You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevi köyünde bir akşam

Alevi köyünde bir akşam

Administrator
Alevi köyünde bir akşam
][FONT=Droid Sans] BİLGEHAN UÇAK- ÇAY BARDAĞI/ Artık gece başlamıştı biz ellerimizle etleri yerken. Ezilmiş bir pırlantanın küçük parçaları gibi parıldayan binlerce yıldız vardı simsiyah gökyüzünde. Şehirde asla görülmeyen yıldızlara o köyde kavuşuyordum. Şu sık sık sözü edilen ’Anadolu’nun şirin köylerini’ ilk kez Trakya’da bulmuştum. Yol bizi buraya getirmiş, sanki bir şey ’hadi oraya gidin’ demişti.
][FONT=Droid Sans] Hayatta bamya kadar nefret ettiğim bir şey varsa o da askerlikti.
][FONT=Droid Sans] Oysa, artık bamya yiyorum, hattâ güzel yapıldığında, hadi itiraf edeyim, hoşuma bile gidiyor ama askerlikten hâlâ nefret ediyorum.
][FONT=Droid Sans] Emrinden de, komutasından da, uğurlamasından da, zapturaptından da, hâkiler içindeki üniformasından da’
][FONT=Droid Sans] İnsanın en kötü hâli, herhâlde o üniformalar içindeki hâli olsa gerek.
][FONT=Droid Sans] Arkadaşlarımı teker teker askere yolcu ettim, ama ne yalan söyleyeyim, hiçbirinin arkasından mutlu bir şey diyemedim, ziyaretlerine gitmedim ve hep üzülerek baktım fotoğraflarına.
][FONT=Droid Sans] Bir ömür kadar çabuk geçen altı aylık askerlikleri boyunca hiçbiri çatışma görmedi, hiçbiri silah sıkmak zorunda kalmadı ve ben bütün bencilliğimle buna sevindim.
][FONT=Droid Sans] Hattâ biri tankı yürümeyen bir bölüğün tankçı çavuşu oldu da, içine bir kez olsun binmediği numunelik bir tankı bir iki kere yıkamaktan başka bir şey yapmadı.
][FONT=Droid Sans] Ama İstanbul’dan kaçmak istediğim bir gün, alıp yanıma ortak arkadaşlarımızı, Uzunköprü’ye gittim asker ziyaretine.
][FONT=Droid Sans] Tıraşlanmış kafası ve iki metreye yaklaşan boyuyla, mahzun bir gorili andıran Aybars’a veda ettiğimiz sahne kaldı aklımda en çok.
][FONT=Droid Sans] Gün boyunca gözümüz saatte ve lanet yelkovan hiç durmadan ilerliyor, vakit sayılı, geri dönüş mecburi, onu bırakacağız; biz gideceğiz, o kalacak.
][FONT=Droid Sans] Öyle de oldu, biz gittik, o kaldı.
][FONT=Droid Sans] Nefret ederim vedaın her türlüsünden.
][FONT=Droid Sans] Ne dedim hatırlamıyorum şimdi, belki kuru bir ’allahaısmarladık’, belki yalancı bir ’görüşmek üzere’, belki de endişeli bir ’dikkat et kendine’.
][FONT=Droid Sans] Sanıyorum bu sahneyi görmemek, bu ayrılığı yaşamamak için gitmemiştim diğerlerine.
][FONT=Droid Sans] Ölü bir yaprak kadar çaresiz hissediyorum kendimi böyle anlarda, düşeceğimi biliyorum ve elimden hiçbir şey gelmiyor.
][FONT=Droid Sans] Sahte sözlerle örülü vedaın ardından üç arkadaş yeniden doluştuk arabaya.
][FONT=Droid Sans] Aybars’ın yeri boş şimdi.
][FONT=Droid Sans] Ne o gürül gürül anlattığı askerlik maceraları ne bitmeyen şakaları, ona dair hiçbir şey yok arabada.
