Açılımcılar kınalarınızı hazırlayın!
Memleketteki tüm aktarlara daha şimdiden duyuruyorum. Stoklarını kontrol etsinler, ellerinde az miktarda kına varsa , hemen sipariş versinler ve bol miktarda depolasınlar.
İşsizliğin sanal olduğuna inanılan bir memlekette sanmayın ki ekonomi ile ilgili bir yazı yazacağım. O işlerden hiç anlamam. Önümüzdeki günlerde yeniden ısınacak terör olayları ile ilgili bazı gelişmeleri aktaracağım için yazıma bu başlığı attım.
Samsun Emniyet Müdürü’nün görevden alınması ve Ahmet Türk’e atılan yumruk ile başlayalım. Devletin zirvesi ve muhalefet partileri de dahil -zaten iliştirilmiş ve taraftar medya dünden hazır-hemen demokrasi havarisi kesildiler ve başladılar havlamaya.
Hep birlik ettiler ve yumruğu atan Samsunlu genci bir yerlere iliştirmeye ve bağlantılı bir hareket olduğunu ispatlama yarışına girdiler. Hiç kimse terör örgütünün siyasi uzantılarının Samsun’da ne işi var diye sorgulamıyor. Sırrı Sakık denen adam ve yandaşlarının yumruk atılmadan önce mahkeme önünde nasıl provakatif girişimler yaptığından bahsedilmiyor.Hiç kimse başta Trabzon olmak üzere uzun süredir Karadeniz’in en hassas bölgelerinde devamlı suretle yapılan tahrik ve provokasyonların üzerinde durmuyor.Güya milleti yatıştırma maskesi altında alabildiğine tahrik körüklüyorlar.Alışmışlar ya bir kere hem miyavlayacaklar hem de tırmalayacaklar.
Habur’dan terörist üniformalarıyla girecekler,şov yapacaklar,caniye bağlılık yeminleri edecekler ;oranın başta valisinden ve emniyet yetkilileri dahil olmak üzere kimse görevden alınmayacak.Her gün polislerimiz şehit olacak;o emniyet müdürü ve daha yukarıları görevde kalacak.Her gün Mehmetçik cenazeleri yurdun her köşesine gönderilecek,o komutan ve daha yukarıları görevde kalacak.Sonra her nasılsa bir yumruk yüzünden senelerdir acılarını içine gömmüş büyük bir sabırla bekleyen millete linç kampanyası başlatacaksınız.
Kim bu Ahmet Türk ile Sırrı Sakık.? Bizim gibi gariban Kürt kardeşlerimiz adına Ankara da siyaset yapan isimler,öyle mi? Kısa bir cevap cümlesiyle kendi sorumu yanıtlayıp geçeceğim.
Benim gibi Ankara gazetecileri bu iki ismi çok iyi tanırlar.İkisi de kumar salonlarından çıkmayan,kumar düşkünü ve saunalarda ayılan isimlerdir.Boş vakitlerinde de Kürtçülük yaparlar. Ah şu memlekette yaşayan temiz ve saf inanlar (etnik kökenleri ne olursa olsun) bir gün dönüp de şu siyasetçilere “ele veriyorsunuz talkımı kendiniz nasıl yutuyorsunuz salkımı?” diye bir sorabilseler. Neyse vakti ve saati var demek.
Samsun olayının yumrukçu gencin değil de PKK’nın siyasi uzantılarının provokasyonu olduğunu detaylı bir şekilde kanıtlamaya devam edelim. Önce siz taraftar deyin ben de f tipi diyeyim yazılı medyadan iki önemli örnek;
Birincisi; EMASYA kalkmış ama askerin çalışmaları devam ediyormuş.Yani asker kimseyi takmıyor onlara göre kanunsuzluğa devam ediyor.Geçen de yazmıştım;asker güneydoğuya ve özellikle hassas terör bölgelerine her senekinden daha fazla yığınak yapıyor diye.Bunun nedenini de konuştuğum askerler,artık ellerinin ve kollarının bağlandığını ve daha çok savunma moduna geçmek zorunda kaldıkları şeklinde gösterdiler.Hatırlamak isteyenler o yazıyı bulup okuyabilirler.Herhalde bazıları artık buna bile tahammül edemiyor.
İkincisi; Bugünlerde medya dünyasında ince transferler oluyor. Devletin zirvesindeki bazı isimlere ve bazı teşkilatlara çok yakın isimler yer değiştiriyorlar.Bunların hangi medya grubunun nereye yattığını anlamak için önemli ama buna girmeyeceğim.Ayrıntılı bir şekilde detaylandırmak gerekir.O da bu yazının direk konusu değil.
