Genç Bakış programı ile Gönüllerde taht Kuran Abbas Güçlü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gençlik ve eğitimle ilgili planları nedeni ile meydan okudu;
Bursa’da bir toplantıda konuşan Milliyet Gazetesi Yazarı ve Kanal D’de yayınlanan ’Genç Bakış’ programının yapımcısı Abbas Güçlü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 4 yıl önceki "Çocuklarımızı sınav, dersane garabetinden kurtaralım" sözünü hatırlatarak, "Anadolu liselerine girişte tek sınav vardı. ’Kurtaralım’ dedi. Yerine 3 sınav getirdi. Başbakan Türkiye’de herşeyi yapabilir ama dersaneleri kaldıramaz. Eğitim sistemini 1 gecede değiştiremez" dedi.
Abbas Güçlü, Uludağ Üniversitesi Rektörlük B Salonu’nda düzenlenen ’Eğitim, istihdam ilişkisi’ konulu programa konuşmacı olarak katıldı. Türkiye’de üniversiteye girenleri adeta işsizlikle ödüllendirildiğini savunan Güçlü, sayısal olarak üniversite sınavına girenlerin sayısının arttığını ancak üniversitelerin kontenjan doluluk oranının düştüğünü kaydetti. Mevcut sistemin insanları rahatsız ettiğini belirten Güçlü, "Türkiye’de insanları nasıl mutsuz edebiliriz? diye bir sistem oluşturmaya kalksalar bugünkü üniversiteye giriş sınavı sisteminden daha kötü bir sistem olamaz" dedi.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sınav sistemini ve dersaneleri kaldırmak istemesinin doğru bir davranış olduğunu ifade eden Güçlü, şöyle konuştu:
"Doğru bir davranış ama 10 yıldır aklınız neredeydi? Kaldırdım demekle bu iş olmuyor. Yarın nasıl bir sistem getireceksiniz? Üniversiteler kendi sınavlarını, kendileri yapsınlar ya da ÖSYM sıralama yapsın, puanlar versin, kayıtlarını yapsın, dediğimiz zaman da çok büyük sorunlar çıkar. ’Dersaneleri kaldıracağız’ diyorlar. Eğitimde bu kadar kalite farksızlığı olduğu sürece siz Robert Lisesi ile Şırnak Lisesi’ndeki öğrenciyi aynı yarışa soktuğunuz zaman aynı soruyu sorduğunuz zaman o çocuklar açığı kapatmak diğerlerine yetişmek için paraları varsa dersaneye gideceklerdir. Paraları da yoksa hayata, ülkeye küsecektir."
"GÖRDÜĞÜNÜZ HER YERDE SİYASETÇİLERDEN İSTEKTE BULUNUN"
Dersane sektörüne akan paranın üniversiteye harcanan paradan çok çok daha fazla olduğunu belirten Abbas Güçlü, şöyle devam etti:
"Bu paraların sistemin içine çekilmesi gerekir. Siyasetçiler bu işin içine girmiyor, konuşmuyor, konuşmak da istemiyorlar. İnşallah ileriki yıllarda bunlar konuşulur. Bu konuda siyasetçilere kabahat bulmuyorum. Siz gençlere, anne- babalarınıza kabahati buluyorum. Hiçbiriniz siyasetçilerden daha iyi eğitim, istihdam konusunda talepte bulunmuyorsunuz. Başbakan, muhalefet lideri son 1 yıl içinde 10 defa taksicileri ziyaret ettiler. Onları bir oy potansiyeli olarak görüyor. Sizi ciddiye almıyorlar çünkü talepte bulunmuyorsunuz. Sizi çantada keklik olarak görüyorlar. Öğrenci ya oy kullanmaya gelmez ya veriyordur ya da vermez diyordur. Anne, babaların çocukları umurlarında değil. ’Talepleri olsa bize zaten söylerlerdi’ diyorlar. Gördüğünüz her yerde siyasetçilerden istekte bulunun."
"TASARIYI MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI GETİRMEDİ"
Gündemde olan 4+4+4’ün yeterince tartışılmadığını ve alt yapısının incelenmediğini dile getiren Güçlü, burada bir çelişki olduğunu anlattı. Abbas Güçlü, bu tasarıyı Milli Eğitim Bakanlığı’nın değil, AK Parti’den 5 milletvekilinin ;getirdiğini belirterek, şöyle dedi:
"5’inin uzaktan yakından eğitimle alakası yok. Milli Eğitim Bakanlığı Komisyonu’nun, komisyon üyelerinin uzaktan yakından eğitimle alakası yok. Bakanın alakası yok bakan yardımcısı, müsteşarın uzaktan yakından alakası yok. Tıpkı önceki bakanların koltuktan indikten sonra eğitimi unuttukları gibi bu bakanda, bakanlık koltuğundan indiği zaman muhtemelen unutacak. burada yeterince olgunlaşmayan, tartışılmayan, pedogojik açıdan ele alınmayan bir tasarı var. Burada eleştiri o. Eğitim bu kadar kolay bir iş mi? Oturuyorlar, kendileri ile ilgili olmayan bir konuda karar alabiliyorlar. Meclis herşeyi yapabilir ama insanların 30-40 yılı ülkenin geleceğini bu kadar kolay karar vermemeli."