][FONT=Droid Sans] Yeni cenaze çıkartılan bir ölü evinin duvarlarına sinmiş o yalnızlık kaldı geriye.
][FONT=Droid Sans] Emre’ye dedim ki, ’Sür arabayı’.
][FONT=Droid Sans] Nereye gideceğimizi bilmiyorum, o da bilmiyor, ama beraber birçok seyahate çıktığımız Hakan aklımdan geçenleri biliyor:
][FONT=Droid Sans] ’Sen sür, yol bizi götürür nasıl olsa.
][FONT=Droid Sans] Bazen böyle olur, şehir beni bunaltır ve kendimi bir yere giderken bulurum.
][FONT=Droid Sans] Bu kez de öyle olacak, üstümde veda edememişliğin ağırlaştırdığı zehirli tozlar var çünkü.
][FONT=Droid Sans] Meriç Nehri’ne doğru gittik bir süre, sonra biraz ev yapımı şarap içmeye karar verdik ve ilk sapaktan saptık bir bilinmeze doğru.
][FONT=Droid Sans] Yaşasın, yola inanıyorum, bizi mutlaka iyi bir yere çıkaracak.
][FONT=Droid Sans] Derken bir köye geldik, meydandaki kahvenin önünde üç adam oturmuş bir şeyler konuşuyorlar, arabadan inmeden seslendim.
][FONT=Droid Sans] ’Ev yapımı şarap satan bir yer arıyoruz.
][FONT=Droid Sans] Bizi biraz inceledikten sonra pek umursamadan cevap verdi:
][FONT=Droid Sans] ’Bu yolu takip edin, ilk köyde değil ikincisinde sorun.
][FONT=Droid Sans] Sonra ekledi:
][FONT=Droid Sans] ’Ama yabancısınız, size vermezler.
][FONT=Droid Sans] Yol bizi buraya kadar getirmişken gitmemek olmaz.
][FONT=Droid Sans] Gideceğiz gitmesine de, eli boş dönme ihtimalinden ürkütmüyor da değiliz.
][FONT=Droid Sans] Neredeyse metruk bomboş bir köy geçtik, sonra iki hergele oğlanın boş bir arsada top oynadığı ikinci köye geldik, camı aralayıp ev yapımı şarap aradığımızı söyledim, meğer dedesi yapıyormuş ama ’kendisine kadar’ yapıyormuş, verir miymiş, bilmezmiş.
][FONT=Droid Sans] Gene de götürdü bizi.
][FONT=Droid Sans] Bir köy evinin girişinde bıraktığımız çocuk koşarak içeri girdi, hemen sonra dedesiyle birlikte geldi.
][FONT=Droid Sans] Bu sene ürün pek iyi olmamışsa da dedesi köydeki herkes gibi biraz şarap yapmış, gerçi o köydeki en çok şarap üretenlerden biriymiş ya, ama bu köydeki her ev de kendi gücüyle orantılı biraz şarap yaparmış, üzümleri ’cabernet’, bağ kendisininmiş’
][FONT=Droid Sans] Uzun uzun anlattı.
][FONT=Droid Sans] Zaten almaya gelmiştik, aldık da.
][FONT=Droid Sans] İki buçuk litrelik pet şişeye doldurulmuş, iyi olmadığını alırken bildiğimiz bir şarap.
][FONT=Droid Sans] ’Yirmi lira verin tamam.
][FONT=Droid Sans] Altı üstü biraz ayaküstü sohbet etmiştik ama bir ’sıcaklık’ oluşmuştu aramızda, sanıyorum ona dayanarak bize bir çeşit yerfıstığından bahsetti, sadece burada, bu mevsimde yetişirmiş’
][FONT=Droid Sans] Onu da alacağız ama kimde var bilmiyor, Serkan diye bir adamı aradı, meğer o ’ava’ gitmiş, biraz gülüştüler telefonda karşılıklı, ’Tamam’ dedi, ’bizim oğlanla gönderiyorum arkadaşları sana’.
][FONT=Droid Sans] ’Bizim oğlan’ dediği, köyün girişinde arabaya aldığımız ve bizi buraya getiren çocuk.
][FONT=Droid Sans] Tekrar düşecekken yollara, ’Kaynananız seviyormuş’ dedi, ’avdan boş dönmemişler bugün’.
][FONT=Droid Sans] Bir beş dakika sonra Serkanlara geldik.
][FONT=Droid Sans] Serkan ve ’abi’ diye hitap ettiği iki adam.
][FONT=Droid Sans] Ben ömrümde bu kadar komik, bu kadar esprili, bu kadar matrak iki adam görmedim.
][FONT=Droid Sans] Aybars’a veda edişimizin ardından büyük bir ortaoyununun ortasına düşmüştük sanki, geceyle gündüz gibi değişmişti haletiruhiyem, kahkahadan katıldığım bir sohbetin içinde bulmuştum kendimi.
][FONT=Droid Sans] Bu Serkan dedikleri arkadaşlarıyla ava çıkmış, üç tane de yabandomuzu vurmuşlar ama Meriç Nehri’nde kıstırdığı hayvanları Yunanlı ahbaplarıyla da paylaşınca kendi ’rızkını’ alıp köye gelmiş.
][FONT=Droid Sans] Bizim yerfıstığı alacağımız adam, oraya vardığımızda, postu serilmiş bir yabandomuzunun kemiğinden kalan etleri sıyırıyordu, elleri ve üstü başı kan içersindeydi, yarabbi o ne feci bir görüntü!
][FONT=Droid Sans] Bir kan gölünün ortasında az önce öldürülmüş ’taze’ bir yabandomuzu.
][FONT=Droid Sans] Meğer bu Serkan, heybetli vücudunun içinde bir çocuk ruhu taşırmış da vurduğu hayvana bıçağı değdiremezmiş, etleri ayırmak için ’abilerinden’ yardım istemiş.
][FONT=Droid Sans] ’Yabandomuzu vurmuşsunuz’ dedim, ’bize söylendiğine göre burada ziyan edilmezmiş’.
][FONT=Droid Sans] ’Terbiyesizlik yapamayın’ dedi o her zamanki alaycılığıyla, ’domuz değil bu, bildiğin ’çalıdanası’’.
][FONT=Droid Sans] ’Çalıdanası’ lafını ben o gün o köyde öğrendim.
][FONT=Droid Sans] Akşam inerken soğuk da gitgide kendini belli ediyor ama hemen yanı başımızda bir ateş yandığından soğuk bize işlemiyordu, üstelik fıstık almaya gelmişken ’Tanrı misafiri’ olduğumuz için bir de akşam yemeğine buyur edildik, eh zaten gönlümüzde var, bekleyeceğiz biraz daha yemeğin pişmesini.
][FONT=Droid Sans] Yemeği beklerken bir yandan yerfıstıklarını yiyor, bir yandan da evden gelen şarapları içiyoruz, üşüyüp ateşe biraz daha odun attık, sonra o korun yanına iki parke taşı, taşların üstüne ise bir tel ızgara koyduk ve kuşbaşı doğranmış taze etlerin pişmesini bekledik.
][FONT=Droid Sans] Artık gece başlamıştı biz ellerimizle etleri yerken.
][FONT=Droid Sans] Ezilmiş bir pırlantanın küçük parçaları gibi parıldayan binlerce yıldız vardı simsiyah gökyüzünde.
][FONT=Droid Sans] Şehirde asla görülmeyen yıldızlara o köyde kavuşuyordum.
][FONT=Droid Sans] Şu sık sık sözü edilen ’Anadolu’nun şirin köylerini’ ilk kez Trakya’da bulmuştum.
][FONT=Droid Sans] Bizimle biraz bir şeyler yedikten sonra abilerden biri gitti, biz beş ’arkadaş’ biraz daha oturduk, Serkan her birimize poşetlerce fıstık hediye ediyor, evden beş litrelik yeni bir şarap daha ’yolluk’ olarak geliyordu.
][FONT=Droid Sans] Akıl almaz bir izzet-i ikram, ömrümde gördüğüm en komik ikili’
][FONT=Droid Sans] Muhteşem bir sınır köyündeydim.
][FONT=Droid Sans] Yol bizi buraya getirmiş, sanki bir şey ’hadi oraya gidin’ demişti.
][FONT=Droid Sans] Ve, sadece içimizdeki bir sesi dinleyip sürmüştük arabayı, başkaca hiçbir programımız yoktu, hiçbir plan yapmadan kendimizi yola atmıştık.
][FONT=Droid Sans] Yabandomuzuna ’çalıdanası’ diyecek kadar ince bir mizah anlayışları vardı, hangi dönem olursa olsun sınırın öte yakasındaki köylülerle birlikte ava çıkıyorlar, vurabildikleri bir şey olursa paylaşıyorlardı.
][FONT=Droid Sans] Bir ayrılık, beni yepyeni bir beraberliğe götürmüş, bambaşka dünyaların insanlarını aynı sofrada buluşturmuştu.
][FONT=Droid Sans] Aynı ateşin etrafında buluşmuş, aynı plastik şişelerdeki içkileri bölüşmüş, aynı hayvandan ’rızkımıza’ düşeni yemiştik.
][FONT=Droid Sans] Adana’da çıkarılan ile kendi yerfıstığının ne kadar farklı olduğunu anlatırken gözlerinin içi gülüyordu Serkan’ın, yaptığı işten gurur duymanın gökteki yıldızlar kadar parlak ışığını gördüm.
][FONT=Droid Sans] Eylülde çıkıyormuş bu fıstık, tamamen doğalmış ve de buraya özgüymüş.
][FONT=Droid Sans] ’Gazeteci’ diye sesleniyorlardı bana, ’çıkınca sana gönderirim biraz fıstık’.
][FONT=Droid Sans] ’Gönder’ dedim, aradan kaç zaman geçti, neler konuştuğumuzu unutup aradım.
][FONT=Droid Sans] ’N’aber gazeteci?’ diye dostça açtı telefonu, sanki eski birer ahbapmışız gibi.
][FONT=Droid Sans] Eski değildi, hepi topu bir kez bir uzun bir akşam yemeği yemiştik ama ’saf bir samimiyetin’ güçlü halatlarıyla hiç konuşmasak da sürecek bir arkadaşlık kurulmuştu aramızda.
][FONT=Droid Sans] ’Fıstığın var mı?
][FONT=Droid Sans] ’Eylülde çıkacak dedik ya sana.
][FONT=Droid Sans] Doğru, eylülde çıkıyordu, ’Bana biraz gönder’ dedim.
][FONT=Droid Sans] ’Elli kilo yeter mi?
][FONT=Droid Sans] Meğer, yılda iki yüz elli kilo yermiş bizim Serkan; o cüsseyi başka türlü nasıl besleyecek?
][FONT=Droid Sans] Gecenin bir yarısı İstanbul’a dönerken hem ayrılığın çamurlu tortusu hem de muhteşem bir gecenin havaifişekli coşkusu aynı anda yaşanıyordu ruhumda.
][FONT=Droid Sans] Aybars’ın koltuğu hâlâ boştu ama şişelerce şarabımız ve fıstığımız vardı.
][FONT=Droid Sans] Gökyüzünün zifiri karanlığına parlaklığıyla meydan okuyan yıldızlar gibi hem siyah hem de ışıl ışıldı içim.
][FONT=Droid Sans] Ne yekpare bir hüzün var ne de tek başına mutluluk.
][FONT=Droid Sans] En olmaz dediğin anda yepyeni bir şey çıkıyor karşına, saptığın bir yol sana bambaşka şeyler öğretiyor.
][FONT=Droid Sans] Vedaın ve askerliğin her türlüsündense hâlâ nefret ediyorum.
][FONT=Droid Sans] [email protected]
Twitter: @bilgehanucak

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.