You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevi Müslümanlar (Nusayriler - Arap Alevileri)

Alevi Müslümanlar (Nusayriler - Arap Alevileri)

Junior Member
Alevi Müslümanlar (Nusayriler - Arap Alevileri)
ALEVİ MÜSLÜMANLAR (NUSAYRİLER - ARAP ALEVİLERİ)

ALEVİLİK NEDİR?
]Alevilik; Kaynağını Kuran’dan alan, Hz. Muhammed’in (s.a.a.v.) hadisleri ve Ehlibeyt imamlarının (a.s.) öğretileriyle şekillenen İslam’ın özüdür, sırat-ı müstakimdir. Yani doğru ve hak olan yoldur.

Alevilik, Hz. Ali’nin (a.s.) taraftarı (Şiası) olmak demektir. Onun taraftarı olmak demek Hz. Muhammed’in (s.a.a.v.) taraftarı olmak demektir; yani Allah’ın taraftarı olmak demektir. Hz. Muhammed (s.a.a.v.) hadis-i şerifte “Her kim Ali’yi severse, beni sevmiş olur; beni seven de Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye kim düşmanlık ederse bana düşmanlık etmiş olur.” diye buyurmaktadır. Kur’an, Allah’ın (c.c.) kelamı; Hz. Muhammed (s.a.a.v.) Kuran’ın dili, Hz. Ali (a.s.) de konuşan Kuran’dır. Hadis-i şerifte; “Kuran Ali’yle, Ali de Kur’an’la beraberdir. Kıyamet Günü’ne kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır.” diye buyrulmaktadır. Hz. Ali (a.s.) Sıffin’de bir hutbesinde “Konuşan Kur’an benim.” diye buyurmuştur. Kısaca Kur’an, Hz. Muhammed (s.a.a.v.) ve Hz. Ali (Ehlibeyt) (a.s) birbirini destekleyen, insanın doğru yolda yürümesini sağlayan ana kaynaklardır. Alevilik bu kaynaklara dayandığından hak yoldur.

Hz. Muhammed (s.a.a.v.) amcasının oğlu ve damadı olan Hz. Ali’yi (a.s.) çok severdi ve Hz. Ali, kendisine en yakın kişiydi. Tebük Seferi’ne çıktığında Hz. Ali’yi kendi yerine Medine’de vekil olarak bırakması ona olan güveninin bir göstergesidir.

Hz. Peygamberin Hz. Ali’ye olan sevgi ve güvenini belirleyen birçok hadisi vardır. “Ali bedenimde baş gibidir.” ... “Her nebi için bir vasi ve varis vardır, Ali de benim vasiyyim ve varisimdir.” Gadir-i Hum’da; “Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.” gibi hadislerle Hz. Ali’yi kendisinden sonra vasi olarak tayin etmiştir. Nusayriler, Hz. Muhammed’in (s.a.a.v.) vasiyetini dinlediği ve ona uyduğu için ALEVİDİR.

“Alevilik” Hz. Ali’ye bağlılıktır, Hz. Ali’nin yandaşı olmaktır, Hz. Ali’yi sevmektir, Hz. Ali’yi yüceltmektir. Çünkü Alevilik; Hz. Muhammed’in Hz. Ali’ye olan sevgi, bağlılık ve telkinleriyle oluştu. İslam diniyle beraber Aleviliğin tohumları ekildi. İsim “Müslümanlık” kimlik “ALEVİLİK” olduğu için Aleviyiz.

Aşağıda yazılanlar okunduğunda neden Alevi olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır:
“Selman El Farisi” dedi ki: Resûlullah (s.a.a.v.) imam Ali’ye hitaben : “Bu vasim sırrımın yeri ve terk ettikle-rimin en hayırlısıdır.”
(Mizanul-itidal, 1/635)
“Hz. Muhammed (s.a.a.v.) Hz. Fatıma’ya: “Senin kocan dünya ve ahirette seyyiddir. Kendisi ashabım içinde İslam’a ilk gelendir. Âlem içinde en fazla ilme sahip olan ve âlem içinde en kuvvetli hilme sahip olandır.”
(El-istiab,1099 El istiab.1091)

Bir hadisinde (s.a.a.v.); “Dünya ve ahirette bayrağımı Ali taşıyacaktır.” demiştir.

İbni Abbas diyor ki:
“Ali’nin dört özelliği var ki, başkasında yoktur:
1- Kendisi Acem ve Araptan önce Resûlullah (s.a.a.v.) ile ilk namaz kılandır.
2- Her çarpışmada peygamberin (s.a.a.v.) bayrağı onun elindeydi.
3- Başkaları Peygamberi (s.a.a.v.) terk edip kaçtıklarında ancak kendisi sebat edip Peygamber’in yanında kalmıştı.
4- Kendisi Resûlullahı (s.a.a.v.) vefatından sonra yıkayıp kabrine defnedendir.”
(El-istiab, 3/1090)

Selman-ı Farisi diyor ki: Resûlullah (s.a.a.v.) şöyle buyurdu: “Ümmetimden Kevser Havuzu’nun başında bana ilk erişecek olan Ali bin ebi Talip’tir.”
(El istiab.1091)

Hz. Ali’nin bu yüce konumu ile Hz. Peygamberin bu hadisleri, Müslüman insanın "Alevi" olması için yeterlidir. Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali’nin bu kadar yüceltildiğini gören ve Hz. Ali’nin faziletlerine şahit olan samimi Müslümanlar "Alevi" ismini aldı.

