ABD ile stratejik ortaklığımız sürecek
Erdoğan, G-20'de ABD ile işbirliğinin süreceğini umut ettiğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni ABD yönetimi döneminde de Türkiye'de saldırılarını sürdüren terör örgütüne karşı ABD ile işbirliğinin süreceğini umut ettiğini söyledi.
G-20 zirvesine katılmak üzere Washington'da bulunan Recep Tayyip Erdoğan, Brookings Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunda yaptığı konuşmada, küresel terör tehdidine de değindi. Erdoğan, ''11 Eylül terör saldırıları sadece ABD halkını değil dünyayı etkiledi. Türkiye, bu trajediyi en iyi anlayan ülkelerden biri olmuş ve mücadelede müttefiklerinin yanında yer almıştır. Tabii ülkemizde terör olaylarıyla ilgili en son 2007 5 Kasım'da ilk defa (ABD Başkanı George W.) Bush'tan çok net, sıcak yaklaşımı o gün gördük ve Bush o gün, Türkiye'deki terör örgütünün, gerek ABD gerek Irak ve Türkiye'nin ortak düşmanı olduğunu ifade ettiler. Ve anlık istihbarat paylaşımı kararını vererek ortak mücadeleyi ilan ettiler. Türkiye için hayatiyet arz eden bu işbirliğinin, yeni ABD yönetimi döneminde de artarak devam edeceğini ümit ediyoruz'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, ABD ile ortak gündemdeki konulardan birinin Pakistan ve Afganistan'daki durum olduğunu belirtti ve bölgesel ve küresel etkileri bakımından özel dikkat gerektiğini söyledi. Türkiye'nin her iki ülkeyle de tarihi dostluk bağları bulunduğuna işaret eden Erdoğan, bu bağların, Güney Asya'da barış ve istikrarın korunması amacına yönelik olarak kullanıldığını kaydetti.
Terör bölgelerine sadece para akıtmanın sorunu çözmediğini belirten Erdoğan, Irak'a aktarılan paranın 500 milyar doların altında olduğunu zannetmediğini ve Afganistan'ın da bundan geri kalmadığını söyledi. Erdoğan, buna karşılık Irak ve Afganistan'ı ziyaretlerinde bu bölgelerin halini hiç iyi görmediğini belirtti ve ''bu kadar akıtılan para nereye gidiyor?'' diye sordu.
Irak'taki milli savunma bakanlığı binasının yerle bir olduğunu belirten Erdoğan, morali yüksek tutmak açısından, bu binanın yeniden inşası veya başka bir bina tesisinin yerinde olacağını söyledi. Erdoğan, şu anda Türkiye'nin Afganistan'a para vermediğini, yatırım yaptığını kaydetti. Eğitim, sağlık, yol, su götürüldüğünü belirten Erdoğan, ''Halkı görseniz, hakikaten bunun insani bakışla bağdaşır hali yoktur. Biz ne yapabiliriz? Önce cehaletten kurtulmaları için okul kurmalı dedik, okul inşa etmeye başladık. Sağlık için herşey yok olmuş. Hastane yapmaya başladık. Suyu yok. Sondaj yapıp su çıkardık. Yollar yaptık. Şu anda Kabil'in güneyinde Vardak'ta biz çalışma yürütüyoruz. Bir çok sıkıntıya rağmen arkadaşlar çalışmaları sürdürüyor kararlılıkla. Önemli olan oralarda bu rezervleri bırakabilmek. Halkın kendine olan özgüvenini artırabilmek. Afganistan'daki koalisyon güçlerinin halka bir düşman gibi görünmemesi, (bunlar bizi gerçekten korumaya, ihya etmeye geldiler. Bize imkan sağlamaya geldiler. Terör örgütlerine karşı mücadele veriyorlar) görüşünü sağlaması önemli. Sadece silahlı boyut yeterli değil. Bu benim görüşüm'' dedi.
Pakistan'da işbaşına gelen hükümetin, terör ve aşırı unsurlara karşı desteklenmesi ve yardım yapılması gerektiğini söyleyen Erdoğan, ''Darfur'a da gittik gördük. Yerinde inceledim. Çadırların içinde yaşayan insanlar sefaleti sürdüdüyor. İnsan hayatını tehdit eden sağlık koşullarını orada gördüm. ABD'nin oraya da parasal desteği var. Bunu da sayın Başkanla (Bush) görüştüm, gördüklerimi anlattım. Biz bu kadar parasal destek gönderiyoruz, ne oluyor diye sordular. Artık bilemiyorum. Benim gördüğüm bu. Biz eserlerimizi bu ülkeye bırakalım, çok daha isabetli diye düşünüyoruz. Lübnan'da da aynı şeyi yapıyoruz'' dye konuştu.
IMF ve Dünya Bankası'nın tüm dünyadaki gelişmelerde aktif rol oynadığını belirten Erdoğan, sıkıntılı olan ülkelerin gelişmesine yönelik olarak iki kuruluşun ortaklaşa çalışmasının büyük önem arz ettiğini kaydetti. Erdoğan, ''G-20'de bunu teşvik etmeli diye düşünüyoruz. Yarın bu tekliflerimizi kendilerine sunacağız.'' dedi.
Erdoğan, ''dost ve müttifik olmanın gereği, yapıcı olmaktan, sorunları samimi ifade etmekten geçer diye düşünüyorum. ABD ile ittifakımızı pekiştirip ileriye taşıma gayreti içinde olacağız. Dostumuz ve müttefik ABD ile aramızdaki stratejik ortaklık temelindeki ilişkilerin daha da derinleştirilmesi bizim için önem taşıyor. Türkiye olarak her gayreti göstermekte kararlıyız. Son dönemde çeşitlenen ekonomik, ticari, sosyal, kültürel ilişkiler somut adımlarla desteklenmeye devam edecektir. Ortak idealler ve vizyona bakıldığında gelecekte de birlikte çalışacağımıza inancım tamdır'' ifadelerini kullandı.
-SORULAR-
Erdoğan, Türkiye'de iç siyasetin durumuna ilişkin bir soruyu yanıtlarken, 29 Mart 2009'da gerçekleştirilecek yerel seçimlere işaret etti.
Erdoğan, Ak Parti'nin yerel yönetim anlayışında bir farklılık bulunduğunu belirtti ve ''biz, yerel yöneticiliği asla sadece kaldırım döşemek, kanalizasyon, su getirmek olarak görmeyiz. Çevrecilik ve sosyal yönü vardır. Kültürel yanıyla da halkıyla bütünleşen bir belediyecilik anlayışı. İnanıyorum ki seçimler bunun neticesini başarılı bir şekilde verecektir. 22 Temmuz 2007'den sonra dört yıllık süreçte yeni hedefte, uzaktan izleyenlerin bize sorduğu şöyle bir soru var: 14 Mart sürecinde siz bir anayasal sıkıntı yaşadınız. Anayasal noktada herhangi bir adım atmayı düşünyor musunuz? Tabii değişiklik yapılabilmesinin bazı şartları var'' dedi.
ABD'de anayasa mahkemesi sisteminin Türkiye'den çok daha farklı olduğuna işaret eden Erdoğan, ABD'de üyelerin yönetim tarafından atandığını, yeri geldiği zaman onları denetleyen Senato gibi bir üst makamın bulunduğunu kaydetti.
Erdoğan, ''şu anda belli bir oya, referanduma gitmek istiyorsunuz, halka gideceksiniz. Halka gidebilmek için de anayasayla ilgili değişikliğin yine Anayasa Mahkemesi'nden gitmesi gerek. Geçmezse, referanduma gidemiyorsunuz, gerekli çoğunluğa sahip olsanız bile. Diğer taraftan, muhalefet 110 sayısına ulaştığında Anayasa Mahkemesi'ne gider, değişiklik veya durdurma isteyebilir. Asıl beklentiler bunlarla ilgili. Bizim şu anda siyasi partilerle, seçim yasasıyla ilgili düşündüğümüz bazı anayasal değişiklikler vardır. 14 Mart öncesinde bu tür hazırlıkları yapmıştık. Ertelenmiş oldu, bu adımı atamadık. Mutabakat sağlansın diye bu defa parlamento uzlaşma komisyonu oluşturalım dedik. Bu defa da ana muhalefetten olumsuz cevap geldi'' diye konuştu.
Erdoğan, parlamentoda barajın diğer ülkelere göre yüksek olduğunu belirten Erdoğan, ''Yüzde 10 yüksek. Bunu kabul ediyorum. Bu düşürülebilir. Şöyle önerim var. 450 miletvekili bu baraja tabii olur ama 100 milletvekili bu barajın dışında tutulur, onlara baraj uygulanmaz. Bunu savunanlardan birisiylim. Buna da yaklaşımda bir uzak duruş var. Bunu başarmanın önemli olduğunu düşünüyorum, katılımcı demokrasinin bir gereği'' dedi.