Bu memlekette ne zaman Kürt açılımı veya PKK ile ilgili yeni bir gelişme olacaksa bunun ilk işaret fişekleri cani Murat Karayılan ile yapılan röportajlarla atılır...İnanmayan gazete arşivlerini yoklasın ve Karayılan ile yapılan “söyleşilerin” ardından neler olmuş bir görüversin.Bu sefer Karayılan ile söyleşiyi yapan çok yakından tanıdığım Amberin Zaman. Amberin soyadına yakışır bir gazetecilik başarısına(!) imza atmış ve Karayılan ile 8 saat görüş-türül-müş. Yazının ilk bölümünü okuduğunuzda neredeyse bu caninin Ermenistan’ın kucağındaki adam değil de “Türk dostu” olduğunu sanırsınız.
Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni de diziyi “cesaret örneği “olarak servis ediyor ve “BÜYÜK gazeteler cesur olmak zorundadır. Önemli, etkili, ülkenin geleceği açısından değer taşıyan işler yapmak zorundadır. Bunlar tarihe geçecek önemde olduğu kadar riskli de işlerdir. Ama büyüklük, ülke için bu riski göğüslemeyi de gerektirir.
Bugün de Türkiye için çok önemli bir yazı dizisine başladık. Amberin Zaman, geçen haftayı Kuzey Irak'ta geçirdi.
Çok önemli görüşmeler yaptı. Hem Barzani ile hem de Irak'taki önemli siyasi figürlerle mülakatlar yaptı.Terör örgütünün şu andaki elebaşıyla da konuştu.PKK'nın şu andaki fiili elebaşı Murat Karayılan'la yaptığı konuşma, Türkiye açısından çok önemli ipuçları verecek.
Amberin'in Karayılan'la yaptığı konuşma, PKK'daki bezginliği açıkça ortaya koyuyor.Öcalan'ın artık örgütte gerçek anlamda bir etkinliğinin kalmadığını gösteriyor.Sadece bu kadar da değil.Terör örgütünün artık bölünme aşamasına geldiğini Murat Karayılan ile Cemil Bayık arasında kıyasıya bir çekişme yaşandığını gösteriyor. Karayılan çok açık bir dille Reşadiye'de 7 askerimizin şehit düşmesiyle sonuçlanan saldırının Cemil Bayık tarafından düzenlendiğini ve kendisinin buna karşı olduğunu vurguluyor.Ve dahası, "Bu saldırının arkasında İran'ın olduğu, Cemil Bayık'ı İran'ın yönlendirdiği"dillendiriliyor….”diyor..
Filmin karelerini peş peşe ekledikten sonra gelelim gerçek haberlere.
Bazen basında okursunuz.”Abdullah Öcalan avukatları ile görüştükten sonra şunu söyledi,bunu söyledi” diye..Çoğuna hatta tamamına inanmayın.Bu haberler ya terör örgütünün haber ajanslarından yada avukatlarından alınır.Çoğu da manipülatif tir.Genelkurmay Başkanlığı caninin avukatları ile yaptığı her görüşmeden sonra kayıtları alır ve tekrar tekrar inceler.Her mesajın şifresini çözmeye çalışır ve ona göre tedbir alır.
Caninin en son avukatları ile yaptığı görüşme üzerinde de uzmanlar çok çalıştı. Okunan bazı cümleler gerçekten dehşet verici. Burada yazmama müsaade edilmediği için okurlarımla paylaşamıyorum ama gazetecilik etiğine uygun olarak aldığım müsaade ile ancak şunu yazabiliyorum:
“Öcalan’ın yeni talimatı. Bu yıl Türkiye’ye sokacağınız militan sayısını ve gruplarını arttırın. Kuzey Irak’ı boşaltın. ABD ve Barzani’nin lojistik yollarına zarar vermeyin.Daha fazla eylem yapın ve kan dökün”
Özeti, mealen bu..
Askeri kaynaklar terör örgütü PKK’nın şu anda İran’dan lojistik destek almasının ve bu ülkeye yerleşmesinin de imkânsız olduğunun altını çiziyorlar.
Askeri uzmanlara “ siz ne yapacaksınız? “diye sorduğumda ,”Çarpışmaktan başka hiçbir çare yok. Bundan sonra eskisinden da fazla sıcak çarpışmalar için hazırlandık.Çarpışacağız.Yine seve seve şehit olacağız” diyorlar.
Bu cevabı aldığımda içim kan ağlıyor ama yinede TSK’ya olan güvenim perçinleniyor. Biz onlar ,Balyozla, Ergenekonla,boşanan eşlerin ifrazatları ile uğraşıyor,paşa paşa kavga ediyorlar diye düşünürken Peygamber Ocağı’nda yine uyku yok.Vatan ve millet için yine olağanüstü fedakarlık var.
Gördünüz mü şimdi EMASYA’yı?
Gördünüz mü Samsun provokasyonun ne olduğunu?
Ey bu ülkenin her zamandan da fazla olan hain ve gafilleri, Damat Feritleri
Sizin için sipariş ettiğimiz kınaları alıp müsait yerlerinizi bir güzel sürün ki; tekrar Mehmetçik cenazeleri gelmeye başladığında bu sabırlı asil millet yumruğu nereye vuracağını iyi bilsin ve şaşırmasın.
O kadar!...
Ahmet TAKAN
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk