You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

akıl mı?(n)akıl mi?

akıl mı?(n)akıl mi?

Junior Member
akıl mı?(n)akıl mi?
akıl mı?(n)akıl mi?
Bir şeyleri anlatmak için seçilen yol aklın ve tecrübelerin getirdiği noktayı değerlendirerek geliştirerek bir adım öne götürmektir tüm insanlığın amacı insanlık dav asını insan olma davasını idrak etmektir.
Endülüs kurtubaya şehrinde gözlerini açan. İbni rüşt ve arkadaşı Mürsiyeden doğan ibnul Arabi akılcı düşünenlerin zaman içerisinde aldığı yol tüm İslam alemini değişik boyutlara sürüklemiştir. Nübüvvet (n)akil ile akıllın yerleri neresi olacak diye çok savaş verilmiştir. Siyasi bir boyutta kazanan bu kavramlar avamın neresinde kalmış tarihin hangi tozlu sayfalarında aramak gerekir. Bir bilinmezi bilmek zor olsa gerek.

İnanç önderlerimiz aklı düşünceyi hep farz eğlemişler bize canlara. Bundan dolayıdır ki hümanist akılcı uyumlu toplumlar ortaya çıkarmış. Uyumsuzluğu erkin ve baskıcı zihniyetin anlayışsızlığına bir akıl ile başkaldırış olarak tarih sayfasına çıkmışızdır.
Ulu Pir- i Hace bektaş-ı pir-i kutbul-u ekber ne diyor..

"İslâmın temeli güzel ahlâk; ahlâkın özü bilgi; bilginin özü akıldır."

Bunu her can YOL süren düşünmeli bulmalı anlamalı ve bu ulu sözü yerli yerine koymalıdır. Böyleliklede tüm bilinenler ve bildirilenler yerli yerine oturtturur.

Can Yol-umuz akla ve bilimi önem vermiştir. Hace Bektaş Veli’nin en fazla değer verdiği şey; “Fazilet ve bilgidir”. Faziletli bir insan tipi oluşturmak için tek bir yol vardır. O da ilimdir. İlmi pek bir üstün değer kabul eder.
Araştırmak soru sormak karşı manayı da dinlemek okumak bilmek ve tekrar okumak okumayı teşvik etmek yegane yolumuzun olmazsa olmazıdır.

YOL sürdüğünü uman kişi okumuyor evlatlarını okutmuyorsa bu yol yarım kalmış kurta kuşa teslim edilmeye ramak kalmış demektir.


Suallerle var ettiğimiz ve günün gerçekleri ile Doğru bilgi insanı gerçek bilgiye götürürki buradan Hakk anlayışına çıkış olur.
Şu sözleri kaçımız idrak ediyoruz. Ne kadar büyük veriler bunlar diyebiliyoruz. Diyoruzda peki anlayabiliyormuyuz?

"Kadınlarınızı okutunuz. İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, Cennet için ibadet geçersizdir"

Hararet nârda’dır, sac’da değildir,
Kerâmet sendedir, tâc’da değildir.
Her ne arar isen, kendinde ara,
Kudüs’te, Mekke’de, Hâc’da değildir.

Ne kadar idrak ettiniz? Nerelere bu sözü koyacaksınız hangi din mi? hangi akıl mı?
ya bu sözleri bakın sıralamaya..

Madde karanlığı, akıl nûru;
Cehâlet karanlığı, ilim nûru;
Nefis karanlığı, marifet nûru;
Gönül karanlığı, aşk nûru ile aydınlanır.
Maddeden varlığı
AKIL..
Akıldan maddeyi bilmeye
İlimİlimden kendini bilmeye
Marifet
Kendini bilmeden gerçeği bilmeye
HAKK(AŞK)

Alemi ikra eden kişi kendini tanıdıktan sonra nakle değil özüne bakar.Nakil aktaranlar kendilerine bakarak akılları ile nakli kabul gördüler.Bir kahin veya falcı gibi değil ağzı burnu bükerek sümüklü timsah göz yaşları dökerek yol alınmaz..Bu nakilde kabul görünmez.Kendine bakarak asıl olanı içindekini görüp dışarıya çıkararak olur

İslam ve diğer dinlerde akıl ve nakıl bir birlerine devamlı girmiş. Bu durumda akıl ve nakli savunan taraflar ortaya çıkarmıştır
Bu gün her kesin dilinde Gazzali ile Rüşd çekişmesi vardır.
Evet, ama sadece bu suyun görünün bir parçasıdır. Lakin siyaset yapılarak konu tüme yayılmış olması isimleri bir elin parmağını geçmeyen kişileri kutsiyet kazandırma veya kaybettirme etrafında döndüğü gerçeği ile karşı karşıyayız...