Parlamentoda bayan milletvekili konusunda da ciddi mesafeler alındığını belirten Erdoğan, ''İnanıyorum ki, parti olarak bizler mevcut sayıyı çok daha ileriye taşıyacağız. Parlamentoya illa bayan sokalım diye değil, kaliteyi aramak da önemli. Bizler, partimizde bayanların aktif olmasını sağlamaya yönelik ciddi kadın örgütlenmesi yaptık. Kadın örgütlenmesi bu kadar güçlü olan başka parti yok'' diye konuştu.
Türkiye ile ABD ilişkilerinin eskiden olduğu gibi olmadığı yönünde bir soru üzerine Erdoğan, ''1 Mart tezkeresi olayında parlamentoda yeteri sayıya ulaşamadık. Daha sonra tekrar tezkere geldi, biz o dönemde yeteri sayıya ulaştık, fakat bu defa da Irak halkı, Türkiye'nin Irak'a girmesini istemedi. Zorla oraya girecek halimiz de yok. Başkanla (Bush) görüşmenin neticesinde (iptal edelim) dediler, iptal ettik. Ama Irakla olan süreç durmadı'' dedi.
Erdoğan, şu anda Irak'ın ekonomik ihtiyaçlarının çok büyük bir kısmının ve ABD'nin oradaki güçlerinin ihtiyaçlarının, akaryakıta varıncaya kadar Türkiye'den karşılandığına işaret etti. Bunun, Irakla ilişkilerin ne boyutta olduğunu göstermesi bakımından önemli olduğunu belirten Erdoğan, ''ABD'nin Irak'tan çekilmesi noktasında belki tarih veya ay telaffuzu, tabii ki Obama'nın takdirinde olan bir şey, tarihin açıklanması acaba erken mi oldu diye soruyorum. Bu açıklanmayabilirdi. Bu, beklenti doğurabilir. Bu beklenti eğer neticesini vermezse çok daha farklı durum meydana gelebili'' diye konuştu.
Irak'ta güvenlik güçlerinin yetişmesinin gerektiğini, bu güçlerin belli olgunluğa ulaştığının söylenemeyeceğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin eğitim desteğine hazır olduğunu kaydetti.
Erdoğan, ''demokrasiye geçiş sadece lafla olmuyor, uygulaması önemli. Yerinde görsünler istiyoruz. Totaliter bir mantıktan demokratik bir sürece geçeceksiniz'' ifadesini kullandı. Afganistan'da da müşterek çok şey yapılabileceğini belirten Erdoğan, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'nin Türkiye ziyaretinde de bu konuda ortak kanaatleri paylaştıklarını gördüğünü söyledi.
Erdoğan, ''ABD ile daha da büyük önem arz ediyor. Belli miktarda askerimiz var. ABD karşıtı toplum değil, ABD'ye muhabbeti olan bir toplum tesisi için önemli'' diye konuştu.
-İRAN-
New York Times gazetesinde Türkiye'nin, İran ile arabuluculuk önerdiğine ilişkin çıkan bir haberin sorulması üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:
''İran'la AB troykasından farklı bir durumumuz var. İran'la ortak değerleri neler troykanın ve bizim neler? Bunları iyi değerlendirmek lazım. Bunu değerlendirmeden adımlar atınca karşılıklı özgüven eksikliğinin olduğunu görüyoruz. İran, troykaya, troyka da İran'a farklı bakıyor. Güven bunalımı var. Bunu ortadan kaldıracak aracıyı bulmak şart. Türkiye, böyle bir ülke. Herkes barışın arayışı içinde. Burada bize düşecek görev de, (biz diğerlerinden çok daha faydalı neticeler alırız. Bizim telkinler çok daha olumlu döner) diye düşünüyoruz. Çoğu zaman Avrupalı dostlarımız da gördü. Onlar bizi arayıp siz aracı olun demiştir. Netice alındıktan sonra bizi bir daha aramamışlardır. Çarkın bozulmaması için devam etmesi lazım. O sistemi bozarsak netice almamız mümkün değil. Biz burada özgüvene sahibiz. İran'ın, başta ABD olmak üzere diğer ülkelerle sıkıntılı döneminde biz arabulucu görevini görürüz. İran'ın bize güveni var. Avrupalı ülkelerin bildikleri var, güveni var. Biz yardımcı oluruz. Yanıbaşımda komşum. Çözebilirsek hem dünya hem ülke kazanır.''
