan imamlar ve vaizler politik dengeleri hatta zaman zaman baskıları hesaba katmak zorunda kalıyor.

Bütün bu sorunlar bize şunu hatırlatıyor: Bir dini anlayış için en ideal çözüm aslında "devletten bağımsız" kalabilmektir. Devletin vereceği imkanlar bir zaman sonra "siyasal denge, siyasal baskı" olarak geri dönebilir.

Meşru haklarını arayan Alevi yurttaşların devlet ile ilişkiye girmenin kaçınılmaz bu maliyeti hakkında dikkatli olmalarında fayda var. Çünkü hiç unutmamak gerekiyor ki Anadolu insanının ferasetli ifadesiyle bazen devlet "kaşıkla verdiğini kepçeyle geri alır."

bugün.com
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.