[COLOR="#000000"] Türkiye, Avrupa, Avustralya ve Kuzey Amerika’da faaliyet yürüten Alevi kurumları, AKP’nin fiyaskoyla sonuçlanan Alevi açılımının ardından gündeme getirdiği 2. Alevi açılımı ve yeni demokrasi paketi hazırlığına karşı açıklama yaptı. Hiçbir Alevi örgütünün bu düzenleme hazırlanırken sürece dahil edilmediğini vurgulayan Alevi kurumları; hükümetin yeni 'Alevi açılımı' projesinin nihai olarak; Aleviliği Sünni İslam’da anlaşıldığı şekliyle ’tarikat’, cemevlerini ’tekke’, dedeleri de ’devlet memuru’ mertebesine indirgemeyi hedeflediğini belirtti.
’HİÇBİR ALEVİ ÖRGÜTÜ BU DÜZENLEME HAZIRLANIRKEN SÜRECE DAHİL EDİLMEMİŞTİR’
Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu ve Bileşenleri, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Bileşenleri, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Amerika Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Kanada Alevi Kültür Merkezi ortak bir açıklama yayınlayarak; hükümetin yeni demokrasi paketi adı altında hazırlamakta olduğu yasal düzenlemelere ilişkin görüşlerini kamuoyuyla paylaştı.
Ortak açıklamada, hükümetin yeni 'Alevi açılımı' projesinin nihai olarak; Aleviliği Sünni/müteşerri İslam’da anlaşıldığı şekliyle ’tarikat’, cemevlerini ’tekke’, dedeleri de ’devlet memuru’ mertebesine indirgemeyi hedeflediği belirtildi.
’CAMİ-CEMEVİ PROJESİ KABUL EDİLEMEZ’
Bir takım şahıs ve cemaatlerin AKP hükümetinin bu asimilasyoncu vizyonuna paralel gündeme getirdiği ’cami-cemevi kompleksi’ türü kurguların Alevi toplumu için hiçbir anlam ve hüküm taşımadığı vurgulanan açıklamada "Bu tür oldubittilerin Alevilere tepeden bakan, Alevilere rağmen Aleviliği tanımlamaya çalışan kaba ve dayatmacı bir zihniyetin ürünleri ve kabul edilemez olduğunu bu basın bildirisi ile ilan ediyoruz" denildi.
’ALEVİLERİN MEŞRU TEMSİLCİLERİ, BU TOPLUMUN KENDİ İÇİNDEN ÇIKMIŞ ÖRGÜTLERİDİR’
Fiyaskoyla sonuçlanan Alevi açılımının ardından Hükümetin sözde 2. Alevi açılımı adı altında yapmaya çalıştığı tüm bu açılımların ve cami-cemevi projesi gibi çalışmaların hedefinin Alevi öğretisi ve kurumlarına dışarıdan müdahale etmeye, bunları toplum mühendisliği yöntemleriyle deforme etmeye veya değiştirmeye çalışmak olduğunu vurgulayan Alevi kurumlarının açıklamasında;
’Başta devlet olmak üzere, Alevi olmayan tüm kurum ve kişilerin bu özel inanç alanına saygı duymaları ve bu alanın dışında kalmaya özen göstermeleri gerektiğinin altını kalın çizgilerle çiziyoruz. Şu bilinmelidir ki Alevilerin politik platformdaki tek meşru temsilcileri, bu toplumun kendi içinden çıkmış örgütleridir’ denildi.
Kürt sorununun çözüm sürecinde ve sözde yeniden başlatılan Alevi açılımı bağlamında hükümetin, diğer bazı siyasi aktörlerin ve kimi analistlerin bu gerçeği görmezden gelerek Alevilere adeta haklarında keyfi tasarrufta bulunulabilecek pasif objeler muamelesi yaptıklarını vurgulayan Alevi kurumları açıklamalarını yıllardır mücadelesini yürüttükleri olmazsa olmaz eşit yurttaşlık taleplerini yineleyerek bitirdiler.
’HEDEFİMİZ DEMOKRATİK-LAİK BİR SİSTEMDE EŞİT VATANDAŞLAR OLARAK YAŞAMAKTIR’
1) Cemevlerimiz derhal ’ibadethane’ olarak yasal statü kazanmalıdır. Cemevlerinin ’ibadethane’ dışında, tekke veya inanç merkezi gibi başka bir kategori altında tanınması ve ona uygun muamele görmesi kabul edilemez.
