Alıntı:
Abdest (zahiri Anlam)
Degerli canlar…
Bugün sizlerle, Alevi-bektaşi anlayışında, abdest ve anlamı üzerinde durmak istedim.
Abdestin kelimesi Farsça kökenli bir sözcüktür.iki ayrı kelimenin birleşiminden oluşur.
“AB”,Sözlük anlamı olarak su anlamına gelirken, “DEST” sözcügünün iki anlamı bulunmaktadır..
1 - El anlamında,
2- Bir topluluğun en saygın yeri mekanı anlamına gelir.
Abdest kelimesinin, bütünsel olarak anlamına bakıldığında ise, yine iki anlamı bulunur..
1 - İbadete başlama, ön hazırlık
2- El yıkama için kullanılan su
]Alevi-bektaşi İslam anlayışında ise, Abdest almanın iki anlamı vardır.
1- Zahiri Abdest(görünen-dışsal) : Dört kapı, Kırk makam düstruru içinde Şeriat makamında, “TEMİZ OLMA” Olarak anlamını bulan zahiri abdestir. Ancak buradaki zahiri anlamındaki abdest Sünni ve şii anlatımındaki.. belli vakitlerde yapılan ( günlün beş vakitli namaz gibi) alınan değildir. Temiz olmak.. Alevi Bektaşilikte ikrar’ın temelidir.
Sünni ve Şiiler abdesti ve ilgili Kur'an ayetini zahiri yorumlar.. onlara göre ibadet vakitlidir. Allah belli vakitlerde anılır. ve zikredilir... sonra insanlar Allah’ı bırakıp günlük koşuşturmacalarına yani işlerine dönebilirler...Dolayısıyla Allah'ın anılmadığı zamanlarda temizlik şart değil, kirli olunabilir.. Temiz olunmasına gerek yoktur... Oysa Alevi-bektaşi ...Yaşamın her anında Allah iledir.... salat ve zikir devamlı olduğu için temizlikte devamlıdır...
Alevi-bektaşiler, dış bedensel temizliklerine önem (ibadete-ceme başlamadan önce) verdikleri gibi en önemlisi olan, ruh temizliğine, abdestine daha çok önem verirler. Bunu da inançları gereği ibadetlerinin dışında da yerine getirmeye gayret ederler.
Yine hemen belirtmek gerekirki, Beden temizliği sadece belli inanç grubundaki insanlara da (sadece Sünni /şii) ait değildir, aksine bütün inanç gruplarındaki insanlar tarafından da bedensel temizliğe önem verilir. Hakk aşığı Yunus’un şu sözleri buna güzel bir örnektir.
“Sanma ki herkes bunu bilmez değil
Yetmiş iki millet dahi elin, yüzün yumaz değil.”
İbadete başlamadan önce bedenin dışı temizlenerek, ibadet esnasında ibadette bulunan diğer insanları iğrendirilmemesi, pek de hoş olmayan kokularla, insanların akıllarının ibadetten alıkonulmaması gerekir. Bunun içinde ibadete gidilirken bedenin dışı suyla yıkanarak abdest alınıp güzel, temiz giysilerimizi de giyerek ibadet etmek üzere hazırlanmış oluruz, olmalıyız.
Kuran’ın Araf suresinin 31.ayetinde Tanrı
“Ey Ademoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın” demiştir.
Yine Alevilikte ki dört kapı, Kırk makamının, ilki olan Şeriat kapısının on makamından biri de “temiz giyinmektir.”
]Bu bağlamda, ibadete gelen kişi buna uymak zorundadır.
Bu alınan abdest zahiridir, ama Hakk’a ulaşmak için ibadete hazırlanmanın ilk aşamasından olan zahiri olarak bedenin dış temizliğini sağlamak yeterli midir acaba?
Hemen belirtmek gerekir ki, mana olmadan şeklen kılınan namaz/niyaz bir anlam ifade etmeyeceği gibi, Abdestinde şeklen alınması da mana aleminde bir şey ifade etmez…
HACI BEKTAS-I VELİNİN dediği gibi,
“Şu şişeyi görüyor musunuz? İnsan bir şişeye benzer; bu şişenin içi pislikle doluysa bunun ağzını kapatıp ta çeşmenin altında yüzlerce kere yıkasanız da bu temiz olamaz, yapılacak iş nedir?
Bunun kapağını açmak, pisliği dökmek, şişenin içini yıkadıktan sonra da dışını yıkamaktır.”
yararlanılan kaynaklar:
1-ALi .Rıza Uğurlu, Aşk_ı Muhabbet
2-Prof. Dr. Niyazi Öktem-Louis Massıgnon Hallac-ı Mansur
3-Gazi üniversitesi,Hacı Bektaş Enstitüsü: (Hacı Bektaşı Veli;Makalat-ı Gaybiyye ve Kelimat-ı Ayniyye
Alıntı:aleviweb.com
![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)