Muhammed ibn-i Nusayr'in isminden türeyen Nusayri sözcüğünün kendileri için kullanılmasını istemediklerinden Türkiye'de genelde "Arap Alevisi" denir. Nusayri ismini kullanmak istememelerinin sebebi Muhammed ibn-i Nusayr'in sadece Ehl-i Beyt öğretisini yaymış olmasıdır, yani mezhep kurmamıştır.

Anadolu Aleviliği ile benzer yönü sadece Kur'an-ı Kerim ve Ehl-i Beyt sevgisidir. Caferiyye Şiiliği ile itikadi yönden benzemektedir.

Mezhebin kurucusu ve Muhammed ibn-i Nusayr'in isminden türeyen Nusayri tanımlaması kullanılmaktadır. Ancak, Nusayrilere göre Muhammed bin Nusayr mezhep kurucusu değil, sadece 11. İmam Hasan El Askeri'nin öğrencisi ve Ehlibeyt öğretisini yayan kişidir.
11. İmam Hasan El Askeri'nin öğrencisi Muhammed bin Nusayr'ı (ö. 883) otorite kabul ettikleri için bu adı alırlar. Ancak Nusayriler bu ismi kendileri için asla kullanmazlar.

]Dil
Anadilleri Arapçadır. Yaşlı nesil hâlâ Arapça konuşmaktadır.
Türkiye'de ise Hatay'ın katılmasından (1939) sonra doğmuş olan daha genç nesil tarafından Türkçe konuşulmaktadır.
Bugün Arapça ile Türkçenin bir karışımı konuşulur.


]İNANÇ VE İTİKAT
]Din: Semavi dinlerin sonuncusu ve en mükemmeli, yüce Allah’ın kullarına hidayet için gönderdiği son Peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.a.v) bildirdiği "İSLAM" dır. "Allah’ın yanında din İSLAM'dır” (Ali İmran 19), “Kim İslam’dan başka bir din ararsa onun dini asla kabul olunmayacak. O, ahirette kaybedenlerden olacaktır.” (Ali İmran 85)
]İslam: İki şahadete ikrar etmektir. “Eşhedü enla ilahe illellah ve eşhedu enne Muhammeden Resûlullah” demek ve Hz. Peygamber’e (s.a.a.v), Yüce Allah tarafından emredileni tatbik etmektir.
]İman: Yüce Alah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, ölümden sonra tekrar dirilmeye, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna kayıtsız şartsız inanmaktır.
Bunun yanında Nusayrilerin inancında usul beştir. Tevhid, adalet, peygamberlik, imamet ve dirilmedir.

Bunları tahmin ve taklitle değil; delillerle, Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber ve Ehlibeyt'in hadisleriyle bilmek gerekir.
]1-Tevhid: Nusayrilerin İnancında, bütün âlemi Allah yaratmıştır. Allah yalnız ve tektir, ortağı yoktur. “Onun hiçbir benzeri yoktur. Hem o işitir ve görür.” (Şura 11) Kur’an-ı Kerim’de Hz. Peygamberine: “Deki; O Allah birdir. Ululuk onda nihayet bulmuştur. Doğmamış, doğurulmamıştır. Onun hiçbir eşi de yoktur.”(İhlas Suresi)
]2- Adalet: Yüce Allah âdildir, hiç kimseye zulüm etmez. “Senin Rabbin hiçbir yerde zulüm etmez.” (Kehf 49) Adaletinin ispatı için de insanlara yalnız ıslahları için emir verir, kötülüklere uğramamaları için de yasak koyar “Her kim iyi iş işlerse kendisi için işler, her kim kötülük yaparsa yine kendine eder, Rabbin kulları hakkında asla zalim değildir.”(Fussilet 46)
]3- Peygamberlik: Nusayri inancında, yüce Allah, lütuf ve adaletinden doğru yoldan sapmamaları için kullarına peygamberler gönderdi. Peygamberlerin ilki Hz. Adem’dir. Sonuncusu da Abdullah oğlu Hz. Muhammed’dir.
]4- İmamet: İnsanların maslahatları için yüce Allah imamlara ilahi bir makam verdi. Her bir Peygamber vefatından önce kendisine bir vasi tayin etti. Peygamberlerin sonuncusu olan peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a.v) kendisi için on iki vasi tayin etti. “Benden sonra 12 halife olacaktır, hepsi Kureyşten dir.”
(Sahihi Buhari 8/105 Sahihi Müslim 3/1452)
Bu imamlar, Peygamberin ümmetine bıraktığı dini hükümlerin değiştirilmesini ve usulleriyle oynanmasını önlemek için yüce Allah’ın emriyle makam aldı. Yüce Allah İmamları tıpkı peygamberler gibi, insanların kendilerine inanmaları ve tutunmaları için yanılmaktan, hata yapmaktan ve günah işlemekten masum kıldı ve inanırız ki; son zamanda son imam Muhammed el-Mehdi gelecek ve dünyayı nasıl zulüm ve çirkinliklerle dolduysa, adalet ve merhametle dolduracaktır.
]5- Mead (Dirilme): Yüce Allah iyilik yapanı iyilikle mükâfatlandırıp, kötülük yapanı da kötülükle cezalandırması için insanları kabirden kaldıracaktır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de kıyamet gelecektir. Onun kopmasında şüphe götürecek hiçbir şey yoktur. Allah kabirdekileri kaldıracaktır.” (Hac 7)
Yine Kur’an-ı Kerim’de; "Her kim zerre ağırlığında hayır işlerse onu görecek, zerre ağırlığında şer işleyen de onu görecektir.” (Zilzel 7-8)
Nusayrilerin, Kur’an-ı Kerim’de geçen her kelime ve ayete inancı tamdır. “Ey Rabbimiz! Bize indirdiğin kitaba inandık, Resule de uyduk, bu hâlde bizi şahitler ile beraber yaz.” ( Ali İmran 53)