-IMF-
Kendisini Türkiye'de yatırımcı olarak tanıtan bir Amerikalı katılımcının ekonomik veriler üzerine sorduğu soru üzerine Erdoğan, ''Türkiye'ye yatırımları durdurmadın değil mi?'' diye gülerek sordu. Bunun üzerine katılımcı, ''Durdurmadım'' diye yanıt verdi ve IMF'nin Türkiye için gelecekteki rolünü sordu.
Erdoğan, ''Şimdi piyasalar kendilerini her yönden garantiye almanın teminat altına almanın arzusu içinde. Dünyadaki duyumlardan hareketle sürüdürüyorlar. Şu anda piyasalara 6.5 trilyon enjekte edildi deniliyor mesela. Türkiye'de bu niye yapılmıyor? Niye acele hareket etmiyor Türkiye? Biz 2001'de, 90'larda yaşadığımız için Türkiye'ye aynı şeyi yaşatmak istemiyoruz. Bir tane batık banka yok. Bu önemli bir şey. Olmayışının sebebi, dönemimiz içinde bankaları çok iyi denetlememizdir. Bir de bakkal dükkanı açar gibi banka açılmasına müsaade etmedik. İsteyen istediği gibi banka açıyordu. Piyasadan tüm mevduatı toplayıp farklı yerlerde o paraları yok ediyordu. Bunun faturası 22 banka fona devredilerek ödendi Türkiye'de. Bu dönemde böyle birşey yok. Bankalarla görüşmelerde şunu soruyoruz. Senin şu anda rasyon ne durumda? Biz göreve gelmeden önce 8'di. Bunu 12'ye çıkardık. Sıkıntılı olan yok. Onlar da işi sıkı tutmuşlar. Kredi noktasında, özellikle Kobi'leri sıkıştırmayacaksınız. Benim görevim değil ama ben başbakan olarak sinyallerini vermek durumundayım. Mevcut müşterin onlar. Kaybetme. Desteği vereceksin. Bizden yeni destek istiyorlar, biz de çalışmamızı yapıyoruz. Biz dünya ile gitmek zorunda mıyız, ülke koşulları içinde mi? Biz, ülke koşulları içinde diyoruz'' ifadelerini kullandı.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''IMF diyor ki büyümeyi 2'ye indireceksin. Bir ülke için büyüme hedeftir. En düşük noktada büyümeyi gösterecek olusam, büyüme düştüğü için, 2008'de belki bu 4 olacak, belki biraz daha altına düşecek. 2009 için 2 dersek, piyasalar çok daha endişeli hale gelir, sıkıntılı olur. Bütçeyle ilgili farklı yaklaşımlar var, yatırımları durduracaksınız. Bakkalın dükkanına kepengi indir, kilidi de vur. Ben bunu yapamam. Yatırımların durması bu demektir. Altyapıya yatırımı nasıl durdurursun? Biz yolları, okulları, hastaneleri yapacağız. Biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. Bu adımları atmamız şart diyoruz kendilerine onlar sıcak bakmıyorlar. Belediye gelirler kanunu çıkardık, belediyelerin gelirlerini artırmayın. Ama belediyeler bu yatırımları yapan kurumlarımız personel ücretini ödeyemez durumdaysa yerel yönetimlerin hali ne olacak? Bunları aşabildiğimiz takdirde IMF ile çalışmayı düşünüyoruz. Ama bunları aşmamız şart. Aşamadığımız takdirde o zaman durumu gözden geçireceğiz.''
-İRAN'IN NÜKLEER ENERJİSİ-
Bir katılımcının İran'ın nükleer enerji üretmesine nasıl yaklaşıldığı sorusuna karşılık Erdoğan, nükleer enerjinin insani amaçla kullanılmasından yana olduklarını söyledi. Erdoğan, nükleer enerjinin kitle imha silahı olarak kullanılmasını savunmanın mümkün olmadığını belirti ve İran ile görüşmelerde de sürekli olarak bu konuda telkinde bulunulduğunu söyledi.
Erdoğan, ''Onlar bize, biz birincisini (insani amaçlı olanı) yapıyoruz diyorlar. Söyledikleri bu. Uluslararası Atom Enerjisi kurumunun yapmış olduğu şeylerde hala net bir konu yok. İran, böyle bir nükleer silahı eğer kitle imha silahı olarak yapıyorsa, herşeyden önce ona bunu yapma diyenlerin de kendilerinin nükleer silahlarının olmaması gerekir. Sizde nükleer silah olacak, karşı tarafa sen yapma diyeceksin. O da kendine göre savunmaya geçiyor, bu her ülke için geçerli. Burayı ben soru işareti olarak görüyorum. Bu yaklaşım tarzını tüm insanlık olarak gözden geçirmemiz lazım. Yatırım silah sanayine savunmaya ayrılıyor. Dünya barışına, fakir ülkelere para ayrılmıyor. Biz sürekli telkini yapmaya devam edeceğiz.''
