You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aleviler, Ekmeleddin İhsanoğlu'na güvenebilir mi?

Aleviler, Ekmeleddin İhsanoğlu'na güvenebilir mi?

Posting Freak
Aleviler, Ekmeleddin İhsanoğlu'na güvenebilir mi?
[Resim: 3.jpg]

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Sivas Katliamı'nın 21. yıldönümü nedeniyle Nevşehir/Hacı Bektaş'ta yaptığı konuşmasındaki birkaç şeye dikkat çekmek isterim.
Fakat öncelikle İhsanoğlu neden '2 Temmuz Anması' için Sivas'a gitmedi de Hacı Bektaş'a gitti?
Hacı Bektaş Müzesi'nin (Dergahı'nın), Hacı Bektaş Anma Kutlamaları nedeniyle, devletin resmi kurumlarınca ziyaret edilen bir yer olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte, zaten Hacı Bektaş ilçesi de oldukça muhafazakar ve İslami değerleri kuvvetli bir ilçedir. Dolayısıyla Sivas'a değil ama Nevşehir'e giderek, İhsanoğlu politik açıdan Alevilerin 'gönlünü almaya'(!) çalışırken, Sünnileri de elden kaçırmak istemediğini gösterdi.
Ayrıca, kendisi daha Sivas Katliam'ında kaç canın diri diri yandığının bile farkında değil.
Konuşmasında "21 sene önce ülkemizde 30'a yakın insanımız kurban edildi" diyor. Hadi diyelim, Sivas'a Sünnilerin muhtemel bir tepkisini çekmemek için gitmedi, peki Alevileri 'Cumhurbaşkanı adayı' olduğuna ikna etmek derdindeyse, nasıl olur da Aleviler için 'Kerbela' kadar önemli olan bir olayda, kaç canın katledildiğini bilmez!
Bu topraklarda yüzyıllarca Sünni otoritelerce sürekli mağdur edilmiş bir kitlenin, Madımak Oteli'nde yanarak katledilen 35 kişinin olduğunu bilmemesi nasıl bir duyarsızlığı, saygısızlığı ve cehaleti gösterir?
Dahası İhsanoğlu bu konuşmasında Sivas Katliamı'nı, Alevi canların kurban edilmesi olarak değerlendiriyor ve bu kurban edilmeyi de iki nedene bağlıyor: "Kara taassup ve tahrik."
Burada şu soruları sormak gerekiyor:
Kızılbaş-Aleviler böyle bir "kara taassup ve tahrik"e yol açtıkları için mi "kurban" edildiler?
Peki, ne için ve kim için diri diri yanarak kurban edildi Aleviler?
Böyle bir katliamı, kurban olarak adlandırmak anlaşılır bir şey değil!
Ayrıca, katliamın nedenlerinden birinin de tahrik edilmeye bağlanması İhsanoğlu'nun, bu katliamın Aleviler açısından ne anlama geldiğini, nasıl bir acıya neden olduğunu da anlamadığının büyük bir göstergesidir. Bir grup bağnazı tahrik ederseniz, elbette kurban edilirsiniz. Sivas Katliamı İhsanoğlu'nun gözünde, "30'a yakın insanımızın" kazaya kurban gitmesi gibi bir şeydir. Üstelik "bin senedir bu topraklarda beraber yaşayan insanlar" bu "kara taassup" ve "tahrik neticesinde böyle facialar yaşıyorlar."
İhsanoğlu Kızılbaş-Alevilerin Anadolu topraklarının kadim bir halkı olduğunun farkında bile değil. Bu tahrik konusunda Alevi örgüt ve dernekleri tarafından gelen eleştiriler üzerine, daha sonra İhsanoğlu bir twit atarak; "Huzur ve sükûn istemeyen fanatik grupların felakete yol açtığını kastettim. Tahrik, hiçbir canlıya zarar vermenin özrü olamaz." dedi. Elbette tahrik, katliam nedeni olamaz, fakat "huzur ve sükûnet istemeyen grupların felakete yol açması"yla, tahrik edilmek hiç de aynı şey değil. Hem bu fanatikler neden "huzur ve sükûnet" istemiyorlardı? Neden Aleviler, bu fanatiklerin huzurunu kaçırıyordu?
Böyle bir Cumhurbaşkanı adayı, Aleviler'in adayı olabilir mi?
'Modern' ve 'laik' görünümlü, Osmanlı aristokrasisiden gelen, Türk-İslam sentezi ile haşır neşir olan, milliyetçi ve muhafazakar İhsanoğlu, konuşmasının sonunda Mehmet Akif'e atıfta bulunarak, Madımak'ın bir 'İbret Müzesi' olması sözünü veriyor. Böylece Alevilerin ağzına bir parmak bal çalacağını düşünüyor. Siyasi pragmatizm diye herhalde buna denir.
İhsanoğlu'nun Sivas Katliamı hakkında sözleri ve twiti kısaca göstermiştir ki; Alevileri çantada keklik gören CHP'nin 'zamanın ruhu'na uyarak MHP ile birlikte gösterdiği Cumhurbaşkanı adayının, yalnızca oy kaygısıyla küçük bir açıklama yaparak, Alevilere bir nebze olsun hoş görünmek için ve "laf olsun" diye yapılmıştır.
Açıkçası Kılıçdaroğlu'nun, Alevilerin acılarından, tarihinden, değerlerinden ve kültüründen bu denli habersiz ve ilgisiz olan İhsanoğlu'nu -siyaset adına, devleti kurtarma adına- Alevilerin önüne "buyrun, cumhurbaşkanı adayımız" diye koyması, en hafifinden büyük bir saygısızlıktır. Bu saygısızlığı gölgeleyen ise, son yıllarda dillerden düşmeyen "farklı kültürlere, yaşam tarzlarına, inançlara ve dillere hoşgörü ile yaklaşılması" gerektiği retoriğidir!
Dolayısıyla CHP'nin çatı adayı İhsanoğlu'nun, gerek Sivas'ta Kızılbaş-Alevilerin yanında ve arasında olmaması, gerekse de yapmış olduğu açıklamaların yanlış anlaşıldığını belirtmek zorunda kalması, -tesadüfe bakın ki, konu Aleviler olunca, siyasal İslam geleneğine ve kültürüne sahip kişilerin kurdukları cümleler, yaptıkları açıklama ve değerlendirmeler kamuoyunca sürekli yanlış(!) anlaşılıyor- Alevilerin gözünden kaçmamıştır.

05.07.2014
radikal.com.tr
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.