Bu beş madde altında topladığımız ana din usulünde filizler (furu-uddiyn) de vardır. Bunlar;

]1- Namaz Kılmak: Günde beş vakit namaz kılmaktır. Vakitleri; öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabahtır.
Bu beş vaktin farz rekâtları on yedidir. Yolculuk ve zaruretler de dört rekâtlı namazlar, iki rekât olarak kılınabilir. İsteğe bağlı rekâtlar ise otuz dörttür. Bunlar (Nafile) sünnettir.

]2-Oruç Tutmak: Her yıl mübarek Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim’in emrettiği şekilde otuz gün oruç tutmaktır.

]3- Zekât Vermek: Yılda bir defaya mahsus her kişi malının zekâtını ehline vermesidir. Miktarı gelirinin yüzde beşidir.

]4- Hacca Gitmek: İmkânlar çerçevesinde maddi, manevi ve yol emniyeti olması durumunda ömürde bir defa Mekke’ye gidip Beytullahıl Haram’ı ziyaret ve tavaf etmektir.

]5- Cihad: İslam dinini müdafaa etmek, bilmek, öğrenmek, öğretmek ve peygamberlerin izini takip etmektir.

]6- Marufa Emir (El-emru bil maruf): Her Müslüman kadın-erkek kendi hükmünde olabilecek Müslümanları (ailesi ve yakınları) iyi ve hayırlı işler görmeye davet etmektir.

]7- Münkerlere Yasak (En-nehy anil münker): İnsanları kötü işlerden alıkoymak, haramdan sakınmaya davet etmektir.

]8- Elvela (Tevella): Yüce Allah’ın tek olduğuna, Hz. Muhammed’in (s.a.a.v) onun peygamberi olduğuna inanmak ve Ehlibeyt imamlarına velayet (bağlılık) etmek ve velayet edenine de veli (kardeşlik) olmaktır. Hz. Muhammed (s.a.a.v); “Mümine vazife olan şey Allah’ın velisini bilip ona velayet etmek, düşmanını bilip de düşmanlık etmektir” buyurmuştur.

]9- El-bera (Teberra): Yüce Allah’a, Allah’ın Peygamberine, Peygamberinin Ehlibeytine ve imamlara düşmanlık eden herkesi düşman bilmek ve benliğimizi onlardan arındırmaktır.

Yukarıda yazdığımız gibi dine olan itikadımız Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’de geçtiği gibidir. Kur’an-ı Kerim Allah’ın kelamıdır. “Ona ne önünden, ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.” (Fussılet 42)

İSLAMIN ŞARTLARI
Hz. Peygamberimizin hadislerinde Hz. Ali’nin şiası (taraftarı) olarak adlandırılmışız. Hz. Muhammed’den (s.a.a.v.) sonra “Alevi” ismi Hz. Ali’nin yandaşlarına (Şiası) verildi. İslam’ı sevenler İslam’ın şartlarını Hz. Ali ile yerine getirmekten büyük haz duymuşlardır. Hz. Ali, Hz. Peygamberden sonra İslam’ın kurallarını hatasız şekilde yaymıştır. Birçok rivayette İslam’ı sevenler namaz kılmayı Hz. Ali’den öğrenmek istemişlerdir. Namaz kılmaktan zevk almak isteyenler de Hz. Ali ile namaz kılmışlardır. Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de Müslümanlara farz kıldığı ve tediyesini emrettiği vecibelere ‘İslam’ın Şartları’ denmiştir. Bu İslami şartlar beştir.
Aşağıda gösterilen farzlar birinin edası durumunda, eda eden kişinin Müslüman olduğuna işaret eden şartlardır.

İSLAMIN BEŞ ŞARTI
Bu beş farizadan birini veya hepsini ancak Müslüman olan biri eda eder.

1- Kelime-i şahadet getirmek
2- Namaz kılmak
3- Oruç tutmak
4- Hacca gitmek
5- Zekât vermek

]1-Kelime-i şahadet: “Eşhedü enla ilahe illellah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü ” (“Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim”Wink

]2-Namaz kılmak: Yüce Allah’ın farz kıldığı İslam’ın şartlarının en önemlisidir. Hz. Muhammed’le (s.a.a.v) ilk namaz kılan Hz. Ali’dir. Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekat verin, rüku edenler ile beraber rüku edin” (El bakara, 43) der. Ve Kur’an-ı Kerim’de namaza işaret eden ayetler elliden fazladır. Aşağıda namaz kılma şekli gösterilecektir.

]3-Oruç tutmak: Yüce Allah’ın farz kıldığı İslam’ın şartlarından biridir. Ramazan ayında oruç tutmak Kur’an-ı Kerim’de: “Ey iman edenler! Sizden evvelkilere oruç nasıl farz edilmiş ise maziden sakınasınız diye size de öyle farz kılındı.” (El barka 183.) Oruç, Bakara suresinin 185-187. ayetlerinde de zikredilmektedir.

]4 - Hacca gitmek: Yüce Allah’ın ömürde bir defa maddi ve manevi gücü olana farz kıldığı İslam’ın şartlarından biridir. Kur’an-ı Kerim’de “Hac” İbadeti için Ali İmran suresinin 97. Ayetinde “Onda apaçık işaretler ve İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvenlikte olur. Hac için bir yol bulabilenin Beyti ziyaret etmesi ise, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. İnkâr edenlere gelince, Allah'ın âlemlerde hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.” diye buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de “Hac” konusunda ondan fazla ayet vardır.

]5 - Zekât vermek: Yüce Allah’ın farz kıldığı İslam’ın bir şartıdır. Müslüman’ın malından gelirinin yüzde beşini zekât vermesidir. Kur’an-ı Kerim’de: “Namazı dosdoğru kılın, zekât verin, nefsiniz için evvelce ne hayır gönderirseniz onu da Allah’ın yanında bulursunuz.” (El bakara 110) Kur’an-ı Kerim’de zekâtla ilgili yirmi beşten fazla ayet vardır. Burada İslam’ın beş farzı özetle zikredilmiştir.

Şunu bilmek gerekir ki, Aleviler Müslüman’dır. Alevilikleri ise Hz. Ali’ye yandaşlıkları, taraftarlıkları ve sevgileridir. İmam Hz. Ali, Hz. Peygamberin amcasının oğlu, damadı ve vasisidir. İlk iman eden ve Müslüman olan kişidir.
Rabbimiz Allah’tır. Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir. İmamımız Emiyrül Müminin Ali Bin Ebi Talip’tir. İslam dinine zıt olan bütün dinlerden aklanırız. Dini hükümleri İslam Dini Anayasa’sı olan Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Kerim, sünneti nebevi ve Ehlibeyt imamlarının rehberliğinde öğrenir ve uygularız.
Müslüman Alevi olarak adlandırılan bizlerin itikadı budur. Alevi kardeşimiz bu bilgiler ışığında büyümüştür. Bizleri daha farklı görenlerin basiretleri bizleri bu şekilde görmekle açılacak ve bizi yanlış tanıyan gözlerin önünden bizi kapatan perdeler açılacaktır.
Bu bilgiler bizim gerçek kimliğimizi göstermektedir. Bu deyimler asıl inancımızı anlatmaktadır. Bin dört yüz yıldır doğrularla haykıran bu Alevilerin sesi duyulmadı. Kendilerini tanıttılarsa da onları duymak istemeyenler duymadı.
“İnsanlar bilmediklerinin düşmanıdır.” hadis-i şerifi insanların birbirlerini anlayamadıkları ve tanıyamadıkları için söylendiğine işarettir.
Yüce Allah bizleri en doğru ve gerçek yola hidayet etmiştir. Bu doğru yolda dünyanın en kutsal inancına, İslam’ın özüne sahip olmakla onurlandırıldık. Çünkü İnsanlığın en kutsal inancını en yüce kaynaklardan öğrendik. Yüce Allah’ın hidayetiyle Hz. Muhammed’in sünnetiyle, Ehlibeytin rehberliğiyle, Müslümanlığın temelinde Aleviliğimizle ne kadar övünsek azdır. Bu kutsal inanca mensup olmakla dünyanın en mesut ve huzurlu kulları olarak ahirette sevinecek ve bahtiyar olacağız. Yüce Allah’ın ve Peygamberinin emrettiği şekliyle Ehlibeyt ipine sımsıkı tutunmaya ve Aleviliğimizin gereklerini yerine getirmeye yüce Allah bizi muvaffak etsin.
Allah’ın rahmeti; Hakkı görüp Hakka tapanlara olsun.

]ALLAH BİZLERİ KURAN-I KERİM VE EHLİBEYT YOLUNDAN AYIRMASIN...
Administrator
Alevi Müslümanlar (Nusayriler - Arap Alevileri)
Yolumuz, Muhammet Ali yoludur.

Hazreti Muhammed ve Hazreti Ali, bu yolu nefesleriyle, ibadetleriyle insanlığa miras olarak bırakmışlardır.Gösterdikleri yolun kurallarını yerine getiren ve Kırklar Dergâhındaki ibadetlerini bu şekilde yapan, bütün derviş, ermiş kişiler vasıtasıyla da insanlık adına Muhammed Ali’nin gösterdiği güzellikleri bizlere aktaran ve mezhep olarak Alevilik mezhebini getiren, İmam Cafer adıyla bilinen evliyadır. (Toplumda bilinen ismi İmam Caferi Sadık’tır.)

Muhammed-Ali mezhebi olarak bilinen Alevilik, ayrı bir mezhep olarak görülemez. Görülemeyeceği gibi de kimsenin, yolumuzu başka mezheplerle karşılaştırarak, kişisel sorunlarıyla dışlamaya, çamur atmaya hakkı yoktur. Yani bu yolu mezhep olarak görmek istemeyen bir takım insanlar, İslamiyet Dışı ve Müslümanlık adı altında yargılayarak kirletemez.

Alevilik mezhep olarak ilk defa Muaviye katliamıyla tahriklere ve bölüntülere uğradı. 1500 yıl önce başlamış olan bu tahrikler halen devam etmektedir.

Ehlibeyt yolunu benimsetmemek için Muhammed – Ali evlatlarına, insanlığa yakışmayan akıl almaz eziyet ve zulümler yaparak Kerbela’yı tahriklere uğrattılar.

