Çalıştayın beşincisi geçtiğimiz günlerde yapıldı biliyorsunuz. Sevgili arkadaşımız Musa Özuğurlu da katıldı çalıştaya. Ancak Musa, çalıştayın kadrolu davetlilerinden değildi. Cem TV olarak orada bulunmamız gerektiğine karar verdik. Musa, Bakanlığı arayarak kendisini davet ettirdi. Ketum bir arkadaşımızdır, Taraf gazetesinin apalak oğlanı Rasim Ozan Kütahyalı’nın yol açtığı skandaldan ancak Sevilay Yükselir Sabah gazetesinde yazdıktan sonra söz etti.
Mesele şu: Çalıştayın modaratörü Necdet Subaşı, Taraf yazarı Kütahyalı’ya toplantıya davet edilen gazeteci ve yazarların verdiği abuksabuk cevapları anlatmıştı. Kütahyalı da Subaşı’dan aldığı bilgileri toplantıda dillendirdi. Kütahyalı’nın konuşması Necdet Subaşı ve Bakan Faruk Çelik’in önünde yapıldı. Yalanlanmadı.
Sevilay Yükselir “Aleviler için ‘İşim olmaz bu köylülerle’ diyen o gazeteci kim?” başlığıyla yazdı o konuşmayı ve o müthiş yanıtları şöyle sıraladı:
1) "Ben ömrümde hiç Alevilik üzerine yazılar kaleme almadım. Bunlar benim ilgi alanımda değil. O nedenle beni mazur görünüz..."
2) "Bu sorunu ancak bunları köylerine geri göndererek çözebilirsiniz. Başka çözüm yolu yok!"
3) "İşim olmaz benim bu köylülerle! O nedenle katılmayacağım!"
Yükselir, bu cevapları verenleri açıklaması için Kütahyalı’ya çağrı da yaptı. Büyük ihtimal yarın Taraf’ta manşet olacaktır. Ancak bir sakınca var ki, “Alevileri köylerine gönderin” radikal cevabını veren yazar, Taraf’ın arkasındaki yayınevinde yayınlatıyor kitaplarını. “O köylülerle işim olmaz” diyen “Kemalist, laik, cumhuriyetçi” köşe yazarı ise muhtemelen hedef tahtasına daha kolay oturtulacak.
Beşinci çalıştayın özeti bu. Bu kez skandala katılanlar değil, katılmayanlar imza attı. Üstelik herkesi ters köşeye yatırdılar bu kez.
O Cumhuriyetçi seçkin köşe yazarı Ordu’nun bir dağ kasabasından. İhtimaldir ki, kasabasına yaz tatilinin bir bölümünü geçirmek üzere giderken görmüştür Alevileri. İhtimaldir ki, ailesinden öğrenmiştir yan köylerdeki Kızılbaşların “mum söndü ayini” yapmakta olduklarını.
“Bu sorunu ancak bunları köylerine geri göndererek çözebilirsiniz” diyen aklıevel ise bir Saray memurudur. Son zamanlarda bir takım zevat tarafından “Türk tarihçiliğinin duayeni” ilan edildiğinden dengesini yitirmiştir biraz. Hızla bir “pop tarihçi” haline dönüşürken okuyucuları ve öğrencileri hüzünle izlemektedir kendisini. Bir tarih uleması olmuştur zamanla, her söylediğinde hikmet bulunmaktadır.
Saray arşivlerinde Kuyucu Murat Paşa’ya boğazlatılan Türkmenlerle ilgili hiçbir vesika yokmuş demek. İlgilenmemekte haklıdır.
Diğeri için ise söyleyecek sözümüz yok. Ayıp! 80 küsur yıldır köylülerle bir işiniz olmadığı için bu haldesiniz zaten. Gidi Yakup Kadri’nin “yaban”ları sizi!
Hınzır Paşalarla Hızır Paşaların arasında kaldı Aleviler. Yüzünü “ekşi”tse suç, “dilber”e gönül verse kabahat.
Ha bu arada, aleviler onlara uyup köylerine dönse hükümet ne güzel Alevi açılımı yapar değil mi? Hem, darbe tehlikesi de ortadan kalkar, Mimtazer rahatlar.
İnsanın kendisini saray soytarısı durumuna düşürmesi ne hazin!
Orhan Gökdemir