Gazzali, hakikati ve bilginin kaynağını "akıl Ötesinde aramaya başlamıştır
"Akıl bütün meseleleri kavramakta müstakil değildir. Bütün karmaşık meseleler üzerinden anlaşılmazlık perdesini kaldıramaz."

PEKİ, EY GAZALİ AKIL KİMDİR KİMİ HALİFESİDİR SORUSUNU CEVAPSIZ BIRAKMIŞTIR.

Yukarıda söylediğimiz gibi maddeden akla giden yolu idrak etmemiz gekmektedir. Bunu avama anlatmanın yolu belli bir beryotlarla olmaktadır. Bu sır-ı aklı her kişi anlamadığından büyük sorunların çıkışına neden olmuştur. Nemalanan ile bir karma siyaset güdülerek gerçek anlam ve anlatmayı ikinci plana itilerek aristokratların dilinde hakikat kalmıştır. Avam ise kağnı arabasında ilerler gibidir. Giydiği insan libasına yakışmayan hayvansı gelişmeleri başköşeye koymuş hayvanlıklarından vaz cayamamış. Hayvandan daha aşağı olmuştur.

Diğer taraftan ise;
Sırrı ifşa etmeyi aklı bilip anlamak ve böyleliklide İslam'da her şey açık ve nettir.Diye bilmekteyiz.Peki aslında kime net kime açık bunu izah ettiğimizde ançak herkes zannına göre gerçeği gördüğünü mutlak suretle bir nikap-ın olduğunu görüyoruz

Hakkınz muhib-lerine bahşettiği; bilgileri gizlemeleri esası vardır. Abdülkerim bin Hevazin bin Abdülmelik bin Talha bin Muhammed Nişaburi
Kuşeyri bu konuda şunları söylemektedir: "Âlimler ilmi yaymak borcundadırlar. Veliler ise sırları gizlemek durumundadır. Eğer bilginler ilmin delillerini gizleyecek olurlarsa kendilerine cehennem ateşinden yular takılır. Veliler ise kendilerine verilen sırları ifşa edecek olurlarsa bu sırlar kendilerinden alınır
İşte böylede bir diyalitik kavrayışta var.


Gazzali, "Keşfi, yani hakikatlere vakıf olmayı, bu nurdan beklemek gerekir" diyerek "mükaşefe" yoluna işaret eder.
mükaşefe ilmi ledün kapısı gibi zor bir mesele. Aklı veren ile mükaşefe-yi var eden anlayış aynı olduğu gerçeğini biliyoruz lakin çok tartışılaçak konu olarak önümüze çıkmaktadır.
Yolumuzda akıl emri varken keşfi bulmayı emreder lakin bu keşif hali ve nesnesi nasıl olur.

Kendini arayan gazali devrin en ünlü üniversitesine müderrislik yapan ve bir dönem akıl hastası olan anlayışı anlamak adına ibn rüşd çekişmesi uyumu veya uyumsuzluğunu anlamak için okumak düşünmek yerlerinde olmak gerekir..
Gazali aklı veren Haktır diyor ve keşif(mükaşefe ) sezinleme sezme gibi birbirleri ile ayrı ve tartışılacak olan konuları avamın anladığı dilden değil biat kültürü üzerinden verildiği kanısından dolayı bizim yolumuzda gazali diye biri pek bulunmaz..


İbn Rüşt’ün ile Gazali’ye arasındaki anlaşmazlık ibn.Rüşt şeriat, ve felsefedeki bilginin kapsamı avamın anlamayacağı ve tam olgunluk mertebesini kavrayamayacağıdır.
Bunu nakil ile başarmanız imkansızdır. Aklı olmayanın ise naklin avama bir faydası bulunmamaktadır.
Bir başka önermeyi de ele aldığımızda;

Hz. Ali ile beraber on iki imam böyle vahiy yolu ile tayin edilmiş olan kimselerdir. Yoksa insanların imam tayin ve seçimi ile ilgili her hangi bir hak ve salahiyetleri yoktur..

sözü nereye ve inancımıza ne kadar içli dışlı olduğunu irdelediğimizde yerimizi belirlediğimiz soy bel evladı değil yol evladı oluşudur
Yani inancımızda nakil(soy)ile değil akıl(YOL)ile gerçekliği varlığını kabul ederek nakilin karşısında olmuşuzdur..