2) Alevi köylerine ve mahallelerine zorla cami yapımından vazgeçilmelidir. Bu bağlamda, çeşitli kamu hizmetlerini cami yapımı şartına bağlamak suretiyle bazı Alevi köylerinde yaratılan yapay cami taleplerinin demokrasi ve ahlakla çelişen ’zorlamalar’ olduğu bilinmelidir. Bu tip dolaylı baskılara derhal son verilmelidir.
3) Sünni/müteşerri İslam’ın normatifliği fikri üzerine kurulu ve Sünni ilahiyatı eğitimi almış kişilerce verilen zorunlu ve seçmeli ek din dersleri Alevilerin din ve vicdan özgürlüğünü açıkça ihlal etmektedir. Bu dersler derhal kaldırılmalıdır. Devlet din eğitiminden elini tümüyle çekmeli, bu işlev aileler ve sivil toplum örgütleri tarafından yerine getirilmelidir.
4) Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Tarafsız devlet ilkesine uygun olarak her inanç grubu kendi içinde örgütlenip, kendi kaynaklarıyla ve kendi tercihlerine göre inanç hizmetlerini tanzim etmeli ve yürütmelidir.
5) Nüfus cüzdanlarından din hanesi kaldırılmalıdır. İnsanların inançlarına göre bu veya başka yöntemlerle fişlenmesi engellenmeli, kamu hizmetlerinin eşit vatandaşlık temelinde sunulması sağlanmalıdır.
6) Devlet tüm açık ve gizli asimilasyoncu politika ve uygulamalarına derhal son vermelidir.
7) Aleviliğe ve Alevilere yönelik aşağılayıcı ifadeler, hakaret, tehdit ve saldırılar, nefret suçları kapsamına alınıp ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
8) Ders kitapları, sözlükler, ansiklopediler ve Milli Eğitim Bakanlığı ’nca önerilen yardımcı kitaplardaki Aleviliği ve Alevileri aşağılayan tanım ve ifadeler düzeltilmeli veya çıkarılmalı, ikisinin de mümkün olmadığı durumlarda bu yayınların kullanımına son verilmelidir.
9) Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarından dolayı devlet Alevi toplumundan resmen özür dilemeli ve bu Alevi katliamları ile ilgili olarak meclis araştırma komisyonları kurulmalıdır.
10) Mahallelere, caddelere, sokaklara ve diğer kamu projelerine ’Yavuz Sultan Selim’ gibi Alevileri rencide edici isimler verilmesinden vazgeçilmelidir. Mevcut bu tür isimler değiştirilmelidir.
11) Madımak, utanç müzesi olmalıdır.
12) Başta Hacı Bektaş Veli Dergâhı olmak üzere devlet tarafından el konulan tüm Alevi-Bektaşi vakıfları Alevi-Bektaşi toplumuna iade edilmelidir.
Alevi kurumlarının ortak açıklamasının tam metni şöyle;
AVRUPA, AVUSTRALYA, KUZEY AMERİKA VE TÜRKİYE’DEKİ ALEVİ ÖRGÜTLERİNDEN
TÜRKİYE VE DÜNYA KAMUOYUNA ORTAK AÇIKLAMA
AKP hükümetinin ’demokrasi paketi’ adı altında hazırlamakta olduğu yeni yasal düzenlemeler arasında Alevi toplumunu yakından ilgilendiren maddeler bulunduğuna dair Türkiye basınında haberler çıkmaktadır. Basında ’İkinci Alevi Açılımı’ olarak lanse edilen, fakat hazırlanmalarında Alevi örgütlerinin hiç biri dahi olmayan bu düzenlemeler basından öğrenebildiğimiz kadarıyla ’inanç ve kültür merkezi’ olarak cemevlerine yasal statü verilmesi ve Alevi dedelerine maaş bağlanması gibi maddeler içermektedir.
Türkiye’de ve Türkiye dışında yaşayan Alevi toplumu´nun meşru temsilcileri olarak bizler,toplumumuzun ortak talepleri´nin çok uzağında kalan, hatta taleplerimizle çelişen bu düzenlemelerin nihai hedef olarak Aleviliği Sünni/müteşerri İslam’da anlaşıldığı şekliyle ’tarikat’, cemevlerini yine Sünni/müteşerri İslam’daki manasıyla ’tekke’, dedeleri de ’devlet memuru’ mertebesine indirgemeyi hedeflediğine inanıyoruz. Bir takım şahıs ve cemaatlerin AKP hükümetinin bu asimilasyoncu vizyonuna paralel gündeme getirdiği ’cami-cemevi kompleksi’ türü kurguların toplumumuz için hiçbir anlam ve hüküm taşımadığını, bu tür oldu bittilerin Alevilere tepeden bakan, Alevilere rağmen Aleviliği tanımlamaya çalışan kaba ve dayatmacı bir zihniyetin ürünleri ve kabul edilemez olduğunu bu basın bildirisi ile ilan ediyoruz.
Alevilik, kendine has öğretileri, kurumları ve ritüelleri olan özgün ve kadim bir inanç sistemidir. Tarihsel olarak tasavvufi akımlarla yakın ilişkisi olsa da Sünni/müteşerri İslam’da anlaşıldığı şekliyle klasik bir tarikat değildir. Aleviler, ritüelleri arasında ibadet-ayin ayrımı yapmazlar ve tüm dini ritüellerini cemevlerinde ifa ederler. Bu nedenledir ki Alevilik klasik anlamda bir ’tarikat’ olmadığı gibi, cemevleri de yaygın kullanılan manada ’tekke’ değildir. Cemevleri Alevilerin ’ibadethanesidir’ ve her inanç grubu gibi Alevilerin de ibadet mekanlarını devlet ve mahalle baskısından uzak, özgürce tanzim etme ve kullanma hakkı vardır.
Alevilik’teki dedelik kurumu da yine Sünni/müteşerri İslam’ın ulemalık kurumundan farklı olarak talip ile bağlı olduğu ocak arasında varolan manevi irtibat temelinde işler. Alevi inancına göre dedenin vereceği hizmet, dedenin veya devletin değil, tümüyle talibin inisiyatifine bağlıdır; yani bir dede ancak taliplerinin talebi ve daveti üzerine inanç önderliği görevini yerine getirebilir. Bu önemli inançsal farklılık göz önüne alındığında ve üzerine Alevilerin hakim dini ve siyasi güç odaklarıyla yaşadığı çatışmalı tarih eklendiğinde, dedelerin cami imamları gibi devlet tarafından maaşa bağlanması önerisinin ne kadar uygunsuz, Alevi öğretisine ve tarihine nasıl külliyen aykırı olduğu kolaylıkla görülecektir.
Uzun bir tarihsel süreç ve organik gelişme sonucu ortaya çıkmış Alevi öğreti ve kurumlarına dışarıdan müdahele etmeye, bunları toplum mühendisliği yöntemleriyle deforme etmeye veya değiştirmeye çalışmak hiçbir kişi veya grubun haddi ve gücü dahilinde değildir. Her inanç sistemi gibi Alevilik de sadece ve yalnızca bu inanca ve kültüre mensup insanların kollektif olarak şekillendirdiği ve şekillendirebileceği bir alandır. Başta devlet olmak üzere, Alevi olmayan tüm kurum ve kişilerin bu özel inanç alanına saygı duymaları ve bu alanın dışında kalmaya özen göstermeleri gerektiğinin altını kalın çizgilerle çiziyoruz. Şu bilinmelidir ki Alevilerin politik platformdaki tek meşru temsilcileri, bu toplumun kendi içinden çıkmış örgütleridir.
Kürt sorununun çözüm sürecinde ve sözde yeniden başlatılan Alevilik açılımı bağlamında hükümetin, diğer bazı siyasi aktörlerin ve kimi analistlerin bu gerçeği görmezden gelerek Alevilere adeta haklarında keyfi tasarrufta bulunulabilecek pasif objeler muamelesi yapması asla kabul edilemez.
Örgütlü bir toplum olarak Alevilerin vazgeçilmez hedefi demokratik-laik bir sistemde eşit vatandaşlar olarak yaşamaktır. Bu hedefimize ulaşmamızı sağlayacak, olmazsa olmaz taleplerimiz daha önce farklı mecralarda da defalarca dile getirildiği gibi şunlardır:
1) Cemevlerimiz derhal ’ibadethane’ olarak yasal statü kazanmalıdır. Cemevlerinin ’ibadethane’ dışında, tekke veya inanç merkezi gibi başka bir kategori altında tanınması ve ona uygun muamele görmesi kabul edilemez.
2) Alevi köylerine ve mahallelerine zorla cami yapımından vazgeçilmelidir. Bu bağlamda, çeşitli kamu hizmetlerini cami yapımı şartına bağlamak suretiyle bazı Alevi köylerinde yaratılan yapay cami taleplerinin demokrasi ve ahlakla çelişen ’zorlamalar’ olduğu bilinmelidir. Bu tip dolaylı baskılara derhal son verilmelidir.