Muhammed-Ali Oniki İmam canlarını bitirmek isteyen münafık ve fesatlar, Allah yoluna düşman olanlar, birçok iftira atarak; çıkar ve amaçlarına ulaşmak için o dönemde yaşayan insanları da parçalara böldüler, inançlarını zedeleyerek toplumda mezhep ayrılığına sebep oldular. İslamiyeti din göstererek Müslümanlık adı altında yapmadıkları çirkeflik kalmadı.

Muhammed – Ali yolu, Allah’ın, bizlere ışık tutması için, Muhammed’i rehber, Ali’yi mürşit kapısı olarak bildirmesidir. İnsanlığın yolu, ilimdir. İlmin kapısı, Hacı Bektaşi Velimizin dediği gibi; “Allah ışığı”dır. Bu ışığın sahibi de, bin bir dondan baş gösteren, insanlık sancağını çeken, bir ismiyle Hazreti Ali, bir ismiyle de Şahımerdan tanınan Allah’ın aslanıdır. Yolumuzun adı Müslümanlık değil insanlığa giden yoldur. Çünkü Allah birdir, Muhammed-Ali yolunda ikilik yoktur birlik vardır. Bizim sevgimiz, aşkımız, pirimiz, ışığımız, mürşit kapımız Hazreti Ali’dir. Ve Hak sancağını çeken bu canlardır.


Bir insan nasıl doğduysa öyle olmalıdır. Sadece, büyük günahlarıyla Hakkın huzuruna vardığı zaman, mezhebinden değil kendi işlediği günahından sorulur.

Bunu da ancak Allah’tan başka hiç kimse yargılayamaz. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan bizim gözümüz ve özümüzde insanların hepsi birdir. Sadece inançları farklı farklıdır. Bu durum içinde de Alevilik ne İslam dışı ne de bir felsefe olarak görülmelidir. Bilhassa Müslümanlıkla değil de iman ve Kuran aşkıyla ibadet ederek bağlanıp o yola yürüyebilmek için bir kul olarak layık olunabilinirse ne mutlu. Alevilik de bu kapsamda Muhammed – Ali yoludur. Bu yolu kimse kendine yakıştırarak kullanamaz. Çünkü Allah Muhammed Ali, Oniki İmam, Ehlibeyt inancıyla; Kırklar adıyla, mürşitlik yapan, Allah’ın ulu nazar ettiği canlardır. En büyük Allah mirası bunlara lütfedilmiştir.

Muhammed’e Kuran, Hazreti Ali’ye Zülfikar gönderilmiştir.

Aynı sözümüz olarak, kıskançlık yaparak, dünya saltanatına erişmek isteyenler, zalim zulümlük altında işkenceler yapıp, acılar çektirerek Muhammed – Ali soyunu ve onlara biat eden insanları, katliamlar sonucunda bitirmek ve yok etmek istemişlerdir ve tarihe de ne için yapıldığını bildirmemek için hiçbir şeyi açıklamadan, İslam ve Müslümanlığı ortaya sürerek amaçlarına ulaşmak için çabalamışlardır. Sonra da bu insanlar arasında bin bir türlü felaketler ortaya çıkarılarak mezhepler kullanılmıştır. İmam Cafer mezhebi Muhammed – Ali ışığı altında bu günlere kadar gelmiştir. Bu mezhep ismine ise, asırlardan beri İslam tarihinde yer vermemişlerdir. Ve her şehit düşen evliyanın, Muhammed torunlarının, Hazreti Ali’nin şehitlik tarihlerini değiştirmişlerdir. Bunlardan sonra gelen ve Hak tarafından yetişip yetiştirilen keramet sahiplerine (Hak âşıklarına ve maşuklarına) eziyetler yaparak, aynı acıları çektirerek gerçekleri yansıtmamış ve onları susturmaya çalışmışlardır.

Fakat bu Gerçekler, isimleri dillerde, mucizetleri, kerametleri ve nefesleriyle her zaman bilindiler.

Her birini kesip, asıp, yüzüp şehit ederek veya sürgüne yollayarak varlıklarını yok etmeye çalıştılar.

Onların ışığını hiç bir zaman kimse söndüremez, sadece göç eden bedenleridir. Asla ruh ölmez, don (beden) değişir. Don değişenler, evliyalık mertebesinde insanlık adına ışık tutan yol gösteren, kerametleri ve ibadetleriyle öncülük yaparak gelen evliyalardır. Allah’ın insanlığa gönderdiği lütuflardır. Gerçekler, memleketin dört bir yanından yetişerek gelirler ve gayba gittikten sonra da, bunların soyundan gelenler ocakzade olarak bilinirler...


Pir Zöhre Ana "Batından Zahire Yolumuz"
"ilmin sözü Ali'dir..."



Zöhre Ana...
Posting Freak
Alevi Müslümanlar (Nusayriler - Arap Alevileri)
Nusayri inancına göre Şeriatçılıkla Alevilik bir arada görünüyor.
İslamın beş şartı Halifeler döneminde yazılmış devlet kanunlarıdır.
Yolumuzla ilgisi yoktur.
Esas olan Eline -Diline -Beline sahip olmaktır, insan olmaktır.
Şekilcilik bizim ibadetimizde yoktur.
Namaz 3 vakit olup Ramazan Orucu değil Ehlibeyt'in Yas-ı Matem Orucu vardır.
Bunlardan en önemlisi de Hz. Hüseyin'in Yas-ı Matem orucu'dur.
Toplumumuzda bu ibadet için Muharrem denmektedir.
Bu isim yılın aylarından biridir. Biz aya oruç tutmayız.
hangi pir için yas tutuyorsak orucun adı odur.

Hızır yası matemi: 3 Gündür: 26-27-28 Şubat
Eba Müslüm Yası Matemi: 3 gündür: 1-2-3 Mart
Hz. Hüseyin'in Yası Matemi: 12 gündür: 4- 12 Mart
Hz. Hasan'ın Yası Matemi: 2 gündür: 15- 16 Aralık
Hz. Ali'nin Yas-ı Matemi: 3 gündür: 18- 19- 20 Ocak
Hıdır- İlyas Yası Matemi. 2 gündür: 10- 11 Mayıs

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Son Düzenleme: 16/02/2011, 15:49, Düzenleyen: Dogan.
Junior Member
Alevi Müslümanlar (Nusayriler - Arap Alevileri)
Dogan yazdı:Nusayri inancına göre Şeriatçılıkla Alevilik bir arada görünüyor.
Bizim sahip olduğumuz şeriat Ehlibeyt şeriatıdır, yani Peygamber efendimiz (s.a.a.v)'in şeriatıdır.
Emevi şeriatıyla, İslam'ın özü olan Ehlibeyt şeriatını karıştırmayın lütfen!
Alıntı: İslamın beş şartı Halifeler döneminde yazılmış devlet kanunlarıdır.

İslamın beş şartının Halifelerle bir ilgisi yoktur. Kuran-ı Kerim ve Ehlibeyt'le ilgisi vardır.
Alıntı: Yolumuzla ilgisi yoktur.
Esas olan Eline -Diline -Beline sahip olmaktır, insan olmaktır.
Şekilcilik bizim ibadetimizde yoktur.
Alevilik Ehlibeyt yoludur. Ehlibeyt imamlarımız nasıl ibadet etmişse, bizlerde öyle ibadet ediyoruz.

Bilmeliyiz ki bizi Alevi yapan husus 12 imamların (Ehlibeyt imamlarının) şekli tekliflerine evet dememizdir.
Şekil insanın aidiyetiyle de ilgilidir.

Kim hangi dinin emrini yapıyorsa o dindendir, kim hangi önderin tavsiyesini uyguluyorsa o kişiyle beraberdir.

Gerçek bir Alevinin yaptığı her ibadetin şekli 12 imamların (Ehlibeyt imamları) sözlerine ve tavsiyelerine uygun olmalıdır.
Çünkü Kuran-ı Kerim'i en iyi onlar biliyor ve peygamberimizin sünnetini en iyi onlar aktarıyordu.

Alıntı:Namaz 3 vakit olup Ramazan Orucu değil Ehlibeyt'in Yas-ı Matem Orucu vardır.
Bunlardan en önemlisi de Hz. Hüseyin'in Yas-ı Matem orucu'dur.
Toplumumuzda bu ibadet için Muharrem denmektedir.
Bu isim yılın aylarından biridir. Biz aya oruç tutmayız.
hangi pir için yas tutuyorsak orucun adı odur.

Sizin bahsettiğiniz 3 vakit namaz, vakitte ortak namazlarla ilgilidir.

Öğle ve İkindi: Gündüzün ortasından akşama kadar uzanan zamandır. Gündüzün ortası, güneşin doğuşu ile batışı arasındaki zamanın yarısıdır. Bu zaman dilimi iki vakit için geçerli olup, öğle farizası ikindi farizasından önceliklidir.
Akşam ve Yatsı: Akşamdan gece yarısına kadar uzanan zaman dilimidir. Gece yarısı akşam ile sabah arasındaki zamanın yarısıdır. Akşam farizası yatsı farizasından önceliklidir.
Zaruri zamanlarda beş fariza üç vakitte eda edilebilir. Şöyle ki: “Öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı birleştirerek namaz kılınabilir.
Yolculukta dört rekâtlı namazlar, iki rekât olarak kılınabilir.

Ramazan orucu konusuna gelince;
Önce Bakara Süresi 183-187 ayetlerde ne diyor ona bir bakalım.

"183. Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Böylece umulur ki fenalıklardan korunursunuz.
184. Oruç sayılı günlerdedir. Sizden her kim o günlerde hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutar. Oruç tutamayanlara fidye gerekir. Fidye bir fakiri doyuracak miktardır. Her kim de, kendi hayrına olarak fidye miktarını artırırsa bu, kendisi hakkında elbette daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer işin gerçeğini bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.
185. O sayılı günler, ramazan ayıdır. O ramazan ayı ki insanlığa bir rehber olan, onları doğru yola götüren Ve hakkı batıldan ayıran en açık ve parlak delilleri ihtiva eden Kur'ân o ayda indirildi. Artık sizden kim ramazan ayının hilâlini görürse, o gün oruca başlasın. Hasta veya yolcu olan, tutamadığı günler sayısınca, başka günlerde oruç tutar. Allah sizin hakkınızda kolaylık ister, zorluk istemez. Oruç günlerini tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden ötürü Allah'ı tazim etmenizi ister. Şükredesiniz diye bu kolaylığı gösterir.
186. Kullarım Ben'i senden soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da dâvetime icabet ve Bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler.
187. (Ey kocalar), oruç tuttuğunuz günlerin gecelerinde, eşlerinize yaklaşmak size helâl kılındı. Eşleriniz sizin elbiseleriniz, siz de eşlerinizin elbiselerisiniz. Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için yüzünüze bakıp, size bu lütufta bulundu. Artık bundan böyle onlara yaklaşıp Allah'ın sizin için takdir buyurduğu neslin arayışı içinde olun! Şafak vaktine, günün ağarması gecenin karanlığından fark edilinceye kadar yiyin için. Sonra gece girinceye kadar orucu tamamlayın! Mescidlerde itikâfta bulunduğunuz sırada eşlerinize yaklaşmayın! Bunlar Allah'ın yasak sınırlarıdır, sakın o hudutlara yaklaşmayın! İşte böylece Allah insanlara, zararlardan sakınıp korunmaları için âyetlerini iyice açıklar.


Bilindiği gibi Yüce Allah, bizden öncekilere oruç tutmayı farz kıldığı gibi bize de farz kıldı.
12 İmamlardan, İmam Hz. Cafer-i Sadık (a.s) orucu 3 şekilde tarif etmiştir.

1-Ammetül halkın orucu (umumiyetin orucu, yani yer Alevi Müslümanın tutması gereken oruç)
2-Has kişilerin orucu
3-evliyaların orucu

1. çeşit oruç, bilindiği gibi Ramazan ayında gündüzleyin yemekten, sudan kesilmektir. Her Müslüman Alevinin tutması gereken oruçtur.
2. çeşit oruç, ömür boyu, tüm haramlardan sakınmak ve mümkün olduğu mertebede nefsini tüm kötülüklerden arındırmaktır. Buda özel (has) kişilerin orucudur.
3. çeşit oruç ise, dünyevi fikirleri ve hırsı bırakıp, alçak olan hırsları terk edip Allah'a yönelmektir. Bu da evliyaların orucudur.

İşte oruç denildiği zaman akla bu üç çeşit orucun gelmesi lazımdır.


İslamiyet’in temel ibadetlerinden olan oruç tüm Müslüman ümmetine farz kılınmıştır. Bu temel ibadet buluğ çağına varan herkesin uygulaması gerektiği bir ibadettir.

Bakalım Ehlibeyt bu konuda ne demiş?

"Sayılı günler olarak artık sizden kim hasta veya yolculukta bulunursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca güce yetmeyenler bir yoksulu doyuracak kadar fidye verirler. Bununla birlikte kim kendi isteği ile bir hayır yaparsa bu onun için daha hayırlıdır. Yine bu durumlarda oruç tutmanız hakkınızda daha hayırlıdır; eğer orucun faziletlerini bilirseniz.

O ramazan ayı (sayılı günler) ki, insanlara yol gösterici, hidayeti, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edip açıklayıcı olarak Kur'an o ayda indirilmiştir. Kim o aya erişirse o ayda oruç tutsun. Hasta olanlar yahut seferde bulunanlar ise, başka günlerde tutmadığı günler sayısınca orucunu kaza etsin. Allah size kolaylık diler; güçlük dilemez. Bir de o sayısı belli günleri, eda veya kaza olarak tamamlamanızı, size yol göstermesi karşılığı onu yüceltmenizi ister, ola ki şükredersiniz."
(Bakara 184-185)

Bu sayılı günler Ramazan ayının tamamı ve 30 gündür. Her ne kadar Sünni inancı bazen 29 gün tutsa da normalde oruç 30 gündür ve Arap Alevileri hiçbir zaman 30 günden az oruç tutmamışlardır. Tutamayacak derecede hasta olanlar ise iyileşince kaza edip tutabilir. Aynısı yolculuk eden için de geçerlidir. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksulu yedirecek kadar fidye verir. Oruç hakkında Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki: "Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevaba girmeyi, ecre nâil olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, beş duyuyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil orucundan, dilin orucu karnın orucundan hayırlıdır." (Nehcu’l Belağa s.396.) Hz. Ali (a.s.) bu sözlerinden anladığımız gibi bir Alevi önce kalbin orucunu sonra dil orucunu tutmalıdır. Sadece yemekten kesilmek ile oruç tutmuş sayılmayız. Nitekim Hz. Fatıma (a.s.) buyurdu ki: "Oruç tutan dilini, kulağını, gözünü ve diğer organlarını haramdan korumazsa o tuttuğu oruç ne derdine değer ki!" (14 Masumdan Kırk Hadis)

İmam Rıza (a.s.) "Oruç niçin emredildi?" diye sorulacak olursa cevap olarak şöyle denir; "Açlık ve susuzluğun zorluğunu görerek ahiretin fakirliğini anlamaları; oruçlunun alçak gönüllü, huşulu, mükafatlanması, sevaba ümitli olması, açlık ve susuzluk karşısında bilinçle sabretmesi ve böylece sevabı hakketmesi için oruç farz kılındı. Üstelik oruç, şehvetlerin ölmesine de sebep olur. Yine orucun farz kılınışı, dünyada insanlara bir öğüt olması, onları dini mükellefiyetlerini yerine getirmeye yöneltmesi, ahiret için kılavuz olması, dünyadaki yoksulların durumlarını anlamaları ve Allah’ın onların malında farz kıldığı hakları yoksullara eda edilmeleri içindir." (14 Masumdan Kırk Hadis) Farz olan orucu herkesin eda etmesi gerekmektedir.

Bu Arada biz de Muharrem ayında oruç tutarız...

Allah (c.c.) bizi Ehl-i Beyt (a.s.) yolundan ayırmasın...
Son Düzenleme: 16/02/2011, 19:15, Düzenleyen: Aleviyyun.
Junior Member
Alevi Müslümanlar (Nusayriler - Arap Alevileri)
Alevi İslam inancı, bilgisi, Hz. Muhammed tarafından vasiyet edilen Kuran-ı Kerim ve Ehli Beyt'e dayanmaktadır.

Ehli Beyt'in 12 imamları tarafından aktarılan Hz. Muhammed'in hadisleri ışığı altında yol alınır.

İslam dini Ehli Beyt'in velayetidir. Alevi İslam bilgisinin özü, marifet ve hakikattir. Merkezinde insan sevgisi ve değeri yer alır. Zulme ve zalimlere karşıdır. İlme, Adalete, sevgiye, güzelliğe, kardeşliğe, beraberliğe, paylaşmaya, dayanışmaya, yardımlaşmaya, hoşgörüye ve geri kalan tüm iyi değerlere, sıfatlara bağlıdır.

Hz. Muhammed , Allah’ın selamı ona ve tertemiz Ehli Beytine olsun, buyurdu ki:
“ İçinizde değeri biçilmez iki emanet bırakıyorum. Allah’ın kitabını (Kur'an-ı Kerim) ve zürriyetim olan Ehli Beytimi. İkisine tutunursanız asla doğru yoldan çıkmıyacaksınız. İkisi kıyamet gününe kadar, (kevser) havuzun başucunda bana varana dek asla birbirinden ayrılmıyacaklar. Ehli Beytime karşı tutumunuzdan dolayı Allah’ın azabını hatırlatıyorum, Ehli Beytime karşı tutumunuzdan dolayı Allah’ın azabını hatırlatıyorum, Ehli Beytime karşı tutumunuzdan dolayı Allah’ın azabını hatırlatıyorum !!!”

Hz. Muhammed , Allah’ın selamı ona ve tertemiz Ehli Beytine olsun, buyurdu ki:
“ Ehli Beytim içinizde Nuh (aleyhisselam)'un gemisi gibidir. Gemiye binen kurtulur ve gemiye binmeyen boğulur, ölür !!!” (Sahih hadis-i şerif)

Hz. Muhammed, Allah’ın selamı ona ve tertemiz Ehli Beytine olsun, buyurdu ki:
“ Ehli Beytim, İsrailoğulları’nın selamet kapısı gibidir. Her kim o kapıdan içeri geçerse mümin olur ve her kim dışında kalırsa kafir olur.”

Hz. Muhammed, Allah’ın selamı ona ve tertemiz Ehli Beytine olsun, buyurdu ki:
“ Âl-i Muhammed’e salavat (dua) edilmeden yapılan dualar kabul olmaz !!!”

Hz. Muhammed, Allah’ın selamı ona ve tertemiz Ehli Beytine olsun, abasının (hırkasının) altına Hz. Ali, Hz. Fatime, Hz. Hasan ve Hz. Huseyin’i alarak şöyle buyurdu:
“ Ey Allah’ım ! Bunlar benim Ehli Beytim ve seçkinlerimdir. Onlardan her türlü pisliği gider ve onları tertemiz kıl !!!”

Peygamberin ebedi aleme göç etmesinden sonra İslam ümmeti iki kısma ayrıldı. Birincisi peygamberin yerine Gadir Hum günü halife olarak bıraktığı Hz. Ali (a.s)'ye tabi olan Aleviler, diğer kesim ise Gadir Hum günü peygamberin emrini hiçe sayarak sözlerinde durmayıp başka halife seçenler.

Hz. Ali (a.s)'nin yolunda giden onu peygamberden sonra imam, vasi, halife bilen Müslümanlara, "Hz. Ali (a.s)'nin taraftarı" ve ya "Aleviler" denir. Alevilik Hz. Muhammed (s.a.a.v)'ten sonra ortaya çıkan bir mezhep değildir. Alevilik İslam'ın özüdür, bu yüzden Aleviler kendilerini mezhep olarak kabul etmezler.
Hz. Ali (a.s)'nin yolundan giden, onu seven, ona ve Ehl-i Beyt'e tabi olan, Kur'an-ı Kerim'in emirlerini yerine getiren herkes Hz. Ali (a.s)'nin taraftarıdır yani Alevidir.

Alevi olabilmek için bir Alevi ailesinin yanında doğmak yeterli değildir. Hz. Ali (a.s)'nin velayeti altında oılmak ve onun imametini kabul edip on iki imama yani Ehl-i Beyt'e tabi olmak gerekir.
Alevilik, iman, amel ve ahlak temellerine dayanır. Bu nedenle Alevilikte dinden bağımsız bir ahlaktan bahsedemeyiz. Alevilik ahlakı vahye dayanmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a.v)'e inen Kur'an-ı Kerim bizlere bu ahlakı anlatmaktadır. Buna göre ahlakın temel prensiplerinin Allah (c.c) tarafından belirlendiği anlaşılmaktadır. Alevi inancının en önemli gayeside insanın ahlaki açıdan olgunlaşmasını sağlamaktır. Nitekim Allah'ın, peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a.v)'i göndermesinin sebebi ahlakı tamamlamaktır. Bunu Peygamberin bu hadisinden anlamaktayız:"ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim."

Allah'ın en sevgili kulları ahlaklı olanlardır. Bunu Peygamberimizin, bir soruya verdiği yanıttan anlamaktayız: "Allah katında en sevgili kullar kimlerdir?" diye sorduklarında, "ahlakı en güzel olandır." diye buyurmuştur. Peygamberin güzel ahlakı tamamlamak amacıyla Allah (c.c) tarafından gönderildiğini söyledik. Güzel ahlak Kur'an-ı Kerim'de bize tebliğ edilen ahlaktır.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.