Bu gün ise bazı kendini bilmeyenler yoluna ihanet etmektedir ki yolu değil soyu görür. Ulu kişilere saygı sevgi onlarla ortak özellikleri kavramayı karıştırıyor sosyolojik varlık olan biz insanları değişik şekil ve hallere sokuyoruz
Çevremizde baktığımızda ne kadar akıl görüyoruz tüm güzelliklerin üzerine sünger çekilmiş ahlak insanlık büyük küçük aşk sevgi tamamen yerlerde...
Gerçek akılda bu gün yok olmuş...

Bunu şimdi nakilciler akıllarını kullanarak topluma nakili aşılamaya çalışıyorlar.Aşılanan topluluklar bireyler bir garip olarak yeni anlayış olarak ortaya çıkıyor.sakat doğan yürüyemeyen bu çocuğu maraton yarışına katmaya çalışıyorlar..

Avam esrarkeş misali olmuş, İnsafsız vicdansız. Yani kendisine yapılmak istemediğini bir başkasına yapan katil ruhlu ahlaksız cahiller ordusu yaratıyor. Yolumuzda Kendini bilmeyene (okumuşlar-okumamışlar) cahil denir. Eline diline beline geniş felsefik anlayış aklmın ürünüyken dilde kalan bu anlayışı nakilden çıkarmadığımız sürece insanlık insanlar elinden eziyet çekecektir.
Okumayan paylaşmayan örgütlenemeyen emeğe saygı duymayan edes-i ve ahlakı yitiren vicdanın herkes için taşımayan gitgide raydan çıkan bu anlayışa gün gelecek nakilinde akılda yetmeyeceği gibi
İlahi görünen mistik mucizelerde yeterli olmayacaktır..
İnsan olmayı başaramayan topluma
Aklıda, naklide anlaşılan boş ve o kadarda anlamadığı kadar anlamsız manasız velhasıl..

Yazık arkadan gelene....
Posting Freak
akıl mı?(n)akıl mi?
Gerçekten de inanç önderlerimiz aklı düşünceyi hep farz eylemişlerdir...

Peki kimlerdir bu inanç önderlerimiz? İşte asıl üstünde durmamız gereken nokta...

İnanç önderlerimiz gelmiş geçmiş bütün Allah elçileri olan peygamberler, evliyalardır...

Diğer bir önemli husus bizler bu önderlerin arkasından ne kadar gitmeyi başarmışız...

Bu inanç önderlerimiz neden geldikleri her dönemde taşlanmış, hakarete uğramış, inkar edilmiş, derileri yüzülmüş, asılmış, kesilmişlerdir...

Bunların en büyük sebebi Alevi toplumunun bu inanç önderleri olan evliyaların yollarına yeterince sarılamamış olmaları, birlik beraberlik ve inanç ibadet çağrılarına rağmen Alevi insanlarının görmezlikten gelip hep inkar gelmiş olmasıdır...

Bu Hak elçisi olan inanç önderlerimiz her dönemde gelip gitmişlerdir. İşte geçmiş yüzyılda Mustafa Kemal Atatürk, yaşadığımız yüzyıla da Zöhre Ana evliya olarak gelmiştir...

Peki bugün Alevi insanlarının ne kadarı bunu içlerine sindirebiliyor? Kaç tanesi inanç önderi olarak yoluna gidiyor...

İşte asıl olan bu gerçekleri görebilmektir. Hep inanç önderleri deriz ama nedense yanlızca geçmişte olan inanç önderlerini bugün görmeye çalışırız. Halbu ki o inanç önderlerini de bugün olduğu gibi o günki insanlar görmezlikten gelmiştir. İşte Aleviliğin bugün ki aldığı içinden çıkılmaz vaziyetin asıl sebebi budur...

Alevi insanları her dönemde Aleviliğe sahip çıkmayıp onu içinden çıkılmaz hale getiriyor. Bunun karşılığında da her dönemde bir Hak elçisi olan evliya gelip tekrar doğruları gösterip gerçekleri söyleyeceği zaman bu sefer de Alevi insanları bu elçileri görmezlikten geliyor. Yani hem yolun gereklerine sahip çıkmıyor hem de O yolun sahiplerine sırtını dönüyor...

Hal böyleyken istediğiniz kadar ]"İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır" deyin, eğer insanlar bahsi geçen "ilim" sıfatının evliyaları temsil ettiğini kabul etmedikçe ve de O Evliyaların yolundan gitmedikçe sonları mutlaka karanlık olacaktır...

Bu gün de Zöhre Ana'sız gidilen bütün yolların sonu karanlıktır. Çünkü gerçek Allah'ın ilmi irfanı ışığı kerameti ve mucizeleri bugün Zöhre Ana'dadır...

Madem ki Onsuz yol yürünmüyor. O zaman buyrun Hak kapısına. Yer Mamak Ankara...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.