-ENERJİ-
Türkiye'nin enerji koridoru olarak rolünün sorulmasına karşılık Erdoğan, ''Türkiye'nin zaten bulunduğu coğrafya sebebiyle bir görevi var. Transatlantik ve Nabuko. Türkmenistan, kendi sınırında 'doğalgazı size teslim ederiz, fazlanız varsa nereye verirseniz verin' diyor. Azerbaycan şu anda doğalgazı ne Transatlantik ne de Nabuko'ya ilave doğalgaz verecek noktada değil. 2014-2015 yıllarında 20 milyar metreküp yılda çıkabilecek. Türkiye olarak Azerbaycan'dan 8 milyar metreküp doğalgaz talebimiz var. Kendileriyle görüşmelerimiz oldu. 10-12 milyar metreküp de Azerbaycan bunu kendisinde kullanıyor. Nabuko'nun doğalgaz talebi yılda 30 milyar metreküp. Bu doğalgazı Avrupa ülkeleri nereden alacak? Azerbaycan'ın yeterli gazı yok. Türkmenistan, İran'dan veya kuzey Irak'tan veya Rusya'dan gelebilir. Biz de bir deyiş var, üzümü mü yiyeceğiz bağcıyı mı döveceğiz. Üzüm yiyeceksek muhatap olarak bizi alın. Tedarikçi ülkelerden biz doğalgazı temin ederiz. Hem tüketiciyiz hem nakliye ederiz. Trans Adriyatik'te Yunanistan'a doğalgaz veriyoruz. İtalya hattı yapılıyor. Belki isviçre hattı yapılacak. Nabuko ile ilgili diğer görüşmeleri yürütüyoruz'' dedi.
Bakü'de iki günlük bir petrol zirvesi yapılacağını ve Cumhurbaşkanı'nın da katılacağını belirten Erdoğan, ''bölgede Türkmenistan da dahil olmak üzere, hazar petrollerinin aktarılmasında neler yapılabileceği de müzakere edilecek. En rahat en güvenilir ülke, maliyeti düşük, güvenli bölge, süratle intikal. ABD Enerji Bakanlığı yetkilileriyle de iki hafta önce Türkiye'de görüştük. Süratle netice almanın gayreti içindeyiz. Temenni, doğalgaz konusunda AB üyesi ülkeleri rahatlatabilmek. Yunanistan, İtalya ile bu hattı hemen çözebilmek. Öyle zannediyorum ki kısa zamanda da bitecek'' diye konuştu.
Türkiye'nin Müslüman bir ülke olarak Müslüman dünyasındaki yerini soran bir katılımcıya karşılık Erdoğan, şöyle konuştu:
''Türkiye'nin en önemli rolü, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olması ve halkın yüzde 99'unun Müslüman olması. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti niteliklerini kavramış olması çok önemli. 1.5 milyarlık İslam dünyasında batı ile Türkiye'nin köprü rolü oynaması sözkonusu. 1.5 milyar İslam dünyası AB üyeliğimizi takip ediyor. Ne oldu üye oluyor musunuz diyor. Türkiye'nin bu süreçte aldığı mesafeler, özellikle İslam dünyası ve batı arasında barışa, huzura, medeniyetler ittifakında üstlendiğimiz eşbaşkanlıkta farklı noktaya taşıyacak. Biz, anti-semitizm noktasında bunu İslam dünyasında ilk defa insanlık suçu olarak telaffuz eden ülkeyiz. Fakat son zamanlarda İslamofobi gibi gelişmesi bizi üzdü. Karikatür krizleri bizi üzmeye başlamıştır. Almanya'da çok daha çirkin bir gelişme olacaktı ki İçişleri Bakanlığı engelledi. Hangi inanç grubu olursa olsun, çok daha dikkatli saygılı olması gerek. Bunu hep birlikte başarmamız lazım. Bir ülkeden birşeyler bekliyorsak, o inanç gruplarına karşı ne verdim, kendimize sormamız lazım diye düşünüyorum.''
ensonhaber
ABD ile stratejik ortaklığımız sürecek
Konu Sahibi / Yazar
Döne
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
2139
ABD ile stratejik ortaklığımız sürecek
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Kibirlenme yiğit yaşa![[Resim: ataxh8.gif]](http://img229.imageshack.us/img229/8783/ataxh8.gif)