3) Sünni/müteşerri İslam’ın normatifliği fikri üzerine kurulu ve Sünni ilahiyatı eğitimi almış kişilerce verilen zorunlu ve seçmeli ek din dersleri Alevilerin din ve vicdan özgürlüğünü açıkça ihlal etmektedir. Bu dersler derhal kaldırılmalıdır. Devlet din eğitiminden elini tümüyle çekmeli, bu işlev aileler ve sivil toplum örgütleri tarafından yerine getirilmelidir.
4) Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Tarafsız devlet ilkesine uygun olarak her inanç grubu kendi içinde örgütlenip, kendi kaynaklarıyla ve kendi tercihlerine göre inanç hizmetlerini tanzim etmeli ve yürütmelidir.
5) Nüfus cüzdanlarından din hanesi kaldırılmalıdır. İnsanların inançlarına göre bu veya başka yöntemlerle fişlenmesi engellenmeli, kamu hizmetlerinin eşit vatandaşlık temelinde sunulması sağlanmalıdır.
6) Devlet tüm açık ve gizli asimilasyoncu politika ve uygulamalarına derhal son vermelidir.
7) Aleviliğe ve Alevilere yönelik aşağılayıcı ifadeler, hakaret, tehdit ve saldırılar, nefret suçları kapsamına alınıp ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
8) Ders kitapları, sözlükler, ansiklopediler ve Milli Eğitim Bakanlığı’nca önerilen yardımcı kitaplardaki Aleviliği ve Alevileri aşağılayan tanım ve ifadeler düzeltilmeli veya çıkarılmalı, ikisinin de mümkün olmadığı durumlarda bu yayınların kullanımına son verilmelidir.
9) Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarından dolayı devlet Alevi toplumundan resmen özür dilemeli ve bu Alevi katliamları ile ilgili olarak meclis araştırma komisyonları kurulmalıdır.
10) Mahallelere, caddelere, sokaklara ve diğer kamu projelerine ’Yavuz Sultan Selim’ gibi Alevileri rencide edici isimler verilmesinden vazgeçilmelidir. Mevcut bu tür isimler değiştirilmelidir.
11) Madımak, utanç müzesi olmalıdır.
12) Başta Hacı Bektaş Veli Dergâhı olmak üzere devlet tarafından el konulan tüm Alevi-Bektaşi vakıfları Alevi-Bektaşi toplumuna iade edilmelidir.
Bu haklı taleplerimizin tümü karşılanana kadar mücadelemizin artan bir kararlılık ve örgütlülükle devam edeceğinden hiç kimsenin en ufak şüphesi olmaması gerektiğini, vazgeçilmez hedefimiz olan eşit yurttaşlığa er ya da geç ulaşacağımıza dair inancımızın tam ve sarsılmaz olduğunu Türkiye ve dünya kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu ve Bileşenleri
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Bileşenleri (Almanya, Fransa, İsviçre, Avusturya, Hollanda, Belçika, İsveç, İngiltere, Danimarka, Romanya , Norveç, İtalya Alevi Birlikleri Federasyonları)
Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu
Amerika Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Kanada Alevi Kültür Merkezi
Alevi Örgütlerinden Ortak Açıklama
Konu Sahibi / Yazar
GAMZE
Kategori / Forum
Alevi Haber
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
2880
Alevi Örgütlerinden Ortak Açıklama
Alevi Ãrgütlerinden Ortak Açıklama
Alevi açılımı projesinin nihai olarak; Aleviliği Sünni İslam’da anlaşıldığı şekliyle “tarikat”, cemevlerini “tekke”, dedeleri de “devlet memuru” mertebesine indirgemeyi hedeflemiştir.
Açıklama ne kadar uzun olursa olsun özeti yukarıda ifade edildiği şeklindedir. Dedeleri kapı kulu yapmak, tek bir merkezden yönetmek istiyorlar tıpkı cami imamlarına yaptıkları gibi. Sus payı da "para". Bugün insanların yaşanılan düzensizliklere ses çıkaramamasının en büyük nedeni yine Para yani geçim sıkıntısıdır.
Muaviye'nin mantığıyla birebirdir bu uygulama. Parayla ya satın alırsınız ya da satın alamadığınızı yok edersiniz !..
Açıklama ne kadar uzun olursa olsun özeti yukarıda ifade edildiği şeklindedir. Dedeleri kapı kulu yapmak, tek bir merkezden yönetmek istiyorlar tıpkı cami imamlarına yaptıkları gibi. Sus payı da "para". Bugün insanların yaşanılan düzensizliklere ses çıkaramamasının en büyük nedeni yine Para yani geçim sıkıntısıdır.
Muaviye'nin mantığıyla birebirdir bu uygulama. Parayla ya satın alırsınız ya da satın alamadığınızı yok edersiniz !..
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi