You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevi Çalıştayı: Entegrasyon mu, asimilasyon mu ?

Alevi Çalıştayı: Entegrasyon mu, asimilasyon mu ?

Posting Freak
Alevi Çalıştayı: Entegrasyon mu, asimilasyon mu ?
Hükümetin Alevi açılımı, moderatörlüğünü Prof. Dr. Necdet Subaşı’nın yapacağı Alevi Çalıştayı ile yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyor.





[Resim: 2.gif] Bu çalıştaya davet edilen tüm Alevi kurumlarının daveti kabul ettikleri bildiriliyor. Hiçbir ayrım yapmadan tüm Alevi kurumlarının davet edilmesi isabetli bir tavırdır. Böylece, Alevi camiasındaki tüm görüşler, çalıştayda ifade edilme olanağını bulmuş olacaktır. Açıkçası bu çalıştay, Alevi meselesinin halli noktasında çok önemli bir adım olacağa benziyor. Hükümetin bu kararlı tavrını olumlu bulmamak isabetli bir tutum olmaz. Nitekim davetli tüm kurumların davete icabet edecek olmaları da çalıştay fikrinin önemsendiğini ve olumlu karşılandığını gösteriyor.

Anlaşıldığı kadarıyla, Aleviliği bir tarikat olarak görenler de orda olacak, mezhep olarak görenler de…İslam’dan ayrı bir din olarak kabul edenler de orda olacak, “İslam’ın özü “ diye tarif edenler de…

Çalıştayın bir sonraki aşamasında ise Alevilik üzerine yazan kimi akademisyen ve yazarlar davet edilecek.

İnanç önderleri, politikacılar, sanatçılar, diyanetçiler, ilahiyatçılar da katılımcılar arasında yer alacak.

Peki ne konuşulacak ?

Bu çalıştay bir teoloji çalıştayı mı olacak yoksa bir haklar çalıştayı mı ?

Katılımcılar, Alevilik konusunda teolojik bir uzlaşı mı arayacaklar ?

Yahut herkes sadece kendi görüş ve talebini mi dile getirecek ?

Yoksa bu çalıştayla birlikte Alevilik resmen farklı ekollere mi bölünecek ?

Alevilik tarikatı…

Alevilik mezhebi…

Alevilik dini…

Bu üç görüşün de artık yollarının resmen ayrılacağı bir süreç mi başlayacak ?

Hükümet hangi görüşü temel alarak bir takım açılımlar yapacak ?

Yoksa her görüşün talepleri ayrı ayrı mı karşılanacak ?

Aslında Aleviler arasında en yaygın görüş, Aleviliği bir mezhep olarak gören görüştür. Her ne kadar mezhep sözcüğü kullanılmasa da içerik itibariyle mezheple örtüşen tanımlamaları paylaşan Aleviler, çoğunluğu oluşturmaktadır.

Kendini İslam’ın özü ve tasavvufi yorumu olarak gören Alevilik mezhebi, Alevi camiasının kahir ekseriyetinin kimliğini ifade eden bir tanımlamadır.

Bu mezhep, Sünnilik ( Amelde Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli, itikatta Eş’ari ve Maturidi ) ve Şiilik ( Caferilik, Zeydilik, İsmaililik, Nusayrilik )’ten bağımsız, pek çok Şamani ve kadim Anadolu kültür özelliklerini de barındıran bir İslam mezhebidir.

Alevilik mezhebinin teolojik koordinatları bellidir:

Vahdet – i vucud düşüncesi çerçevesinde bir uluhiyet inancı…
Kırklar cemi itikadı çerçevesinde bir nübüvvet inancı…
Hazreti Ali’nin Allah’ın tecellisi olduğu imanına dayalı bir uluhiyetle donatılmış velayet ve imamet inancı…

İbadeti, halka namazı adı verilen cem…
Cemin bir parçası olarak semah…
İbadethanesi cem evi…
Orucu, Muharrem ve Hızır orucu…
İnanç önderi, dede ve baba…
Kutsal metinleri, Kur’an’ın batıni yorumu olarak kabul edilen deyiş ve nefesler…
Kıblesi insan…

İşte bu çerçeve, Alevilik meselesinin çözümü için aranacak çarelerin tespitinde temel kabul edilmelidir. Zira bu, Alevilerin kahir ekseriyetinin paylaştığı bir çerçevedir.

O halde çözüm de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Cem evleri, camilerle eşit hukuki statüde ibadethane olarak kabul edilmelidir.

Sünni ve Şii inanç ve ibadet biçimlerini benimsetme temeline dayalı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri Alevi öğrenciler için yeniden düzenlemelidir.Alevi öğrenciler, ya ayrı bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi almalıdırlar yada mevcut derslerden muaf tutulmalıdırlar.

Sünni camiaya götürülen dinsel hizmetler gibi Aleviler için de bir düzenleme yapılmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı yeniden yapılandırılmalıdır.

Alevi toplumu için de bütçeden pay ayrılmalıdır.
Alevi inanç kurumları ve inanç önderlerinin maddi ihtiyaçları karşılanmalıdır.

Dileğimiz Alevilik konusunun ülkemizin ve halkımızın birlik ve barışına hizmet edecek şekilde ele alınması ve bu meselenin sosyal bütünleşmeyi güçlendirici bir çözüme kavuşturulmasıdır. Aleviliğin iç ve dış kimi odaklarca Türk toplumu için bir sosyal çözülme unsuru olarak kullanılmasına daha fazla izin verilmemelidir.

Alevi Çalıştayı bu amaca dönük bir çalışma olmalıdır. Sanırım bu noktada özenle üzerinde durulması gereken ilke, “entegrasyona evet, asimilasyona hayır !” sözünde vücut bulan ilkedir. Bu ilke, meseleye taraf olan her kesimce kabul edildiğinde çözüme ilişkin dev bir adım atılmış olacaktır.
Posting Freak
Alevi Çalıştayı: Entegrasyon mu, asimilasyon mu ?
Ya bunlar kime neyi kabul ettirmek istiyorlar.Yıllardır bizim ibadet şeklimiz aynıydı.
Onlar baskı yaptıkları için çok yerde şekil değişti.

Şimdimi doğrunu farkına vardılar.O da kendi doğruları.

Neyse en azından ibadetin adını duyurdular.
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size


PİR ZÖHRE ANA

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.