"BAŞBAKAN DERSANELERİ KALDIRAMAZ"
Bu tarz uygulamalar Avrupa’da yapılırken 3-5 yıl pilot uygulama yapıldığını dile getiren Güçlü, artı ve eksilerinin tartışıldığını buradan çıkacak sonuca göre yaygınlaştırma kararı verildiğini kaydetti. Başbakan Erdoğan’ın 4 yıl önceki "Çocuklarımızı sınav, dersane garabetinden kurtaralım" sözünü hatırlatan Güçlü, "Ne oldu arkasından? Anadolu liselerine girişte tek sınav vardı. ’Kurtaralım’ dedi. Yerine 3 sınav getirdi. Sonra dersane sayısı 3 binlerden 4 bine çıktı. 7’nci, 8’inci sınıfta dersaneye başlayan çocuklar 5’inci sınıfta başladı. Siyasetçilerin söylediklerini ciddiye almıyorum.
Başbakan’a dün CNN Türk’te ’Hodri meydan’ dedim. Başbakan sınavları dersaneleri kaldırsın, ’Oyumu da vereceğim, elini de öpeceğim’ dedim. Ama kaldırması mümkün değil. Başbakan Türkiye’de herşeyi yapabilir ama dersaneleri kaldıramaz. Eğitim sistemini 1 gecede değiştiremez. Çünkü bu 20 milyon öğrenciyi, 30 milyon veliyi ilgilendiren durum. Bugünden yarına yapılabilecek birşey değildir" dedi.
27.03.2012
Ulusalpost.com
Abbas Güçlü Erdoğan’a meydan okudu!
Konu Sahibi / Yazar
elvan_b
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
1831
Abbas Güçlü Erdoğan’a meydan okudu!
Abbas Güçlü ErdoğanÂa meydan okudu!
Yobazlıkla, karaktersizlikle, şerefsizlikle, kuklalıkla, milli hislerden uzak, yandaşlıkla, adamcılıkla, cemaatle, tarikatle, okyanus ötesinden emir alarak ülke yönetmeye çalışan zihniyetlerin yapabilecekleri eğitim reformu bu kadar olur...
Atatürk'ün ışığından nasibini alamamış yarasaların eğitim sistemini de kendi karanlık dünyalarına göre şekillendirmeye çalışması, olsa olsa ancak genç beyinlerin düzgün bir milli eğitim aldıktan sonra, akıl ve mantık mekanizmasını harekete geçirip, Atatürk'ün ışığına yönelmelerinden korkmalarından başka bir şey olamaz...
]Milli Eğitim'in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir... (M.K. Atatürk)
]Okul genç beyinlere; insanlığa hürmeti, millet ve memleket sevgisini, şerefi, bağımsızlığı öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için takip edilecek en uygun, en güvenli yolu öğretir. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları lazımdır. Bunu sağlayan okuldur...(M.K. Atatürk)
]Şimdiye kadar uygulanan eğitim ve öğretim yöntemlerinin milletimizin geri kalmasında en önemli etken olduğu kanısındayım. Onun için bir milli eğitim programından söz ederken, eski devrin boş inançlarından ve yaratılışımızla hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tamamen uzak, milli karakterimiz ve milli tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Çünkü milli dehamızın gelişmesi ancak böyle bir kültür ile sağlanabilir... (M.K. Atatürk)
Atatürk'ün ışığından nasibini alamamış yarasaların eğitim sistemini de kendi karanlık dünyalarına göre şekillendirmeye çalışması, olsa olsa ancak genç beyinlerin düzgün bir milli eğitim aldıktan sonra, akıl ve mantık mekanizmasını harekete geçirip, Atatürk'ün ışığına yönelmelerinden korkmalarından başka bir şey olamaz...
]Milli Eğitim'in gayesi yalnız hükümete memur yetiştirmek değil, daha çok memlekete ahlâklı, karakterli, cumhuriyetçi, inkılâpçı, olumlu, atılgan, başladığı işleri başarabilecek kabiliyette, dürüst, düşünceli, iradeli, hayatta rastlayacağı engelleri aşmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiştirmektir. Bunun için de öğretim programları ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir... (M.K. Atatürk)
]Okul genç beyinlere; insanlığa hürmeti, millet ve memleket sevgisini, şerefi, bağımsızlığı öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için takip edilecek en uygun, en güvenli yolu öğretir. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer bilgin olmaları lazımdır. Bunu sağlayan okuldur...(M.K. Atatürk)
]Şimdiye kadar uygulanan eğitim ve öğretim yöntemlerinin milletimizin geri kalmasında en önemli etken olduğu kanısındayım. Onun için bir milli eğitim programından söz ederken, eski devrin boş inançlarından ve yaratılışımızla hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tamamen uzak, milli karakterimiz ve milli tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Çünkü milli dehamızın gelişmesi ancak böyle bir kültür ile sağlanabilir... (M.K. Atatürk)
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a
(PİR ZÖHRE ANA)
Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi